Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

59. Bölüm Kumarbaz İnancı

Çevirmen: Zakowske / Editor: Valheru

 

“Karşılık?” Chu Chuyan sersemledi, “Kumar oynayarak mı?”

“Evet.” Zu An sakince yanıtladı, “Chu Klanı’nın sahip olduğu nüfuzla basit bir yeraltı organizasyonunu kolayca halledeceğini düşünüyordum ama bütün bunların sadece göstermelik olduğunu beklemiyordum. Bana yardım edemeyeceğinize göre, o zaman kendi işimi kendim görürüm.”

“Ne yapma niyetindesin?” Chu Chuyan sordu.

“Tabii ki de tüm paralarını kazanacağım!” Zu An hevesle konuştu.

Kartanesi alayla sırıttı, “Nihayetinde bu da kumar oynamak değil mi?”

Zu An yanıt verdi, “Sadece içinde risk varsa buna kumar oynamak denir. Eğer tüm bahisleri kazanırsak buna ‘para çekmek’ denir. Chu Klanı’nın eski patriklerinin kumar oynamayı yasaklama nedeni sonraki nesillerin aynı hatayı yapmasını istememeleriydi. Eğer torunlarından birisinin benim gibi her bir bahsi tutturabilen bir Kumar Tanrısı’yla evlendiğini bilseler kesinlikle onaylarlardı!”

Chu Chuyan soğukça homurdandı, “Bu dünyada kaybedeceğini düşünerek oynayan tek bir kumarbaz bile yoktur. Kaç kişinin servetini kumarda kaybettiğini görmüyor musun!”

Zu An cübbesinden bir kese çıkardı, “Endişelenme, Chu Klanı’nın parasını kullanmayacağım. Bunu Erik Çiçeği On Üç’ten aldım, yani kaybetsem bile sadece para haklı sahibine geri dönecek. Ne düşünüyorsun?”

Chu Chuyan yanıt vermedi, düşünüyor gibiydi. Zu An bir an ona bakıp biraz ittirdi, “Benimle evlenmeyi seçtiğine göre biraz bana inan.”

Bu sözleri Chu Chuyan’ın kalbine saplanmış gibiydi. İstemsizce Zu An’da bir farklılık olduğunu hissetti. Hm? Neden böyle gülünç bir şey düşündüm?

O an Kartanesi parmak uçlarında yükselip Chu Chuyan’ın kulağına fısıldadı, “Genç Hanım, bence kumar oynamaya kararlı. Şimdi reddetseniz bile daha sonra tek başına gelecektir. Neden siz izlerken parasını bitirmiyor ki? Böylece ev alıp güzel hizmetkarlar tutma fikrinden vazgeçer.” 

Chu Chuyan hafifçe kafa salladı. Kartanesi’nin sözlerine katılıyordu. Eğer Zu An bir ev ve yanında da birkaç güzel hizmetkar alırsa, Chu Klanı’nın şöhreti ve gururuna ne olurdu?

Eskilerin bir adamın para sevdasına kapılmaması gerektiğine dair söylediği sözler doğruydu.

“Tamam, bu seferlik izin vereceğim. Ancak paranı harcayınca benimle gelmeni bekliyorum yoksa zor kullanmaktan çekinmem.” Chu Chuyan sakince konuştu.

Zu An’ın yüzü utançla kızarırken sakince Chu Chuyan’a baktı, “Aslında zor kullanmana gerek yok. Bana istediğini yapabilirsin; karşı koymam.”

Chu Chuyan homurdandı. Bu hovarda her zaman böyle saçmalıyor.

Tam kumarhaneye girmek üzereyken Kartanesi aniden karnını tuttu ve haykırdı. Chu Chuyan ona dönüp sordu, “Sorun ne?”

Kızaran Kartanesi yanına yürüdü ve yumuşakça kulağına fısıldadı. Buna da Chu Chuyan kafa salladı, “Git işine bak. Halledince yanımıza dönersin.”

“Tamam, teşekkür ederim Genç Hanım.”

Kartanesi’nin gidişini izleyen Zu An, Chu Chuyan’a döndü ve sordu, “Onun nesi var?”

