Olum iki kere el deistirdi kilic de feng hnin agzina vercekler sjksnsnsjz
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
84. Bölüm Dürüstlük
“Pu!”
“384!”
Jian Feng Han’ın omzuna saplanan kılıcım ortaya yüksek bir hasar numarası çıkarmıştı. İleri atıldım ve Jian Feng Han’ın göğsüne omuz attım.
Peng!
Yeşim Şehri’nin Kılıcı’ndan 3 tane altın altıgen ortaya çıkınca, herif hemen geri çekilmeye çalışmıştı!
Jian Feng Han’ın arkasında duran General Li Mu kükredi ve ayaklarının altından garip bir aura yayılmaya başladı. Bu hamle adamın kendi yarattığı kombo olan [Mutlak Otorite]’ye işaret ediyordu!
“Bang bang bang… …”
Odaklanan saldırıların altında, [Mutal Otorite]’nin ilk 4 saldırısı Jian Feng Han’ın 600’den fazla canını götürmüştü. Saldırıların altından eğilen Li Mu vücudunu ileri atıp kılıcını savurdu. Bu saldırının Jian Feng Han’a akılalmaz derecede zarar verebilme olasılığı vardı ancak ne yazık ki Jian Feng Han hemen arkasında duran iki kayalığın ortasına çekilmişti. Vücudunu eğdiği gibi yerde yuvarlandı ve başarıyla hem [Mutlak Otorite]’nin son 2 saldırısından hem de benim kombomdan kurtuldu.
……
“Shua……”
Birkaç metre geriye çekilen Jian Feng Han’ın canı etraftaki şifacılar tarafından doldurulmuş ve herif kükremişti: ‘’Siz… ne yapmaya çalışıyorsunuz!? Biz arkadaşız yahu, düşman değil!’’
Kılıcımı kaldırıp Jian Feng Han’a doğrulttum: ‘’Arkadaş dediğin ekipman çalmaz. Jian Feng Han, bugünden itibaren sonsuza kadar senin düşmanın olacağım. Bugün seni geberteceğim!’’
Jian Feng Han bana keskin bir bakış fırlattı: ‘’Burada bulunan 100’den fazla [Öncü] oyuncusunun arasında beni öldürebileceğinizi mi düşünüyorsunuz?’’
“Tak!”
General Wang Jian kenardan atıldı ve Jian Feng Han’ın göğsüne doğru bir hamle yaptı: ‘’İnsanların ne düşündüğü umrumda değil, Jian Feng Han, sen benim arkadaşım olmaya layık biri değilsin!’’
Pa!
General Lian Po’nun oku Jian Feng Han’ın koluna saplandı. Beyaz sakalı rüzgarın etkisiyle dalgalanırken söylendi: ‘’Tanrı şahidimiz olsun ki o Cennet Düzeninin Kılıcı Kaygısız Xiao Yao’ya aittir ve buradaki herkes de durumu yakından biliyor! Geber! Kendimi feda etmem gerekse bile Jian Feng Han, öldüğüne ve Cennet Düzeninin Kılıcı’nı düşürdüğüne emin olacağım!’’
Generalin sözlerini duyar duymaz etkilenmiştim: ‘’Bugün burada Cennet Düzeninin Kılıcı’nı kaybetsem bile bendeniz Xiao Yao, 1 kılıca karşılık 4 arkadaş kazandığım için pişman değilim!’’
Yakınlarda duran güzeller güzeli Simple titremeye başlamıştı: ‘’Siz… Durun lütfen…’’
Jian Feng Han kılıcın çekip kükredi: ‘’[Öncü] oyuncuları dediklerimi dinleyin! Kaygısız Xiao Yao’yu ve 4 generali hemen öldürmenizi istiyorum!’’
