Tereyagindan kil ceker gibi adam oldurmek fazla abartili olmamismi sonucta seviyeleri birbirine yajin :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
94. Bölüm Savaş Tanrısı Kendini Gösterir
“Ateş Feneri Miğferi….. Ateş Feneri Miğferi ….”
Nazikçe miğferi elime aldım. Ağzımdan akan salyalar kanyon zeminine düşüyor ve havaya ‘Pat Pat’ sesleri yayılıyordu. Elimde tuttuğum miğfer sunucunun ikinci mor ekipmanıydı. Ekipman sıralamasında Cennet Düzeni’nin Kılıcı’ndan sonra ikinci sırada yer alıyordu. Verdiği %4 saldırı artışı ve %2 büyü direnciyle birlikte mükemmel bir ekipman sayılabilirdi.
Li Mu bana baktıktan sonra bir kahkaha patlattı: ‘’Baksanıza, Xiao Yao’nun salyaları akıyor… Bir tane mor ekipman aldı diye, resmen soyadını unuttu…’’
Lian Po yayını kaldırdı ve ruh formundayken bir taşın üzerine kuruldu: ‘’Ben de olsam, aynı şeyi yapardım. Kahramanların hepsi sıfırdan başlıyor. Fakir olduğumuz için bu kadar istekliyiz…’’
General Wang Jian: ‘’Hey, daha ne kadar bekleyeceğiz?’’
‘’Kim bilir…’’
Li Mu dudaklarını yaladı ve [Uçan Ejderhalar]’a baktıktan sonra gülümsedi: ‘’Sadece zamanlarını harcıyorlar. Bakalım bu heriflerin sabrı ne kadar dayanacak. Ateş Feneri Miğferi, Klan Kurma Tableti ve Cennet’in Gururlu Alev Baltası Xiao Yao’nun ellerinde. Eğer dirilirsek içlerinden birinin düşme olasılığı yüksek. Bu yüzden de onlar gitmeden dirilmemiz mümkün değil..’’
Uzaklara daldım: ‘’Tamam, biraz sabırlı olalım. İsterseniz oyundan çıkıp, yarına kadar bekleyebiliriz.’’
‘’Biraz daha bekleyelim.’’ Li Mu heyecanlı görünüyordu. Aslında bir an önce klanını kurmak istediğine şüphem yoktu.
Gülümsedim: ‘’Tamam, bekleyelim.’’
‘’Güzel!’’
….
Böylece birkaç saat geçti; bir anda gelen ‘Tik’ sesiyle mesaj kutumu açtım ve mesajın Prag’ın başkan yardımcısı Yue Qing Qian’dan geldiğini gördüm: ‘’Xiao Yao, Vahşi Şeytan Kanyonu’nda cesetlerinizin başında bekliyorlarmış?’’
‘’Evet!’’
‘’Bu oyunda ölmek cidden sıkıntı, insanı bir an bile rahat bırakmıyorlar.’’
Gülmeden edemedim: ‘’Yapacak bir şey yok. Nereye gidersem hep tek başıma takılıp, zorbalığa uğruyorum!’’
Yue Qing Qian kıkırdadı: ‘’Xiao Yao. İstersen amcama söyleyip, oraya gelebilirim? Geçmiş geçmişte kaldı biliyorsun ki, eğer ona sorarsam biraz ısrar ettiğim taktirde yardım getirebilirim.’’
Hemen cevapladım: ‘’Kesinlikle olmaz! Qing Qian, Yan Zhao dediğim dedik bir insan. Geçen sefer Prag’ın [Kahramanın Öfkesi]’ne saldırmasına karşı çıkmıştı. Neden bu sefer [Uçan Ejderhalar]’a bukaşmak istesin ki? Sen sakince kasmaya devam et. Ben kendi başımın çaresine bakarım, Prag’a borçlu kalmak istemiyorum!’’
