ellerinize sağlık :)
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
167. Bölüm Kemik Yığını
Hesabı ödedikten sonra yurda dönmeye koyulduk.
Çantasını taşıyan Lin Wan Er doğru düzgün yürüyemiyordu.
Yanın gidip, kolunu tuttum: ‘’İyi misin?’’
Başını öne doğru salladı: ‘’Evet, iyiyim. Gidip Dong Cheng’e yardım et, neredeyse düşecek gibi yürüyor…’’
Başımı çevirip baktığımda, gerçekten de Dong Cheng’in diz çökmüş bir vaziyette oracıkta bağcıklarını bağlamaya çalıştığını gördüm.
Kızları odalarına yolladıktan sonra kendi odama döndüm ve oyuna girdim. Şüphe yok ki yapmakta olduğumuz görevi bitirdiğimizde, alacağımız TP sayesinde seviye atlayacaktık. Üstelik bunun yanında, ekipmanlarla da ödüllendiriliyorduk. SS-seviye zorluğa karşılık mor ekipmanlar almak pek de şaşırtıcı biro lay değildi. Belki de İmparator Ekipman bile alabilirdik!
……
“Shua!”
Gözlerimi açar açmaz Beş Barbar’ın Mezarı’nın üçüncü seviyesinde doğmuştum. Ekipmanlarıma baktığımda, kılıcımın %11 dayanıklılığı kalmış ve göğüslüğümün de %74 kalmıştı. Geri kalan ekipmanlarımın dayanıklılıkları da %20-60 arasında değişiyordu. Hemen ilk seviyeye döndüm ve yaşlı demirciye giderek ekipmanlarımı tamir ettirdim. Geri döndüğümde herkes oyuna yavaştan girmeye başlamış ve dakikalar içerisinde 10 ekip üyesi de toplanmıştı.
Hadi dördüncü seviyeye bakalım!
Dördüncü seviyenin girişi yaklaşık bir metre genişliğindeki derin bir çukurdu ve bu sefer karşımıza herhangi bir taş basamak çıkmamıştı. Aşağıya atlamamız gerekecekti.
‘’Hassiktir!’’
Etrafa baktıktan sonra söylendim: ‘’Eğer direkt atlarsak öleceğimize şüphe yok. Sonuçta her seviye diğerinden en az 100 metre aşağıda…’’
Yuzi Chengshuo gülümsedi: ‘’Biz ölürüz de sen ölmezsin. Defansını ve canını unutuyorsun. Burada düşüp de ölmeyecek bir sen olduğuna göre, şimdi geriye çekilemezsin…’’
Biraz düşündükten sonra başımı öne doğru salladım: ‘’Tamam, bana bonusları verin de aşağıya inip ortama bakayım…’’
‘’Tamamdır!’’
Wan Er hafifçe gülümsedi: ‘’Dikkatli ol!’’
‘’Tamam.’’
Buz Yağmuru Kılıcı elimde, döndüm ve aşağıya atladım. Serbest düşüşümden sebep pelerinim havaya fırlamıştı. Mekan oldukça karanlıktı ve rüzgar sesleri de kulaklarımı sağır edecek seviyeye ulaşmaya çok yakındı!
Gözlerimi zar zor açabiliyordum ve sol elimi çoktan [Tedavi]’yi kullanmak için hazırlamıştım.
“Huala!”
Rüzgar suratımı yalayıp geçmiş ve bir anda aydınlanan suratım sayesinde tekrar görmeye başlamıştım; ancak manzara pek de görmek isteyeceğiniz türden değildi!
Tam altımda, fiyakalı magmalardan yapılma bir cehennem yer alıyordu ve magmanın içinden havaya fırlayan keskin birkaç taş sütun görebiliyordum. Herhangi bir oyuncu buraya indiğinde, bu sütunlara saplanıp şiş kebaba dönebilirdi!
Anlık sıkıntıdan sebep kılıcmı çekmiş ve en güçlü saldırım olan [Rüzgar Kılıcı]’nı aktif ederek keskin sütunlara hedef almıştım!
“Peng!”
Etrafa saçılan taş parçalarıyla birlikte taş sütun ikiye ayrılmıştı; lakin yine de keskin ucuna saplanmıştım! Peng! Göğsümden fırlayan kan gölüne bir de başımın üstünde çıkan hasar sayısı eşlik etmişti---
2249!
Kalbim neredeyse durmuş ve oracıkta titremeye başlamıştım. Hassiktir, neredeyse hayatımı kaybediyordum!
Canımı doldurduktan sonra söylendim: ‘’Burası pek de güvenli sayılmaz. Dong Cheng, Matcha, uçabildiğinize göre gelebilirsiniz.’’
