ay yerim seni :D :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
93. Bölüm Hassasiyette Artış #3
‘Ah, çocuğun hassasiyete tepkisi çok hızlı.’ Diyerek rahatlayan Veronica, titreyen Theo’ya bakıyordu.
Hassasiyeti artırmanın bazı yan etkilerinin olduğunu onlar da biliyordu ama Theo’nun tepkisi tahmin ettiklerinden çok daha kötüydü. Gerçekten boğulma tehlikesi vardı. Bu olaylardan haberdar olan Sarı Kule Üstadı bile ilacın sahibi olarak böyle bir şeyi beklemiyordu.
Bu sırada, trol boş kutuya bakıp mırıldandı. (Garip. Böyle bir tepki verdiyse, hassasiyeti bayağı aşağıda olmalı... ama 20 yaşında 5.halkaya ulaşan birinin böyle olması...Sabitlik hala yeterli değil mi? Tekrar bir göz atmam lazım.)
Bu doğru cevaptı ancak olayları trolü aracılığıyla takip eden Sarı Kule Üstadı bunun doğru olduğunun farkında değildi. Büyük bir büyücü olacağı dedikoduları yayılan Meltor’un genç kahramanı, bir zamanlar hassasiyeti diplerde yaşıyordu.
Sonunda, Sarı Kule Üstadının aylar süren araştırmalarıyla böyle bir ilaç bulunmuştu.
‘Çocuk, kendine geldin mi?’ Veronica, Theo’nun etrafında kalan son büyü kalıntılarını geçip omzunu tuttu.
Theo büyünün etkisiyle irkildi. Üzerindeki kumaşa rağmen Veronica’nın sıcaklığı cildine ulaşıyordu. Büyü gibi gerçeklik taşımıyordu ama gerçek olup olmadığı konusunda kafası karışmıştı bile.
Bir süre önce tuttuğu boynu hala sıcaktı.
‘Yardımınız için teşekkürler, Kule Üstadım.’
‘Büyük bir şey değil.’
İçinde biraz boğucu bir his kalmıştı ama Veronica’ya yardımı için yine de teşekkür etti. Fırın gibi olan varlığı onu kendine getirdiğinden, büyünün baskısına dayanabilmişti. Bir bakıma, Veronica bu iş için en iyi yardımcıydı.
Theo’nun kafası normale dönünce Veronica söze başladı. ‘O anlarda, büyü kullanırken dikkatli olmalısın. Artık hassasiyetin bir hayli yüksek. O yüzden büyü gücünün hızı ve etkinliği de arttı. Ama, bunu kontrol edebilmen çok zor olacak. Eğer geniş çaplı bir büyü kullanırsan tam bir kaosa yol açabilir.’
‘...Kesinlikle.’
Theo’nun az önceki şimşek işaretini düşünmesi kafiydi. Büyünün orjinal gücünden kat kat fazla bir güç ortaya çıkmıştı. Eğer Veronica’ya karşı işe yaramadıysa, o zaman büyünün gücünün 3.halkadan yüksek olmasıyla ilgisi vardı. Şayet sıradan birine denk gelseydi çoktan yerin dibini boylardı.
Sanki bacaklarında aniden beliren kanatları vardı! Bununla birlikte henüz uçmayı öğrenmiş Theo’nun duyularına tamamen hakim olması mümkün değildi. Bu sebeple, Veronica’nın söylediklerine büyük önem verdi.
‘Eğer büyünüz bir şişe suyu bardağa çevirmeye çalışıyorsa, şu andan itibaren bir su deposunu açıp kapatarak su seviyesini kontrol etmek zorunda kalacaksın.Çok fazla odaklanmaya ihtiyacın var.’
‘Öyle hemen başaramam.’
‘Tabi ki. Hassasiyet ya da büyü gücü silah gibidir, sahibinin yeteneğine göre değişir. İyi bir hassasiyetle doğan saflar da binde bir denk gelir.’
Veronica bu suratsızlara bakıp kahkahayla gülmeye başladı. Karşısında kendi yeteneğine güvenen ve büyünün cefasını çekmeyen kişiler vardı. O yüzden bu tembel insanların, halka duvarlarını aşmaları gerçekten zor olmuştu.
Büyücülerin arasından birçoğu en başta sinirlenip daha ilk duvarda pes etmişken, büyücü olmak için aşırı çalışmış ve son derece yetenekli biri bir grup zekiden daha iyiydi.
Yetenek gökten düşebilirdi, ama ruh zorluklardan ilham alırdı.