…
[Buz Saçakları], [Patlayan Kayalar], oklar, mermiler ve aklınıza gelebilecek her türlü yetenek bize doğru ilerliyordu. Öteki dünyaya gitmemize çok az bir zaman kalmıştı; sonuçta bu tarz uzun mesafeleri saldırılara 5 kişiyle nasıl meydan okuyabilirdik ki? Yine de öleceğimize şüphe kalmadığına göre, ölmeden önce yanımızda birkaç kişiyi götürmek de hiç fena olmazdı…
‘’Yürüyün, hadi!’’
General Bai Qi kükredi, baltasını kaldırdı ve [Öncü] oyuncularına doğru atıldı. Büyük baltasını salladıktan sonra birkaç büyücüyü anında öldürmüştü. Ancak ayaklarının altındaki kayalar çatırdamaya başlamış ve herif [Patlayan Kayalar]’a maruz kalmıştı. Göz açıp kapayıncaya kadar yere yığıldı ve hayatını kaybetti. [Öncü]’nün büyücüleri elit oyuncular olduğundan, verdikleri hasar da inanılmaz derecede fazlaydı…
General Li Mu etrafa baktıktan sonra hemen beni partisine davet etti. Partiye girdikten sonra kükredi: ‘’Xiao Yao, Wang Jian’la birlikte arka tarafı kontrol etmeye uğraşacağız. Sen Jian Feng Han’ı öldürmeye odaklan. Bizi merak etme, hadi son nefesimize kadar savaşalım!’’
‘’Anlaşıldı!’’
Hemen başımı öne doğru salladım. Li Mu ve Wang Jian ileri atılmış, kalabalığı kontrol etmeye koyulmuştu. Aynı zamanda arka tarafta duran General Lian Po da ok yağdırıyordu ancak tek başına [Öncü]’nün silahşörlerine karşı fazla dayanamamış ve çok zaman geçmeden yere yığılmıştı.
‘’Ah!’’
Wang Jian Kombosunu kullandı. Ancak Jian Feng Han hafifçe sağa kaymış ve kılıcı savuşturmayı başarmıştı. Aynı sırada kılıcını havaya savurarak Li Mu’ya saldırmaya koyulmuştu!
“Keng keng keng….”
Li Mu’nun zırhından etrafa kıvılcımlar saçılıyordu. Jian Feng Han’ın 12 Ağır Çekic Kombosu altında neye uğradığını şaşırmış ve yere yığılmıştı.
“Ohhh….”
İleri atıldığım gibi Ufak Bobo’yu çağırdım ve evcil hayvanıma Cehennem Tazısı’na saldırması için talimat verdim. Elimde Yeşim Şehri’nin Kılıcı, Jian Feng Han’ın sırtına bir kesik attım.
“Rüyanda görürsün!”
Jian Feng Han’ın adeta sırtında gözleri vardı; saldırımı hemen fark etmişti. Kılıcını çevirdi ve Yeşim Şehri’nin Kılıcı’nı karşıladı. Ancak arkasında duran Li Mu’nun kükremesini fark etmemiş ve herifin [Ateş Kılıcı] yeteneği Jian Feng Han’ın kolunu delip geçmişti!
“415!”
Aynı sırada ben de [Keskin Buz Kılıcı]’mı kullanarak Jian Feng Han’ın boynuna bir hamle yaptım!
“554!”
Ne yazık ki herifin arkasında duran şifacılar yüzünden canı %50’nin aşağısına inmiyordu. Durum bizim aleyhimizeydi. Li Mu da bunu fark etmiş olacak ki dişlerini sıkmış ve kükremişti: ‘’Jian Feng Han’ı tek vuruşta öldürmemiz lazım yoksa ölen biz olacağız!’’
Tereddüt bile etmeden Jian Feng Han’ın boğazına yapıştım ve ileri atıldığım gibi herifin karnına bir tekme savurdum. Aynı esnada sırtımda soğuk-sıcak karışımı bir hissiyat da belirmişti; bu [Ateşin ve Buzun Sütunu] yeteneğiydi! Nihayetinde Simple kardeşine yardım etmeye karar vermişti.
Bang!
Suratına bir yumruk yiyen Jian Feng Han’ın başı geriye savrulmuştu. Ardından bana öfke dolu bir bakış fırlattı: ‘’Kaygısız Xiao Yao! Ne yaptığının farkında mısın?!’’