Kanatlarını çırpan iki kadın hemen aşağıya inmişti. Dong Cheng Yue manzarayı görür görmez şaşırmıştı: ‘’Whoa, bu kadar taş sütuna rağmen ölmedin mi Xiao Yao…’’
Ne diyeceğimi bilmiyordum: ‘’Ölmemi bu kadar mı istiyorsun? Hey yukarıdakiler, bir bir atlayın da yakalayayım size. Yavru Kurt, ilk sen gel.’’
‘’Tamamdır Büyük Kardeş Xiao Yao!’’
Boşluktan bir gölge belirmişti. Yavru Kurt’un çevikliği cidden epey yüksekti.
Nereye düşeceğini iyice hesapladıktan sonra ileri atılıp, Yavru Kurt’u yakaladım. Ardından sırayla Yaşlı K, Dong Cheng Lei, Fox ve Yuzi Chengshuo’yu yakalamıştım. Riskli bir hareket olsa da o kadar tehlikeli sayılmazıd. Geriye bir tek Lin Wan Er kalmıştı. Onu yakalamak için hazırlanmış ve kollarımı açıp beklemeye başlamıştım; lakin kız kucağıma atlamak yerine, şemsiyesini açarak havada süzülmeye koyulmuştu.
Vay anasını arkadaş, boşa bekledik o kadar!
……
Oracıkta biraz dikildikten sonra mücadeleye hazırdık!
Hemen yanımızda, savaş atlarının sesi duyulabiliyordu. Sayısız namevt savaş atının demir nalları toprağı dövüyordu. Üstlerinde oturan şövalyeler uzun zaman önce ölmüş olsalar da, hala ruhlarını kaybetmiş değillerdi. Her şövalye uzun birer kılıç taşıyor ve iğrenç kokan nefesleriyle etrafı kuşatıyordu. Baştan aşağıya zırhla döşenen bu heriflerin isimleri hemen karşımıza çıkmıştı---
【Hun Kabilesi’nin Süvarileri】 (Elit Yaratık)
Seviye: 60
Saldırı: 1110-1440
Defans: 900
Can: 9000
Yetenekler: 【Cenk Etmek】 【Çapraz Ay Kesiği】 【Alev Kılıcı】
Açıklama: Hun Süvarileri, Hun kabilesinin elit savaşçılarıdır. Büyük Duvar’ın diğer tarafından gelen bu savaşçıların akılalmaz yetenekleri olduğundan, vahşi birer doğaya sahiptirler. Vahşi ve acımasız yapılarından sebep insan öldürmekten keyif alırlar. Ran Min savaşta öldüğünden beri bu Hun kabilesi askerleri mezarda koruyuculuk yapmaktadır.
……
‘’Nihayet, 60.seviye elit yaratıklar…’’ Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Bu 60.seviye ağır zırhlı süvariler normalde %50 daha fazla büyü saldırısı yiyor. Favori yaratıklarım…’’
Lin Wan Er: ‘’Rakibi küçümseme, yüksek defansları, canları ve saldırıları var. Bu süvariler kesinkes şu ana kadar gördüğümüz en güçlü elit yaratıklardır. İlk önce onlarla nasıl başa çıkacağımızı düşünelim. [Cenk Etme] yetenekleriyle bizi sersemletme şanları var ve bir kez sersemlersek, [Çapraz Ay Kesiği] ve [Alev Kılıcı] kombosuna maruz kalacağız… Bu her oyuncunun karşı koyabileceği bir kombo değil.’’
Konuşmamızı bitirmeden Dong Cheng Lei kükremiş ve ileri atılmıştı: ‘’Hahaha! Ben önden giriyorum!’’
‘’Tanrım, Ah Lei!’’ Diye hemen bağırdım; ancak geç kalmıştım.
Dong Cheng Lei çoktan odağı çekmiş ve ilk Hun Süvarisi çıldırarak mızrağını kaldırıp, Dong Chen Lei’ye doğru atılmıştı. Yaşlı K Dong Cheng Lei’nin tek başına direnemeyeceğini düşünmüş olacak ki hemen onu takip etmişti: ‘’Ah Lei! Yardıma geliyorum!’’
“Shua!”
Metal süvarı bir anda hızını artırmış ve [Cenk Etme] yeteneğini aktif etmişti!
Peng!
Dong Cheng Lei yaklaşık 10 metre geriye savrulduktan sonra sersemlemişti. Bu esnada Hun Süvarisi çoktan uzun kılıcını kaldırmış ve çapraz bir kesik savurup Yaşlı K’yla Dong Cheng Lei’ye aynı anda vurmuştu!
1472!
1621!
……
‘’Tanrım, bu ikisi cidden ölümden korkmuyor…’’ Yuzi Chengshuo hemen canlarını doldurup söylenmişti.
İleri atılıp, yardımlarına koştum. Yere yumruk attığın gibi [Bağlayan Zincirler]’le diğer Hun Süvarisi’ni bağlamıştım: ‘’Ah Lei! Neyi bekliyorsun?! Saldırmaya başla!’’
