Gitti güzelim hesaplar. :):):)
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
29. Bölüm Reddedilemez Olan Teklif (2)
Anail’deki diğer evlerle kıyaslandığında Derek’in dairesi çok lüks kalıyordu. Bahçesindeki çiçekler ve ağaçlar harika bir uyum içerisindeydiler. Göletteki balıklar özgürce yüzüyorlardı, insan eliyle yapılmış bir bahçeydi ama doğal ve çok güzel görünüyordu.
Bütün bu manzaranın içerisinde ortada elindeki çayını yudumlayan Derek vardı. Crockta bunun garip bir manzara olduğunu düşündü. Yeraltını yöneten adam ve bahçesinde çay keyfi yapan bir asil, bu iki görüntü birbirine uymuyordu.
Derek, Crockta’nın ne düşündüğünü biliyormuş gibi gülümsedi.
“Genç adam, senin zevkin nedir?”
“Zevk?”
“Evet zevk, sence güzelliğin tanımı. Otur.”
Derek’in yanına oturdu Crockta.
Derek konuştu, “Kendi zevkim konusunda eminim. Örneğin, şu tarafta, sarı laleler haricinde hiçbir şey olmamalı.”
Derek sarı lalelerin dikili olduğu yeşil çimenler arasında bir bölgeyi işaret etti.
“Gölette 13 tane balık olmalı, ne eksik ne fazla.”
“.....”
“Bu tarz şeyler konusunda titiz ve ayrıntıcıyım. Bu tarz zevkler bir araya gelerek Derek oluyor. Aynı anlaşılan bir sözleşmenin şartlarının yerine getirilmek zorunda olması gibi, bu da Derek’i Derek yapan şeylerden bir tanesi. Şartları bozan kimseyi affetmem, bunun sayesinde servet ve güç kazandım.”
“Ne demeye çalışıyorsun?”
“Zevklerim beni yarı yolda bıraktı.”
Derek güldü. Crockta, onun ne hakkında konuştuğunu anlayamıyordu.
“Çözemeyeceğim problemler var. Sadece güneşten hoşlanmıyorum diye gökyüzünü değiştiremem.”
“O zaman bir güneşlik kullan.”
“Bu doğru. Güneşlik kullanarak yapamam, yani yaptığım şey benim zevkime uymalı. Dana önce de dediğim gibi, zevklerim hakkında çok titiz ve ayrıntıcıyım.”
Birkaç parça kağıdı Crockta’ya uzattı Derek. “Bunu anlamamı sağla.”
“.....”
Crockta kağıttaki bilgilere baktı, bu bir kontrattı.
“.....”
“Bu ifadeyi yapmak zorunda değilsin.”
Sordu, “Bu nedir?”
“Bir köpek almakla ilgileniyorum.”
Aslında şu manaya geliyordu, Derek, Crockta’yı takip ettirmiş ve araştırtmıştı. Başka türlü böyle bir anlaşmayı ve maddelerini önceden hazırlaması mümkün değildi. Crockta’nın dudakları seğirdi.
Bu kontrat, Crockta’ya Eriyen Balhea ve şu yıldızlar tarafından lanetlenenler hakkında istihbarat toplayıp paylaşmak için düzenlenmişti. Derek’in Eriyen Balhea Klanı hakkında istihbarat toplayıp Crockta’ya vermesi ve karşılığında da daha önce Eriyen Balhea ile ilişkisi olmuş kişileri öldürmesi şartı vardı.
Hedefler muhtemelen yıldızlar tarafından lanetli kişiler değil NPClerdi.
“İntikam almak istemiyor musun?” Derek sordu.
“.....”
“Senin yanında olmayı düşünüyorum. İntikam yolunda başarılı olman için önceden birkaç yatırım yapmaya karar verdim. Üzerine endişelenmeni gerektirecek bir konu yok, çünkü öldürmeni istediğim hedefler zaten hali hazırda intikam istiyorsan öldürmen gereken kişilerden oluşuyor.”
Crockta, kontrattaki ayrıntıları okumaya devam etti.
Eriyen Balhea Klanı birkaç şehirde NPClerle çalışıyordu. NPCler bölgelerindeki zengin ve güçlü kimselerdi. Derek o bölgelerdeki NPClerin karşısındaki güçlere yatırım yapacaktı. Eğer o NPCler Crockta tarafından ortadan kaldırılırlarsa, Derek ölenlerin yerine ortaya çıkacak olan yeni güçle karı paylaşarak kazanç elde edecekti sonuç olarak.
