Ahahhahaah acidim cocuga yaw harbiden biraz acisaydiniz keske dnsmnsksjs
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
366. Bölüm Tang Qi
Dong Cheng Feng’in daveti kesinkes kaliteli bir restoranda olacaktı ve yemeklerin hayali bile ağzımı sulandırmaya yetmişti. Bu hayattan tek isteğim rahat bir şekilde bedava yemek yiyerek, içmekti ve fırsat bu fırsat bu hayalimi yerine getirmem lazımdı. Bu yüzden öğlene yakın seviye kasmayı bıraktım. Nihayet 73.seviyeye ulaşmayı başardığım için hemen oyundan çıkmıştım.
Beklenti dolu kalbimle ne ara kızlar yurduna geldiğimi bile hatırlamıyordum. Wan Er ve Dong Cheng Yue çoktan hazırlanmış, beni bekliyorlardı. Audi TT de hemen yurdun yanındaki otoparktaydı. Arabaya bindiğimiz gibi yola çıktık, restoranın yeraltındaki otoparkına park ettikten sonra Dong Cheng Yue ufak çantasıyla arabadan inerek, önden yürümeye başladı. Öte yandan Wan Er gizliden gizliye bana bakışlar attıktan sonra elini uzatarak, kolumu tutmaya koyulmuştu. Ancak, tam o ensada Dong Cheng bize bakınca, ufak hanımefendi eliyle ne yapacağını bilememişti. Ne kolumu elimi tutabiliyor ne de elini geri çekebiliyordu. Geriye kalan tek şey garip bir şekilde koluma tutunmaktı…
Gülsem mi ağlasam mı bilmiyordum, bu yüzden koluma tutunmasına izin verdim ve merdivenleri çıkmaya başladık.
………
Özel odayı ayırtan Dong ailesinin lideri sandalyeye kurulmuştu. Girdiğimizi görür görmez nazik gülümsemesiyle bizi selamladı, ‘’Yue Er, Wan Er, geldiniz demek! Ah, Li Xiao Yao, sen de gelmişsin. Ha ha, bugün hareketli geçecek desenize o zaman!’’
Dong Cheng Lei ayağa kalkarak seslendi, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao!’’
Başımı öne salladım, ‘’Ah Lei, görüşmeyeli epeyi oldu. Sanki…daha da kas yapmış gibisin…’’
Dong Cheng Lei biraz tereddüt ettikten sonra söylendi, ‘’Son zamanlarda iyi yiyorum da…’’
Dong Cheng Feng gülümsemeden edememişti, ‘’Ah Lei, velet…’’
Lin Wan Er kolumu çekiştirerek beni sandalyeye oturmam için dürttü. Dong Cheng Yue de diğer yanımda oturmuş ve menüyü çekmişti, ‘’Babacım, sipariş verdiniz mi? Et yemek istiyorum…’’
Dong Cheng Feng ne diyeceğini bilemiyordu. Nihayetinde söylendi, ‘’Çeşit çeşit yemek söyledim…’’
‘’Güzel…’’ Dong Cheng Yue tatlı gülümsemesiyle söylendi, ‘’Babacım, neden öyle bir anda bizi yemeğe çağırdın? Normalde, doğum günümde bile benim yanıma gelemeyecek kadar meşgulsün…’’
Dong Cheng Feng gülümsedi, ‘’Aslında, bugün sizi birisiyle tanıştırmak için çağırmıştım. Ayrıca yakında okulda da arkadaşınız olacak. Asıl görevi…Yue Er’in etrafında durup, onu korumak. Son zamanlarda Hangzhou’da garip olaylar olduğundan dikkati elden bırakmamamız lazım.’’
‘’Oh? Kimmiş bu?’’
‘’Birazdan gelir…’’
‘’Tamam…’’
……
Birkaç dakika sonra özel odanın kapısı çaldı. Kapıyı çalan genç adam zarif, bembeyaz kıyafetlere bürünmüştü; tanıdık görünüyordu. Dong Cheng Feng’e gülümseyerek saygıyla söylendi, ‘’Amca, geldim!’’
