Şimdi jaemin de uyanmış olursa şaşırmam
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
21. Bölüm Makul Bir Yanlış Anlaşılma (2)
Hong-sunggoo telefonu kapattıktan uzunca bir iç çekti.
“Dört banknot derken 400,000’i kastediyormuş demek.”
20,000 doların bir insanın hayatını kurtarmak için az olduğunu düşünmüştü. Demek ki hayatının bedelini gerçekten de küçümsemişti.
“Benim gibi biri bile 200,000 dolar ediyor.”
İki kez kurtarıldığı için de toplam borcu 400,000 dolar ediyordu.
“Off. Zamanımı böyle harcamamam lazım.”
Sunggoo iç çekti. Uyanmış olalı sadece 2 ay geçmişti. Tüm o süre boyunca durmadan, dinlenmeden çalışmış ama sadece 30,000 dolar kazanmayı başarmıştı. Bu bile yetmemiş etraftakilerden borç almak zorunda kalmıştı. Peki şimdi 360,000 doları nasıl bulacaktı?
“Sanırım tek yol bu.”
Her ihtimale karşı hazırlanmıştı. Sunggoo bir sürü belge aldı ve bir taksi bulmak için dışarı çıktı.
Sadahng istasyonu civarına vardığında aceleyle Angel Angel isimli kafeye girdi. Etrafına bakındı ve bir köşede oturan Woojin’i buldu.
“Abi, nasılsın?”
Sadece birkaç saat önce ikisi zindandan ayrılmış ve öğle yemeğine doğru kendi yollarına gitmişlerdi. Peki neden yine nasıl olduğunu soruyordu bu?
“Geldin mi? Anlat bakalım niye bu kadar ısrar ettin şahsen buluşma konusunda.”
“Şahsen gelmek en doğrusu çünkü.”
“Öyle olsun bakalım. Hesap numaranı verdikten sonra gidebilirsin.”
“Ne?”
Korkudan Sunggoo’nun beti benzi attı. Parasını geri vermeye mi çalışıyordu yoksa. Parasına ihtiyacı olmadığı için onu öldürmek mi istiyordu yoksa?
Woojin’in, Bae-dohsoo ve ekip üyelerini tereddüt etmeden öldürdüğü o anları düşündü Sunggoo. Daha birkaç saat önce gerçekleştiği için hala şokunu üzerinden atamamıştı.
Sunggoo hemen dizlerinin üzerine çöktü.
“Ne olur canımı bağışla abi.”
“Bu da ne böyle? Ne yapıyorsun sen?”
“Söz veriyorum eksik parayı en kısa zamanda alacaksın. Sadece biraz daha zaman ver bana.”
Sunggoo’nun tepkisi etraftakilerin de dikkatini çekti.
“Ne? Neler oluyor orda? Tefeci filan mı o adam?”
“Borç almış galiba.”
“Cık cık cık. Kredi çekip hepsini bitirmiş olmalı.”
Etrafındaki fısıltıları duyunca Woojin’in suratı asıldı. Etrafındakilerin dikkatini çekerek ne yapmaya çalışıyordu bu adam? Artık rahatsız olmaya başlayan Woojin sinirlenmiş bir şekilde konuştu.
“Ölmek istemiyorsan neden oturmuyorsun?”
“Hemen!”
Sunggoo hemen Woojin’in karşısına oturdu.
“Abi şu anda 400,000 dolar toplayabilmem imkânsız. Eğer biraz zaman verirsen bulacağıma söz veriyorum.”
“400,000 dolar mı?”
“Evet.”
“Ha-ah…”
Woojin sandalyesine yaslanıp iç çekti. Bir yandan da parmaklarıyla koltuğun kenarında ritim tutuyordu.
Tık, tık, tık.
Sunggoo bu sesi dinlerken yutkundu. Woojin ise karşısında kıvranan Sunggoo’ya ters ters bakıyordu.
4,000 dolar istediği için Sunggoo’dan dört banknot vermesini istemişti. Ancak o, istediği miktarın 40,000 olduğunu sanmıştı. Bu da yetmiyormuş gibi şimdi onu daha da yanlış yorumlamış ve Woojin’e 400,000 dolar borcu olduğunu düşünmeye başlamıştı.
