Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

93. Bölüm Leydiye Refakat

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

[Leydiye Refakat]

Zorluk: A

Açıklama: Yatan Kilisesi tarafından bir kez daha kaçırılan Irene, zayıf düşmüş ve korkuya kapılmış durumda. Kendi başına Winston Kalesi’ne dönemeyeceği için onu sağ salim Winston’a götürmelisiniz. Lütfen dikkat: Malacus ölmüş olsa da çevrede başka müritler dolanıyor olabilir.

Başarı Koşulu: Irene’yi Winston Kalesi’ne götürmek.

Ödül: Irene’yle yakınlık MAKS. Doran’ın Yüzüğü.

*Karşı cinsiyetteki bir NPC’yle yakınlık MAKS düzeye ulaşırsa özel bir durum yaşanma olasılığı yükselir.

[Doran’ın Yüzüğü]

Seviye: Özel

Dayanıklılık: 10/10  Can: +1.000 Kara Büyü Direnci: +%10  Zehir Direnci: +%10

*Zehirlenir ya da lanete uğrarsanız durumunuz hemen düzelir. – 60 dakika dolma süresi –

*Alınan hasarın %50’si anında cana geri eklenir. – Etki aktifleştiğinde 10 dakika dolma süresi –

Açıklama: Kont Steim’in gölgesi, Doran’ın çok sevdiği bir hazinedir. Söylentilere göre Doran yaşam ve bilgeliğin tanrıçası tarafından kutsanmıştır.

Kullanım Koşulları: Yok.

Ağırlık: 0.1

Görev Cezası: Irene’nin ölme ihtimali yüksek. Kont Steim ile yakınlık mümkün olan en alçak düzeye düşer.

*Ebediyet Krallığı’nın kuzey yakası tamamen karmaşaya boğulacak, zira Irene’nin öldüğünü gören Kont Steim aklını yitirecek.

[Görev aktif.]

"Kuoh...!

Yumruklarını sıkan Grid’in vücudu titredi. Kendi iradesi dışında sistemin ona görevi dayatmasına mı kızmıştı? Hayır, aslında tam tersiydi.

‘Süper!’ diye tezahürata kalkmamak için kendini zor tuttu, ‘Doran’ın yüzüğü benimdir!’

Doran’la ilk tanıştığı andan beri o yüzüğü gözüne kestirmişti. Nihayet yolun sonunda umut ışıkları parlıyordu.

‘Şansa bak. Bu gücüne rağmen kullanım koşulu hiç yok. Yüzüğü takarsam fazladan 1.000 canım olacak!’

Grid’in gücü ve dayanıklılığı kendi seviyesine göre epey yüksekti. Dolayısıyla şu anda 8.000 civarı cana sahipti. Onunla benzer seviyedeki tank oyuncuların oralama canı bile bu kadar yüksek değildi.

Dayanıklılığı zayıf olan düşük seviyeli kullanıcılar için Doran’ın Yüzüğü’ndeki fazladan 1.000 can özelliği çok değerliydi. Durum dirençleri, anormal koşullardan kurtulma fırsatı ve can yenilenme konuları da inanılmazdı.

‘Açık artırmaya koyacak olsam parayı kırabilirim.’

Kullanım koşulu olmayan özel seviyeli ekipmanlar çok nadirdi. On milyonlarca… hayır, belki de yüz milyonlarca wona satılabilirdi.

‘Yüzüğü almak… Aslında baktığında İlahi Kalkan çalınmasaydı bu fırsata ulaşamazdım?’

Grid neden Rolf Dağı’na gelmişti? İlahi Kalkan’ı geri almak için. Fakat kalkanı çalan kişiyi bulacağı yerde Malacus’a rastlamış, aniden turnayı gözünden vurmuştu… Bu yetmezmiş gibi bir de özel görevle karşı karşıyaydı.

‘Sokakta yere düşen, sonra yeniden ayağa kalkan tiplere benziyorum.’