Yue Qing Qian ‘Hm’ diye sitem ettikten sonra cevap verdi: ‘’Tamam. Gelip, seni kurtarmayacağım. Bir seviye daha düş bakalım…’’
‘’Ha! O kadar salak mıyım sanıyorsun?’’
‘’Haha, evet!’’
Biraz düşündükten sonra cevapladım: ‘’Qing Qian, çok yakında eski klanımı toparlayacağım. Toplandığımızda hızlıca seviye kasacağız. Güzel bir seviyeye ulaştığımızda, bosslara meydan okuyup Klan Kurma Tableti’ni ele geçirmeye çalışacağız. Klanı kurduğumda, bana katılacak mısın?’’
Yue Qing Qian beklemediğim şekilde anında cevap verdi: ‘’Evet!’’
Rahatlamıştım: ‘’Tamam, söz verdin bak!’’
‘’Tamamdır!’’
….
Mesaj sekmesini kapattıktan sonra yapacak bir şey bulamamıştım. Forumları gezdim ve 6.seviye bitkilerini nerede bulabileceğimi araştırdım. Artık simya konusunda bir numara değildim. Şu sıralar, ortalıkta bir sürü 6.seviye simyacılar vardı ve Prag hem simyacı geliştirmede hem de simyacı desteklemede büyük bir rol oynuyordu. Tabii benim amaçsızca kovaladığım bu uzun yol, profesyonel bağlamda desteklenen oyuncular için daha kolay aşılabilecek bir mesafeydi. Ancak bütün bunlara rağmen tekrar bir numara olma şansım kaybolmuş değildi; seviye atlamam gerekiyordu. Sonuçta bitkilerin seviyeleri arttıkça, yetiştikleri alanlar da bir hayli tehlikeli bir hale geliyordu. Eğer gerekli güce sahip değilseniz, gidip de üst seviye bitkileri koruyan yaratıkları yenmeniz de mümkün olmazdı. Yani simyada bir numara olmak için, aynı zamanda güçlü bir karakteriniz de olması gerekiyordu.
Yanımda duran Bai Qi klan kurmak için yapılması gerekenlere bakıyordu. Çok geçmeden titremeye başladı ve baktığı konuyu bize gösterdi: ‘’Patron Li Mu, şuraya bak. Büyük bir problemimiz var.’’
Li Mu dönüp baktığı an suratı mosmor kesilmişti-------
【Klan Kurma Organizasyonu】: Klan kurmak için aşağıdaki koşullar yerine getirilmelidir:
Kurucunun seviye 30 ve daha yüksek olması gerekmektedir.
En azından 5 karizma puanına sahip olunması gereklidir.
10.000 altın gereklidir.
Kaşlarımı çattım: “Koşullar baya sert görünüyor. Li Mu, bunları karşılayabilecek misin?’’
Li Mu dişlerini sıktı: ‘’5 karizma puanım var ancak; 10.000 altını nereden bulacağım? General ailemizden toplasan en fazla 5000 altın çıkar…’’
Wang Jian yumruklarını sıktıktan sonra kaşlarını çattı: ‘’Patron Li Mu, durum böyle olduğuna göre… ben… ben… Babama söyleyeceğim de arabamı satsın. Böylece Sanal Hazine kısmından 5000 altın alabilirim.’’
‘’Olmaz!’’
Li Mu başını iki yana doğru salladı: ‘’O Chevrolet sayesinde bir sürü kız kaldırıyorsun. Bir gün kendine bir eş bulmak istediğinde, arabaya ihtiyacın olmayacak mı? Altınları toparlamak için bir yol bulmamız gerektiği doğru ancak arabanı satmayacaksın!’’
Lian Po: ‘’Aynen öyle. Başka bir çözüm bulalım, arabayı satmaya gerek yok. Aksi taktirde buluştuğumuzda taksi mi çağıracağız!’’
Wang Jian: “…..”
Bai Qi bana bir bakış fırlattı ve o an için tüylerim diken diken oldu. Gülümseyerek söylendi: ‘’Peki ya sen? Benim halim belli; cüzdandan 1000 altın bile çıkmaz.’’