Dong Cheng Feng ayağa kalkarak cevapladı, ‘’Tamam, işte bu arkadaştı size tanıştırmak istediğim kişi. Adı Tang Qi ve Si Chuan dolaylarından geliyor. Sanırım onun kim olduğunu biliyorsunuz?’’
Dong Cheng Yue tereddüt ettikten sonra söylendi, ‘’Bu…Feng Shui Üstadı, Yedinci Tang mı?’’
Tang Qi sırıtarak cevapladı, ‘’Evet, aynen öyle, Bayan Dong, lütfen bana Tang Qi diye hitap edin. Bugünden itibaren arkadaş olacağız. Arkadaş olmanın da ötesinde, babanızın istekleri üzerine, size okulda eşlik ederek, güvenliğinizi sağlayacağım.’’
Lafını bitiren Tang Qi Wan Er’e baktı, ‘’Selam Cang Tong. Gerçek hayatta seninle tanışacağımı düşünmemiştim…’’
Wan Er ona sert bir bakış attı, ‘’Seni tanımıyorum!’’
Dong Cheng şüpheli gözleriyle Dong Cheng Feng’e bakıyordu, ‘’Babacım, daha önce…senden bir koruma istediğimi hatırlamıyorum, yanlış mıyım? Ayrıca Tang Qi…beni koruyabilecek yeteneğe sahip mi ki?’’
‘’Bu…’’
Dong Cheng Feng sessizce söylendi, ‘’Yue Er, inat yapma. Tang Qi sadece senin güvenliğini sağlamak için yanında duracak, özel hayatına karışmayacak. Ayrıca, Tang Qi de Kraliyet Alemi’nde olduğu için Li Xiao Yao’dan zayıf sayılmaz. Eski bir arkadaşım meseleyi test etmişti…’’
‘’Ne?!’’
Tang Qi şoke olmuştu, ‘’Li Xiao Yao da mı Kraliyet Alemi’nin zirvesinde?’’
Ona bakış attım, ‘’Demek sebebi buymuş…’’
Tang Qi gülümsedi, ‘’O zaman…biraz kapışsak?’’
Sırıttım, ‘’Aynı şeyi düşünüyoruz desene!’’
Beklenmedik bir şekilde Dong Cheng Lei kükreyerek araya girdi, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao’ya mı bulaşmak istiyorsun! Ona dokun da ağzını burnunu kırayım!’’
Yumruğunu kaldıran Dong Cheng Lei tanrı vergisi gücüyle sağlam bir yumruk savurdu!
Tang Qi hemen tepki vermiş ve iki avcunu da karnına koymuştu. Aniden Qi’si patlamış ve herif ‘Peng!’ Dong Cheng Lei’nin yumruğunu yakalamıştı. Tabii suratı solup, birkaç adım geri çekildiğini söylemeye gerek bile yoktu. Birkaç saniye geçse de hala hareket etmiyordu. Muhtemelen kolları uyuşmuştu. Şoke olmuş bir vaziyette Dong Cheng Lei’ye baktı, ‘’Bu…genç efendi Ah Lei çok güçlüymüş…’’
Dong Cheng Feng kükredi, ‘’Ah Lei, sakin ol! Tang Qi kötü biri değil!’’
Dong Cheng Lei yumruklarını sıkarak öfkeyle bağırdı, ‘’Ama Büyük Kardeş Xiao Yao’yla savaşmak istiyor. Nasıl kötü biri olmasın? Baba, bu şerefsize aldanma!’’
Dong Cheng Feng çaresizce söylendi, ‘’Li Xiao Yao…’’
Gülümsemeden edememiştim, ‘’Ah Lei, sakin ol bakayım. Tang Qi’yle sadece hamle değiş tokuşu yapmak istiyoruz. Ciddi ciddi savaşacak değiliz. Kendisi kötü biri değil, yani en azından kötü biri gibi gözükmüyor!’’
Tang Qi burnunu kaşıyarak söyledni, ‘’Hmph, Hangzhou’daki sular cidden derinmiş. Biraz daha dikkatli olmam lazım, yoksa işim biter…’’
……
Başımı Dong Cheng Lei’ye doğru salladım. Bu velet babasını bile dinlemiyordu; lakin ben ne dersem yapıyordu.
Kendi kendine söylenerek babasının yanına oturdu.