Tüm yeteneklerden uzak bir şekilde beş yıl kelepçelere vurulmak, Theodore’un ruhunu demire dönüştürmüştü. Bu, Obur’a sahip olduktan sonra gelişim hızının istisnalar arasında bulunmasının sebebiydi. Sıkı çalışarak sınırlarını genişletmişti.
‘Ayrıca, 7.halkanın duvarını geçip usta olursan hassasiyetin sınırlarını aşmış olacaksın. O yüzden duyularına çok gömülme ve şimdiye kadar yaptıklarına devam et. İşte bu, Veronica’nın kendi tavsiyesinde demek istediğiydi. ‘Nasıl? Faydası var mı?’
‘Evet, bayağı iyi.’ Theo ona rahatlayan bir ifadeyle yanıtladı.
Veronica’nın tavsiyesi 1000 altınlık bir tavsiyeydi. Bu yaşında 8.halkaya ulaşmış iki kişi vardı. O yüzden aslında tavsiyesi için 1000 lira bile azdı. Ancak Veronica kendisine kibarlıkta kusur etmeyen Theo’ya baktı. Bir başkası olsa, gülerdi.
Onun yerine, bu anlar trolün başından gelen Sarı Kule Üstadı’nın sesiyle bozuldu. (Başını uzağa çevirme, kertenkele kız. Niye genç birine böyle davranıyorsun?)
‘Ah, ben seninle sonra ilgileneceğim.’ Veronica içindeki öfkeyi hissetti.
Ama, hemen ardından başını sallayıp kafayı Theo’ya uzattı. Çünkü Sarı Kule Üstadı’nın şakasına son vermesini istiyordu. Elbette, onu daha sonra da sopaya tutabilirdi, ama neyse ki geleceğe ertelenmişti.
Trolün başı Theo’ya bakıp ekledi. (Hmmm... gerçekten ilginç bir çocuk. Hem, senden gelen muazzam bir element kokusu da alıyorum. Kırmızı Kule Üstadı’nın senin gelecek büyük büyücü olacağını söylediğinde Kırmızı Kule Üstadının telaşa kapıldığını sandım.)
‘Ah, teşekkürler...?’
(Sadece seni tarafsız yargıladım. İlk davam olduğunu için kutlarım. Aslında ilaçtan faydalanan kişi. Adını böyle hatırlayacağım.)
Ardından birkaç kelime daha söyledi. (Bir müddet görüşemeyeceğiz, ama bir gün tekrar buluşacağız. Theodore Miller, o gün geldiğinde içinde saklı olan sırları konuşacağız.)
‘...?!’
(O zaman bu kadar.)
Theo şaşkınlık içinde kalırken, Trolün kafası toza dönmüştü.
Elinde kalan toza baktı ama hepsi bu kadardı. Her halükarda Sarı Kule Üstadı’nın yetenekleri büyü halkasından bağımsız olarak, en üst düzeye ulaşmış görünüyordu.
‘Belki 7.halkanın ilerisine gidebilmiştir.’
Sarı Kule Üstadı tamamen bir sırdı. Onun için, 7.halkayı aşan birinin yeteneklerine sahip demek daha doğruydu.
Elindeki tozu üflemeden hemen önce aklından bunlar geçti. Sarı Kule Üstadının yapacağı hiçbir şeye karşı önlem alamayacağından boş yere strese girmek istemiyordu. Bu, salim kafayla verdiği bir karardı.
Bu sırada duyduğu ses onu şaşırtmıştı.
-Sahip, Sarı Kule Üstadı denen kişiye dikkat et.
Obur uykusundan uyanıp Theo’yu uyarıyordu. Theo nedenini soramadan, Obur konuşmaya devam etti.
-Sindirdiğin ilaç...onu oluşturan kişi eski bir türün devamı ya da bir başka büyü kitabının sahibine benziyor.
‘Ne?’
-O ilaçta kullanılan simya tekniği 2000’den fazla yıl önce kullanılıyordu. Sadece bilgi edinmek değil aynı zamanda ilaç yapımında da uygulamak... aklımda birkaç büyü kitabı var, ama emin değilim.
‘Bir büyü kitabının ustası.’
Theodore’un yüzü, geçmişte karşılaştığı ‘Ölüme İbadet’ büyü kitabını hatırlayınca kaskatı kesildi. O yaşlı zombinin emrindeki ordu tam bir karmaşaydı. Ancak az sonra kendine geldi.
‘Büyü kitabının sahibi... Bunun anlamı Sarı Kule Üstadının bir büyü kitabı tarafından ele geçirilmediği anlamına mı geliyor?’
