Ahhahah xiao yao oyle soyleyince yanlis anlasildi bnm tarafimdan djdjnssjs
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
314. Bölüm Yue Qing Qian’la Gerçek Hayatta Tanışmak
Gece vakti, Liu Hua Üniversitesi’ne döndüm. Kadınlar yurduna adımladıktan sonra Wan Er’i aradım. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra açılmıştı; lakin kulaklarımda yankılanan ses Wan Er’e değil, canavarlardan birine aitti. Oyunda olduğunu o zaman anlamıştım---
‘’Wan Er, okula geri döndüm.’’
‘’Tamam, Dong Cheng’le seviye kasıyoruz. Neredesin?’’
‘’Kadınlar yurdunun önündeyim.’’
‘’Hemen geliyorum, iki dakika bekle. Sana söylemem gereken bir şey var…’’
‘’Tamam!’’
………..
Çok geçmeden iki güzellik yurdun merdivenlerinde belirmişti. Saat 00:00’ı geçtiğinden aslen kuralları çiğniyorlardı; lakin bu meseleyi fazla önemsediklerini düşünmüyordum.
Wang Er yanıma gelip, dikkatle vücudumu süzdü. Zarara uğramadığımı gördükten sonra sormuştu, ‘’Nasıl geçti?’’
Başımı öne salladım, ‘’Sıkıntı çıkmadı, hadi bir şeyler yemeye gidelim!’’
‘’Tamam!’’
10 dakika sonra Geceyarısı Isırığı adlı, kampüsteki ufak bir restorana geldik. Ardından yirmi kuzu şiş, yirmi sebze şiş söylemiştik. Leziz görünen yemekleri görünce ne diyeceğimi bile bilememiştim. Kızlara bakarak söylendim, ‘’Bu kadar şeyi yedikten sonra şişmanlamayın sakın?’’
Wan Er zar zor da olsa biranın kapağını açarak bana baktı, ‘’Yok canım. Zaten ne kadar yersem yiyeyim kilo almıyorum.’’
‘’Peki ya sen, Dong Cheng?’’
Dong Cheng Yue göğüslerini kabarttı, ‘’Benim için de pek problem değil. Bu kadar yemek sorun olmayacaktır. Ayrıca, kilo alsam bile kiloların hepsi göğüslerime gidiyor, yani Wan Er’i yakalamak için biraz daha yemem lazım…’’
Kızların göğüslerine bakarak söylendim, ‘’O zaman işin zor…’’
Dong Cheng Yue, ‘’Wuwu, insan azıcık da olsa destekler…’’
Birayı doldurup söylendim, ‘’Niye destekleyeceğim mi? Çıkarım ne olacak bu işten…’’
Dong Cheng Yue gülümsedi, ‘’Eğer beni desteklersen, ödül olarak 34D iki güzelliği tanıyor olacaksın. Bu kadarının bir servete eşdeğer olduğunu düşünmüyor musun?’’
Suratım ekşidi, ‘’Tamam tamam, yeter bu kadar…’’
Yan taraftaki amcalar muhabbeti duyar duymaz şaşkına dönmüştü. Wan Er’se sakin sakin yemeye devam ediyordu; Dong Cheng Yue’nin garip kişiliğine çoktan alışmıştı.
‘’Şu meseleden bahsedecek misin? Wan Er buraya gelmeden bana önemli bir şeyden bahsedeceğini söylemişti…Umarım buraya sadece yemek yiyerek göğüs büyütmekten bahsetmek için gelmemişizdir …’’
‘’Hayır!’’
Wan Er söylendi, ‘’Otuz dakika önce, [Kader] geniş çaplı bir duyuru yayınladı. Çin’deki ilk Sunucu turnuvası başlayacak. Duyduğuma göre etkinliğin adına ‘Kahramanların Yükselişi’ adı verilecekmiş. Ayrıca etkinliğe Kahramanların Turnuvası da diyorlar. Üç büyük şehirden oyuncular birbirleriyle mücadele edecek ve nihayetinde ilk üçe kalanlar kazanacak. Acayip ödüllerin olduğunu duydum!’’
Gülümsemeden edememiştim, ‘’Oh? Detaylar nasıl peki? Bir’e bir mi, yoksa grup mücadelesi mi?’’
Dong Cheng Yue gülümsedi, ‘’Kahramanların Yükselişi bir’e bir mücadele olacak, bu yüzden insanların çoğu etkinliğin büyücülere yönelik olduğunu söylüyor ki bana da gayet mantıklı geldi bu durum. Sonuçta üçüncü resmileştirmesini alan büyücüler üç kez [Boyutsal Zıplama]’yı kullanabildikleri için etkinliği diğerlerine nazaran daha kolay kazanabileceklerdir. Lakin tabii karşılarına çıkacak rakibin kim olacağı da önemli. Şu an için, üst seviye kılıç ustalarından biri sayılırsın; bu yüzden sana karşı koyabilecek büyücü sayısı da fazla olmayacaktır, yanlış mıyım?’’
