Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

10. Bölüm Orman Kılıcı

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

Paa!

  Kılıcımı çamura sapladım ve sessizce ne yapacağımı düşünmeye koyuldum. Başlangıç köyünün Boss’u, öyle mi? Görünüşe göre herkesin rastladığı bir yaratık değildi. Daha önce hiç kimsenin öldürmemiş olmasına oldukça şaşırmıştım. Muhtemelen kimse ormanın bu kadar derinine gelmeye yeltenmemişti. Bu Ayı Kralı şüphesiz Köpekler Köyü’nün etrafındaki en güçlü yaratıktı. Yaratığın birkaç tane değerli eşya düşüreceğine kesin gözüyle bakıyordum yani, öylece yürüyüp geçemezdim.

  Bir havaya bir de yaratığa baktım. Yavaş yavaş kendime olan güvenimi toplamaya başladım ve nihayetinde kararımı verdim. Mm, aslında o kadar da güçlü görünmüyor. Bütün araziyi kullanmam lazımdı. Ayı Kralı’nın vücudu devasaydı ve buna rağmen ayakları kısacıktı. Bu yüzden de saldırı şekli bir hayli kısıtlı olmalıydı. Belki de şuradaki ağaç gövdesindeki büyük boşluğa saklanıp, yaratığı avlayabilirdim.

Hua!

  Ayağa kalktığımda bir an için ileri gidip gitmemek arasında kararsız kaldım. Neyse, tükürdüğümü yalayacak değilim ya!

  Tam o esnada arkadan bir ses duydum.

 ‘’Selam dostum. Ayı Kralı’nı tek başına mı öldürmeyi düşünüyorsun?’’

 Hay böyle işin içine… Başkaları da gelmiş!

  Kılıcı sımsıkı kavradım ve arkamı döndüm. Benden 30 metre uzaklıkta yaklaşık 5 insan duruyordu. Hepsinin 8-10 arasında değişen seviyeleri vardı. Grubun içindeki birinin kolunda takım lideri sembolü vardı. Kendisi 10. Seviye olduğundan epey enteresan bir figür sayılabilirdi.

[Batılı Diktatör] (Kılıç Ustası Adayı)

Seviye: 10

  İsmi oldukça sertti. Arkasında dört kişi daha vardı. İkisi Seviye 9 büyücü, biri kel bir barbar şaman ve sonuncusu da eline eski bir tüfek almış olan garip bir şovalyeydi. Aslına bakarsanız bu grup bir hayli enteresandı. Daha doğrusu, grubun içinde tek bir şifacı bile yoktu!

  Batılı Diktatör yürümeye başladı ve bana bir bakış fırlattıktan sonra gülümsedi: ''Dostum, cidden acayip birisin. Kılıç kullanan bir şifacı demek ha? Bu kadar kol gücüne sahip olmana bakılırsa, bütün puanlarını güce bastın değil mi? Her neyse, bir kılıç tutabiliyor bile olsan, tek başına bu yaratığı öldürmene imkan yok.''

  Tek bir kelime söylemeden onlara bakmaya devam ettim.

   Batılı Diktatör devam etti: ‘’Peki şuna ne dersin? Sen bizim takıma katıl ve beraber ayıyı öldürelim. Eğer deri bir zırh düşerse, sen ve yanımdaki iki büyücü aranızda kura çekersiniz. Ne diyorsun? Eğer kabul etmezsen…’’

  Gülümsemeden edemedim: ‘’Kabul etmezsem ne? Beşiniz de benimle mi uğraşacak? Beş kişi olsanız bile bir şifacı bulmadan bu yaratığı zaten kesemeyeceksiniz. Bunu biliyorsunuz, değil mi?’’

  Batılı Diktatör bana keskin bir bakış fırlattıktan sonra gülümsedi: ‘’Öyle demek istememiştim, beni yanlış anladın. Ben, Liu Ying, çok dürüst ve iyilik dolu biri olmasam da, hak edene hakkını her zaman vermişimdir. Bak, ne sen ne de biz bu yaratığı tek başımıza öldürebiliriz. Neden dediğimi yapıp, bize katılmıyorsun? Hmm… [İlk Yardım] yeteneğin 2. Seviyede olmalı, değil mi? Zaten [İlk Yardım] yeteneğin 1. Seviyedeyse, bize katılsan bile yaratığı öldürmemize imkan yok.’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Mm, [İlk Yardım] yeteneğim 2. Seviyede. Ancak… Bir şartım var. Eğer şartımı kabul etmezseniz, beni gebertseniz bile takımıza katılmayacağım.’’