Dong Cheng Yue durumdan pek de memnunmuş gibi görünmüyordu. Dong Cheng Feng’e bakarak söylendi, ‘’Babacım, cidden bu meseleyi benimle konuşmayacak mısın? Koruma istemiyorum, ve istiyor olsam bile, kendim seçerdim…’’
Dong Cheng Feng söylendi, ‘’Velet, kimi istiyorsun?’’
“Li Xiao Yao…”
“Hmph…..”
Dong Cheng Feng bana baktı, ‘’Li Xiao Yao, sen ne diyorsun? Eğer istiyorsan Lin Tian Nan sana ne kadar ödüyorsa 10 katını vereceğim. Nasıl ama?’’
Yanımdaki Wan Er’e baktım ve başımı iki yana salladım, ‘’Hiç sanmıyorum. Bu bonkör teklifinizden dolayı size teşekkür ediyorum Dong Cheng Amca; ancak Lin aileine Wan Er’i koruyacağıma dair söz verdim ve bu sözümü çiğnemek istemiyorum.’’
Wan Er’in ufak gülümsemesiyle bana bakarak, bir şey söylememişti.
Dong Cheng Yue kendi kendine fısıldadı, ‘’Dünyada bir tane Li Xiao Yao olmasaydı keşke…’’
……..
Tang Qi daha fazla dayanamıyordu, ‘’Li Xiao Yao…Li Xiao Yao…neden herkes Li Xiao Yao’yu istiyor? Onun neresi iyi ki…Görünüşe göre onu test etmem gerekecek..’’
Ona baktım, ‘’Ne oldu, benimle kapışmak mı istiyorsun?’’
‘’Aynen öyle?’’
‘’Hmph…’’ Dong Cheng Feng söylendi, ‘’Önce yemek yiyelim. Mücadele etmek istiyorsanız, bu restoranın arka bahçesinde antrenman yeri vardı, orayı kullanabilirsiniz. Ayrıca ben de 1 numaranın kim olduğunu görmek istiyorum! Tang Qi, söylentilere göre Dövüş Sanatları konusunda, genç neslin Güney’deki bir numarası sensin. Li Xiao Yao’yu daha önce kimse duymamış; ancak hiç de fena görünmüyor. Muazzam bir ikili yani. Bakalım genç neslin gerçek 1 numarası kimmiş.’’
Başımı öne salladım, ‘’Mhm, öyle olsun.’’
Tang Qi sandalyeyi çekerek Dong Cheng Yue’nin yanına oturmuş ve gülümsemişti, ‘’Ufak hanımefendi, size büyü numarası yapayım mı?’’
Dong Cheng Yue onayladı, ‘’Kafana göre takıl..’’
Tang Qi cebinden bir kaplumbağa kabuğu çıkarmış ve kabuğun içine üç bronz para attıktan sonra sallamıştı. Dong Cheng Yue biraz gıcık kapmış gibi görünüyordu, ‘’Böyle ufak hareketlerle kadın tavlayabileceğini mi sanıyorsun? Boşversene! Öyle fal geyiğiyle beni etkileyemezsin.’’
Tang Qi gülümsedi, ‘’Ufak hanımefendi, fal falan bakmaya çalışmıyorum. Dikkatle seyredin…’’
Lafını bitiren Tang Qi elini açmış ve kaplumbağa kabuğu aniden havada süzülmeye başlamıştı. Ardından, sağ eliyle havayı kavradığında kabuktaki üç bronz para birer birer havaya fırlayarak dönmeye başlamıştı. Paralara bağlı ufacık bir ip bile yoktu.
………
‘’Eh?!’’ Dong Cheng Yue’nin gözleri sonuna kadar açılmıştı, ‘’Bu…gerçekten de büyü yapıyorsun?!’’
Gülümsemeden edememiştim. Ben de Kraliyet Alemi’ndeydim ve Tang Qi’nin Qi’sini hissedebiliyordum.
‘’Li Xiao Yao, neden gülüyorsun?’’ Dong Cheng Feng sordu.