‘’Bir’e bir…’’
Kendi kendime söylendim, ‘’Güzel fırsat. Ne zaman başlıyor peki?’’
‘’Ön elemeler üç gün içinde başlayacak ve yarından itibaren kayıt olabileceğiz. Bu arada katılım ücreti 1 altın…’’
‘’Ucuzmuş, gerçekten de güzel bir fırsat…’’
Wan Er gülümsedi, ‘’Neden ki?’’
‘’Kahramanların Yükselişi özellikle de benim gibi insanlar için büyük fırsat…Sonuçta, ne kadar güçlü olursam olayım millet bana sadece ‘Ba Huang’ın Sürpriz Atı’ diyor. Her ne kadar zamanında Jian Feng Han’ı yenmiş olsam da, herif kendini çoktan kanıtladığı için kimse ondan üstün olduğumu düşünmüyor. Yani, bu turnuvada usta oyuncuları yenebilirsem, artık kimsenin benden yana şüphesi kalmayacaktır!’’
Wan Er’in güzeller güzeli, cezbedici gözleri bana bakıyordu, ‘’İyi şanslar! Dong Cheng’le ben de aynı durumda sayılırız, bu yüzden turnuvada kendimizi kanıtlayabileceğiz…’’
Başımı öne salladım, ‘’Hala daha [Kahramanın Heybeti]’nde olmanız canımı sıkıyor. Aksi taktirde, Zhan Long amblemiyle mücadeleye katılabilirdiniz.’’
‘’Olsun, yakında geleceğiz zaten…’’ Wan Er dudaklarını bükerek gülümsedi, ‘’Hm…duyduğuma göre Zhan Long forumlarında ‘Zhan Long Salonu’ diye yeni bir sayfa açılmış ve kurucu olarak sen, sayfadaki tek kişiymişsin. Eğer Dong Cheng’le Zhan Long’a katılırsak, salona nasıl girebiliriz?’’
Gülümsemeden edememiştim, ‘’Hanımefendimiz, Cang Tong böyle meseleleri önemsiyor muymuş yahu?’’
‘’Tabii ki önemsiyorum…’’ Wan Er söylendi, ‘’Ben…Yue Qing Qian, Yue Wei Liang ya da Matcha’nın gerisinde kalamam, değil mi?’’
Tekrar gülümsedim, ‘’Tamam tamam, sana bol şans o zaman. Zhan Long Salonu’na katılmanın bir sürü yolu var. Sadece klan için önemli bir şeyler yapman, ya da kişisel bağlamda başarılar elde etmen lazım. Örneğin, adamlarımızı yöneterek zafer kazanabilir ya da önemli bir Bossu öldürebilirsin. Büyük turnuvalarda bile kendini gösterebilirsin. Tabii Kahramanların Yükselişi de bunların arasındadır. Eğer Zhan Long’a katılırsan, Zhan Long Salonu’na girebilmek için önce diğerlerinin de onayını alman lazım tabii.’’
‘’Peki…’’ Wan Er başını eğerek, tabağındaki ete bakmış ve ardından gülümsemişti, ‘’O zaman turnuvada iyi bir sıralamaya yerleşmek için sıkı çalışacağım. Başarı gösterirsem Zhan Long’a girdikten sonra direkt Zhan Long Salonu’na ismimi yazdırabilir miyim?’’
‘’Tabii!’’
‘’Güzel, anlaştık!’’
‘’Evet.’’ Elimi uzatıp, Wan Er’e beşlik çaktım; lakin ellerimiz ayrılmamıştı. Elimi sıkınca ben de onun elini kavradım.
“Hm…?
Wan Er saf ve masum bakışlarıyla bana bakıyordu. Suratındaki şaşkın ifadeyi görünce ben bile şaşırmıştım, ‘’Alçak, neden elimi bırakmıyorsun? Dong Cheng, benden yararlanıyor şuna bak…’’
Dong Cheng önündeki midyeyle adeta mücadele veriyordu, ‘’Yararlanıyor mu? Uh…Meh, bana ne canım. Wan Er, senin yerinde olsam sevinirdim…’’
Wan Er ne diyeceğini bilemiyordu.
………
O esnada telefonum çaldı. Arayan Yue Qing Qian’dı---
‘’Alo? Qing Qian?’’
‘’Büyük Kardeş Xiao Yao!’’
‘’Ne oldu? Bu saatte niye aradın?’’
‘’Önemli bir şey vardı. Yarın, kardeşim ve annemle birlikte Hangzhou’ya geliyoruz. Acaba bizimle buluşacak zamanın var mı? Daha önce Xixi Suparkına götüreceğim demiştin hani…’’
Keyiflenmiştim, ‘’Tamamdır, zaten biz de, Wan Er, Dong Cheng’le birlikte yarın Xixi Suparkı’na gitmeyi düşünüyorduk. Wei Liang’ı da alıp gelsene?’’