Li Mu bir kahkaha patlattı: ‘’Dur bakalım. Boss konusunda Xiao Yao’dan yardım aldık; şimdiden ona borçlanmış sayılırız, daha fazla borçlanmak da hiç hoş olmaz…’’
Bai Qi elindeki baltayı tutarken kendi kendine söylendi: ‘’Bu baltayı 400 altına satabiliriz. Zaten sonradan başka silahlar bulacağımızı biliyorsunuz, ilk olarak yapmamız gereken şey klan kurmak!’’
Li Mu biraz düşündükten sonra cevapladı: ‘’Tamamdır, ben de altın botlarımı satacağım! Xiao Yao, almayı düşünür müsün?’’
Suratım ekşidi: ‘’Almak mı? Beni tüccar falan mı sanıyorsun sen?!’’
‘’Ahh doğru ya… Sen bizden de fakirdin.’’
“…..”
….
Göz açıp kapayıncaya dek 4 saat geçmişti ancak; [Uçan Ejderhalar] gidecekmiş gibi görünmüyordu. Klanlarından yaklaşık 300 kişi kanyonun dört bir yanına dağılmıştı ve aynı zamanda kanyonun girişini de tutmuşlardı. İçlerinden birkaç tane kılıç ustası ağaç kesmiş ve kamp ateşi yakmıştı. Kamp ateşinin üstünde vahşi bir ayıyı kızartmaya başladıktan sonra, keyifle beklemeye devam ettiler.
‘’Siktir…’’
Li Mu yumruklarını kaldırdı: ‘’Bunlar pes edecekmiş gibi görünmüyor…’’
Gözlerimi kısıp, büyükçene bir taşa kuruldum: ‘’Hay böyle işe arkadaş! Bir izin verin de uyuyayım, sonra düşünürüz meseleyi…’’
Mavili bana bir bakış fırlattı: ‘’Xiao Yao gayet sakin görünüyor bu tarz durumlarda.’’
General Wang Jian: “…..”
….
Gözlerimi kapattığım gibi bir ‘ding’ sesi duydum. Lin Wan Er’den mesaj gelmişti: ‘’Li Xiao Yao, neredesin?’’
‘’Hmm? Hala Vahşi Şeytan Kanyonu’ndayım. Ne oldu ki?’’
‘’[Kahramanın Heybeti] birkaç dakikaya orada olacak, hazır mısınız?’’
‘’Wah!’’ Hemen ayağa fırladım: ‘’Sen… cidden destek mi getiriyorsun?’’
‘’Evet. Şaka mı yapıyorum sandın? Ciddi ciddi geliyorum. Hazırlansanız iyi olur.’’ Güzeller güzeli hanımefendi gülümsedi.
‘’Wan Er, kaç kişi getiriyorsun?’’
‘’Um…’’ Lin Wan Er duraksadı: ‘’Yaklaşık 700 kişi ve %30’u da 2. resmileştirmesini almış oyuncular. Aslına bakarsan klanın neredeyse bütün resmileştirmesini almış olan oyuncularını getirdim…’’
‘’Ha!’’ Dişlerimi sıktım: ‘’Buraya beni kurtarmak için mi geliyorsun, yoksa Ba Huang oyuncularına meydan okumak için mi?’’
Lin Wan Er gülümsedi: ‘’Aslına bakarsan bu daha hiçbir şey. Bizim için bu yolculuk normal bir serüven gibi. Sadece Q Kılıcı’na Ba Huang’da namımız duyulsun demiştim; böylece kendisi de [Uçan Ejderhalar]’ı cezalandırmayı kabul etti.’’
Söylendim: ‘’Peki hanımefendi, teşekkürler…’’
‘’Lafı bile olmaz. Oyundan çıkınca bir yemek ısmarlarsı.’’
‘’Tamamdır, sorun değil.’’
….