Başımı iki yana salladım. Ardından masadaki yemek çubuklarını alarak Qi’yi aktif ettim ve çubukları öyle rastgele havaya fırlattım. O esnada, çubuklar aniden havada kalakalmışlardı. Boş avcumu açtığımda, havadki qi çubukları ittiği için çubuklar uçmaya başlamıştı. Pa! Çubuk merkezdeki bronz parayı direkt duvara çivilemişti. Sağ elimi kaldırdığımda, ikinic çubuk ve üçüncü çubuk da harekete geçti. Shua Shua! Tang Qi’nin üç bronz parası duvarda asılı kalmışlardı…
Ellerimi silerek gülümsedim, ‘’Oh, görünüşe göre ben de büyü kullanabiliyorum? Tang Qi, böyle Qi’yi kullanarak ufak numaralar yapmaktan utanmıyor musun? Dövüş Sanatları camiasının yüz karasısın…’’
Tang Qi’nin suratı kıpkırmızı kesilmişti, ‘’Hmph, demek sen de böyle numaralar biliyorsun…’’
Dong Cheng Feng ellerini birleştirdi, ‘’Fena değil, fena değil. Yeni nesil cidden etkileyici. İkinizin de insanı şaşkına çeviren yetenekleri var. Yemeği bitirdikten sonra gerçek gücünüzü görmek istiyorum!’’
Sordum, ‘’Kazanırsak ödül var mı?’’
Dong Cheng Feng tereddüt etti, ‘’Eh, ne istiyorsun?’’
Biraz düşündükten sonra söylendim, ‘’Ödül olarak…Tang Qi’nin Dong Cheng Yue’nin koruması olmamasını istiyorum. Dong Cheng Yue’nin istemediği bir şeye zorlanmasına karşıyım.’’
‘’Bu istek…’’ Dong Cheng Feng söylendi, ‘’Bunu kabul edemem…’’
‘’Tamam…’’ Gülümsedim, ‘’Sorun değil. O zaman Tang Qi’yle mücadele etmeyeceğim. Peki yemeğe devam edebilir miyim?’’
Dong Cheng Feng çaresizce söylendi, ‘’Et tabii. Mücadeleye gerek yok, aramızdaki ilişkiye zarar gelmeyecektir.’’
‘’Tamam.’’
Dong Cheng Yue yaşlı gözleriyle bana bakıyordu. Tang Qi her şeyi gördüğü için derin bir iç çekmişti, ‘’Ay, buraya yaptığım yolculuk cidden başıma bir sürü sorun çıkarıyor…’’
………
Yemek bitmiş ve cidden tıka basa doymuştum. Wan Er’le birlikte odayı terk ettik.
Tang Qi öne atılıp söylendi, ‘’Wan Er…’’
‘’Hm?’’ Wan Er başını çevirdi, ‘’Ne oldu?’’
‘’Acaba…sizin arabayla beni de okula götürür müsünüz? Liu Hua’da okuyacağım zaten…’’
‘’Neden taksiye binmiyorsun…’’ Wan Er söylendi.
Tang Qi’nin suratı yemyeşil kesilmişti, ‘’Biraz acımasız değil misin yahu?’’
Gülümsedim, ‘’Yok canım…taksi çağırmak kolay zaten. Ayrıca bana Wan Er’in yanında durmaya hakkımın olmadığını söylemiştin, değil mi? Hala daha o cümleyi hatırlıyorum. Lafı kısa keseceğim, saat 10’da, okulun 7 numaralı basket sahasında buluşacağız. Meseleyi gizlice halledelim.’’
‘’Sen!’’ Tang Qi yumruklarını sıkarak söylendi, ‘’Tamam, öyle olsun!’’
‘’Güzel, bekleyeceğim!’’
……..
Arabaya bindikten sonra TT gazlamıştı.
Tang Qi elini uzatarak taksi çağırdı. Araba durmuş ve şoför sormuştu, ‘’Nereye?’’
Tang Qi cevapladı, ‘’Liu Hua Üniversitesi!’’
‘’Terste kalıyor arkadaş! Ayrıca arabanın kliması bozuldu, sadece sıcak hava üflüyor.’’
‘’İnanmıyorum sana!’’
‘’Atla o zaman!’’
On dakika sonra, terler içinde kalan Tnag Qi suratını silerek söylendi, ‘’Hay sikeyim, 39 derecelik havada arabada kalakaldım resmen…’’
[] [] []
Magnec