Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

297. Bölüm Kargaşa

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

 

 ‘’Siktir, geri çekilin çabuk!’’

 Fırtına asasını kaldırarak öfkeyle klan arkadaşlarının öldürülüşünü izliyordu. Dudaklarını ısıran adam [Boyutsal Zıplama]’yı kullanmış ve hemen [Mana Kalkanı]’nı aktif etmişti. [Deniz Yosunu Oku] + [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullanarak [Öncü]’ye ait şövalyelerden birini hedef almıştı. Vakit kaybetmeden eski yerine atılan adam o esnada peşinden gelen birini; [Öncü]’nün Klan Başkanı, Jian Feng Han’ı görmüştü!

 ‘’Geber!’’

  Kılıcını çekip, havaya savurması o kadar muazzamdı ki, [Bulutlara Uzanan Kesik] ne arada Fırtına’nın [Mana Kalkanı]’nı kaplamıştı, bilmiyordum. Fırtına Ba Huang Şehri’nin en iyi 2.Büyücüsü olarak tanınıyordu ve [Mana Kalkanı] da öyle sıradan kalkanlarla karşılaştırılamayacak derecede sağlamdı! Yine de Jian Feng Han’ın ona saldırdığını görünce paniklemişti. Herifin kılıcı beş metre ileriye atıldı ve [Çürümüş Kurt Başı] nihayetinde aktif hale gelmeye başladı!

  Kılıcın ucunda beliren kurt başıyla Fırtına’nın [Mana Kalkanı] yerle bir olmuş ve sadece bu kadarla kalmayan saldırı Fırtına’nın 400 canını da götürmüştü. Geri çekilmekten başka çaresi yoktu. [Mana Kalkanı]’nın parçalanmasından sonra yeteneği tekrar aktif etmesi için zamana ihtiyacı olduğundan yalnızca [Boyutsal Zıplama]’yı kullanabilirdi. Ne yazık ki, Ruh Dövüşçüsü o esnada mücadeleye katılıp Fırtına’ya atılmıştı ve Jian Feng Han da araya girince ortalık karışmıştı!

 “Pata…..”

 Fırtına daha fazla dayanamayıp yere yığılınca, [Prag]’ın en iyi büyücüsünün öldüğünü savaş alanındaki herkes öğrenmişti!

 Shua!

 Aniden yeryüzünden esen bir gölgeyi gördüm; gölge Yan Zhao’dan başkası değildi. Amcamızın suratındaki öfkeye, ellerindeki keskin kılıç eşlik ediyordu. Jian Feng Han’a yaptığı saldırı herifin 1789 canını götürmüştü. Tekrar kılıcını kaldırdıktan sonra Jian Feng Han’ın beline yaptığı saldırıyla 1644 canını daha almıştı! Vücudunu çeviren Yan Zhao vakit kaybetmeden kılıcını kaldırdığında, [Rakipsiz Darbe]’nin geldiğini anlamıştım!

   Böyle bir anda, kimse Prag’taki bu yaşlı adamın cesur ve soğukkanlı bir katile dönüşeceğini düşünmemişti.

  [Rakipsiz Darbe]’nin ilk saldırısı direkt hamleydi. Kılıç daha Jian Feng Han’a on santim bile yaklaşamadan, Jian Feng Han S-seviye yeteneğini [Açık Nokta]’yı aktif etmişti! Onun da ilk saldırısı direkt hamleydi. Yeteneğin etkisiyle ileriye atılan vücudu iki metre çekilerek Yan Zhao’nun ilk saldırısını atlatmayı başardı. Adımları tozlu toprağı titretirken vücudunu çeviren adam adeta havada dans ediyordu! Ardından zarif hareketlerle [Rakipsiz Darbe]’yi savuşturmuş ve saldırının menzilinden çıkmıştı!

 Shua!

