Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

139. Bölüm Ruh Geliştiricisi

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Hum….”

Buz Yağmuru Kılıcı elimde, ileriye doğru atıldım. Büyücüyle ilgili bilgileri okumaya koyulmuştum. Herifin inanılmaz derecede güçlü bir karakter olduğuna şüphem yoktu; ancak görevi bitirmek için onu öldürmemiz gerekeceti---

【Ruh Geliştiricisi – Locus】(Mor Boss)

Seviye: 56

Saldırı: 1400-1850

Defans: 1020

Can: 200000              

Yetenekler: 【Cehennem Ateşi】【Dokuz Cennet’i Sallamak】【Yetenek Çalma】

Açıklama: Locus bir zamanlar Ba Huang’ın ünlü büyücülerinden biriydi; ancak karanlık sanatlar uğruna yanlış bir yola saptı. Kendi öğretmenini katledip, büyü okulunun yarısını yerle bir etti. Nihayetinde vahşi doğaya doğru bir serüvene çıkmış, ölülerle ve şeytanlarla birlikte yaşamıştır. Yaşananların ardından bu herifi yakalamak isteyen Ba Huang Şehri dört bir yana afişlerini asmış; ancak hiç kimse büyücünün nerede olduğunu bulamamıştır. Daha doğrusu Locus’un yerini bulan maceraperestler acılar içerisinde öteki dünyayı boylamıştır.

……

“Uhhh……”

Derin bir nefes çektim. Oyunda ilk kez mor bir bossun puanlarını okumayı başarabilmiştim. Yine de herifin atağı hayvan gibiydi. 1850 saldırı puanının yanında mor boss olduğu için %20 ekstra aldığı için asıl saldırısı 2200’ü geçiyordu; ne hayvani bir boss ama. Tek bir vuruşta kaç hasar alacağımı bir tek Tanrı biliyordu!

‘’Dikkatli olun…’’ Bir ağız dolusu salyayı yuttuktan sonra avuç içlerim terlemeye başlamıştı: ‘’Sandığımız kadar kolay olmayacak…’’

Yavru Kurt hançerini kaldırıp, söylenmişti: ‘’Xiao Yao, cidden anlayamıyorum. Eğer bu boss bir büyücüyse, niye fiziksel saldırı puanı var ki? Neden yani?’’

‘’Belki de fiziksel saldırılarının yanında büyü saldırıları da vardır?’’ Pek olası gibi görünmese de bir sebep sunmuştum.

Sevgili Duck sessizce söylendi: ‘’Patron, ne yapacağım?’’

Sesimi alçalttım: ‘’Mücadele her zamanki gibi ilerleyecek; ben ana tank olacağım. Doğru zamanda canımı doldurduğuna emin ol. Boss 56.seviyede olduğu için benden fazla güçlü olacağını sanmıyorum. Ayrıca ardı ardına saldıracak kapasiteye de sahip değil. Yani bana kritik darbe vurma olasılığı çok düşük, bu yüzden senin [Tedavi]’nle benimkini iyi organize edersek fazla sıkıntıçekmeyiz. Yaşlı K ve Yavru Kurt fırsatını buldukça saldıracaklar. Fox da uzaktan saldıracak. Herkes dikkatli olsun, bossun öldürücü bir yeteneği olabilir. Evcil hayvanlarınızı çağırın, bize yardım etsinler. Biraz da olsa hasar verebilirler.’’

‘’Tamamdır!’’

……

Buz Yağmuru Kılıcı’nı kaldırdıktan sonra ileriye atıldım. Yere bir yumruk savurmuştum ve bossun ayaklarının altında bir zincir belirmişti!

 “BANG!”

ISKA!

Ne yazık ki 5.seviye [Bağlayan Zincirler] ıska geçmişti. Bu hareketimden dolayı sinirlenen Locus kükremeye başladı: ‘’Geberteceğim seni! Ba Huang maceraperestlerinden nefret ediyorum. Dük Luo Lei’nin benim ölümsüz olduğumu anlaması için daha kaç adam öldürmem lazım?’’

