Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

21. Bölüm Melissa

Çevirmen: Zorakil / Editor: T4icho

S-seviye mi?

Yani Nihai seviye mi…!

Claude kuruyan dudaklarını yaladı ve, “Usta, tam olarak ne oldu? O dükkan sahibi…” dedi.

“Yalnız mısın?” alıcının diğer ucundan Joseph’in sert sesi geldi.

“Eh… şey, evet.”

Claude farkında olmadan sıktığı için bayılmak üzere olan kara kediye baktı. “Üzgünüm Usta, dikkatsizlik ettim!” dedikten sonra kara kedinin boynuna bir darbe indirdi ve onu bayılttı.

“Madem öyle olduğunu biliyorsun, o zaman ne diye çeneni kapatıp işine devam etmiyorsun? Tarladan patates çıkar diye seni Kuzey’e göndermem mi lazım illa ki?” Joseph hırladı.

“Lütfen, buna gerek yok! Derhal emirlerinizi ileteceğim!” Claude başını iki yana salladı. Ustası kızgındı ama onun gururlu bir öğrencisi olarak, bu huysuz ihtiyarla nasıl başa çıkacağını çok iyi biliyordu.

Akıl hocasının dili keskindi ama kalbi oldukça naifti. Dışarıdan sert görünüyordu ve o yumrukları herhangi bir insanın kafasını un ufak edebilirdi ama aslında, yolda gördüğü her sokak hayvanını besleyen ve onları sevmeden edemeyen nazik bir insandı.

Yalnızca, biraz sinirlendiğinde işler karışıyordu ama dedikleri yapıldığı sürece hiçbir sıkıntı çıkmazdı. Joseph’in bazen sırf işleri hızlı halletmek için bile kızdığı oluyordu.

Claude 23. Sokak’taki istihbarat üyelerine derhal çekilmelerini emretti ve onları farklı bir yere gönderdi. Yarısı hazırda beklemek üzere emir almışken, diğer yarısı avcıların hareketlerini takip etmek üzere harekete geçecekti. Ardından, istihbarat kolunun arşivlerinden sorumlu personelle irtibata geçti.

Saklı Ayin Kulesi’nin istihbarat kolunun en önemli görevi, mevcut güçleri takip etmesi ve bunları detaylı şekilde belgelemesiydi.

Her yıl Gerçeğin Birliği tarafından yayınlanan liste, Saklı Ayin Kulesi’nin arşivlerini baz alıyordu. Dolayısıyla, her yıl, Saklı Ayin Kulesi Gerçeğin Birliği’nden ciddi bir ödeme alıyordu.

Genelde, regülasyonlar dahilinde, üst düzey figürlere dair yeni bir belge açılması için buna uygun ve detaylı bir araştırmanın yapılması gerekirdi. Ancak, Joseph bir zamanlar on Büyük Parlayan Şövalye’den biriydi.

Şu anda görev yapan on Büyük Parlayan Şövalye’den yarısı Joseph’in elinden geçmişti ve üç yaşlı olanın dışında diğer herkes ona yüz verirdi. Bu nedenle, Claude bilgiyi üstlerine ilettikten sonra onay almakta pek zorlanmadı.

“Usta, yeni S-seviye blelge oluşturuldu, döndükten sonra bizzat detayları doldurursunuz,” diye bildirdi Claude.

Bang!

Kapı şak diye açıldı. Claude başını çevirdiğinde, takım elbiselere bürünmüş, beyaz saçlı ve iri yarı bir adamın içeri girdiğini gördü.

“Güzel,” Joseph alıcıyı koltuğa fırlatmadan önce paltosunu çıkardı ve sordu, “Demin yanında kim vardı? ‘Unut’ mührünü kullanmayı ihmal etme.”

Claude kara kediyi kaldırdı. “İstihbarat görevlilerinden biri. Dördüncü ekipten Morrison Grey. Ünlü bir büyücü ailesinden geliyor ve dönüşüm konusunda yetenekli. Ah, bir özelliği daha var. Size pek hayran.”

“Hayran mı?” dedi Joseph, garip bir ifadeyle ama çabucak kayıtsız haline döndü ve masaya oturduktan sonra bilgisayarı açtı. “Bende hayrandan bol bir şey yok.”

Claude cevapladı, “Şey, kendisi 13 Yılmaz Kutsal Alev hayran kulübünün başkanı ve yılda hayran etkinliklerine 300 milyon civarı bir para harcıyor. Buna, geçen yılki ‘Abraham Joseph’in Gerçeğin Birliği’ne has listedeki ismini altına çevirin’ etkinliği de dahil. Anlayacağınız, sıradan bir hayran değil.”