  Batılı Diktatör geniş bir kahkaha patlattı: ‘’Tamam, en azından bu seni öldürmekten daha iyidir. Tabii fazla abartmayacaksan…’’

 ‘’Güzel!’’

  Batılı Diktatör’e ve yanındaki Şövalye'ye bir bakış fırlattım. Suratıma bir gülümseme oturmuştu: ‘’Şartımdan bahsedecek olursak… Benim deri zırha falan ihtiyacım yok. Yani deri zırh çıkarsa sizin olabilir. Yalnızca kılıç tipi eşyaları istiyorum. Gördüğünüz gibi kılıç kullanan biriyim. Tek şartım bu: Eğer bir kılıç düşerse, beraber kura çekeriz ve kazanan kılıcı alır. Ne diyorsunuz?’’

    Batılı Diktatör biraz düşündükten sonra konuşmaya koyuldu: ‘’Bir kılıç ustası olsam da, savaşan bir şifacı olduğun için şartını kabul ediyorum. Eğer bir kılıç düşerse, kuraya sen de katılacaksın. Gel, grubumuza katıl!’’

  ‘’Tamamdır!’’

  Batılı Diktatör’ün grubuna girdim. Gruptaki herkes yaratığı öldürmek için hazırlanmaya koyuldu. 5’i de kendi rollerini konuşuyordu. Eğer bir kılıç çıkarsa kuraya katılacaktım, deri zırh çıkarsa hiçbir şey alamayacaktım. Batılı Diktatör cidden bir şey almamı istemiyordu.  Zaten bir kılıç düşme olasılığı da pek fazla değildi.

  ‘’Tamam, hadi başlayalım!’’ diye söylendi Batılı Diktatör kılıcını tutarken. Görüşüne göre yetenek bakımından benimle aynı seviyedeydi. Etrafa emir yağdırmaya başladı: ‘’Tu Lu, sen tanklıyorsun. Yaratığın bütün odağını üstüne çekmen lazım. Büyücüler bütün güçleriyle yaratığa uzaktan saldıracak. Şövalye, sen sürekli [Ağır Darbe] yeteneğini kullanacaksın. Ben de [Çoklu Saldırı]’yla sana destek vereceğim. Kaygısız Xiao Yao, rahibin ölmediğinden emin ol. Sürekli onun canını kontrol et.’’

  ‘’Anlaşıldı!’’

 Rahip ha? 24 yaşlarında görünen barbar eline bir asa aldı ve koşmaya başladı. Uzaktan Ayı Kral’ı bize doğru çekecekti.

 Guu!

 [8]

 Ne ezik ama. Cidden Kader’deki Rahip sınıfı yalnızca can ve defansa yükleniyordu, zaten genelde bu tiplere Etten Kalkan diye sesleniyorlardı. Yalnızca oyunun sonlarına doğru saldırıları ön plana çıkıyordu. Tabii henüz oyunun başlarında olduğumuz için saldırı puanı acınacak kadar düşüktü.

  WRAHH!!

   Rahip, Ayı Kralı’nın dikkatini çekmeyi başarmış ve yaratık yattığı yerden uyanmıştı. Uyanır uyanmaz ileri atılan devasa hayvan pençelerinden birini Rahip’in suratına geçirdi ve adamın kafasının üstünde akılalmaz bir hasar mesajı belirdi.

[74]!

  ‘’Hass…’’ Batılı Diktatör ne diyeceğini bilemiyordu. ‘’Tu Lu, her seviye atladığında 5 cana, 5 defansa veriyordun değil mi? Buna rağmen nasıl olur da 74 hasar alabilirsin anlamıyorum. Yoksa defansa vermedin mi?’’

  Rahip hemen geriye doğru sıçradı ve bağırarak yanıtladı: ‘’Olay benim defansımla ilgili değil, yaratığın saldırı gücü hayvan gibi! Kaygısız Xiao Yao, 500 canım olduğundan bana dikkat etmeyi sakın unutma!’’

  ‘’Tamamdır!’’

  Ayı Kral ikinci kez saldırdığında, anında Rahip'in canını doldurdum. Bir şekilde krizin üstesinden gelmeyi başarmıştık.