‘’Tamam…o zaman parkın önünde 13:00 gibi buluşalım mı?’’
‘’Tamamdır, araşırız!’’
‘’Güzel! Ne renk giyeceksiniz?’’
‘’Mavi!’’
‘’Tamam o zaman ben de pembe giyeceğim!’’
‘’Peki…’’
……
Telefonu kapattıktan sonra durumu bizimkilere anlattım ve onlar da gayet keyiflenmişti. Yue Qing Qian ve Yue Wei Liang ikilisi henüz 17 yaşında olduklarından bizim kızların pek de ‘tehdit’ altında oldukları söylenemezdi. Ayrıca, gerçek hayatta da Liu Hua Üniversitesi’nin en güzel iki kadını olarak biliniyorlardı. Tanrı bilir güzellikleri konusunda ne kadar egoya sahiplerdi!
Ertesi gün saat 11’e kadar Alevtaşı Kanyonu’nda yeteneklerimi kastım. Ardından yemek yemek için oyundan çıkıp, saat 12 olduğunda kayıt yaptırmak için tekrar oyuna girmiştim!
Ba Huang Şehri neredeyse dolup taşacak gibiydi; zira Kahramanların Yükselişi için üç büyük şehre de etkinliğe özel NPCler yerleştirilmişti. Korumalar rengarenk kıyafetlere bürünmüşlerdi. Kalabalık onların etrafında toplanmış, kayıt olmaya çalışıyordu. Ayrıca kalabalığın içinde Li Mu, Binlerce Güneş ve Jian Feng Han gibi tanıdık tipleri de görmüştüm.
İnsan denizinde, uzun kılıcını taşıyan Han Bei Song dalgalara kapılıyordu. Mavili kaybolmasın diye onu tutmak için elinden geleni yaptığını görebiliyordum. Ardından, kızın güvende olduğunu anlayınca seslendi, ‘’Hey Klan Başkanı Xiao Yao, sen de mi katılacaksın?’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet, böyle büyük bir turnuvayı kaçıracak halim yok ya? Ödüllerin iyi olacağını duymuştum…’’
Han Bei Song’un suratı ekşimişti, ‘’Hay arkadaş. Eğer sen de katılırsan, o zaman sıralamam kesinkes düşecektir. İlk 16’ya girmeyi düşünüyordum. Umarım daha erkenden karşılaşmayız; zira dostun elinde ölmek insanın kolayca kaldırabileceği bir şey olmayacaktır!’’
‘’Merak etme, o kadar da abartmana gerek yok!’’
‘’Peki, o zaman ilk 16’da görüşürüz…’’
‘’Hehe bol şans..’’
……
Nihayetinde gücümü kullanarak NPClere kadar yürümüş ve 1 altını çıkarmıştım. Karşımdaki koruma söylendi, ‘’Tamamdır, Kaygısız Xiao Yao. Kahramanların Yükselişi’ne katıldığın için seni tebrik ediyorum. Bol şans, umarım Ba Huang Şehri’nin onurunu koruyabilirsin!’’
Kayıt olduktan sonra oyundan çıkma zamanı gelmişti!
Kadınlar yurduna depara kalktım; Wan Er ve Dong Cheng Yue ikilisi çoktan beni beklemeye başlamıştı. Audi TT’ye atladıktan sonra direkt Xixi Suparkı’na doğru yola çıktık.
Saat 12:50’de parka ulaşmış, arabayı park etmiş ve ön kapıya adımlamıştık. Bugün suparkı epeyi popüler gibi görünüyordu. Çok sayıda güzel kadın görmüş olsam da, yanımdaki iki güzelliğe kıyasla gördüklerim pek de etkileyici gelmiyordu. Tabii diğer genç adamlar yanımdakileri görür görmez bana adeta öldürme isteği dolu bakışlar atmaya başlamışlardı.
Gerilmiştim, ‘’Qing Qian oyundaki karakterinini görünüşünü biraz değiştirdiğini söylemişti, bu yüzden tam olarak nasıl göründüğünü bilmiyorum…’’
Wan Er gülümsedi, ‘’Güzel olacağını düşünüyorum. Şuraya bak, oradaki değil mi?’’
Mesafeye paktığımda, pembe etek ve beyaz tişört giyen kızı görmüştüm. Tatlı kız uzun saçlara ve düz bacaklara sahipti. Tek bakışta geleceğin güzelliklerinden biri olacağını anlamıştım. Ayrıca elinde tuttuğu salatalığı da durmadan ‘ka cha ka cha’ diye ısırıyordu. Başını çevirdiğinde, kaşları kalkmış ve kendi kendine söylenmişti, ‘’Ah…Büyük Kardeş Xiao Yao niye gelmedi hala?!’’
Titredim ve söylendim, ‘’Hayret bir şey, Qing Qian o salatalıkla ne yapıyor öyle?!’’
[] [] []
Magnec