“….”

Detayları girmekle meşgul olan Joseph bir an durdu, Claude’un kollarındaki kediye baktı. Kollarını göğsünde birleştirirken biraz düşündü. “Etkinliği o mu düzenlemiş?”

“Evet.”

“Ünlü büyücü ailesi dedin, bunlar zengin olur hep, değil mi Claude?”

“…Öyle olurlar Efendim.”

“Baksana, sağa sola para saçarken gözlerini bile kırpmıyorlar. Madem bu kadar hayranımsın, neden parayı direkt bana vermiyorsun ki? Baş başa bir görüşme ayarlarsak… Evet, buna çok memnun olur. Hmm… şu genç adamı şövalye adayı yapalım. Ayrıca buraya transferini de isteyelim.”

…Yok artık! Bir çocuğun parasına göz dikmek de nedir?! Bir Parlayan Şövalye bu kadar alçak ve açgözlü olur mu hiç?, diye düşünse de Claude, bunları hiç belli etmeden başını salladı. “Derhal ilgileniyorum.”

“Güzel, hem hatıralarını silmemize de gerek kalmaz,” dedikten sonra Joseph klavyeye döndü.

“0113 S-seviye bölge: Norzin’in Üst Yakası, 23. Sokak No: 412, Kitap Dükkanı.

“Tehlike Unsuru: Dost (Temas önerilmiyor).

“Gizlilik: Çok gizli (Araştırma hala devam ediyor).

Rapor: Kitap dükkanının uzun ömre sahip, inzivada yaşayan bir şahıs olduğu düşünülüyor. Kitap alıp satmakla uğraşıyor. Kitapların gizemli ve kudretli bir gücü var…”

Joseph ‘Enter’ tuşuna bastı.

Gizli dosya Saklı Ayin Kulesi’nin en üst kademesine gönderilecekti. Ardından, bu bilgi gerek olursa Saklı Ayin Kulesi’yle iş birliği yapan kişi ya da kişilere verilecekti.

Rapor edilen bir olayın tamamen saklı kalması imkansızdı. ‘Çok gizli’ etiketi, bu raporu görebilecek yalnızca on insanın olduğu anlamına geliyordu.

Joseph’in istediği şey o insanları kitap dükkanından uzak tutmaktı.

Dükkan sahibi dost canlısıydı ama bütün müşterilere eşit davranıyordu ve onlara kitap vermekten çekinmiyordu. Yani, her an beklenmedik bir şey olabilirdi…

Elbette, bu belgeyi gördükten sonra bile kaşınan birileri olursa Joseph onlara bol şans dilemekten başka bir şey yapamazdı.

…..

“İyiyim, gayet iyiyim… Kahretsin, belgeyi göndermedin mi? Gözlerin kör mü yahu? Endişeliymiş, hadi orada! Ben geberip gitseydim kızdıracak kimseniz kalmazdı!” yatmadan önce kıyafetlerini değiştirmiş olan Joseph, alıcıya kükrüyordu.

“Şu anda mesai dışındayım. Gerçeğin Birliği yeni iş yasasını duyuralı iki ay geçti. Böyle yapmaya devam edecekseniz bana ek mesai ödeyin!

“Tamam, bu kadarı yeterli. Görüşmek üzere.”

Çıtık.

Joseph alıcıyı kapattı ve nefes verdi. Boşluğun Tohumu’nu eline aldıktan sonra kitaba şöyle bir göz attı; iblis kılıcı gayet sakin ve keyifliydi.

Koridordaki sabit telefon aniden çalmaya başladı.

“Hay sıçayım, şimdi ne var?!” Joseph şakaklarına masaj yaparken kitabı bıraktı ve odadan çıktı. “Melissa, sütünü içmeyi unutma.”

Yan odada, kızıl ve kıvırcık saçlı, uzun ve güzeller güzeli bir genç kadın vardı. Başını kapıdan uzatıp cevap verdi, “Unutmam, baba. Ayrıca artık bir çocuk değilim.”

Joseph’in sesi uzaktan geliyordu, “Öyle mi? Canım kızım benim, sütü boyun uzasın diye iç demiyorum. Bu gidişle, kimseyle evlenemeyeceksin.”

Melissa dudaklarını büktü. Başını çevirirken, masadaki kitabı gördü.

Eh? Bu kas kafalı ne ara kitap okumaya başladı?, diye düşündü kitabı eline alırken.

…..