Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

14. Bölüm Kanın Ba Huang’a Aksın

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

  Ba Huang Şehri’nin her yerinde sürüyle insan vardı, hatta şehrin dışındaki ormanlarda bile Vampir Yarasalar’la kapışan en azından on binlerce kişi olduğuna bizzat şahit olmuştum. Aynı zamanda şehrin içinde de bir sürü eşya satan oyuncuya rastlamak mümkündü.

 Seviye 10 - Beyaz Zırh düzeyindeki bir palto bile 5 gümüşten satılıyordu! Tabii gidip onu alacak kadar gerizekalı biri var mıydı, orası bilinmiyordu. Sonuçta 5 defans veren bir paltoyu, hele de paranın değerli olduğu bu zamanlarda alacak birinin beynindeki birkaç tahtanın eksik olacağına şüphe yoktu.

   İksir ustalarının, demircilerin ve antrenman salonlarının önü oldukça kalabalıktı. Ama kimse Lord’un binasının olduğu yere gitmiyordu, tabii ben hariç. Herkes seviye kasıp, diğerlerinden üstün olmaya çalışsa da, kimsenin Lord’a selam vermeye gidecekmiş gibi bir görüntüsü yoktu.

…

  Merkez binasına giden yol kırmızı halılarla döşenmişti. Aynı zamanda yolun iki tarafında da siyah zırh giyen askerleri görmek mümkündü. Binaya girdiğimde, karşıma elinde kılıç tutan bir general çıktı, kendisi Ba Huang Şehri’nin Lord’uydu. Kader’in Çin’deki sunucusunda yalnızca üç tane orta seviye şehir ve bir tane ana şehir bulunuyordu, yani bu da karşımdaki adamın epey yüksek bir rütbesi olduğuna işaret ediyordu.

  Hemen ileri atıldım ve saygılı bir ses tonuyla söylendim: ‘’Lord’um, Ba Huang Şehri’nin maceraperestlerinden biri olmak istiyorum…’’

  Lord’un geniş bir sakalı vardı, elindeki kılıcı omzuna attı ve bana bir bakış fırlattı: ‘’Genç adam, gerçekten Ba Huang’ın bir üyesi olmak istiyor musun? Bu şehri son nefesine kadar korumaya hazırlıklı mısın?’’

 Başımı öne doğru salladım: ‘’Evet’’

 ‘’Güzel, yanıma gel o halde, seni Ba Huand Şehri’nin resmi bir üyesi yapayım.’’

Paa!

 Lord’un zırhlı kolları omzuma dokundu. Tabii dokundu dediğime bakmayın, herifin eli o kadar ağırdı ki, neredeyse oracıkta çığlık atacaktım!

 Ding!

 Sistem Notu: Tebrikler, Ba Huang Şehri’nin resmen bir üyesi oldunuz ve artık Ba Huang Şehri’ne direkt olarak ışınlanmanızı sağlayacak ışınlanma kağıtlarını kullanmaya hak kazandınız. Bunun yanında, size bir de Ba Huang Şehri’nin rozeti verildi: [Kanın Ba Huang’a Aksın]

Shua!  

 Üstünde kanlı bir bıçak olan rozet omzumda belirdi. Muhtelemen bu rozet bahsi geçen şehir rozetiydi. Aynı zamanda bu rozetin bir artısı daha vardı: Rozeti takan herkesin saldırı ve defans puanları %3 artıyordu!

  Hmph, Ba Huang Şehri’ni seçmek hiç de fena bir karar sayılmazdı. Fan Shu Şehri’nin ve Jiu Li Şehri’nin rozetleri ne tür özellikler veriyordu bilmiyordum. Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue’yle bir sonraki buluşmamda bu konudan bahsetmeyi unutmayacaktım.

  Ba Huang’a kayıt yaptırdıktan sonra merkez binasını terk ettim. Lakin tam şehir kapısından çıkacağım sırada, kulağıma enteresan bir ses ulaştı: Vampir Yarasa Tasviri arıyorum, iyi para vereceğim, ona göre!’’

  Vampir Yarasa Tasviri mi?

  Hemen envanterimi açtım. Hmm, 20’den fazla yarasa öldürdükten sonra 2 tasvir düşürmüştüm. İlkini kendim kullanmıştım ancak ikincisi boş boş duruyordu. Bu yüzden hemen sesini duyduğum oyuncunun yanına gittim. Kendisi 20’li yaşlarda görünüyordu. 13. Seviyedeydi ve oyundaki nicki: [Yeni Ay Tüccarı 4 Numara]’ydı.

