Xiao yao yu nasil tanimazsiniz ulan :D yasli k harbiden yasliymissin be ;D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
101. Bölüm Ezikler, Yürüyün Hadi!
Saat akşam 23:00 sularına yaklaştığında, neredeyse 24 saattir oyunda olduğumu fark ettim. Omuzlarımdaki yazılar etrafa altın ışık hüzmeleri saçıyordu: Ba Huang Şehri, 7 Numara!
Yeşim Şehri’nin Kılıcı elimde, Alev Taşı Kanyonu’nun derinliklerine doğru ilerlemeye koyuldum. Uzaktan baktığımda, birkaç yaratık görmüş olsam da bu canlılar ilgimi çekmemişti. Yaratık kesmekten ziyade; bir an önce şehre gidip mor miğferi takmak istiyordum!
“Shua!”
Işınlanma kağıdını kullandığım gibi Ba Huang’da belirdim ve hemen depoya doğru koşmaya başlattım. Depoda yer alan Ateş Feneri Miğferi’ni aldım ve zaman kaybetmeden miğferi giydim. Kızıl miğfer dış görünüşüme keskin bir kahava katmıştı; aynı zamanda Ateş Ve Buz Pelerini’yle de bir hayli uyum sağlamıştı. İkili kombinasyon cidden görülmeye değer bir manzara yaratıyordu. Üstelik bunun yanında, mor miğferin etrafa yaydığı ışık hüzmeleri yüzünden suratım tam olarak seçilemiyordu. Eğer insanlar ismime bakmazsa; beni tanıyamayacaklardı. Kader’in kuralları arasında bulunan sistematiğe göre, oyuncular, arkadaş listelerinde olmayan ve onlardan 10 seviye yüksekte olan insanların isimlerini göremiyordu. Ateş Feneri Miğferi’nin özelliklerini inceledikten sonra, keyiflenmeden edememiştim!
【Ateş Feneri Miğferi】(Mor Ekipman)
Tip:Zırh
Defans:180
Güç:+35
Dayanıklılık:+32
Büyü Direnci: Maruz kalınan büyü saldırılarını %2 oranında zayıflatır.
Ekstra: Saldırı puanını %4 arttırır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 45
….
Tabii miğferi takmak sadece dış görünüşümü değiştirmekle kalmamıştı; aynı zamanda puanlarım da bir hayli artmıştı!
【Kaygısız Xiao Yao】 (Ejder Mezarı’nın Koruyucusu)
Seviye: 45
Saldırı: 796 – 1071
Defans: 1022
Can: 1833
Mana: 696
Karizma: 31
……
Canım 1800’ü geçmişti. Oyunun bu zamanlarında benim sahip olduğum cana ulaşabilen pek kılıç ustası ve savaşçı olduğunu düşünmüyordum. Sonuçta giydiğim ekipmanlar ortalamanın bir hayli üstündeydi. Sahip olduğum can; muhtemelen rahiplerin ve şövalyelerinkilere yakındı. Bunların yanında, üst saldırı limitim 1071’di ki bu ekipmanlarımın kattığı ekstraları içermiyordu. Yeşim Şehri’nin Kılıcı’ndan %3, Ateş Feneri Miğferi’nden %4, Ba Huang bonusundan %3, Ejder Mezarı’nın Baldır Koruyucuları’ndan %0.7, Gümüş Bağcıklı Savaş Botları’ndan %0.7 ve son olarak da Kılıç Fırtınası yeteneğimden %10 saldırı puanı alıyordum. Toplamda, ekstradan %21.4 saldırı puanı kazanıyordum. Yani ilk başlarda 1071 olarak görünen saldırı üst limitim, aslında 1300’e kadar fırlıyordu!