‘Şimdiki nesil gerçekten de küçük miktarlara para demiyor.’
Birisi bir banknotu nasıl 10,000 dolar ya da 100,000 dolar sanabilirdi?
Göründüğü kadarıyla karşısındaki bu kişi durumu tamamen yanlış anlamıştı.
Ve bir yerde yanlış anlaşılma varsa o tabi ki…
“Ne kadar beklememi istiyorsun?”
…bundan faydalanacaktı.
Sunggoo hemen cevap verdi. O kadar hızlı cevapladı ki birisi görse şaşar kalırdı.
“Lütfen şuna bak bir dakika.”
Woojin, Sunggoo’nun uzattığı kağıtları aldı ve incelemeye başladı.
<Uyanma Yeteneği Gelişimi ve Getirdiği Gelirin Yükselme Raporu>
Yeteneği ortaya çıktıktan sonra, Uyanmış olduğu ilk gün elde ettiği geliri kaydetmişti Sunggoo. Alıştıkça yeteneği gelişmiş ve yavaşça evirilmeye başlamıştı. Geliri de gün geçtikçe artmıştı.
Tüm sayıların yanında tablolar bile eklenmişti. Hatta altta kaç tane zindana girdiği ve kaç canavarla yüzleştiği bile yazıyordu.
Kısacası, bu elindeki Sunggoo’nun portföyüydü.
“İki ay içerisinde 30,000 dolar kazandım. Bundan sonra gelirim yine artmaya devam edecek ve yakın zamanda paran toplanmış olacak.”
“Ne kadar sürecek bu?”
“25 ayda kesin toplarım.”
“Çok uzun bir süre değil mi bu?”
Woojin’in karamsar tepkisi karşısında Sunggoo hemen cevap verdi.
Üçkağıtçılıkta ne zaman böyle usta olmuştu acaba. Söz konusu hayatı olunca içinde yeni bir yetenek uyanmış gibi hissediyordu.
“Bu yüzden ikinci bir yol daha buldum.”
<Zindan Saldırısı İş Planı>
Woojin surat astı ve elindeki belgeleri masaya fırlattı.
“Sadece konuşsak olmaz mı?”
Bunu duyunca Sunggoo yine hızla konuşmaya başladı.
“Abi, bu yeteneklerinle 1 ve 2 yıldızlılardan çok daha üst düzey zindanları temizleyebilirsin. Ayrıca zindanlardan daha fazla kazanç elde edebilirsin. Eğer benimle bir ekip kurarsan en karlı zindanları gösterebilir ve borcumu kısa sürede ödeyebilirim.”
Sunggoo’nun gördüğü kadarıyla Woojin F düzey bir Uyanmış değildi. Tek başına 2 yıldızlı bir zindanı temizleyebiliyorken nasıl F düzey olabilirdi.
Dahası, üst düzey zindanlardan elde edilen kar bambaşka bir seviyedeydi. 400,000 doları süratle kazanılabilirdi buralarda.
Sunggoo için en iyi yol bu olurdu. Yalnız başına yüksek seviye zindanlara girmeye cesaret edemiyordu ama yanında Woojin olduğu sürece yapabilirdi bunu.
Sadece çözmesi gereken bir problem vardı.
“Yani hiçbir şey yapmadan yanımda durup beni mi sömüreceksin?”
“Hayır. İşte bu yüzden üçüncü bir plan daha yaptım.”
Sunggoo hiçbir şey olmamış gibi bu planı da anlatmaya başladı.
“Bu süre boyunca senin menajerin olarak çalışacağım.”
“Menajer mi?”
“Evet. Kayda değer seviyedeki her Uyanmışın yanında bir tane olur. Hatta loncalarda onlar için özel destek departmanları bile bulunur. Menajer zindanları seçme, rezervasyon yapma, kan cevherlerini satma gibi şeylerle ilgilenirler. Hatta Uyanmışlara şoförlük bile yaparlar.”