Grid talihin ondan yana olmadığını biliyordu. Normalde yere düştüğünde burnunu kırardı, ama Pagma’nın Soyu’na katıldığından beri talih biraz ona gülmeye başlamıştı.

‘Üstelik sadece Doran’ın yüzüğü de değil.’

Irene’yle yakınlığı MAKS düzeye ulaşırsa onunla evlenebilirdi. Diğer bir deyişle toprak sahibi bir kadının kocası, kontun damadı olma şansı vardı.

‘Bildiğin şehrin efendisi olacağım yan?’

Şu anda Winston hızla büyüyordu. Sadece vergilerden kazanılan para bile astronomik dolaylarda olmalıydı.

‘Huhuh, Lord olursam vergileri artırırım. Sonra gelsin paracıklar!’

Irene’yle yakınlık MAKS = Onunla Evlen = Şehrin Lordu Ol = Vergileri İndir Cebe. Bunları düşündükten sonra derin bir nefes çekti ve göreve odaklandı.

“Bana güven.” Grid Irene’yi saran halatları çözdü, onu ayağa kaldırdı ve elinden geldiğince gülümsedi. “Seni sağ salim kaleye götüreceğim, merak etme.”

“Teşekkür ederim…”

Ünlü Malacus’u yendikten sonra Grid’in kendine olan güveni tavan yapmıştı. Önüne Yatan müritleri çıksa bile savaşmaya kararlıydı.

‘Yatan müritleri Kesan Kanyonu’ndaki yaratıklara benzer seviyede olsalar gerek. İlahi Kalkan ve Malacus’un Pelerini yokken bile onları kolayca indirebilirdim.’

Zaten Regas müritlerin çoğunu temizlemişti. Grid geriye sadece birkaç tanesinin kaldığını düşünüyordu. Burada asıl problem düşmanlar değil, Irene’ydi.

“Yürüyebilecek misin?”

“Üzgünüm… Sana yük oluyorum.”

Irene öyle kötü bir durumdaydı ki yürüyecek hali bile yoktu. Grid canının düşük olduğunu görünce ona iksir içirmeye çalıştı, ama işe yaramadı. Ona farklı farklı iksirler denetti, ama nedense hiçbiri iş görmüyordu.

‘Oyuncunun çözebileceği bir şey değil anlaşılan. Kaleye ulaşana dek böyle kalacak. Hay sıçayım… iksirleri boşa harcadık.’

Sonunda Grid, Irene’yi sırtına aldı.

“Kyaaakk?!”

Irene bugüne dek babasından başka hiçbir erkeğin elini bile tutmamış bir prensesti! Dolayısıyla Grid onu sırtına alınca hem utandı hem de aklı karıştı.

“B-Bay Grid! Bu kadar uğraşmanıza gerek yok!”

Kıpkırmızı kesilen Irene debeleniyordu, ama tüy kadar hafifti. Grid ilk defa küçük kardeşinden başka bir kadını sırtına alıyordu, ister istemez heyecanlandı.

‘Ah… kadının dokunuşu…!’

Randevu dedikleri şeyi bilmezdi… dolayısıyla şu anda oyunda kriz anındaydı. Fakat şansı yaver gidiyordu! Irene sırtına dokununca Grid heyecanlandı ve gürledi!

“Utanmana gerek yok! Merak etme. Ben… Zor bir şey yapmana izin vermeyeceğim! Her şeyi bana bırak!”

“Bay Grid…”

Grid şu ana kadar yaşadığı şeylerden sonra 250’ye yakın hüner puanı toplamıştı. Bu sayede dayanıklılığı olağanüstüydü ve Irene’yi taşırken koşmak onun için zor iş değildi.

‘Tamam, gidelim!’

Rolf Dağı Winston’a beş saatlik yürüyüş mesafesindeydi! Grid Winston’a gitmeye kararlıydı, ama A zorluktaki bir görevde olduğunu unutmamıştı. Kısa sürede bir zorlukla karşılaştı.