  Batılı Diktatör kükredi ve kılıcıyla ileriye doğru atıldı. Kılıcında altın bir altı köşeli yıldız belirmiş ve Ayı Kral üst üste iki darbe almıştı. Bu bahsi geçen kılıç ustalarının yeteneği: [Çoklu Saldırı]’ydı. Muhtemelen 2. Seviye bir yetenekti.

[58]!

[61]!

  Batılı Diktatör’ün bütün puanlarını güce bastığına şüphe yoktu. Arkada duran iki büyücü de asalarını kaldırıp, büyü yapmaya koyuldu. Ardı ardına gelen ateş topları canavarı oldukça etkilemişti. .Ateş büyüsü demek?

  Shua! Shua!

  Bir anda yaratık 100’den fazla can puanını kaybetmişti. Yaratığın 3000 civarında canının olduğunu düşünürsek, büyücülerin saldırıları hiç de fena sayılmazdı.

Shua!

[+100]!

 Rahibin canını tekrar doldurdum. Ardından kılıcımı çekip yaratığa yaklaştım. Kaç vuracağımı merak ediyordum.

Clang!

[21]!

  Batılı Diktatör şok olmuşa benziyordu: ‘’Yuh! Nasıl o kadar vurdun öyle? Ne biçim şifacısın sen!’’

 Yaratık tekrar pençelerini kaldırdı ve rahibi geri çekilmeye zorladı. Batılı Diktatör rahibin çekilmesiyle oluşan boşluğu derhal kapatmış ve rahibin yerine saldırıyı kendi vücuduna almıştı. 90’dan fazla canını kaybeder kaybetmez kükredi: ‘’Kaygısız Xiao Yao, beni boşver. Sen sadece rahibin canına odaklan! Saldırılarımızı odaklayıp, yaratığın rahibe saldırmasını sağlamamız lazım!’’

  Başımı öne doğru salladıktan sonra rahibin canını doldurmaya devam ettim.

  Mücadele oldukça ateşli geçse de, rahibin defansı durumu tersine çevirmeyi başarmıştı. Tabii üstüne benim de [İlk Yardım] yeteneğim eklenince, yaratık iki dakikanın sonunda canının %93’ünü kaybetmişti.

 Hei!

  Batılı Diktatör bir anda elinde kılıcıyla yanımda belirdi. Gözlerinde çılgın bir bakış vardı. Yok artık, yoksa beni mi öldürmeye çalışacaktı?

 ‘’Başlayacağım artık sana, gebersene ayı!’’

  Kılıcın üstünde aynı altı köşeli yıldız belirmiş ve Batılı Diktatör üst üste iki kez saldırmayı hedeflemişti. Hassiktir! Saldırıların ilkini yaratığa, ikincisini bana yöneltecekti! Karmaşanın içinde benden kurtulmak mı istiyordu? Madem öyle, hadi dene de görelim bakalım!

  Sha!

  Ayaklarım çimlerde dans etti ve 2 metre arkaya doğru zıpladım. Havada çıkan kocaman [ISKA!] yazısı Batılı Diktatör’ü şok etmişti. Rahibin canı anında 200’ün altına düştü ve herif panik içinde bağırdı: ‘’Kaygısız Xiao Yao, ne haltla uğraşıyorsun? Ölüyorum lan burada!’’

  Bilerek hiçbir şey yapmadım. Ayı Kralı iki kez saldırdı ve Şövalye’yi direkt öldürdü. Tabii Rahib’in de canını doldurmadığım için adam çığrından çıkmıştı.

  Sanki amacımı anlamışcasına, Batılı Diktatör tekrar saldırmadı ve benden özür diledi: ‘’Kusura bakma, birazcık elim kaydı da…’’

  Hemen kendi kendime düşündüm: ‘’Elin mi kaydı? Madem elin kaydı niye o kayan elinle kendi sikini de kesmedin?’’

  Her neyse, Rahib’in canını doldurdum ve yaratığa doğru atıldım. Batılı Diktatör’le aramdaki mesafeye dikkat ediyordum. Eğer bir kılıç ustasının [Çoklu Saldırı] yeteneğine yakalanırsam, anında ölmesem bile canımın yarısını kaybedeceğime dair bir şüphem yoktu. Bunun olmasına izin veremezdim.

  Birkaç saniyenin ardından Ayı Kralı acı dolu bir çığlık attı ve olduğu yere yıkıldı. Sonunda gebermişti!

 Hoofs!!

   Yere düşen gümüş paranın yanında bir de eşya vardı. Boss cidden diğer yaratıklardan daha bonkördü. Direkt gümüş para atmıştı.