Bu tarz puanlara sahip olsam bile henüz rahatlayabilmiş değildim. Forumda yazılanlara göre, mor kılıcı takan Jian Feng Han’ın üst saldırı limiti 1400’ü geçiyordu. Bu ciddi manada insanı korkutan bir rakamdı. Sadece Cennet Düzeni’nin Kılıcı’yla bile, Jian Feng Han benden 300 saldırı puanı daha yüksekteydi. Kısacası herif tam bir ölüm makinasıydı. Bu yüzden de [Öncü]’ye fazla bulaşmamak benim için mantıklı bir seçim sayılabilirdi…
Eğer Jian Feng Han peşime takılırsa ve olur da onunla karşılaşırsak, cesareti fazla olan kazanacaktı. Ekipmanlarım onunkiler kadar iyi olmasa da, irademin ondan zayıf olmasına imkan yoktu!
…..
Arkadaş listemi açtığımda Song Han’ın, Yaşlı K’nın ve Fox’un çoktan 10.seviyeye ulaştığını gördüm. Seviye atlama hızları hiç de fena sayılmazdı. Song Han’a mesaj yolladım: ‘’Ba Huang’a ne zaman geliyorsunuz?’’
‘’10 dakikaya oradayız. Birlikte yola koyulduk.’’
‘’Güzel!’’
Ba Huang’ın kuzey girişine doğru ilerledim ve orada dikilmeye başladım. 10 dakika geçmeden 10.seviyede 3 oyuncu görüş mesafeme girmişti.
Kurt Totemi Sv 10 Süikastçi Adayı
Kahraman Ran Min Sv 10 Savaşçı Adayı
Cam Fox Sv 10 Silahşör Adayı
(ÇN: Glass Fox tabiri kullanılıyor burada. Fox’un nickindeki Glass yani Cam sözcüğü, oyunlarda kullanılan bir terimdir. Glass Cannon’dan geliyor aslında. Saldırı puanı yüksek, defansı düşük karakterler için kullanılır.)
……
“Vhoosh…. “
Soğuk rüzgarın altında pelerinim dalgalanıyordu. Oracıkta dikilirken etrafa keyifli ve fiyakalı bir aura saçıyordum. Özellikle de sahip olduğum Yeşim Şehri’in Kılıcı ve Şafak Göğüslüğü sayesinde, ışık hüzmelerinin buluştuğu bir kahraman edasına kavuşmuştum. Bütün bunlara bir de Ateş Feneri Miğferi’ni ekleyince, yakışıklılığıma diyecek yoktu. 10.seviyedeki arkadaşlarım ismime bakınca ‘????’ işaretlerini görmüştü. Beni tanımamış ve yanımdan geçerek şehre girmeye kalkışmılardı.
‘’Ha ha, Xiao Yao kuzey girişinde olacağını söylemişti. Bu gece 20’ye kasıyoruz!’’ Song Han elinde gümüş bir hançer tutarken söylendi. Kahkaha atmayı da ihmal etmemişti.
Yaşlı K elindeki paslanmış baltayı kaldırarak gülümsedi: ‘’Haha, bugün keyfim yerinde. Yeni oyuna başlamak gibisi yok cidden!’’
Fox gözlerini kıstı: ‘’Az laf çok iş beyler, önce ortalama seviyeyi yakalayalım.’’
Song Han: ‘’7 gün içinde yakalamamız lazım. Uykusuz ve hatta aç kalsak bile seviye kasmaya devam edeceğiz!’’
Fox başıyla onayladı: ‘’Tamamdır, katılıyorum. Oyuncuların oyunda geçirdiği ortalama süre 12 saat. Meseleleri geride bırakıp, günde en azından 18 saat ortalama yakalayacağız. Bu şekilde onları yakalamamız da sorun olmaz diye düşünüyorum!’’
‘’Tamamdır!’’
Tam o esnada önlerine geçip, kollarımı iki yana doğru açtım.
‘’Huh?’’
Yaşlı K şaşırmıştı, hemen yanımdan geçip gitmek istedi; ancak kolumu uzatarak onu durdurdum.
‘’Bak şu salağa, kimsin lan sen?!! Zaten asabım bozuk!!’’ Yaşlı K kükredi ve baltasını kaldırdı.
……
Ateş Feneri Miğferi’nin etrafa saçtığı ışık hüzmelerini engelledim ve yüzümü üçlüye gösterdim: ‘’Yaşlı K, bunadın mı oğlum sen? Kime meydan okuyorsun bakayım?’’