  Jian Feng Hna direkt can iksirlerinden birini içti. Suratındaki soğuk gülümseme resmen adamın imza hareketiydi: ‘’Yan Zhao, bu sefer kaybettin. Ticaret Tanrısı’nın Rozeti [Prag]’ın ellerine düşmeyecek. Elveda, en azından [Prag]’ın onurunu ayaklarımın altında çiğnemek istemiyorum, meseleyi böyle kapatmamız daha iyi olur. Sizi kovalamayacağız…’’

 Yan Zhao’nun suratı solmuş ve herif arkada duran Simple’ın [Ateşin ve Buzun Sütunu]’na maruz kalmıştı. Aldığı saldırıdan sebep geriye çekilmek zorunda kalan Yan Zhao çabucak [Hız]’ı aktif ederek ileriye atıldı. Prag’ın durumuna tekrar baktığında, 30+ yakın dövüş sınıfını kaybettiğini görmüştü ve artık arkasında yalnızca uzun mesafe oyuncularının desetği kalmıştı. Yani bossu öldürmelerine imkan yoktu. Bölgede yalnızca Jian Feng Han’ın adamları kalmıştı!

……

“Beep!”

 Yan Zhao’dan mesaj geldi: ‘’Xiao Yao!’’

 ‘’Evet, amca?’’

 ‘’Prag, bugünlük geri çekilecek! Kendinize dikkat edin, Zhan Long!’’

 ‘’Tamamdır!’’

…….

 Mesaj kutusunu kapattıktan sonra İmparator Qin’in Kılıcı çekti ve ileriye atılır atılmaz kükremeye başladım: ‘’Bossun canı %2’ye düştü, zamanımız geldi kardeşlerim! Li Qing’i öldüremezsek hayallerimizi gerçekleştiremeyiz, yürüyün!!’’

   Kılıcımı ileriye doğru savurdum; lakin bossa değil, yanlışlıka Aptal Olma’nın vücuduna saldırmıştım!

3983!

 ‘’Hassiktir oradan!!’’ Aptal Olma çabucak geriye çekilmiş ve hemen ardından kükremişti: ‘’Herifin normal saldırısı bile 4000 vuruyor?!?! ÇABUK! Yardıma gelin, şu herifi durdurmamız lazım!!!’’

  Hemen yakınlarda duran Jian Feng Han Karanlık Saray’ın Klan Başkanı’nı kestikten sonra kükredi: ‘’Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Aptal Olma, geri çekildiğinizi görürsem işinizi bitiririm! Oyalayın şu adamı, ablam size yardım etmeye geliyor!’’

 ‘’Tamamdır!’’

 Aptal Olma’nın arkasında duran şifacılar adamın canını fullemişti. Kalkanını kaldırdığı an [Gökyüzü Kalkanı] aktifleşmiş ve sağ elindeki mızrağıyla [Alev Mızrağı]’nı aktif etmişti!

 464!

  Saldırı vücudumu gıdıklamaya bile yetmemişti! Ayaklarımın altında beliren garip auranın [Tek Kişilik Ordu]’ya ait olduğunu bilmeyen yoktu! Komboyla herifin işini bitirecektim!

 

 “Bang Bang Bang……”

 İmparator Qin’in Kılıcı kalkana saplanıp duruyordu. Nihayetinde, son saldırım olan [Rüzgar Kılıcı] beraberinde taşıdığı kızıl ışık hüzmesiyle herifin işini bitirmişti!!

9472!

 Aptal Olma yaşananlara inanamıyordu. ‘’Hay böyle işin ben…’’

 TAK!

  Öylece yere düşen bu adam [Öncü]’nün bir numaralı şövalyesiydi. Arkasında duran Elveda Gözyaşları adının hakkını veriyordu; zira herif neredeyse ağlamaya başlamıştı: ‘’Kardeşim, ne çabuk öldün öyle!?’’

 Wang Jian kılıcını kaldırıp, söylendi: ‘’Elveda Gözyaşları’yla ben ilgileneceğim, siz Klan Başkanı’yla ilerleyin. Bossu çevreleyin! Bu mücadele bizimdir!!’’

 Elveda Gözyaşları asasını kaldırarak, kalkanını kavradı. Sinirlenen herif Wang Jian’ın saldırısını karşılamış olsa da geriye çekilmek zorunda kalmıştı. Çok geçmeden saldırıdan vazgeçerek kükremeye koyuldu: ‘’Şifacılar, canımı doldurun. Bu herifin saldırı puanı yüksek!’’

 Üç şifacı hemen [Tedavi]’yi aktif etmişti.