Chu Chuyan sabırsızca baktı, “Kadınlar arasında bir mesele. Öğrenmeyi aklından bile geçirme.”

“Tamam tamam.” Zu An sakince gülümsedi. Chu Chuyan açıklamasa bile tahmin edebiliyordu.

Kumarhaneye girdikten kısa süre sonra ikisi herkesin ilgi odağı oldu. Chu Chuyan’ın olağanüstü güzelliği düşünülürse, yapacak bir şey yoktu. Kusursuz yüzü, zarif figürü ve aşılamaz tutumu kumarhanedeki kaba ortamla tezatlık yaratıyordu.

Kumarhaneye sık sık gelenler genellikle ayıdan bozma tiplerdi ve Chu Chuyan’ın güzelliği şehvetlerini uyandırdı. Hatta bazısı utanmazca seslendi.

Gel gör ki onu tanıyan bir sürü kişi de çıktı ve hızlıca arkadaşlarının bir aptallık yapmasına engel oldular.

“Yaşamaktan sıkıldın mı? O Chu Klanı’nın İlk Hanım’ı!”

“Vay anasını, neden bu kadar güzel olduğuna şaşırmamak lazım! Yanındaki sikindirik herif kim peki?”

“İlk Hanım’ın kocası, hovarda damat olmalı.”

“Bana oldukça vasat görünüyor. Nasıl İlk Hanım’ı kazandı?”

“Ben de merak ediyorum. Sıradan duruyor, sadece yüzü biraz daha yakışıklı ve hoş. Böyle adamlara güvenemezsin! Benim gibi kaslı adamlar en iyisidir!”

“Lanet olsun! Şanslı orospu çocuğu!”

……

… 

Zu An hakkında iyi biri izlenim taşımayan bir sürü kişi vardı, gerçi Zu An öfke puanlarını neşeyle kabul etti. Karısıyla sık sık yürüyüşe çıkmanın iyi bir fikir olduğunu hissetti; öyle olursa asla öfke puanı eksikliği çekmezdi.

Chu Chuyan şu anki düşüncelerini bilseydi, ne kadar sabırlı ve merhametli olursa olsun kesinlikle onu suratı domuz gibi olana kadar döverdi.

“Chu Hanım, sizi buraya hangi rüzgâr attı?”

Kumarhanenin müdürü Erik Çiçeği Yedi’ydi. Chu Hanım’ın geldiğini öğrendiği gibi profesyonel bir iş gülümsemesiyle onu karşılamaya gitti. Aynı zamanda biraz huzursuzdu da.

Erik Çiçeği Tarikatı’yla ilgilenmeye mi geldi? Adamlarımı çoktan Tarikat Efendisi’ni bilgilendirmeye gönderdim ama zamanında varıp varamayacaklarını tanrı bilir.

En azından kendisi beşinci kademe bir gelişimciyle baş edemeyeceğini bilecek kadar akıllıydı. Üstelik bu kadın Chu Klanı’nın İlk Hanımı’ydı, onu aşağılamaya bile cüret edemezdi. Başka bir deyişle, bu halledebileceğinin çok ötesinde bir sorundu!

Chu Chuyan böyle kaba ve boğuk bir atmosfere alışkın değildi. Önüne gelen dumanı hafifçe yelleyip yanıtladı, “Beni umursama. Ona eşlik etmeye geldim.”

Erik Çiçeği Yedi ancak o zaman Zu An’ı fark etti. Sonuçta kim önlerinde böyle güzel bir kadın varken tamamen sıradan bir herife bakmakla uğraşırdı ki?

“Oh, Genç efendi Zu! Bizimle ne işiniz olduğunu öğrenebilir miyim?”

Yedi gülümsemesine rağmen içinden Zu An’a küfrediyordu. Bu herif hem eğitim hem de dövüş sanatlarında niteliksiz hovardanın tekiydi. Sadece tipi sayesinde kazanmıştı.

