Aferin lan Zu An, inanıyorum sana herkesi soyucaksın
Ama Erik Çiçeği Tarikatında cidden 7.5m tael yok o zaman 7.5m tael yerine başka tazminat alırız dimi, o kadar kazandık boşa gitmesin.
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
Ayruşen Şehri ticari anlamda gelişmişti, özellikle de tuz ve metal endüstrisinde, dolayısıyla sık sık kaynak ithalatı ve ihracatı yapılırdı. Bunların çoğu da nehir vasıtasıyla gerçekleştirildiğinden Nehir Devriye Takımı kurulmuştu. Nehir Devriye Takımı’nın amacı kaçakçılıkla ilgilenmek ve stratejik kaynakları ve günlük gereksinimler gibi şeyleri nehrin bazı kısımlarında beliren vahşi yaratıklara karşı korumaktı.
Sang Qian sakince yanıtladı, “Nehir Devriye Takımı’ndan sorumlu olsam da insanların güvenliğini sağlamak da benim işim. Burada toplanan şu insan sayısına bakın, ufacık bir hata kolayca kargaşaya neden olur. Gelip neler olduğunu soruşturmam mantıklı değil mi?”
“Kumandan Sang’ı bu yüzden uğraştırmaya gerek yok.” Birdenbire nazik bir ses duyuldu.
Bir grup muhafızın eşliğinde kapıdan yelpaze taşıyan genç bir adam girdi. Beyaz, yeşim gibi bir yüzü vardı ve alim havası yayıyordu.
“Bu herif erkek mı kız mı be?”
“Şşş, yaşamaktan sıkıldın mı? Şehir Lordu Konağı’nın Genç Efendi’si lan o!”
…
Zu An afalladı. Xie Xiu’yu burada görmeyi beklemiyordu. Önceki hayatında imparatorluk ailelerinin ve soyluların neden erkek cariye aldığını anlamakta zorlanırdı ama eğer Xie Xiu kadar güzellerse bu durum anlaşılabilirdi…
Pü, ne düşünüyorum lan ben?
Sang Qian, Xie Xiu’yu gördüğü gibi kasvetlendi, “Genç Efendi Xie! Yanlış hatırlamıyorsam şu anda Ayruşen Akademisi’nde okuyor olmalısınız ve henüz resmi bir konumunuz yok. Otoriteniz olmasa da muhafızlara emir vermeniz yakışıksız değil mi?”
Xie Xiu yelpazesini kapatıp sakince gülümsedi, “Muhafızları getiren tabii ki ben değilim. Ben ne güzel Göksel Ölümsüz Tavernası’nda içiyordum ki Pang Amca’nın adamlarıyla geldiğini gördüm. Bir anlık meraktan ben de yanlarına takıldım. Öyle değil mi Pang Amca?”
Resmi şapkasını düşmesin diye tutmaya çalışan bira göbekli bir adam içeri daldı. Ne denli aceleci olduğu belliydi.
“Bu adam şehrin Yardımcı Yönetici’si Pang Chun. Beşinci kademe bir gelişimci ve Ayruşen Şehri’nin üçüncü yöneticisi. Chu Klanı’mızla arası iyi, boşboğazlık edip onu aşağılamasan iyi edersin.” Zu An’ın saçma saçma konuşacağından korkan Chu Chuyan aceleyle onu uyardı.
Zu An hızlıca kafa salladı, gerçi garip bir ifadesi vardı. Pang Chun adında bir adam mı? Ebeveynleri ne düşünüyordu be?
Gel gör ki Chu Chuyan’ın sözleri Zu An’a önemli birkaç bilgi de vermişti. Görünüşe göre Chu Klanı Şehir Lordu’yla yakındı ama Chu Zhongtian birkaç gün önce yönetici Sang Hong’un Linchuan Zeameti’ne onları halletmek için geldiğinden bahsetmişti. Sang Hong’un hareketlerinin İmparatorluk konseyini temsil ettiği söylenebilirdi.
Hassiktir, Chu Klanı isyan falan düşünüyor olamaz, değil mi? İmparatorluğu devirmek için yerel yöneticilerle iş birliği mi yapıyorlar?
Zu An zenginliğe kapak attığını düşünmüştü ama kapak attığı yerin halihazırda batmanın eşiğindeki bir bot olduğu ortaya çıkmıştı. Boktan bir yeraltı organizasyonuyla bile baş edememelerine şaşmamak lazımdı!