 Lakin meseleyi gören Wang Jian çabucak vücudunu yere attı. İki bacağında odakladığı gücü serbest bıraktığında, ileriye atılan vücudunu görenler şaşkına dönüyordu. ‘’Ka Cha’’, direkt olarak Elveda Gözyaşları’nın vücuduna saldırmıştı. Kılıcı’nda ortaya çıkan ışık hüzmesi [Gök Sallayan Kesik]’i işaret ediyordu ve hemen bu saldırının ardından bir de normal saldırı yapmıştı. Oracıkta ölen iki şifacı ne ara bu herifin önlerine geldiğini hala daha anlayabilmiş değillerdi. [Alev Kılıcı]’nı aktif eden Wang Jian üçüncü şifacıyı kovalıyordu.

 

 “Bang!”

 Elveda Gözyaşları kalkanı yere atarak kükredi: ‘’Wang Jian, buradan çıkamayacaksın! Büyücüler, öldürün şunu!’’

 Wang Jian çabucak ileriye atıldı; lakin Elveda Gözyaşları çabucak kalkanını yerden almış ve onu karşılamıştı. Yine de Wang Jian’ın çevik saldırıları Elveda Gözyaşları’nın göğsüne ulaşmayı başarıyordu.

 ‘’Siktir buradan, orospu dediğin milletin önünü böyle keser mi?!’’

  Elveda Gözyaşları’nın ağzından kanlar akıyordu. Asasını kaldıran adam Wang Jian’ın omzuna doğru bir hamle yaptıktan sonra söylendi: ‘’Öldürdüğünüz kardeşlerimin hesabını soracağım! İntikamımı almadan seni bırakacağımı mı sanıyorsun?!’’

 Çabucak ileriye atılmış olsam da, zamanında yetişememiştim. [Ateşin ve Buzun Sütunu] çoktan Wang Jian’ın vücudunu kaplamıştı. Nihayetinde, general ölmeden önce Elveda Gözyaşları’nın göğsüne saldırmayı başardığı için öteki dünyaya giderken, beraberinde Elveda Gözyaşları’nı da götürmüştü.

 ‘’Birlikte ölen kardeşleriz resmen…’’ diye acı acı gülümseid Elveda Gözyaşları.

 Wang Jian’ın yakışıklı suratı gerilmişti: ‘’Yettin artık, kim kardeşinmiş. Hassiktir oradan…’’

 ‘’Heh, asıl sen siktir git adama bak…’’

 ……

“Dans Eden Orman, dikkatli ol!’’

  Ne uzak ne de yakın sayılabilecek bir mesafede, Dans Eden Orman’ın eğilen vücuduna üç [Öncü] Şövalyesi saldırıyordu. Çoktan mekanı kaplamışlardı ve Dans Eden Orman’ın yanına koşan bir tek Li Mu vardı!

 Dans Eden Orman geriye çekildikten sonra [Okçuluk Tanrısı’nın Oku]’nu savurdu!

 “Bang!”
3122!

 Üçüncü resmileştirmesini alan Okçular’ın en ölümcül saldırısı Kılıçustalarından birine saplanmış ve herif ciddi derecede yaralanmıştı. Ardından normal bir saldırı yapan Dans Eden Orman herifi öldürmeyi başarmıştı; lakin diğer iki ona doğru [Gök Sallayan Kesik] ve [Kombo]’yla geliyordu!

 Li Mu kılıcını kaldırıp, kükredi: ‘’Dans Eden Orman, [Kristalleşme]’yi kullan!’’

  Dans Eden Orman’ın omuzları çökmüş ve aniden vücudunu parlak bir ışık hüzmesi kaplamıştı. Suratı ve vücudu o esnada adeta kristalden yapılmış bir heykeli andırıyordu. Okçular’ın üçüncü resmileştirmede aldıkları bu yetenek bir saniye boyunca her türlü saldırıyı savuşturabilen bir yetenekti!

 ISKA!

 ISKA!

 Birbiri ardında fırlayna ıskalardan sonra nihayet Li Mu devreye girmişti; lakin o esnada adamlardan biri kılıcını Li Mu’ya doğru savurdu!

 Keng!

  Li Mu’nun bu kadar hızlı tepki vereceğini düşünmemiştim; zira herif çabucak ona doğru gelen kılıcı savuşturmuştu. Ardından vücudunu eğerek herifin göğsüne diz attı ve havadayken [Atik Kılıç]’ı aktif ederek diğer herifi öldürdü!

 ‘’Geber!’’