‘’Evet, seni gebertiyorum!’’
İleri doğru kaydım ve ayaklarımın altında garip bir aura belirmeye başladım. S-seviyesi kombomu, [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif etmiştim!
“211!”
“234!”
“241!”
…
Yere sağlam bir adım attıktan sonra Jian Feng Han’ın göğsüne bir vücut darbesi geçirdim ve herif dengesini kaybetti! 0.2 saniye boyunca rüzgar kılıcımda toplanmaya başlamış ve [Rüzgar Kılıcı]’nı hazırlamaya koyulmuştum!
Kacha!
Yeşim Şehri’nin Kılıcı Jian Feng Han’ın göğüslüğünü delip geçmişti!
“899!”
Göz açıp kapayıncaya kadar Jian Feng Han’ın canı kırmızı bölgeye düşmüştü. Tam bu sırada diğer kombom da 6 saniyelik dolma süresini tamamlamıştı!
Ne yapacağını bilemeyen Jian Feng Han panikliyordu: Sevgili Duck, ölür ölmez beni [Diriltme]’yi kullanarak dirilteceksin!’’
Ne uzak ne de yakın bir mesafede dikilen Sevgili Duck’un elinde can iksirleri ve asası vardı. Bize birer bakış fırlattı: ‘’Neden böyle oldu? Neden klan başkanı ve Xiao Yao birbirine düşman oldu?’’
…
“Keng Keng Keng…”
Saldırılarıma devam ederken etrafa kıvılcımlar saçıyordum. Jian Feng Han’a canını doldurması için zaman tanımıyordum ve çok geçmeden herifin canı tamamen boşaldı. Bu esnada Wang Jian dizlerinin üstüne çökmüştü. Göğüslüğüne saplanan okların ve mermilerin haddi hesabı yoktu.
Yine de herifin dudakları bükülerek bir gülümsemeye dönüştü. Öldüğü an gülümsedi ve söylendi: ‘’Xiao Yao gerçekten adamsın. Şu insan bozuntusundan kurtuldun…’’
Bir bakış fırlattım ve Jian Feng Han’ın cesedinin yanında birkaç ekipman olduğunu gördüm. Ekipmanların içinde etrafa mor ışıklar saçan Cennet Düzeninin Kılıcı da vardı!
Pa!
İleri atıldım ve kılıcı aldım. Yanımda duran Li Mu bir kahkaha patlattı: ‘’Güzel, aldın demek?!’’
Ancak bu esnada Sevgili Duck [Diriltme]’yi kullanmış ve Jian Feng Han’ın cesedi hayata dönmüştü. Herifin %50 canı ve %50 manası olsa da kılıcından etrafa alevler fırlamaya başlamıştı. Kombosunun yanında bir de [Ateş Kılıcı]’nı kullanacaktı. Ok yağmurlarının ve büyülerin altında kalan şahsımın kurtulması için tek bir [Tedavi] yeterli değildi!
Göğsümden büyük bir acı dalgası yayılmış ve hayatımı yitirmiştim!
Ölür ölmez Li Mu’ya bir bakış fırlattım. Yüzünde çaresiz bir ifade vardı ve son kalan %10 canını da ona saldıran bir savaşçıya kaybetti.
….
“Shua!”
Yakınlardaki mezarlıklardan birinde gözlerimi açtım. Ruh formunda olsam bile Yeşim Şehri’nin Kılıcı’nı sımsıkı kavrıyordum. Lakin Jian Feng Han’ı öldürdüğümde ismim kırmızıya dönmüş ve bu yüzden de iki seviye düşmüştüm. Ayrıca elimdeki parlak yüzük de düşmüştü. Sonuç olarak envanterim bomboştu, yeni aldığım Cennet Düzeninin Kılıcı’nı düşürmüştüm.
General Li Mu bana bir bakış fırlattı: ‘’İyi misin?’’