Bu bottan kurtulmak için bir fırsat bulsam mı?
Eğer Chu Chuyan kafasından geçen düşünceleri bilseydi kesinlikle onu yere yatırır ve bir güzel pataklardı.
Pang Chun yumruklarını birleştirdi ve bir gülümsemeyle Sang Qian’ı selamladı, “Sizinle tanışmak benim için bir zevktir, Kumandan Sang.
Sang Qian da Yönetici Yardımcısı’na karşı saygısız davranmaya cüret edemedi. Dolayısıyla çabucak yanıtladı, “Benim için de öyle, Lordum.”
İkili çabucak selamlaşıp Xie Xiu’ya döndü. Hareketleri Xie Xiu’yu eğlendirdi, “Ne diye bana bakıyorsunuz? Resmi konumum yok, dolayısıyla kurallara göre hareket etmelisiniz!”
Sang Qian buna içten içe karşı çıktı. Pang Chun’u buraya kimin çağırdığını anlamadık sanki! Babana aşırı sadık biri o, senden başka kimin sözünü dinler?
Diğer yandan Pang Chun bir gülümsemeyle Sang Qian’a baktı ve konuştu, “Kumandan Sang, bu meseleyi devralmam sorun yaratır mı?”
Sang Qian zoraki bir gülümseme takındı ve yanıtladı, “Bu mesele sizindir Lordum. Sınırlarımı aşmaya cüret edemem.”
Yardımcı Yönetici şehrin güvenliğinden sorumluydu, bir nevi şerif ya da amir gibiydi. Tabii sahip olduğu otorite kat kat daha yüksekti.
Pang Chun nihayet burada toplananlara gülümseyerek baktı, “Burada ne oldu?”
Chu Chuyan öne çıktı ve olanları Pang Chun’a açıkladı.
Pang Chun 7.500.000 gümüş tael sözlerini duyduğunda tıpkı diğerleri gibi az kalsın şoktan sıçrıyordu. Ancak çabucak toparladı ve akışı takip etti, “Tarikat Efendisi Mei, görünüşe göre burada hatalı olan sizsiniz. Bir kumarhane açtığınıza göre kaybettiğinizi kabul etmeniz gerekir. Aksi taktirde, eğer bütün kumarhaneler sizin gibi çalışsaydı dünyaya kaos hâkim olurdu!”
Mei Chaofeng, Pang Chun’un Chu Chuyan’ın safını seçmesine öfkelendi ama yine de düzgünce yanıtladı, “Yardımcı Yönetici, hikayenin tamamından bihabersiniz. Bu adam sadece iki turda 7.500.000 gümüş tael kazandı. Bu akılalmaz. Bir tür hile yapmış olduğuna şüphe yok, nasıl böylece kabul edebiliriz?”
Zu An güldü, “Söylesene, senin gibi bir kumarhane sahibi müşterilerinin hile yapacağından endişelenmeyi utanç verici bulmuyor mu? Yeteneklerin o kadar mı kötü yoksa sadece utanmazın önde gideni, bayrak sallayanı mısın?”
“Seni!!!” Mei Chaofeng öfkeyle parmağını kaldırdı. Eğer tek başımıza olsaydık var ya seni sinek gibi ezerdim anasını siktiğim!
Sikeyim!
Mei Chaofeng’i başarıyla trollediniz, +499 Öfke!
Pang Chun da Zu An’a katıldı, “Tarikat Efendisi Mei, Zu An’ın hile yaptığını iddia ettiğinize göre sözlerinizi destekleyen bir kanıt var mı?”
Zu An ilk defa ona destek çıkan bir kodaman olmasının tadını çıkartıyordu. Onun ağzından çıkan her bir sözcük kendisine destek çıkıyordu, gerçi bu sefer gerçekten de haklı taraftaydı.
Mei Chaofeng biraz tereddüt edip yanıtladı, “Kanıtım yok. O sıralar ben yoktum. Üstelik Zu An buraya Chu Hanım’la geldi. Chu Hanım beşinci kademe bir gelişimci, dolayısıyla bir şey yapmaya çalışsa bile adamlarımın anlayamayacağını düşünüyorum.”
Bu iftira nedeniyle Chu Chuyan’ın yüzü anında buz kesti, “Hile yaptığımı mı ima ediyorsun?”