Bu kişi geçmişte tek bir bakış bile atma zahmetine girmeyeceği bir adamdı ama şu anda zoraki bir gülümseme takınıp kibarca konuşmak zorundaydı. Sikeyim, ben de kadınların üstünden geçinmek istiyorum!

Erik Çiçeği Yedi’yi başarıyla trollediniz, +200 Öfke!

Erik Çiçeği Yedi’nin selamını alan Zu An’ın dudakları kıvrıldı ve sordu, “İçinden bana küfrediyorsun sanki ha?”

Yedi’nin kalbi teklerden aceleyle reddetti, “Hayır hayır, tabii ki hayır. Chu Klanı’nın genç efendisine karşı saygısızlık yapmaya nasıl cüret ederim!”

Sözlerinin ardında yatan anlam açıktı: Chu Klanı’nın genç efendisi olmasan kimse seni sikine sallamaz! Dalyarak seni!  

“Genç Efendi Zu, neden buraya geldiniz, öğrenebilir miyim?” Yedi, Zu An’ın kumarhaneye bakındığını fark etti ve cevap almaya çalıştı.

“Kumar oynamak dışında ne diye buraya gelirim ki? Yemek yemeye mi geleceğim?” Zu An sabırsızca yanıtladı.

Erik Çiçeği Yedi sessizce dilini şaklattı. Şimdi iyisin diye tabii küstah olursun. Geçmişte bana karşı böyle konuşma cesareti gösterir miydin hiç huh?

Erik Çiçeği Yedi’yi başarıyla trollediniz, +300 Öfke!

Bekle biraz, kumar oynamaya mı geldi?

Aniden Erik Çiçeği Yedi kaçırdığı noktayı fark etti ve inanamayarak Chu Chuyan’a döndü. Hayal mi görüyorum? Chu Klanı’nın bir üyesi buraya kumar oynamaya geldi ve üstelik bir de İlk Hanım yanındayken, doğru olabilir mi bu?

Chu Chuyan umursamazca belirtti, “Dediğim gibi, sadece ona eşlik ediyorum. Bana bakmana gerek yok.”

Yedi çabucak Zu An’a döndü ve sordu, “Kumar oynamaya mı geldin?”

“Sağır mısın be adam. Söylediklerimi ne diye tekrar ettiriyorsun?” Zu An, Erik Çiçeği Yedi’ye aşağılamayla baktı, “Neden? Burada hoş karşılanmıyor muyum?”

Erik Çiçeği Yedi’yi başarıyla trollediniz, +99 Öfke!

Ancak Yedi’nin öfkesinin yerini çabucak müthiş bir keyif geldi, “Tabii ki hayır! Hoş geldiniz hoş geldiniz! Buyurun sizi VIP odasına alayım!”

Tarikat Efendisi’nin On Üç’ten, Zu An’ı halletmesini istediğini ama kardeşinin borç notunu kaybedip bir de üstüne bacaklarını kırdırttığını biliyordu. Gel gör ki bunu yapan Ayruşen Akademisi’nden Lu De’ydi, ondan intikam alamazlardı.

Aynı şekilde Zu An da Chu Klanı’nın genç efendisi ve Ayruşen Akademisi’nin bir öğrencisiydi. Erik Çiçeği Tarikatı bir neden olmadan ona dokunamazdı ki bu onları ne yapacağını bilemez bir duruma düşürmüştü. Gel gör ki bu hovarda böyle bir anda gerçekten de ayaklarına kadar gelmişti!

Kumar mı oynayacaksın?

Hah! Kumarhanelerin nasıl bir yer olduğundan bihaber olmalısın! Ailenin tonla parası olsa bile tek gecede donuna kadar alırız!

Chu Klanı’nın üyelerine kumarı yasakladığı ve Ayruşen Akademisi’nde de buna karşı kurallar olduğunu bilmeyen yoktu. Erik Çiçeği Yedi, Chu Hanım’ın burada ne yaptığını bilmese de Zu An’ın üstüne ödenemeyecek bir borç yığacak bir sürü numarası vardı.

Böyle bir son yaşandığında da tek yapmaları gereken şehre her şeyi açıklamaktı ve Zu An’ın sonu gelirdi. Chu Klanı ve akademinin koruması olmadan, Erik Çiçeği Tarikatı istediğini yapabilirdi ona!