“Sen! Malacus’u öldüren sensin!”

Mağaranın önünde saklanan üç mürit ortaya çıkarak Grid’e saldırdılar.

“Malacus’un intikamını alacağım! Geber!”

Yatan müritleri Grid’i lanetlemeye çalıştılar. Ayrıca ciğerlerini çürütmek için zehir dolu bir sis çağırdılar. Fakat Grid hepsine direndi. Efsanevi sınıfa sahip olan Grid, anormal koşullarda uzmanlaşmış büyücülerin baş düşmanıydı.

“Malacus’tan daha zayıfsınız işte. Bu halinizle kimden nasıl intikam alacaksınız! Hızlı Manevralar!”

[Hızlı Manevralar aktifleşti. Takip eden 1 dakika boyunca atikliğiniz ve atlatma oranınız ciddi ölçüde artacak.]

Grid Pagma’nın Kılıç Ustalığı’na başvurmadı. Kılıç Ustalığı aktif değilken fiziksel saldırı gücünü artırıyor, kritik saldırı şansını %10 yükseltiyordu. Dainsleif’i taktığında ulaştığı saldırı gücü, bir büyücünün dayanabileceğinden çok daha fazlasıydı.

"Hiyaaaah!”

Bir eliyle sırtındaki Irene’yi tutuyor, diğeriyle Dainsleif’i savuruyordu. Tek eliyle Dainsleif’i doğru düzgün kontrol edecek kadar güçlü değildi, ama yine de Yatan müritlerini alt etmeye yeterdi.

“Keeeok!”

“Malacus için!”

“Ahhh! Tanrı Yatan adına!”

Grid lanet büyülerinden kaçmak yerine kılıcıyla direkt saldırdı. Epey TP kazandı ve birkaç ekipman topladı, sonra yoluna devam etti. Yol esnasında birkaç kez daha pusuya uğradı.

“Yeraltı dünyasının ruhları, nefretlerinizi ve korkularınızı kullanarak sarın bu düşmanı. Korkuyla ezin zihnini, iradesini yutun! Ruhunu yitirmiş bir kukla dönüştürün onu!”

Lanet büyüleri dört bir yandan akıyordu. Ortalık kasvetliydi, dolayısıyla Grid kılıcı envanterine koydu ve İlahi Kalkan’ı kaptığı gibi Irene’yi savunmaya koyuldu.

“Kuaakkk!”

Yatan müritleri sadece İlahi Kalkan’a baktıkları için bile hasar gördüler. Grid bunu fırsat bilerek kalkanı kaldırdı ve hançeri çektiği gibi Rüzgar Patlaması’nı kullandı.

Ka ka ka kang!

Dağda bir patlama yaşandı ve Yatan müritleri çığlıklar attı.

“Ç-Çok güçlü…!”

Grid’in ekipman değişim taktiği Yatan müritlerini tamamen hazırlıksız yakalamıştı.

‘Doran’la tanıştığımda müritler gözüme çok güçlü gelmişlerdi, ama şimdi hiç de öyle görünmüyorlar.’

“Yaratıksın sen! Eeek!”

 “Kyaak!”

Yatan müritleri çaresizce can verdiler; garip miğferli ve Malacus’un Pelerini’ni giyen adama karşı koyamıyorlardı!

Bazıları onu alt edemeyeceklerini anlayınca ağlamaya başladılar, bazıları ise savaşmaya kararlıydı. Fakat hiçbiri geri çekilmedi. Öyle çılgınlardı ve gözleri öyle dönmüştü ki Irene onlara bakarken titriyordu. Öte yandan Grid çok mutluydu.

Önüne çıkan herkesi yok ediyordu.

“Hahahahahat! Gelin! Gelin hadi! Sayenizde!”