Buz Yağmuru Kılıcı titremiş ve kılıcın üstünde altın altıgenler belirmişti. 6.seviye [Kombo]’mu kullanarak hemen saldırmıştım. [Kombo]’mun 4 saldırısı da Locus’un boynuna inmişti.

479!

501!

497!

521!

Verdiğim hasar fena değildi ve zaman kaybetmeden bir saldırı daha yapmıştım. Bu saldırıyla bossun 700’den fazla canını götürmüş olsam da ayaklarım altında garip bir sıcaklık oluşmaya başlamıştı. Bir anda etrafımı alevler çevirmişti! Bu bossun yeteneği olan [Cehennem Alevi]’ydi! on me!

1009!

Ne güçlü bir saldırı ama!

 

Hemen 6.seviye [Tedavi]’yi kullanarak 900 canımı doldurdum. Bu esnada [Tek Kişilik Ordu]’yu da aktif etmiştim.

Aldığı darbelere karşılık sürekli kükreyen Locus’un sesi mağarada yankılanıyordu. Bİr anda Locus’un pençeleri dans etmeye başlamış ve etrafa akılalmaz bir ışık hüzmesi saçmıştı.

Bang Bang!

Üst üste yediğim iki saldırı toplamda 1600’den fazla canımı götürmüştü! Herif adeta çıldırmış gibi saldırıyordu. Saldırı hızı da aynı şekilde acayip yüksekti!

‘’Duck, çabuk! Patronun canını doldur!’’ diye bağırdı Yaşlı K.

Saldırmaya devam ettiğim sırada Sevgili Duck canımı doldurmuştum. Kılıcımı savurdum ve [Keskin Buz Kılıcı]’nı aktif ettim. Böylece bossun hızı biraz da olsa yavaşlayacaktı!

  Bang!

Silah sesi duyulmuş ve Fox’un saldırısı Locus’un 379 canını götürmüştü. Vay arkadaş, sonunda Fox’un saldırısı düzgün bir seviyeye çıkmayı başarmıştı. Bu esnada Yavru Kurt bossun arkasında belirdi ve [Kanama] + [Arkadan Bıçaklama]’yı kullandı. Saldırılarını tamamladıktan sonra anında geri çekilmiş, bossun ona saldırmasına izin vermemişti!

‘’Ben de saldıracağım!’’

Yaşlı K baltasını kaldırdıktan sonra hemen ileri atıldı. Boss’un suratına bir bakış attıktan sonra [Öfke] + [Delme]’yi aktif etmişti. Bir sonraki saldırısı bossun defansının bir kısmını görmezden gelecekti ve Yaşlı K [Alev Baltası]’nı kullanmayı akıl etmişti!

875!

Yaşlı K’nın baltası bossa ulaşır ulaşmaz boss da karşı saldırıya geçmişti!.

1523!

Yaşlı K boşalan can barını görünce şok olmuştu. Azıcık kalan canını kaybetmemek için hemen geri çekilmeye koyuldu: ‘’Ben çekiliyorum patron, tankla şunu!’’

‘’Hayret bir şey…’’ Kendi kendime söylendim.

……

10 dakika geçtikten sonra bossun canı %45’e düşmüştü. Benden 5 seviye yüksek olsa da ona ayak uydurmakta pek güçlük çektiğim söylenemezdi; ancak Locus öyle bildiğiniz bosslara benzemiyordu. Kükremiş ve hemen ikinci yeteneği olan [Dokuz Cennet’i Sallamak]’ı aktif etmişti!

“Hummmmm!”

Herkesin ayaklarında semboller belirmeye başlayınca hemen söylendim: ‘’Çabuk, sembollerden kaçının!’’

Herkes atlatmış olsa da Yaşlı K’nın tepki süresi fazla yavaş kalmıştı. Hala daha sembollerin içinde olduğu için 1400+ canını kaybetmişti. Şans bu ki, can iksiri + Duck’ın [Tedavi] yeteneği sayesinde hayatta kalmayı başarmıştı.

Lakin bossun canı %15’e düşünce ortaya herifin üçüncü yeteneği çıkmıştı!

 “Svoosh!”