Mesaj sekmesini kapattıktan sonra söylendim: ‘’Dirilmeye hazır olun…’’
Li Mu’nun gözleri sonuna kadar açılmıştı: ‘’Neden?’’
‘’Destek geliyor!’’
‘’Nereden geliyorlar?’’
‘’Birkaç dakikaya görürüz…’’
‘’Tamam…’’
…..
Herkes konuşmayı bitirdikten sonra, kanyonun girişinden ölümün sesleri gelmeye çoktan başlamıştı. İkinci resmileştirmesini tamamlamış bir grup Savaşçı ve Kılıç ustası hiçbir şey söylemeden ileri atılmış ve 5.seviye [Kombo], [Alev Baltası] ve [Buz Kılıcı] yeteneklerini aktif etmişti. Bir tur saldırıların ardından neredeyse [Uçan Ejderhalar]’ın 10 üyesi yere yığılmıştı.
“Ne oluyor?!!”
Yükselen Ejderha ayağa fırladı ve asasını aldığı gibi yürümeye koyuldu: ‘’Kimsiniz?’’
Vahşi Kaplan baltasını kaldırmıştı: ‘’Ah! Bunlar Fan Shu Şehri’nden geliyor. Hangi klan olduklarını bilmiyorum ama…’’
“Shua!”
Kalabalığın ortasından keskin bir figür fırladı. Kan kırmızısı renginde bir pelerine kuşanmıştı; gülümsedikten sonra kılıcını Vahşi Kaplan’ın omzuna sapladı. Etraf kan gölüne dönmüştü!
“Kahhhh!”
Vahşi Kaplan baltasıyla hamleyi savuşturmaya çalışsa da rakibine kıyasla fazla yavaş kalmıştı. Kılıcın tek bir hareketi Vahşi Kaplan’ın baltasını havaya savurmuştu. Ardından saldıran herif Vahşi Kaplan’a 4 kez vurdu ve Vahşi Kaplan sessizce yere yığıldı.
‘’Siktir!’’
Yükselen Ejderha oracıkta aptal aptal dikiliyordu ve nihayetinde rakibini tanımayı başarmıştı: ‘’Sen… sen…’’
Saldıran heybetli bir şekilde döndü ve yakışıklı suratını gözler önüne serdi. Bu bahsi geçen heybetli herif gülümsedikten sonra söylenmişti: ‘’Yükselen Ejderha, görüşmeyeli çok oldu…’’
‘’Sen… Q Kılıcı!’’
Yükselen Ejderha şok olmuştu. Rakibinin ismi ortaya çıktı----
Q-Kılıcı SV-46 Gümüş Kılıç Ustası
Ünvan: Fan Shu Şehri’nin 1 Numarası
….
“Q-Kılıcı! Bu Q-Kılıcı…”
‘’Aman tanrım! Fan Shu Şehri’nden karşılaştığım ilk insan bu herif mi olacaktı yani? Q Kılıcı, neden bize saldırıyorsunuz?’’
‘’Q Kılıcı gerçekten yakışıklıydım. Fan Shu Şehri’nin en ideal adamı olmasına şaşmamalı.’’
….
[Uçan Ejderhalar]’ın üyeleri yorum üzerine yorum yapmaya koyulmuştu; öyle ki herifler PK yapılmaktan mutluymuş gibi görünüyordu. Kanyonun dışında, [Kahramanın Heybeti]’nden bir grup insan [Uçan Ejderhalar] üyelerini temizlemeyi bitirmişti. Rakiplerini o kadar kolay öldürüyorlardı ki, adeta tereyağından kıl çekiyorlar desek pek de yanılmış olmazdık. İşte bu 9. Sıradaki ve 2. Sıradaki iki klanın arasındaki bariz farktı!
Yükselen Ejderha ileri atıldı ve asasını kavradı: ‘’Q Kılıcı! Sen bir zorbasın! [Uçan Ejderhalar] toplanın! Bize savaş açtılar, biz de adaletsizliğe karşı savaşacağız
Magnec