“Bunlar teknik olarak köle o zaman.”
Ne? Aslında doğruyu söylüyor olmasına rağmen niye böyle huzursuz olmuştu Sunggoo bir anda?
“Haklısın abi. Tam üstüne bastın.”
Sunggoo’yu duyduğunda Woojin’in yüzünde keyifli bir ifade yerleşti.
Menajerler teknik olarak ünlü menajerleriyle aynı şeyi yapıyorlardı. Woojin için kötü bir teklif değildi bu.
“Yani paran olmadığı için çalışarak ödemek istiyorsun ha?”
Tam üstüne basmıştı.
“Aynen öyle abi.”
Woojin cevap vermeden önce bir an düşündü.
“Peki. Ne kadar sürecek bu?”
“Sen karar ver abi.”
“Bir yıl. Ücretsiz çalışırsan kötü hissederim. Bu yüzden ödeme de olacak.”
Sunggoo aniden fırladı yerinden.
“Sağol. Çok sağol abi.”
“Hayır, hayır. Asıl benim teşekkür etmem gerekiyor.”
36,000 doları alıp gidebilirdi ama onun yerine kölelik yapmayı seçiyordu ne de olsa.
*
Jaemin susuzluktan dili damağı kurumuş bir şekilde uyandı.
“Aah.”
Sersemlemiş bir şekilde etrafına bakındı. Yatağında yatıyordu.
Yavaş yavaş kendine gelmeye ve olanları hatırlamaya başladı.
Uzun bir süre içki almaya giden Woojin’in dönmesini beklemişti. Sonra soju bardağını yudumlamaya başlamış ve masada uyuyakalmıştı.
Ama şu anda niye yataktaydı?
“Yoksa?”
Hala gömleği üzerindeydi. Hızlıca battaniyenin altına baktı. Pantolonu da çıkarılmamıştı. Gereksiz yere poposunu ellemeye başladı ama acı filan da hissetmiyordu.
“Oh be.”
Çok şükür Allah’ım. Sana şükürler olsun…
Gerginliği yok olunca tuvalete gitmek için kalkmaya çalıştı. İşte o anda, yerde bir battaniye üzerinde yatan Woojin’i gördü.
Masada ise iki soju şişesi gördü. Demek ki yalnız içtikten sonra uyuyakalmıştı.
“Gerçekten de iyi bir abiymiş demek ki.”
Jaemin’in içi rahatladı. Tam tuvalete girecekti ki Woojin bir anda inledi.
“Ah, ah, ah.”
Cenin pozisyonu almıştı ve vücudu tir tir titriyordu.
“Ha..hasta mı acaba?”
Jaemin yerde yatan Woojin’e dokunmak için elini uzattı ama daha ona dokunamadan elektrik gibi bir şeyin onu çarptığını hissetti.
“Aaah. Acıdı.”
Jaemin o kadar şaşırmıştı ki tekrar yatağına oturdu. Belki maruz kaldığı şok yüzündendi bu ama bir şekilde halüsinasyon görüyordu.
Gri bir şeyler Woojin’i çevreliyor ve yavaşça etrafında yüzüyordu. Aralarından bazıları siyahtı ama hiçbirinin bir şekli yoktu.
Jaemin’in gözleri odaklanamıyor ve sadece aptal aptal bakabiliyordu.
Hayalet? Ruh? Yoksa bir halüsinasyon muydu bu?
Hayata karşı derin bir nefret ve kin hissediyordu. Hayır, tüm kötülüğün kaynağıydı bu.
Derin bir dehşet çöktü içine.
Ardından gözleri karardı ve yatağına düşüp bayıldı Jaemin.
“Ah, ah, ah.”
Woojin yine inledi ve vücudu ter içinde kalmıştı. Çektiği acı yüzünden okunuyor ve sanki kötü bir ruh tarafından ele geçirilmiş gibi duruyordu.
Nekromansır.
Doğanın kanununa karşı gelenler, ölümü reddedenler.
Sonunda ölümün laneti ile işkence görürdü.
Woojin inlemeye devam etti.
Magnec