Crockta’nın başarılı olabilmesine dayanan bir kumardı bu.
“Neden böyle bir şeyi yapıyorsun?” Crockta Derek’e sordu.
Crockta da Derek’ten yardım istemeye gelecekti her halükarda. Olayın boyutu düşündüğünden biraz daha büyüktü ama yine de aslında Crockta’nın Derek’ten isteyeceği de buydu aslında.
“Eğer sana sıkıldım deseydim bana kızar mıydın?” Derek gülümsedi ve çayından bir yudum daha aldı. “Genç adam. Ben yaşlandım ve artık hayatım tamamlandı. İstediğim herhangi bir şey yok. Her şey benim hoşuma giden şekilde, yani ilgimi çeken bir şey kalmadı.”
“Bu anlaşılır bir durum.”
Crockta olmuş olan Ian, muhtemelen Elder Lord’u benzer bir nedenle oynuyordu.
“Sen birazcık ilgi çekicisin.” Derek gülümsedi.
“.....”
“Kısaca seni izlemek istiyorum. Senin önündeki maceraya dahil olmak istiyorum. Eğer senin başarın benimkine de yol açarsa o zaman senin hikayene daha fazla dahil olabilirim.”
Crockta başıyla onayladı.
Böyle insanlardan gerçekte de vardı. Yaklaşık aynı şeyleri söyleyerek spor araba alanlar. Bazıları para harcardı, bazıları kendilerini klavye başında ifade ederlerdi. Sonuç olarak aynı şeydi ve Ian umursamadı.
“Anladım.”
“Güzel.”
Crockta bir kalem istedi ve kontratı imzaladı.
“Ah, ondan önce.” Derek başını salladı. “Senin yeteneklerini görmeliyim.”
“Ne?”
“Sana yatırım yapmam güven gerektiriyor, yani en azından minimum yeterliliğe sahip olduğunu görmem gerekiyor. Eskiye kıyasla güçlü görünüyorsun.”
Crockta Derek’e baktı, değişmemişti. Geniş omuzları vardı ve vücudu iyi eğitimliydi. Etrafındaki atmosfer keskin bir bıçak gibiydi. Onunla dövüşmesi kolay olmayacaktı hatta kaybetmesi daha muhtemel bir seçenekti.
Derek Crockta’nın onu süzmesine güldü.
“Ben değil, daha yeni yemek yedim, yani kılıç sallamak gibi bir isteğim yok.”
“Öyleyse…?”
“Burada.” Derek başka bir parça kağıt çıkardı. “Eğer bunu yaparsan sana güvenip kontratı imzalarım.”
Crockta’nın gözleri genişledi. Kağıtta yazanları okudu ve başıyla onayladı.
******
Özgür şehir Anail, her türden ve çeşitten kaçakların gelmesiyle kuruldu. Böylece Anail’in arka sokaklarının kendi kuralları oluştu.
Bu kurallardan bir tanesi, ‘masum insanları öldürme.’
Anail’in yeraltında kavgalar sıklıkla çıkardı, ama ölümüne değildi. Anail’in yeraltına hükmeden Derek bile, eğer kontrat yüzünden değilse ellerini kana bulamazdı. Bu Anail’in ilk kurulduğu zamanlardan beri süregelen yaygın bir yasaydı. Şehir, ölümlerinden kaçan mülteciler tarafından kurulmuştu, yani ölümün geri çevrilemeyeceğini en iyi onlar biliyorlardı.
Ama bu kural, bozulmuştu.
“Hah, hah. Ne demiştim ben sana?”
Bir kadın zar zor nefes alıyordu. İki adam başlarıyla onayladılar.
Onların ayaklarının dibinde kafası kırılmış bir adam. Kadın adamın sırtına kılıcını birkaç kez daha saplayıp çıkardı, öldüğünden emin olmak için. Ölü adam doğal olarak hiç tepki vermedi. Kan toprağa karışmaya devam etti.
“NPCler de farklı değiller.”
“Ayrıca bir sürü seviye de atlayabiliriz.”
“Hadi biraz daha yapalım.”
Üç kişi.
Crockta’ya daha savaşçı olmadan önce saldırıp katledilen üç kullanıcı avcısıydı onlar. Youvidser Laney tarafından adları çıkarılmış oldukları için artık alışık oldukları gibi kullanıcıları avlayamıyorlardı. Onlar da böylelikle NPCleri avlamaya başlamışlardı kullanıcılar yerine.