  Grubun amacını anladığımdan, kolay kolay meseleyi kurtarmalarına izin vermeyecektim. Boss’a en yakın ben olduğumdan, yaratığın öldüğü yere hemen bir bakış fırlattım ve ne göreyim? Boss cidden bir kılıç düşürmüştü! Hem de parıldayan uzun bir kılıç! Anında elimi uzattım ve kılıcı aldım. Aynı zamanda oyunun kura sistemini kullandım. Kura sistemi gayet basitti: Oyunculara 1-100’e kadar rastgele bir sayı veriyordu ve benimki de canavar gibi 99’da durmuştu! Grubun diğer 5’lisi ne olduğunu bile anlayamamıştı!

  [Orman Kılıcı] (Siyah Demir )

Saldırı: 21-35

Güç: +3

Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 8

 Kim bu yaratıktan bir kılıç çıkacağını düşünebilirdi ki? Ama buna rağmen ciddi ciddi bir kılıç düşmüştü. Hatta yaratığın ardında bıraktığı tek eşya bu kılıçtı! Tabii yere düşen gümüş parayı da söylemeden geçmeyeyim. Oyunun bu zamanında küçük bir hazine kadar değerliydi.

 ‘’Hay böyle işe!’’

 Batılı Diktatör bana öyle bir bakıyordu ki, bir an için herifin gözleri fırlayacak sanmıştım. Kılıcını kaldırır kaldırmaz: ‘’Başlarım böyle işe, öldürün şunu!’’ diye kükredi.

  Grubun üyeleri nihayet gerçek kişiliklerini göstermeye başlamıştı. Batılı Diktatör’ün kılıcında yine aynı altı köşeli yıldız belirmiş ve herif bana doğru koşmaya başlamıştı!

   Hemen geriye doğru zıpladım ancak ne yazık ki darbelerin yalnızca birinden kurtulabilmiştim.

[Iska!]

[71]!

 Aynı zamanda arkada duran iki büyücü de bana ateş topu yollamaya koyulmuştu. Bu saldırıyı nasıl savuşturacağımı bilmiyordum!

 [81]!

[+100]!

[77]!

    İki saldırının arasında canımı doldurdum. Yakındaki ormana doğru koşmaya başladığım sırada içten içe bir can doldurma yeteneğine sahip olduğum için şükrediyordum. Lakin tam bu esnada bütün iyi dileklerim ağzıma tıkılmıştı. Arkadan gelen soğuk havadan sebep irkilmiştim. Batılı Diktatör bir kılıç ustası olduğundan hareket hızı benden oldukça yüksekti. Kılıcını keskin bir şekilde savurdu ve kılıç kafama saplandı.

[88]!

  Bütün vücudum acıya teslim olmuş ve önümde beyaz bir ışık belirmişti. Ölmüştüm!

  Shua!

  Yakınlardaki bir mezarlıkta uyandım, ölü bedenime oldukça yakındım. Tekrar hayata dönebilmek için ruhumun ölü bedenime girmesi gerekliydi. Hay sokayım böyle işe, Boss’u öldürdüğümüzde 10. Seviyeye çıktığım için sevinmiştim ama yine 9. Seviyeye düştüm!

  Gruptaki 5 kişi de oldukları yerde duruyordu. Batılı Diktatör sinirli bir ses tonuyla kükredi: ‘’Kaygısız Xiao Yao, eğer sonsuza kadar saklanmak istemiyorsan, şimdi ayağa kalk ve o kılıcı bana ver! Kılıcı aldığım taktirde seninle tekrardan arkadaş olabiliriz!’’

    Gülümsemeden edemedim: ‘’Benim arkadaşım olmaya layık değilsin. Orman Kılıcı benim. Eğer şansınıza güveniyorsanız, kuradaki 100’ü almaya çalışın. Yoksa, kapayın çenenizi!’’

  Beklendiği gibi gruptaki üyeler kurayı denemeye koyuldu.

 Batılı Diktatör: 41

 Şövalye: 91

 Ding!

  Sistem Notu: Kura sona erdi. [Orman Kılıcı] adlı eşya Kaygısız Xiao Yao adlı oyuncuya verildi.

 Pa pa!

  Envanterimde siyah bir kılıç belirmişti. Cidden Orman Kılıcı benim olmuştu! Heheh, ölüp bir seviye düşmüş olsam bile bütün bunlara değmişti