“Hua!”
Dong Cheng Lei’nin reaksiyon zamanı fena olmadığından hemen [Yansıtma]’yı kullanıp süvarinin [Alev Kılıcı]’nı geri çevirmişti!
Dung!
2187!
Kendi saldırısına maruz kalan süvarinin neye uğradığını şaşırdığına emindim.
Buz Yağmuru Kılıcı’mla ileri atılıp, [Kombo]’yu aktif etmiştim. Bana Ufak Bobo da katılmış ve bir de Dong Cheng Yue’den gelen alev topuyla ilk süvarinin işini anında bitirmiştik.
Ardından kılıcımı kaldırıp, daha önce bağladığım süvariye doğru koşmaya başladım ve işini hemen bitirdim.
Pa Cha!
Süvari atıyla birlikte yere yığılmıştı. Ayrıca parıl parıl parıldayan bir çift ayakkabı da düşürdüğünü görmüştüm. Hemen eşyayı aldım; güzel! Gümüş ekipman olduğundan envanterime attım.
……
Ekibimiz ilerlemeye devam etti. 10 civarı süvari öldürdükten sonra Matcha söylenmişti: ‘’Patron, çok yavaş ilerliyoruz. Dong Cheng Yue’nin [Yıldırım Parmağı]’nı daha efektif kullanmamız lazım. Ayrıca İlüzyon Vari Kelebek Kraliçesi de çoktan 42.seviye olduğu için 1400’den fazla büyü saldırısı var. Sahip olduğu [Boşluğun Alevleri]’ni kullanarak bir hayli zarar verebileceğine inanıyorum. Bence birkaç tane Süvariyi toplayıp, öyle keselim.
Düşündüm: ‘’Güzel fikir… ancak dağılmamaları için dışarıdan da düzenlemek lazım yaratıkları. Yaratıkların [Çapraz Ay Kesiği] çok kuvvetli. Yaşlı K ve Ah Lei o saldırılara, güzel bir pozisyon bulamadığımız sürece dayanamayacaktır.’’
‘’Ama patron, zaten avantajlı bir pozisyona sahibiz!’’
Matcha havaya fırlayıp, parmağını arkamıza doğrultmuştu: ‘’Şuraya bak…’’
Başımı çevirip baktığımda vücudum titremeye başlamıştı. Oracıkta devasa bir kemik yığını ve kıyafet paçavraları yer alıyordu. Renklerinden yola çıkarsak bu kıyafetler bir zamanlar kadınların giydiği kıyafetlerdi. Kemik yığını tepeye doğru bir koridor oluşturmuş ve yalnızca tek bir kişinin geçebileceği genişliğe sahip dar bir alana meyil vermişti.
Matcha söylendi: ‘’Eğer herkes o koridordan geçip giderse ve patron, sen önde dikilip, aynı anda 2-3 yaratığa direndiğin sırada şifacıların desteğini alırsan, Dong Cheng [Yıldırım Parmağı] ve [Ateş ve Buz Sütunu]’nu full potansiyelinde kullanabilir. Böylece seviye kasma hızımız %70 artacaktır!’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’İyi duruyor, siz ne diyorsunuz?’’
Fox onayladı: ‘’Bana uyar!’’
Wan Er: ‘’Güzel plan!’’
……
Herkes planı onayladıktan sonra hemen uygulamaya geçmiştik.
Kemik yığınından geçtikten sonra koridorun girişinde ben durmuş ve diğerleri da arkama sıralanmıştı. Matcha havaya atılıp, gülümsedi: ‘’Süvariler havadaki hedeflere saldıramıyor. Patron, ben gidip dikkatlerini çekeceğim..’’
‘’Tamam, dikkatli ol!’’
‘’Tamamdır!’’
Matcha fırlamış ve çok geçmeden yer sarsılmaya başlamıştı. Yanımızdaki kemik yığını da tir tir titriyordu
Wan Er’in kaşları çatılmıştı: ‘’Bu kemikler, yoksa…’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Evet, tarihi kayıtlara göre, bu kemikler Beş Barbar kabilesi tarafından canlı canlı yakılan Han kadınlarına ait.’’
(ÇN: Han kadınları burada Çin’deki kadınları işaret ediyor arkadaşlar)
‘’10,000’den bile fazla…’’
‘’Evet.’’
Wan Er’in güzeller güzeli suratında öfkeden izler belirmişti: ‘’Kararımı verdim, bu seviyenin bossunu yerle bir edeceğim!’’
……
Mesafede, bir sürü Hun Süvarisi önde giden Matcha’yı kovalıyordu. Suratı heyecandan aydınlanmıştı: ‘’Dong Cheng Yue, manana dikkat et. Saldırı konusunda sana güveneceğiz!’’
Magnec