Kolay değildi, ama onlar kullanıcı avcıları olarak yüksek kabiliyete sahiptiler. Anail’in karanlık sokaklarında hareket ediyor ve saldırıyorlardı. Cinayet, Anail’in yeraltı sakinlerinin hedefi olmak demekti. Anail’in yeraltının yöneticisi ise soğukkanlı Derek’ti.
Derek onlara bir suikastçı yollamıştı, hatta adam onları bulmuştu bile. Suikastçı tabii ki ork Crockta’ydı.
“.....”
Crockta saklandı ve yüzlerini doğruladı. Derek’in ona verdiği kağıtta onlar hakkında okumuştu, kendine engel olamadı ve gülümsedi. Şu grup hala alışkanlıklarından vaz geçmemişlerdi.
Derek’in ona bu görevi bir test olarak neden verdiğini anlayabiliyordu. Yıldızlar tarafından lanetlenen kişiler arasında bilinmeyen bir bağlantı vardı. Bunu isteyerek yapacak mıydı, NPClerin anlayamadığı kullanıcılar arasındaki bağı öylece görmezden gelerek?
Crockta onlara doğru yürüdü. Üç kullanıcı ayak seslerine doğru kafalarını çevirdiler. Yüzleri bembeyaz kesildi.
Karanlığın içinden tek bir ork çıktı.
Yüzü yabancı değildi. Dövmeleri vardı vücudu daha büyüktü ama kana susamış gözleri ve siyah bandanası unutulmazdı. Omuzlarının üstünden görünen büyük kılıcı görmeleri bile vücutlarının irkilmesine yetmişti.
“O soysuz, bu o soysuz değil mi?”
“Öyle görünüyor.”
Geri çekilemeyeceklerini fark ettiler. Öldürdükleri NPCye saldırmak için bu çıkmaz sokağı onlar seçmişlerdi. Bu yaptıkları seçim onlar için büyük bir sıkıntı haline gelmişti şimdi. Üçlü çaresizce düşünmeye başladılar,
“Kaçamayız.”
“Yine mi öleceğiz? Bu çektiğimiz cefa hiç bitmeyecek mi?”
“Başka yol yok.”
Birbirlerinin yüzlerine baktılar ve iç çektiler.
“Hadi savaşalım.”
“Evet, o zaman bizi gafil avlamıştı.”
“Brown’u koruyarak savaşmalıyız.”
Jackson, Brown ve Eri. Üçlü kullanıcı avcısı pozisyonlarını tekrar aldılar. Jackson, düşmanı kontrol altında tutacak mızrak kullanıcısıydı. Eri kendi hareketliliğiyle düşmanın alanda hakimiyet kurmasını engelleyecekti. Büyücü Brown ise arkadan büyüleriyle bombardıman yapacaktı. Bu onların kazanan taktiğiydi, bal ve kaymakları.
Crockta büyük kılıcını kınından çıkarttı. Karanlıkta, ince bir ışık kılıcın kından çıkarken üzerinden aktı. Kullanıcılar o kılıcın normal bir kılıç olmadığını o anda anladılar. Açgözlülükle doldu bir anda gözleri.
“Eğer kazanırsak... o bizim olur.”
“Eşit şekilde paylaşırız.”
Brown büyü sözleri söylemeye başladı. Önceki seferin aksine, kendini Eri ve Jackson’un arkasına sıkıca saklamıştı. Ana saldırgan rolünü Brown’a bırakmaya alışıktılar.
Crockta ilerledi, Jackson’un mızrağı hareket etti.
Kang!
Kılıç ve mızrak birbirlerine vurdular. Crockta mızrağın yönünü yana doğru saptırdı ve ileri atıldı. Aynı anda büyü oku önden gelirken, Eri’nin kılıcı da diğer yandan vurmak üzereydi. Crockta büyü okunu görmezden gelerek büyük kılıcını sakınmak için bir adım geri gitmiş olan Jackson’a doğru savurdu.
Büyü oku Crockta’nın vücuduna çarptı.
“Ugh.”
Şok dolayısıyla durmak zorunda kaldı. Sonra Eri’nin kısa kılıcı yanını kesmişti. Crockta hiç bir hasar veremeden geri çekilmek durumunda kaldı. Rakiplerini kolayca alt edemeyecekti.
“Bak, eğer yavaşça halledersek, kazanabiliriz.”
Kullanıcı avcılarının saldırı ivmesi arttı.