  Adamın önüne doğru ilerledim ve yanına ulaşır ulaşmaz sordum: ‘’Dostum, neden tasvir satın almak istiyorsun?’’

 Tüccar gülümseyerek yanıtladı: ‘’Meslek sırrı!’’

 ‘’Cidden meslek sırrı mı? Yapacağın şey Vampir Yarasa Tasvirlerini topladıktan sonra 1. Seviye yarasaları yakalayıp, onları evcil hayvan diye millet satmak değil mi yani?’’

  Tüccarın kaşları çatılmıştı: ‘’Wuh? Nereden biliyorsun?’’

 Gülme sırası bendeydi: ‘’Ciddi misin yahu? Bu fikrin yalnızca senin aklına geldiğini mi düşünüyorsun? Neyse, elimde bir adet Vampir Yarasa Tasviri var, söyle bakayım kaç para veriyorsun? Eğer verdiğin ücreti yeterli bulursam, sana satarım. Aksi taktirde, gidip kendim yarasa yakalarım daha iyi. Böylece kim daha iyiymiş görürüz!’’

  Elimde bir tasvirin olduğunu duyan tüccarın gözleri parlamıştı: ‘’Değerli kardeşim benim, gerçekten elinde bir tasvir var mı? 30’un üstünde arkadaşım dört saatir yarasa kesiyor ancak daha hiçbiri tasvir düşüremedi! Sende nasıl bir şans var öyle!’’

 Şok olmuştum. Tasvir düşme yüzdesi bu kadar düşük müydü yani?

 Envanterimden tasviri çıkardım ve tüccara gösterdim: ‘’Mm, bunu istiyorsun değil mi?’’

  ‘’Yok artık, bu bildiğin tasvir! Kardeşim, kaça satacaksın? Lütfen, güzel bir fiyat söyle de hemen alayım!’’

 ‘’Önce senin teklifini alayım!’’

 Tüccar başıyla onayladı ve 5 parmağını havaya kaldırdı: ‘’50 Bronz!’’

 Kahkaha patlattım: ‘’Dalga mı geçiyorsun benimle, git başkasıyla eğlen!’’

 ‘’Tamam, tamam dur…’’ Tüccar koluma yapıştı ve: ‘’Fiyat konusunda anlaşamasak bile arkadaş olabiliriz, değil mi? Öyle hemen gitme. Eğer fiyatı beğenmediysen, biraz daha konuşalım.’’

  Gülümsedim, tüccar oltaya gelmişti. Ben de onun gibi 5 parmağımı kaldırdım.

 ‘’Sakın bana 5 gümüş istiyorum deme?!’’

 ‘’Evet, 5 gümüş istiyorum. 30’dan fazla arkadaşım 4 saatir yarasa kesiyor diyen sen değil miydin? Muhtemelen herbiri 4 saatte en azından 1 gümüş kasmıştır. Yani işin özü şu, toplamda 30 gümüş kasmış olsalar bile, daha tasvir düşürebilmiş değiller! Resmen zararına satıyorum yahu, 50 gümüş demediğim için dua et! Son fiyat 5 gümüş, karar senin.’’

  Tüccarın suratı kaskatı kesilmişti, zaman kaybetmeden kolumu çekiştirdi ve: ‘’Tamam tamam tamam! Alacağım, 5 gümüş değil mi?’’diye ısrar etti.

  Takas sekmesini açtıktan sonra tasviri sekmeye koydum ve karşılığında 5 gümüşü aldım.

…….

Tasviri sattıktan sonra hemen merkez dükkana gitmeye koyuldum. Dükkana vardığımda bana verilen kataloğu incelemeyi ihmal etmemiştim. Sonunda, asıl aradığım olayla karşılaşmıştım. Simya kataloğundaki formüller-

 Seviye 1 [Çalı Meyvesi Hapı]: 50 mana doldurur.

 Gereken Malzemeler: 3 çalı meyvesi, 1 adet boş şişe.

 Seviye 2 [Gümüş Yaprak Hapı]: 100 mana doldurur.

 Gereken Malzemeler: 4 gümüş yaprak bitkisi, 2 adet arıtılmış su, 1 adet simya kazanı.

 Seviye 3 [Yedi Yıldız Hapı]: 200 mana doldurur.