Kanlı bir pençe göğsümü delip geçmiş, bossun vücudunda garip bir yeşil ışık oluşmaya başlamıştı. Çok geçmeden sekiz kadim trigram belirmişti. Bu şüphesiz ki benim yeteneğim olan [Rüzgar Kılıcı]’ydı!

1872!

Vücudum tir tir titremeye başlamıştı. Zaman kaybetmeden 6.seviye can iksirini içtim ve [Tedavi]’yi kullanarak canımı doldurdum!

 +900!

+1000!

Duck söylendi: ‘’Wow, patronun kendine özel yeteneğini nasıl kullanabiliyor bu utanmaz?’’

Yaşlı K söylenmeden önce baltasını kaldırmıştı: ‘’İnsanların yeteneklerini çalabilen bir yeteneği mi var? Hassiktir, keşke benim de olsaydı…’’

Fısıldadım: ‘’Şans bu ki yalnızca [Rüzgar Kılıcı]’nı çalmış. Eğer [Kombo]’yu çalmış olsaydı o zaman ne olurdu düşünmek bile istemiyorum!’’

Yavru Kurt cevapladı: ‘’Xiao Yao dikkatli ol. Yetenek çalmasının 12 saniye dolma süresi var. Yakında yeteneklerini çalmaya devam edecek…’’

Duck: ‘’Patron sakın öleyim deme, yoksa biz de peşinden geliriz…’’

Yavru Kurt bir şey demeden hançerlerini kavramış ve saldırıya hazır bir şekilde beklemeye koyulmuştu. Savaş taktikleri konusunda Yaşlı K ve Fox’tan daha tecrübeliydi.

……

 Ding!

Tanıdık sesi duyar duymaz başımı kaldırdım ve bossun pençesinde beliren altın altıgenleri gördüm. Kalbim anında dört nala koşmaya başlamıştı: Boss 6.seviye [Kombo]’mu çalmayı başarmıştı!

Boss pençesini savurmadan önce hemen yana çekildim; zamanlamayı iyi tutturduğum için ilk saldırıyı atlatmayı başarmıştım. İkinci saldırıyı savuşturmama imkan yoktu; bu yüzden kılıcımla karşıladım. Çevik bir hareketle üçüncü saldırıyı atlattıktan sonra dördüncü saldırıdan kaçmayı başaramamıştım.

ISKA!

847!

ISKA!

792!

 

Arkamda duran tecrübeli Sevgili Duck [Tedavi] + [İlk Yardım]’ı kullanarak canımı doldurmuştum. Vay anasını arkadaş, eğer Duck değil de başka bir şifacı olsaydı, kesin öteki dünyayı boylamış olurdum!

‘’Acayip tehlikeliydi, şans bu ki 2 saldırıyı savuşturmayı başardın, yoksa öteki dünyayı boylamıştın…’’ Fox söylendi.

Yaşlı K baltasını kaldırıp, gülümsemişti: ‘’Öyle denir mi dingil? Patronun acayip yeteneklerini öveceksin biraz. Ayrıca boss [Kombo]’yu çaldı, [Tek Kişilik Ordu]’yu değil. Zaten onu çalmış olsaydı, Xiao Yao’nun….’’

Yavru Kurt söylendi: ‘’Şom ağzını açma lan hemen, boss özel yapılmış komboyu nasıl çalsın?’’

Duck başıyla onayladı: ‘’Aynen! Eğer boss o özel komboyu çalarsa işimiz bitti demektir…’’

İçten içe ağlıyordum: ‘’Aptallar, ölmek mi istiyorsunuz?’’

……

Tam bu esnada, herkesin bahsettiği şey gerçekleşmişti!

 “Bang!”

Locus’un ayaklarının altında garip bir aura belirmiş, pençeleri dans etmeye başlamıştı: ‘’Özel bir yetenek demek, gel bakalım, heybetimin tadına bak!’’

[Tek Kişilik Ordu]!

Yavru Kurt: ‘’Xiao Yao, dikkatli ol!’’

Duck: ‘’Patron!’’

Yaşlı K: ‘’ANNE SANA GELİYORUZ!’’