İki taraf da halihazırda birbirine ters düştüğüne göre Mei Chaofeng’in artık Chu Klanı’nı sinirlendirmekten çekinmesine gerek yoktu, “Eh, söylemesi zor. Ne de olsa Zu An senin kocan. Beni dolandırmak için birlikte çalışıp çalışmadığınızı kim bilir?”
“Chu Klanı’mız böyle bir iftirayı kabul etmez. Sana meydan okuyorum!” Chu Chuyan buz gibi bir ses tonuyla tısladı.
Mei Chaofeng de geri çekilmedi, “Sırf Chu Klanı’nı düşündüğümden şimdiye kadar saygılı davrandım. Saygım zayıflık sanmayın!”
Zu An heyecanla izledi, inanılmaz bir çarpışma izlemeyi hevesle bekliyordu. Beşinci kademe gelişimcilerin nasıl savaştığını merak ediyordu ki böylece gelecekte biriyle karşılaştığında kendini nasıl koruyacağını öğrenebilirdi.
Chu Chuyan’ın zarar görüp görmeyeceğine gelirsek… Dürüst olmak gerekirse hiç de endişelenmiyordu. Birincisi Xie Xiu ve Yardımcı Yönetici buradaydı. Üstelik Ayruşen Şehri Chu Klanı’nın toprağıydı, nasıl Chu Zhongtian kızının burada zorbalığa uğramasına izin verirdi?
Üstelik Chuyan’ın arkasında Ayruşen Akademisi de vardı.
Hangi açıdan bakılırsa bakılsın Mei Chaofeng kesinlikle dezavantajlı konumdaydı.
Ne var ki o anda Xie Xiu ortamı yatıştırmak için öne çıktı, “Lütfen sakinleşin ve adilce bir iki kelam etmeme izin verin. Ayruşen Şehri’ndeki herkesin de bildiği üzere Chu Klanı her zaman üyelerinin kumar oynamasını katiyen yasaklamıştır…”
Bu sözler bütün gözlerin Zu An’da toplanmasına neden oldu ve Xie Xiu bir an ne diyeceğini bilemedi. Ancak çabucak bir bahane buldu ve devam etti, “Şey, Zu An daha evleneli çok olmuyor, yani kurallara aşina olmayabilir. Ama Ayruşen Şehri’ndeki herkesin Chu Hanım’ın nasıl birisi olduğunu bildiğine eminim.”
“Evet, nasıl Chu Hanım hile yapabilir?”
“Tarikat Efendisi Mei, ödemekten kaçınmanız hadi neyse ama nasıl Chu Hanım’a nasıl iftira atabilirsiniz?”
“Aynen öyle! Chu Hanım asla böyle utanmaz numaralar yapmaz!”
…
İzleyiciler Xie Xiu’nun sözlerine katıldılar.
Zu An karısının popülerliğine şaşırdı. Görünüşe göre burada ondan hoşlanan bir sürü kişi var. Sanki canı tehlikede olan benim lan.
Xie Xiu kalabalığı sakinleştirmek için elini kaldırdı, “Ayrıca, herkesin de bildiği gibi hiç gücü olmayan, günlerini boş geçiren birisiyim… Başka konularda konuşmaya cüret edemem ama en azından kumar konusunda nispeten ustayım diyebilirim. Bildiğim kadarıyla kumarhanelerde kullanılan bütün eşyalar gelişimcilerin sonuçlarla oynamasını engellemek için özellikle rünefendilerinin formasyonlarına sahip. Chu Hanım’ın sırf gelişimi daha yüksek diye hile yaptığını söylemek boş bir iddia.”
Aynı zamanda Sang Qian da Mei Chaofeng’in söyleyebileceği onca şeyin arasından Chu Chuyan’ı işin içine sokmayı seçmesine öfkelendi. Durumun onların aleyhine olduğunu görünce konuşmaktan başka çaresi kalmadı, “Evet. Chu Hanım’ın hile yapmayacağına dair hayatımı bahse koyarım. O…”
Ama Sang Qian sözlerini bitiremeden Zu An aniden düşünceli bir mırıldanmayla sözünü kesti, “Balım, şu anda hile yaptığını kabul etsen oradaki herifin intihar etmesini sağlayabilir miyiz?”
“…” Sang Qian.
“…” Xie Xiu.
“…” Pang Chun.
“…” Mei Chaofeng.
Sadece laf olsun diyeydi, gerçekten ciddi mi sandın lan?! Bu ne sikindirik iştir? Chu Klanı nasıl ölmüşlerini siktiğim bir damat seçebildi?