 Gereken Malzemeler: Yedi Yıldız Bitkisi’nin 3 dalı, 3 adet arıtılmış su, 1 adet simya kazanı

…

  Simya kazanları ve boş şişeler tek kullanımlık eşyalardı, yani hapı yapar yapmaz malzemeler ortadan kaybolacaktı. Bundan sebep 100 adet boş şise aldım. Sonuçta 100 tane Çalı Meyvesi Hapı yaparsam, simya seviyemin 2’ye çıkacağını düşünüyordum.Simya seviyem 2’ye çıktığında Çalı Meyvesi Hapı yapmaya devam etmemin de bir anlamı yoktu. Boş şişelerin tanesi 2 bronz ediyordu, yani 100 boş şişe bana 2 gümüşe mal olmuştu. Bunun yanında simya kazanlarının tanesine 20 bronz gibi abes bir fiyat biçilmişti! 10 tane simya kazanı aldıktan sonra Yaratık Mühürleri’ne bakmaya başladım. Tanesi 1 gümüş olan mühürlerden 2 tane aldıktan sonra bilin bakalım ne olmuştu? Beş kuruşum kalmamıştı!

  Bu sefer şehrin doğu kapısından çıktım. Önümde güneşin kuşattığı Yağmur Ormanı duruyordu. Yağmur Ormanı şehrin etrafını kuşatmanın yanında, içinde bir sürü düşük seviyeli yaratığı da barındırıyordu. Yaratıkların çoğu ya ufak hayvanlar ya da fazla vurmayan böceklerden oluşuyordu. Burası 10-20 seviye aralarında olan oyuncular için bir Cennet gibiydi. Aynı zamanda bu orman, benim parayı kıracağım ormanın da ta kendisiydi!

  Hemen depara kalktım, ayağımın altında ezilen çimlerin acı dolu çığlıkları kulaklarıma ulaşıyordu. İlk hedefim Çalı Meyveleri toplayıp, Simya seviyemi 2’ye çıkarmaktı. 1. Seviye Çalı Meyvesi Hapı 50 mana dolduruyordu ki bu da bana ekstra 5 [İlk Yardım] yeteneği kullanmamı sağlayacaktı. Ancak ne yazık ki hapın dolma süresi 30 saniye olduğundan, yeteneğimi sürekli kullanamayacaktım.

 

  Ormanın içinde bir sürü Çalı Meyvesi bulunuyordu ancak, bitkileri toplamadan önce etrafta gezen Vampir Yarasaları öldürmem gerekiyordu. Neyse, yarasaların verdiği tecrübe puanı fena olmadığından bu duruma bir itirazım yoktu.

  Ka Cha!

 Birkaç saniye önce bana hücum eden yarasa ayaklarımın altında can vermişti ve sonunda 11. Seviyeye ulaşmıştım!

  Ne zaman bir Vampir Yarasa’yla karşılaşsam, ilk önce yaratığın 1. Seviye olup olmadığına bakıyordum. Eğer 1. Seviyede olan bir Vampir Yarasa görürsem, direkt yeni aldığım Yaratık Mühürleri’ni kullanıp onu yakalayacaktım. Sonuçta oyunun bu zamanında kimsenin evcil hayvanı yoktu ve Vampir Yarasa kadar ezik bir evcil hayvan bile ciddi miktarlara satılabilecek ufak bir hazine sayılabilirdi!

  Fakat nedendir bilinmez 1. Seviye Vampir Yarasalar’dan herhangi biriyle karşılaşmamıştım.

 1 saat boyunca Çalı Meyvesi topladıktan sonra, ormanın sessiz bir köşesinde meyveleri ayrıştırmaya başladım. Meyveleri ayrıştırıp, şişeleri de kullandıktan sonra sonunda bahsi geçen Çalı Meyvesi Hapları’nı yapmayı başarmış ve Simya seviyemi 2’ye yükseltmiştim!

…..

  Doğruldum ve durumuma bir göz attım. 12. Seviyeye ulaşalı fazla olmamıştı. Artık simya seviyem de 2’ye ulaştığından, yeni hedefim Gümüş Yaprak Bitkileri’ni bulmak olacaktı. Böylece simya seviyemi 3’e yükseltebilecektim.