‘’Bak şu işe, Li Xiao Yao, dingil…’’ Yaşlı K gülümsedi ve beni süzmeye başladı: ‘’Hassiktir, kaçıncı seviyedesin oğlum sen? Bu ekipmanlar ne böyle…’’
Song Han tereddüt etmişti: ‘’Sormana gerek var mı? Ba Huang sıralamasına baktığın zaman, Xiao Yao’nun 7. Sırada olduğunu görebilirsin. Herif 45.seviyede!’’
Fox bana bakıp, başıyla onayladı: ‘’Ah, Xiao Yao, ne kadar kasmışsın. Zhan Long’da senin gibi birine sahip olduğumuz için çok şanslıyız.’’
Song Han hançerini kaldırdı: ‘’Umm, ilk önce sınıf ustalarına gidip yeteneklerimizi alalım, sonra da kasmaya başlarız, uyar mı?’’
Onları partye aldım ve söylendim: ‘’İlk önce gidip basit yeteneklerinizi alın. Kuzey avlusuna gidip, sizin için bir şeyler hazırlayacağım.’’
‘’Tamamdır!’’
……
Üçlü hemen sınıf ustalarının olduğu noktaya yöneldi. Ben de kuzey avlusuna doğru yola koyulmuştum. Seviye kasabilmeleri için onlara iyi bir ortam yaratmam gerekiyordu. İlk olarak hepsinin birer evcil hayvana ihtiyacı vardı. Yaratıkları öldürürken kaliteli bir evcil hayvanın akılalmaz derecede yardımı dokunuyordu. Durum böyle olunca, Katil Arılar’dan başka bir yaratık aklıma gelmemişti. Ba Huang Şehri’nde Katil Arı satan birçok insan olduğu için uzun bir arayışa gerek yoktu; pazarları gezdikten sonra üç tane 1.seviye Katil Arı aldım. Hepsinin %70’den fazla saflık derecesi vardı; 10.seviyedeki oyuncular için tam ideal yaratıklardı. Arıların tanesi 10 altın yani 100 RMB civarındaydı. Evcil hayvan meselesini hallettikten sonra iş ekipmana gelmişti….
【Keskin Kemik Hançeri】: Sv 20 Gümüş Hançer, Saldırı Puanı 75 – 145, Çeviklik + 21, Dayanıklılık + 14, Fiyat 40 Altın
【El Yakan Silah】: Sv 19 Bronz Silah, Saldırı Puanı 37-95, Çeviklik + 18, Fiyat 40 Altın
【Vahşi Savaş Baltası】: Sv 22 Gümüş Balta, Saldırı Puanı 90 – 180, Güç + 22, Dayanıklılık + 19, Fiyat 60 Altın
……
Hay böyle işin ben, üç ekipman alacağım diye biriktirdiğim bütün parayı neredeyse harcamıştım. Envanterime baktığımda 100 altından daha az bir miktara sahip olduğumu görünce içim acımıştı. Daha Can iksirleri alıp, ekipmanlarımı tamir ettirmek için para harcayacaktım. Ayrıca mesele Ağır Zırh’a geldiğinde, ekipmanı tamir ettirmek de hiç ucuz olmuyordu! Bu nasıl hayat arkadaş böyle!
Silahları aldıktan sonra birkaç tane 30.seviye ağır ve deri zırh da almıştım. Zırhları seçerken ekipmanların yüksek defanslı olup, dayanıklılık vermesini göz önünde bulundurmuştum. Sonuçta ilk olarak seviye kasarken hayatta kalabilmek gerekiyordu; eğer sürekli ölüp dururlarsa, seviye kasmaları da mümkün olmazdı.