Sang Qian’ı başarıyla trollediniz, +213 Öfke!
Chu Chuyan’ın da bu sözleri duyunca suratı düştü, “Sessiz ol. Saçma sapan konuşma.”
Sang Qian sanki duymamış gibi davrandı ve devam etmeye çalıştı. Bekle, nerede kalmıştım? Lanet olsun, bu yavşak!
“Chu Hanım asla hile yapmaz ama genç efendi Zu’ya gelirsek, şehirde kişiliğini ve de… niteliğini bilen bir sürü kişi olduğuna eminim. Onun iki turda 7.500.000 gümüş tael kazanması imkânsız. Yani geriye tek bir seçenek kalıyor; kumarhaneyi dolandırmak için önceden Erik Çiçeği Yedi’ye rüşvet verdi!”
Sang Qian’ın sadece açık açık çöp demediği kalmıştı.
Diğer yandan Mei Chaofeng’in gözleri heyecanla ışıldadı. Önceki iftirasında bir sürü açık vardı ama Sang Qian’ın sözleri Zu An’ın 7.500.000 gümüş taeli elde etmek için yasal yollar kullanmadığını direkt gösteriyordu. Sadece bununla kalmıyordu, ayrıca işleri tersine çevirebilir ve bu konuda Zu An’ı sıkıştırabilirlerdi.
Başkentten gelen birisinden beklendiği gibi! Şu dehşet zekaya bak, hey yavrum be!
“Vuuuuuu~” Erik Çiçeği Yedi’yse korkudan altına sıçmak üzereydi. Bu sidik gösterisine sokulacağını beklememişti. Ne yazık ki halihazırda çenesi kırılmıştı, dolayısıyla ne kadar endişeli olursa olsun konuşamadı.
Pah~ Pah~ Pah~
Kumarhanede alkış duyuldu. İzleyen herkes kafasını çevirdiğinde, Zu An’ın alkışladığını gördü, “Kumandan Sang, bu Gümüşkanca Kumarhanesi’nin arkasındaki patronlardan birisi olabilir misiniz?”
Sang Qian’ın ifadesi anında karardı, “Ne saçmalıyorsun sen? Resmi bir görevliye iftira atmak büyük suçtur!”
Sang Qian’ı başarıyla trollediniz, +200 Öfke!
“Gümüşkanca Kumarhanesi’nin patronlarından birisi olmadığınıza göre neden buraya geldiğinizden beri onlar adına konuşuyorsunuz?” Zu An sordu.
Sang Qian soğukça homurdandı, “Buradaki gerçeklere dayanarak mantıklı bir sonuç çıkarıyorum sadece.”
“Dediğiniz gibi, yalnızca sonuç çıkarma. O zaman Mei Chaofeng adınıza konuşup durduğunuza bakarak ben de Erik Çiçeği Tarikatı’yla iş birliği içinde olduğunuza dair mantıklı bir çıkarımda bulunuyorum. Çıkarımlarım kanıt olarak kullanılabilir mi öğrenmek isterim?”
“Sen!!” Sang Qian kafasını çevirdi, “Senin gibi biriyle tartışmakla uğraşamam.”
Sang Qian’ı başarıyla trollediniz, +100 Öfke!
Sang Qian yavaşça sakinleşti. Konumları arasındaki uçurum düşünülürse toplum içinde Zu An’la tartışmak onu aşağılardı.
Zu An’sa tombul Pang Chun’a döndü ve söze girdi, “Lord Yardımcı Yönetici, böyle durumlarla alakalı deneyimlerinize dayanarak neler olduğunu anladığınıza eminim, haksız mıyım?”
Sang Qian da konuştu, “Lord Pang, lütfen başka bir adamın tehditlerinin yargınızı etkilemesine izin vermeyin.”
“Bu…” Pang Chun zor bir durumda sıkışıp kaldı. Alnından ter damlaları akıyordu.
Tabii ki burada neler olduğunu çok iyi biliyordu ama Erik Çiçeği Tarikatı son birkaç yıldır şehirdeki çeşitli yönetici bölümlere ‘hediyeler’ veriyordu ve sağlam bir arka planları vardı. Sang Qian halihazırda açık açık Erik Çiçeği Tarikatı’na destek çıktığına göre, acaba bu arka plan Sang Hong olabilir miydi?