Hayır, muhtemelen kardeş On Üç, Zu An’ı ona bırakmamızı ister.

Büyük bir olay olmadığını bilseydi Tarikat Efendisi’ni bilgilendirmek için adam göndermezdi. Başarılarını bildirmeden önce Zu An’ın üstüne on binlerce gümüş tael borç bindirmek daha iyi olurdu.

Zu An elini kaldırdı ve Erik Çiçeği Yedi’yi durdurdu, “Gerek yok. Buradaki kalabalık hoşuma gidiyor.” Planının bir sürü tanığa ihtiyacı vardı. Soğuk ve boş VIP odasında olmazdı.

Bu esnada Erik Çiçeği Tarikatı’nın ana binasında, iki kişi saygıyla yeşil cübbeli bir kadının karşısında duruyordu.

“Qiao Hanım, hangi dağda kurt öldü de buraya geldiniz?”

Zu An burada olsaydı kesinlikle bu yeşil cübbeli kadının Kartanesi’nden başkası olmadığını anlardı.

Kartanesi, üstünü örtmek için kıyafetler tutan ve telaşla bir köşeye saklanmış kadına bakıp soğukça konuştu, “Şehvetinin bir sınırı olmalı. Kocasını öldürmene rağmen onu yanında tutuyorsun; ihanetle suçlanmaktan korkmuyor musun?”

Bu kadın Tan Wei’nin karısıydı.

Mei Choafeng içten bir kahkaha patlattı, “Fazla düşünüyorsunuz Qiao Hanım. Onun hem bedenini hem de kalbini çoktan fethettim!”

Göğüslerini örten kadın kafasını eğdi, Mei Chaofeng’in sözlerinden utanmış gibiydi.

Kartanesi tiksinerek kaş çattı, böyle bir konuda konuşmaktan hoşlanmadı, “Zu An’ın Gümüşkanca Kumarhanesi’nde olduğunu söylemeye geldim.”

Mei Chaofeng sersemledi, “Kumarhanede ne işi var?”

“Şehvetten beynin durmuş olmalı.” Kartanesi ona aşağılamayla baktı, “Tabii ki kumar oynayacak.”

Aşağılaması Mei Chaofeng’i hiddetlendirdi, Genç Efendi seni değerli görüp Anyang Nişanı’nı vermeseydi seninle öyle bir oynardım ki bir daha bacaklarını kapatamazdın!

Gerçi düşüncelerini dışa vurmadığına emin oldu, “Zu An denen herif aptalın teki. Geçen sefer bin gümüş kaybetti ve hâlâ dersini almadı mı?”

“Dikkatsiz olmamalısın. Duyduğuma göre bu sefer oldukça kendine güveniyor. Kumar oynamaya değil para çekmeye geldiğini söyledi” Kartanesi kafasını iki yana sallayarak konuştu.

“Hahahaha!” Mei Chaofeng kahkahayı bastı, kahkahası çatıdaki kiremitleri titretti, “Gümüşkanca Kumarhanesi’ni ne sanıyor o it? Ne kadar zengin olursa olsun tüm parasını kaybettireceğime eminim!”

Gel gör ki Mei Chaofeng’in bu meseleyi küçümsemesi Kartanesi’ni memnun etmemişti.

“Dikkatli olsan iyi olur. Farklı gibi duruyor. Gerçekten emin değilim ama Chu Chuyan’ın önünde öyle küstahça konuştuğuna göre kafasında bir plan olmalı.”

Mei Chaofeng kafasını iki yana salladı.

“Qiao Hanım, bütün bunları söylemenizin tek nedeni kumarhanelerin nasıl çalıştığını bilmemeniz. Kumarhanede çok para kaybedenler bir hastalığa yakalanır ve biz buna Kumarbaz İnancı deriz; ‘Halihazırda çok para kaybettiğime göre artık durumu değiştirme zamanı gelmiş olmalı’ derler. Ancak hepsinin donuna kadar alırız, karılarını bile bırakmayız!”