 

 Savaş botları ilerlemeye devam ediyordu; üçüncü Kılıç Ustası’nın bileğine bir tekme salladıktan sonra kayarak [Alev Kılıcı]’nı aktif ettiğinde, rakibi çoktan son duasını etmeye başlamıştı!

……

 ‘’Li Mu, dikkatli ol!’’ Dans Eden Orman arkadan seslendi.

 ‘’Bang!’’ General Li Mu arkadan bir saldırıya maruz kalmıştı. Hemen arkasındaki figürün kibir dolu ifadesi ve soğuk gülümsemesi yakından tanıdığımız özelliklerdi. Jian Feng Han Li Mu’nun göğsüne kılıcını sapladıktan sonra söylendi: ‘’Ölme vaktin geldi, General Li Mu!’’

 Li Mu öfkeden deliye dönmüştü; lakin daha vücudunu çeviremeden mesafeden gelen [Delen Ok] herifi başarıyla sersemletmişti! Aniden, Jian Feng Han, diğerleriyle birlikte bossun yanından gelerek saldırmaya başladı!

 [Deniz Yosunu Oku] Li Mu’nun göğsünü delip geçmişti. Şifacımız, Sevgili Duck peşindeki [Öncü] oyuncularıyla uğraştığı için Li Mu’nun canını dolduramamıştı! Oracıkta generallerden biri daha öteki dünyayı boylamıştı!

  Yue Wei Lian ve Dans Eden Orman vakit kaybetmeden yeteneklerini kullanmaya başladı. Jian Feng Han geriye çekilmiş ve keskin bir gülümsem savurmuştu: ‘’Zhan Long’un elitleri bu kadar mıymış yani, peh…’’

 “Hong!”

  Aniden toprak parçalanmaya ve yeryüzü sallanmaya başladı. Toprakta açılan çatlaklardan dışarıya sızan lavları görür görmez bunun [Magma Mızrağı] olduğunu anlamıştım! O esnada, saldırıya maruz kalan Yue Wei Liang, Dans Eden Orman anında ölmüş ve Matcha’nın da yalnızca %50 canı kalmıştı!

……

“Ka Cha!”

 [Öncü]’den bir kılıç ustasını öldürdüğüm gibi 40 metre önümde yaşananlara şahitlik etmeye başlamıştım. Her ne kadar en azından 20+ insan öldürmüş olsam da, Zhan Long’un bütün elitleri [Öncü] tarafından öldürülmüştü. Özellikle de Simple, bu korkunç kadın en azından 39 adamımızı öteki dünyaya postalamıştı!

 ‘’Matcha, [Kutsal Gölge Kalkanı]’nı kullan!’’

 Kükredikten sonra koşmaya başladım.

  Matcha çabucak [Kutsal Gölge Kalkanı]’nı aktif etmişti ve aniden kadının önünden bir gölge fırladı. Jian Feng Han [Hız]’ı aktif ederek ileriye çoktan atılmıştı: ‘’Aah ah, Zhan Long, canım sıkıldı yahu, biraz direniş gösterir insan…’’

  Herif saldırmaya koyulunca Matcha’nın canı gitgide düşmeye başlamıştı. Nihayetinde, kanla dolu toprağa diz çökerek bana baktı: ‘’Patron…sana inanıyorum…’’

  Adamlarımın birer birer öldürülüşünü çaresizce izliyordum. İmparator Qin’in Kılıcı elimde, savaş alanını süzmeye başladım. Jian Feng Han’ı boşverip, Simple’ın peşinden gitmeye karar vermiştim; zira bu kadını öldürmediğim sürece, umut denen şeyden de haberim olmayacaktı!

…………

 ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao…’’

  Hemen yakınımda bir gölge belirdi. Yue Qing Qian gizli gizli bölgede hareket ediyordu: ‘’Simple’ı öldürmende yardımcı olacağım.’’

 ‘’Tamam!’’

 Defansı yardıktan sonra bir düzine insanı biçtim. Rakibin önümde durması  bile onlar için bir mucize sayılabilirdi. Simple asasını kaldırarak söylendi: ‘’Han, çabuk buraya gel! Kaygısız Xiao Yao geliyor!’’

 Jian Feng Han başka yöne doğru gidiyordu: ‘’Abla, şimdilik kendi başının çaresine bak; ben Binlerce Güneş’i öldürmeye gidiyorum!’’

……