‘’Üzgünüm, kılıcı düşürdüm…’’
‘’O kadarı da olsun canım…’’ General Li Mu başıyla onayladı: ‘’Sonuçta Kader’in kuralları bu şekilde: Yeni alınan eşyaların düşme yüzdesi bir hayli fazla. Ancak o kadar adamın arasında Jian Feng Han’ı öldürmüş olman bile fazlasıyla yeterli…’’
Kenarda duran Wang Jian öfkeyle yumruklarını sıktı: ‘’Bu mesele burada bitmez. O Jian Feng Han denen herif, resmen insan bozuntusu. Aşağılık…’’
General Lian Po gülümsedi: ‘’Olay Jian Feng Han’ın aşağılık birisi olmasıyla alakalı değil. Yalnızca mor ekipman olan bir kılıç akılalmaz derecede pahalı! Cennet Düzeninin Kılıcı şu an için paha biçilemez bir hazine konumunda. Eğer başka bir ekipman düşseydi muhtemelen Jian Feng Han o ekipmanı bize verirdi ancak herifin kendisi de eski kılıcını değiştirmek istiyor. Bu isteğinin üzerine mor ekipman da çıkınca, Jian Feng Han basitçe bizden vazgeçmeye karar verdi.’’
Bai Qi elinde baltasını tutuyordu: ‘’Başlarım böyle işe, aşağılık herif!’’
Li Mu duraksadı: ‘’Bu sefer birkaç seviye kaybettik, Xiao Yao, ne yapmayı düşünüyorsun?’’
Cevap vermeden önce düşündüm: ‘’Öncelikle sizlere bugünkü davranışlarınızdan dolayı teşekkür etmek istiyorum. Bendeniz Xiao Yao, bu iyiliğinizi asla unutmayacağım. Ancak tek başıma [Öncü]’ye saldıracak kadar da gerizekalı değilim. Burada yalnızca 5 kişi olduğumuzu düşünürsek, elimizden geleni yapsak bile en fazla 20 kişiyi öldürebiliriz. Rakibimiz olan [Öncü] klanı için 20 kişi devede kulak kalıyor; heriflerin binlerce oyuncusu var. Onlara karşı koyamayız.’’
Bai Qi başıyla onayladı: ‘’Evet, haklısın, şu an için onlara meydan okuyamayız.’’
Wang Jian sordu: ‘’O zaman… Ne yapacağız?’’
Lian Po ileri atıldı: ‘’Xiao Yao, gerçekten Cennet Düzeninin Kılıcı’nı istiyor musun?’’
Başımı iki yana doğru salladım: ‘’Tabii ki hayır. Sizlerin bir seviye daha düşmesine sebep olmak istemiyorum. Tek bir ekipmanı bu kadar kafaya takacak biri değildim. Yine de işin iyi tarafına bakarsak [Öncü] Klan Kurma Tabletini elde edemedi, bu yüzden ilk amacımızı bir tablet elde etmek olarak belirleyebiliriz. Nasıl fikir?’’
Lian Po gülümsedi: ‘’Muazzam! Ben de aynı şeyi düşünüyordum. Senin saldırı puanın ve hayatta kalma ustalığını düşünürsek, tek yapmamız gereken şey birkaç tane şifacı toplamak. Böylece 50. Seviye ve üstündeki altın bosslara meydan okuyabiliriz. Eğer [Öncü]’den önce Klan Kurma Tableti’ni ele geçirebilirsek, bu onlara vurabileceğimiz en güçlü darbelerden biri olur!’’
Li Mu da gülümsedi: ‘’Şu an için yapılacak en iyi şey geçirdiğimiz mücadelenin içeriğini ve ondan önce konuşulanları içeren bir video bulmak olur. Jian Feng Han ‘Onurlu’ kişiliğini korumak istese de elimizde sağlam bir kanıt olmadığı taktirde, herif basitçe bize yalancı deyip geçebilir!’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Sorun yok, elimde son 24 saati içeren videolar var.’’
‘’Güzel!’’
…..
Magnec