-Eğer gerçek bir büyü kitabı sahibiyse, doğru. Kendisi tüm artılarını kullanıyor.
‘Sahi.’
Theo yaşlı zombi zamanında olduğu gibi saldırıya uğramayacağından, Sarı Kule Üstadından korkmasına gerek yoktu. Zaten Sarı Kule Üstadı baştan öyle biri olsa, Meltor’un idaresini yüzyıllardır yakından takip eden isim olmazdı.
Dahası, Theo’nun sırrı ile kendini yükseklerde hissetmesine gerek de yoktu. Edindiği bilgiler şu an için çok azdı.
Büyü Krallığı, Meltor... hükümetin kalbinde pekçok sır yatıyordu. Sarı Kule Üstadı ve maskeli Beyaz Kule Üstadının sırları yanında, Büyü Kulelerinde dönen başka gizemler de vardı. Günün birinde Theo bunları bulabilirdi ama o gün bugün değildi.
‘...Seninle birgün buluşacağız.’ Sarı Kule Üstadının sesini tekrarlamıştı.
Meltor hakkında aklına gelmedik birçok şey vardı ve bu dedikodular başını almış gitmekteydi. Bu konuda acele etmesi anlamsızdı. Şimdi, meydan okumaları kabul edip, kendini idman yapmaya adamalıydı.
‘Önce, şunu düzelteyim.’ Theo içinde büyü basıncını hissedince gözleri parladı.
Yıllardır hasretini çektiği güce artık sahipti.
***
O andan sonra, Theodore’un günlük işleri biraz değişti. Yarım yıl geçmesinin ardından, 5.halka büyülerini öğrenmişti. Her büyünün kendi verimliliği olsa da her detayı öğrendiğine seviniyordu.
Artık, Theo mümkün olduğunca pratik tecrübe kazandı. Verimliliği düşse de idmanlarına devam etti. Aynı zamanda onu yenmek isteyen birisi de ona meydan okumuştu.
Kwarururung! Korkunç bir sesle patlayan alevler pratik odasının duvarlarına çarptı.
Bu, gücü ve şekli itibariyle 5.halka büyüsü alev patlamasıydı. Metrelerce ötedeki geniş kitleleri yok edebilcek harika bir büyüydü. Sadece Kırmızı Kule’nin üst düzey büyücülerinin de kullanacağı bir büyüydü.
Yine de, Theo büyüyü başarmasına rağmen mutlu değildi.
‘...Bu...Alev Kabuğu.’
Büyünün denklem ve zamanlaması süperdi. Yine de, sonuç niyet ettiğinden farklıydı. 4.halka büyüsü aniden 5.halka büyüsüne mi dönüşmüştü? Bu acemi bir büyücünün yapacağı türden bir hataydı.
Theodore avuçlarına sonra da danığınık idman odasına bakıp iç geçirdi. Şimdiye kadar kaç kere başarısız olduğunu biliyordu.
‘Nedenini biliyorum. Sebebi...’
Büyü akımının hızı çok yüksekti. Ayrıca, büyünün gücü duygularını harekete geçirecek kadar artmaya başlamıştı. Özetle, bunun sebebi hassasiyetini aniden çok fazla yükseltmesiydi.
Kendi çabasıyla sebep olduğu hataları düzeltmek problemdi. Theo öyle bol hassasiyetle dünyaya gelmediğinde bu artışa da kolay uyum sağlayamamıştı. İsteğinden daha çok büyü yüklemesi olmuştu. Ve sonunda kendi büyü gücü ve duyguları birbirine karışıp durdu.
‘Birkaç taktikten haberdar olmak önemli.’ Theodore’un bunu fark etmesi çok zaman almadı.
Ancak, tavsiye isteyeceği çok az kişisi vardı. Ustalaşmış olanlar kendi büyü güçlerini çoktan aşmışlardı ve Cemiyet Başkanı ise Theo’ya hocalık yapamazdı. Veronica ona birkaç ipucu verdi ama çeyrek ejderha hisleri, insanlarınkinden çok daha farklıydı.
Sonunda, hocalık için adaylar tek bir kişiye indi. O da Theo’nun akranı ve hayatı boyunca tanıdığı, hassasiyeti en yüksek ve büyüyü en iyi benimsemiş kişiydi.
Theodore kadar iyi olmasa da zeki biriydi ve elde ettiği birkaç başarısı onu yakın zamanda kıdemliliğe ulaştıracaktı.
‘Elimden geleni yapacağım!’ dedi Sylvia Adruncus utangaç tavırlarla.
Magnec