Grid bu savaşlarda çok şey öğrendi. Normal oyuncular anormal etkiler bırakan düşmanlardan kaçınırdı, ama Grid farklıydı.

‘Anormal koşullara sebep olan saldırılara sahip yaratıkların genelde savunmaları düşük oluyor. Benim için biçilmiş kaftanlar! Gelecekte hep böyle tipleri avlayacağım.”

Grid Pagma’nın Soyu olduğu için anormal koşullara karşı neredeyse %100 dayanıklıydı. Efsanevi sınıfın ne kadar saçma sapan olduğunu burada anlıyordu. Ayrıca Malacus’un Pelerini nedeniyle önüne sürekli başkaları çıkıyordu. Üç saate kalmadan 97. Seviye’ye ulaştı.

“Sürekli yolumuzu kestikleri için geciktik. Üzgünüm.”

“… Doran’ın dediği gibi, Bay Grid, bel bağlayabileceğim tek kişi sizsiniz. Gerçekten çok güçlüsünüz.”

Irene’nin emrinde kuzeyin en güçlü şövalyelerinden biri vardı. Babası, Kont Steim da böyle adamlara sahipti. Dolayısıyla Irene savaş konularına hakimdi ve Grid’in müthiş yeteneklerini fark etmişti. Bu yüzden aklı karışıktı.

“Bay Grid, siz demirci değil miydiniz? Nasıl bu kadar güçlü olabiliyorsunuz?”

Grid kolayca cevapladı.

“Ekipmanlarım sağ olsun.”

“E… ekipmanlar mı?”

“Evet, tam teçhizat olmanın getirdiği faydalar bunlar.”

“Öyle diyorsunuz ama ekipman tek başına yetmez, kişi yetenekli de olmalıdır. Gerçekten güçlü ve mütevazi bir adamsınız.”

Irene hafifçe gülümsedi. Grid’e bakan gözleri ışıldıyordu. Grid yakında kadının kocası olacağına emindi. Irene’yle sohbet ettikleri sırada sağ salim Winston’a vardılar.

…..

Çevirmen notu
Evet arkadaşlar, Tamteçhizat'la ilgili birkaç sıkıntı gördüm yorumlarda, size biraz seriden bahsedeyim.

Öncelikle yeni dünyaya geçmiş, tamamen kararlı ve tek bir amaca odaklı kişilikten yoksun bir karakteri izlemiyoruz Tamteçhizat'ta. Gerçek bir karakter var. Açgözlü, hırslı, kıskanç. İşin ilginci, modern toplumdaki insanların neredeyse %90'ı Grid'le aynı kişiliğe sahip. Hani şu oynadığınız online oyunları hatırlıyor musunuz? Eveti orada sürekli milleti soymaya çalışan, boss kestikten sonra partiden çıkıp ekipmanı çalan tipler vardı ya? Grid aslında öyle bir tip.

Ayrıca şunu da söylemek istiyorum. Tamteçhizat belki de bu sitede Yıkılmış Tanrı'dan sonra en çok karakter gelişimine odaklanan kitaptır. Bu kitapta Grid'in bir insan olarak geliştiğini, ilerlediğini, öğrendiğini göreceğiz. Unutmayın, Grid karakteri bu yaşına kadar hep hor görülmüş, dışlanmış ve küçümsenmiş bir karakter. Dolayısıyla egosu yüksek ve kendince çok kuruntuları var. Siz normal bir mantıkla Jishuka'ya ya da bir başkasına güvenebilirsiniz, ama bugüne dek tanıdığı herkesten kazık yemiş bir adam kolay kolay kimseye güvenmez.

İleride çok büyük maceralar yaşayacağız. Tzedakah Klanı ise maceramızın başlangıcını işaret ediyor. Pon ve Vantner, Laelle ve Jishuka, Toban ve Faker. Bu karakterlere iyi alışın, çünkü ileride onları çok göreceksiniz. :)

Bu seriye boş yere Kore'nin yeni LMS'i demiyorlar.