Fox: ‘’Hass…’’

……

[Tek Kişilik Ordu] S-seviye bir komboydu, asıl özelliğiyse saldırılar arasındaki akılalmaz uyumdu! Bu komboyu karşılamanın ne kadar zor olduğunu gayet iyi biliyordum!

“Ha Ha Haaa…….”

Ardı ardına üç darbe almıştım!

597!

625!

701!

 

Kesik + Yatay Kesik + İleri Darbe + Vücut Darbesi + [Rüzgar Kılıcı] kombonun 5 saldırısıydı. Durumu iyi bildiğim için herif üçüncü saldırısını bitirir bitirmez geri çekilmiştim. Vücut darbesine maruz kalmak istemediğimden epildim ve Peng! Buz Yağmuru Kılıcı’yla yere bir delik açtım. Sol avcumu yere koyduktan sonra temiz bir ters takla attım. Ateş ve Buz Pelerini havaya savrulmuş ve güzeller güzeli bir ‘ISKA!’ yazısı havaya fırlamıştı!

ISKA!

Beşinci hamle olan [Rüzgar Kılıcı]’nı atlatmıştım. Tabii ki bu hareketi Jian Feng Han’dan öğrenmiştim. Benim hareketlerime karşı kullanılabilecek iyi bir hamleydi. Eskilerin dediği gibi, seni iyi anlayan kimseler genelde düşmanlarından başkası olmazdı. Korkarım ki benim dışımda [Tek Kişilik Ordu]’nun zayıf noktasını bilen tek kişi Jian Feng Han’dı.

Bizim ekip şaşırmıştı tabii---

Yavru Kurt: ‘’Hassiktir Xiao Yao, süperdin!

Yaşlı K: ‘’Kendi kombosunu savuşturdu, ANNE DAHA GELMİYORUZ!’’

Duck ufacık ağzını açtı: ‘’Patron, acayip güçlüsün…’’
……

“Sha Sha……”

Yavru Kurt ileriye atılıp, hançerini havaya savurmuştu. Locus kısa bir süreliğine sersemlemişti.

Tedavi ışıklarının altında Buz Yağmuru Kılıcı’nı kavradım ve bossla mücadele etmeye devam ettim: ‘’Duck canıma dikkat et… boss ölmek üzere!’’

Herkes heyecanlanmıştı. Yaşlı K yumruklarını sıktı: ‘’Hahah, Zhan Long Stüdyosu olarak bizler beraber seviye kastık. Yoksa artık mor bir ekipman düşürmemizin zamanı geldi mi?’’

Fox gözlerini kıstı: ‘’Hayal kurma. İstatistiklere göre, [Efsane], [Kahramanın Heybeti] ve [Öncü]’nün de olduğu en iyi 10 klan toplamda 3 adet mor ekipman düşürmüş. 72 saat içerisinde kestikleri 19 mor bosstan 3 ekipman düşmüş. Anladın mı şimdi durumu?’’

‘’İlla ki öyle olacak diye bir şey yok…’’ Kılıç elimde, gülümsedim: ‘’Belli mi olur canım, belki de Klan Kurma Tableti bile düşürebiliriz…’’

Duck: ‘’Az laf çok iş, hadi!’’

……

“Klang!”

Birkaç dakika geçtikten sonra kılıcım Locus’un siyah cübbesini delip geçmiş ve omzuna saplandıktan sonra son canını da götürmüştü. Nihayet 56.seviye mor boss diz çökmüştü!

‘’Ahhh… Böyle olacağını düşünmemiştim. Bir kez daha deneyelim, bu sefer evcil hayvanlarımı kullanacağım…’’

  Pata!

Locus diz çökmüş olsa da vücudu yere yığılmamıştı. Ayrıca ortada herhangi bir ekipman varmış gibi de görünmüyordu.

……

‘’Niye bir şey düşmedi? ‘’Yaşlı K’nın gözleri sonuna kadar açlmıştı.

Derin bir ses tonuyla söylendim: ‘’Yaşlı K, aptal mısın oğlum sen? Siyah kitabı kullanarak mühürle şunu yoksa öleceğiz!’’

‘’Uhhh…. Doğru ya…’’

Yaşlı K envanterinden siyah kitabı çıkardı!