Çok geçmeden üçlü geri döndü. Üçünün de suratında heyecan dolu ifadeler vardı; basit yetenekleri öğrenmenin neresi heyecanlı anlayamamıştım…
Takas işine giriştikten sonra hepsine aldığım eşyaları verdim: ‘’Katil Arı oyunun en ölümcül evcil hayvanlarından biridir. Şimdilik yanınızda taşıyın; sizinle birlikte seviye kassın. Bunun yanında ekstra ekipmanları da bankanıza koysanız iyi olur. Seviye atladığınızda takabilirsiniz. Muhtemelen bir gün kasarsak hepsini takabilirsiniz…’’
Ekipmanları verdikten sonra üçünün de suratı aydınlanmıştı. Song Han [Keskin Kemik Hançeri]’ni inceledikten sonra gülümsedi: ‘’Voah, 145 saldırı puanı. Elimdeki 1-2 saldırı veren hançerden çok, çok daha iyi!)
(ÇN: Salak mısın oğlum sen, o elindeki basic ezik hançer işte. 1-2 nedir yani?)
‘’Hadi bankaya koyun. Ayrıca hepinize 10’ar altın vereceğim. Şehirden çıkalım; bu gece 20’ye kasmanız lazım. Yavru Kurt, bu gece Keskin Kemik Hançeri’ni takabileceksin sanırım. Eğer o hançeri takarsan, sahip olacağın saldırı puanıyla diğerlerini kasabilirsin!’’
‘’Tamamdır!’’
……
Fox kendi kendine söylendi: ‘’Bir sorun var…’’
‘’Neymiş?’’ diye sordum.
‘’Ekibimizde savaşçı, süikastçi ve bir de silahşör var; ancak şifacımız yok. Eğer canımız inerse mücadeleyi fazla sürdüremeyiz…’’
Gülümsemeden edemedim; elimi kaldırdığım gibi Fox’un vücuduna [Tedavi]’nin ışıkları indi: ‘’Buna ne diyorsun?’’
Fox şok olmuştu: ‘’Has… seni grubun dadısı yapalım madem…’’
Song Han gülümsedi: ‘’Hadi gidelim, daha fazla bekleyemiyorum!’’
‘’Tamamdır!’’
Ezikleri Ba Huang’ın ana kapısından çıkardıktan sonra biraz düşünmeye koyuldum; hepsi 10.seviyede olduğuna göre, karşılaşacağımız yaratıkların çoğunu benim değil, onların öldürmesi gerekiyordu. Ayrıca party kurmamızın da bir mantığı yoktu; zira seviyem yüksek olduğu için TP’nin %99’u bana gelecekti. Diğerlerineyse ciddi manada bir TP gelmeyeceğinden durum biraz sıkıntılıydı.
Biraz düşündükten sonra meseleyi çözdüm; tek çözüm yolumuz şuydu: Hepsi yaratığın %5’er canını indirecek ve ben de ölümcül vuruşu yapacaktım. Bunun sebebi Kader’in parametrik sistemiydi; yaratıktan TP almanız için %5 canını götürmeniz gerekiyordu. Bu şekilde bütün ekip %100 TP alabilecekti…
Planı yaptıktan sonra hedefimizi 22.seviyedeki Kül Ayıları olarak belirledim. Yaratık eziklerin 11 seviye üstünde olduğu için bizimkiler az da olsa hasar verebilirdi. Sonuçta çoktan hepsine 10.seviye yeşil ekipmanları vermiştim!
……
Düşük seviyeli yaratıkların olduğu bölgeler oyuncu kaynıyordu. Kader’in ikinci başlık satışlarından sonra millet çıldırmış ve seviye kasmaya koyulmuştu. Bizimkileri yüksek seviye alanine getirdiğimde, etrafımızdaki oyuncu sayısı da iyiden iyiye azalmıştı.
‘’Rawr…’’
Uzaktan, Kül Ayılar’ından biri bize doğru kükredi. Song Han kendi kendine söylenmişti: ‘’Hadi ya, 22.seviye mi? Şaka yapmıyorsun, değil mi?’’
Gülümsedim: ‘’Hayır, yaratığın dikkatini ilk ben çekeceğim. Siz üçünüz party kuracaksınız. Bu şekilde TP bölünmesi de olmayacak. Yine de unutmayın, yaratığın bana vurmasını sağlayacağım; sonra da kendi canımı dolduracağım. Bütün odağı topladıktan sonra siz saldıracaksınız, tamam mı?’’
‘’Tamamdır.’’ Üçü de onaylamıştı.
Magnec