  Ormanda karşıma sürüyle Çalı Meyvesi çıksa da, bunlar benim ilgimi çekmiyordu. Yavaşça ilerledim ve etrafta Gümüş Yaprak Bitkisi var mı diye dikkatlice inceledim. Yaklaşık 20 metrelik bir alanı kapsayan incelememin sonunda, ilk Gümüş Yaprak Bitki’siyle karşılaşmıştım. Etrafa gümüş ışık hüzmeleri yayan bu bitki, etrafını kaplayan ağaçların gölgelerine gizlenmişti. Enteresandır ki bitkiyi bulmam tahmin ettiğimden daha kısa bir sürede gerçekleşmişti!

  Hemen ileri atıldım, önümdeki zenginliğe karşı bir kahkaha atmadan yapamamıştım. Ancak tam bitkiyi toplayacakken, ormanın içinden bir kuş çığlığı duydum ve bir anda gümüş ışık hüzmesi bana doğru atılmaya başladı!

Puu!!

 Alnımdan akan kanlar ormanı kızıla boyarken, sinsi bir saldırıyla karşı karşıya olduğumu ancak kanları görünce anlayabilmiştim!

 “71!”

  Peki kimdi bu bana saldıran şey? Gümüş renklere bezenmiş bir kuş. Bedeni ufacık olsa bile, bana verdiği zarar saldırı puanının epey yüksek olduğunu gösteriyordu. Özellikle gümüş bir plakayı andıran gagası dikkatimi çekmişti.

 [Gümüş Tüylü Kuş] (Normal Yaratık)

Seviye: 15

Saldırı: 55-80

Defans: 19

Can: 550

 Yetenekleri: [Gümüş Tüy Saldırısı] Açıklama: Gümüş Tüylü Kuş, Yağmur Ormanı’nı koruyan yaratıklardan birisidir. Bu metalimsi kuş çeşidi olağanüstü bir hıza sahip olmakla beraber, sinsi saldırı yapma konusunda bir uzmandır. Özellikle Gümüş Yaprak Bitkisi’ni koruyan bu canlılar, bitkiyi toplamaya çalışan sayısız insanı hayatlarından bezdirmiştir.

 Hemen toparlandıktan sonra kuşa doğru kılıcımı savurdum. Tam kaçacakken darbe alan kuş, 112 canından olmuştu. Her ne kadar güçlü bir saldırıya sahip olsa da, bu yaratığın defansı bir hayli düşüktü. Yani kuşu kolayca öldürebilecektim.

Jie Jie!

  Kuş darbeyi aldıktan sonra sinirli bir çığlık attı ve bana doğru atıldı. Gagasından aldığım darbeler canımı o kadar yakıyordu ki, daha önce böyle bir acıyla karşılaşıp karşılaşmadığımı kendi kendime sorgulamaya başlamıştım! 3 kez ardı ardına [İlk Yardım]’I kullanmak zorunda kalmıştım.

Puu!

 Kılıcımı savurdum ve kuşu yakınlardaki bir ağacın gövdesine çaldım.

Paa Ta!

 Birkaç tane bronz para yere düştü. Wow, 11 bronz düşmüştü. Bu 15 seviye yaratıkları seviye atlama konusunda muazzamdı. Üstelik çuval dolusu da para veriyorlardı!

 Bronz paraları cebime attıktan sonra yere çöktüm ve Gümüş Yaprak Bitkisi’ni toplamaya koyuldum. Bitkiyi toplamayı bitirdikten sonra ormanın derinliklerine doğru ilerlemeye başladım.

  Bu sefer, daha önceki korku dolu tecrübe sağ olsun, ne zaman Gümüş Yaprak Bitkisi görsem, ilk olarak Gümüş Tüylü Kuşları aramaya koyuluyordum. Muhtemelen iki kuş aynı anda bana saldırsa, hayatta kalmak benim için mümkün olmazdı. Sonuçta kendi hayatım bir bitki parçasından daha değerliydi, yanlış mıyım?

 Hem dövüşerek hem de toplayarak geçirdiğim yarım saatin sonunda hava kararmaya başlamıştı. Oyunda akşam oluyordu!

  Başımı yukarı kaldırdım ve oyunun gerçekliğini taktir etmeye koyuldum. Lakin tam manzarayı izlemeye dalmışken, gözümün önünden gümüş bir ışık hüzmesi geçti. Ne zamanlama ama! İzin verin de azıcık oyunun keyfini çıkarayım!

 Ancak başımı çevirip, Gümüş Tüylü Kuş’un seviyesini gördüğümde, bütün vücudum titremeye başlamıştı. Yaratık 1. Seviyeydi!

 [Gümüş Tüylü Kuş] Seviye:1

 Durum: Mühürlenebilir.