Crockta başıyla onayladı, sanki kafasında onları halletmek için bir plan varmış gibi. Taarruza geçecek gibi pozisyon aldı. Kullanıcı avcıları bir an için gerildiler. Crockta öne atıldı, yıkıcı bir saldırıydı. Jackson çarpmaya hazırlanarak mızrağını öne uzattı. Brown arkada büyüsünün sözlerini tamamlamak üzereydi.
Tam o anda, Crockta vücudunu yana doğru hareket ettirdi ve bu sayede büyücüyle arasına Jackson’u almış oldu. Büyücü düzgün bir açıdan hedef almaya çalıştı Crockta’yı ama başaramadı, Crockta Jackson’u kendine kalkan olarak kullanıyordu.
“Ona saldırmak için düzgün bir açı bulamıyorum…!” Brown feryat etti.
“Ne?”
Jackson mızrağını saplamaya çalıştı. Crockta kaçındı ve bir eliyle mızrağı tuttu. Eri onu durdurmayı denedi ama Crockta büyük kılıcını ona doğru savurunca geri çekilmek durumunda kaldı. Ani yaptığı hareket dolayısıyla dengesini sağlayamadı ve yere düştü.
Acele etmeye çalışan Brown yana kaydı ve tamamladığı büyüsünü Crockta’ya yolladı.
Crockta o anda tuttuğu mızrağı muazzam bir güçle çerekek Jackson’un pozisyonunu bozdu ve onu kendine etten duvar olarak kullandı. Brown’un büyüsü Jackson’u sırtından vurdu. Brown neredeyse şaşkınlıktan dilini yutacaktı.
“Öhöööe!”
“P-Pardon!”
Aynı anda, Crockta’nın büyük kılıcı Jackson’un kolunu kesip attı, kol darbenin etkisiyle uçuşa geçti.
“Kuaaaah!”
Crockta Jackson’u uzağa doğru ittirdi ve savunmasız Brown’a yumruk attı. Büyücü sersemledi.
Yalnız başına kalmış olan Eri geriye doğru bir adım attı ve kılıcını kaldırdı. Ancak kız başına yalnız kalmıştı ve karşısında bir ork vardı. Crockta yaklaştı ve karşısında çocuk gibi kalan Eri’ye yukarıdan baktı. İri yarı orkun gölgesi üzerine düşüyordu. Birkaç saniye sonra, Crockta’nın yumruğu onu sersemletti.
Dövüş bitmişti ve Crockta hiç birini öldürmemişti. Derek’in adamlarının ona verdiği iplerle onları bağladı. Jackson onun ne yaptığını anlayan tek kişi olmuştu ama bir yumruktan sonra o da bilincini kaybetti.
Crockta, onları sanki bir bagaj gibi yalnız başına taşıdı, vadinin dışında Derek’in adamları onları bekliyordu.
“Senin gerçekten sağlam yeteneklerin varmış.”
“Onlarla ne yapmayı düşünüyorsun?”
“Onları bir yere hapsedeceğim.”
Derek’in adamı güldü. Adı Jeremy’di ve adamlar arasında en güçlüsü oydu. Derek hariç.
“Yıldızların lanetini alan insanlar can sıkıcılar, öldükten sonra canlanıyorlar ve anında ortadan kaybolabiliyorlar. Bu beton metodu onlar üzerinde kullanacağız ve tek yapabilecekleri nefes almak olacak.”
Bu kullanıcılarla başa çıkmak için Elder Lord’da iyi bilinen bir yöntemdi.
Şu sözde ‘beton metodu’, orijinal anlamını kaybetmişti ama kullanıcılar biliyorlardı ki bu yolla tamamen mağlup oluyorlardı.
Kendilerini öldüremiyorlardı, sıkıca bağlanmış ve ağızları tıkanmış bir vaziyette kendilerini öldüremeyecekleri şekilde tutuluyorlardı. Oyundan çıkıp girseler bile kendilerini aynı şekilde buluyorlardı. Oyunu oynayamayacakları halde bırakıldıkları en kötü yöntemdi bu.
Bu yöntem yüzünden ‘Çözücüler’ Elder Lord dünyasında iş yapıyorlardı. Onlar para karşılığı kullanıcıları bulup kurtarıyorlar ve onları ele geçiren kişiden kurtuluyorlardı. Ancak bu sefer rakipleri Derek’ti. Kullanıcı avcıları karakterlerini sıfırlamadıkları taktirde artık Elder Lord oynayamayacaklardı.
“Gayet mükemmel.”
Crockta başıyla onayladı.
Lenox’un intikamı için o da bu ‘beton metodu’ kullanacaktı. Eriyen Balhae Klanına komple oyunu bıraktıracaktı.
Magnec