Oldukça güzel ilerliyor. Fei'nin bu tutumu çok dikkat çekecek. Yakında Zenit prensesi de onun ağına düşer :)
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
92. Bölüm Zamanı Geldi (2)
Angela acayip mutluydu. Fei'nin onun için özel olarak ne tasarladığını görmek için sabırsızlanıyor, adeta bekleyemiyordu. Ancak Fei bitirene kadar, deriye ne çizildiğine dair hiçbir fikri yoktu. Dairesel iki giysiyi birbirine bağlayan üç ince şerit vardı orada, tanıdık geliyor olsa da, saf kız bunun ne için olduğunu çözememişti. ''Bu da bir kıyafet mi? Bunu nasıl giyebilirim ki? Nereye giyeceğim?''
Angela'nın yüzündeki kafası karışmış ifadeyi gören Fei ise, genç kızın kulağına yaklaştı ve bir açıklama yaptı...
''Ah... Bu...''
İki kırmızılık Angela'nın beyaz yüzünde yine ortaya çıkmıştı. Fei'ye sinirli bir şekilde bakmaya başlamıştı. Yüzündeki utangaç ifade bir anda dünyadaki tüm renkleri yok etmişti. Kız yüzünü kapattı ve koşarak, ana saraydan dışarı çıktı...
***
İlerleyen birkaç gün içerisinde, Chambord'da garip birkaç hadise ortaya çıkmıştı.
İlk şey, açgözlü ve kötü niyetli Bekçi Oleg'in çarpıcı bir şekilde tutumunu değiştirmiş olmasıydı. Beklenmedik bir şekilde kendi parasını harcamış ve eski, yıkık dökük Şifa Tesisi'ni yaralı askerler için yaptırmıştı. Ayrıca yeni bir yer inşa etmeye de başlamıştı. Söylediklerine göre kralın emirlerine uyuyor ve küçük suçlar işlemiş suçlular için yeni bir hapishane kuruyordu.
Bu çok iyi hissettiren bir şeydi.
Chambord vatandaşları, sonunda o cehenneme benzeyen Hapishane - Su Zindanı'ndan kurtulmayı başarabilecekti. Daha önce birkaç vatandaş, sırf komşular arasında çıkmış anlaşmazlıklardan doğan kavgalardan dolayı tutuklanmış ve birkaç ay içeride kalmalarına rağmen, rutubet ve soğuk çevreden kaynaklanan hastalıklar yüzünden ölmüştü. Yeni bir hapishane bu sorunu çözmek için kesinlikle gerekli olan şeydi. Bunu düşündükten sonra bu yeni hapishanenin yapımında birkaç vatandaş gönüllü bile olmuştu. Oleg aynı anda hem şaşırmış, hem de memnun olmuştu. Daha fazla insan gücü ile projenin süresi bir ton kısaltılabilirdi.
İkinci şey ise, cesur ve onurlu Kral Alexander'ın kalenin kuzey tarafındaki taş meydanda ortaya çıkıp, krallıktaki çocuklara her gece hikayeler anlatıyor olmasıydı. Kısa bir süre içerisinde Şeytani Büyücü Bumblebee ve onun uşağı Sam'in maceraları, Kutsal Rahip Garfield ve onun ulak ve arkadaşı olan bir yaratığın batıya doğru yolculuğa çıkıp ejderha avlamaları, pamuk prenses ve yedi cücelerin krallıklarının özgürlüğü için Lich Kraliçesi'ni yenmeye çalışmaları, tüm Chambord'a çocuklar tarafından yayılmıştı. Gitgide, çocuklar dışında yetişkinler de, kralın hikayelerini dinlemek için bu meydana gelmeye başlamışlardı.
Beş gün sonra, insanlar şaşırtıcı bir şekilde Kral Alexander'ın, daha önce hiç görmedikleri garip görünüşlü kıyafetler giymeye başladığını fark etmiş, epey bir şaşırmışlardı. Bu kıyafetler ciddi anlamda garip görünüyor olsa da, Chambordlular hızlıca bunlara alışmıştı. Bir süre bunları görmelerinin ardından, gitgide Kral Alexander'ın giydiği kıyafetlerin gerçekten güzel olduğunu fark etmeye başlamışlardı. Şu ''iç lastik kıyafetleri'' özellikle son derece güzel görünüyordu ve epey sıcak tutuyorlardı.
Fei sonunda, sekizinci günde meydana varmış ve bu özel kıyafetlerle dolu bir araba getirmişti. Hediye olarak onları çocuklara ve fakir ailelere dağıttı. Yaklaşan sonbaharla birlikte hava gittikçe daha soğuk oluyordu ve bu kıyafetler, şüphesiz vatandaşların arasındaki en fakir olanlara son derece yardım ediyordu. Onların sıcak kalmalarını sağlıyordu.
Elbette, Fei ayrıca bu kıyafetlerin Chambord'da bu yöntemiyle birlikte popüler olmasını istiyordu. En küçük amacı, en azından vatandaşların bu iç çamaşırlarını görüp sevmeye başlamalarının ardından, külotları giymeye başlamalarıydı.
Onuncu günün akşamının sonunda, Fei'nin hikaye oturumunu bitirmesinin ardından bir şey gerçekleşti; genç adam kral olarak yeni bir yasa koyduğunu açıklamıştı. 6 ile 15 yaşları arasında olan her çocuk, maddi durumlarına fark etmeksizin Chambord'un Sivil ve Askeri Akademisi'ne gelip bir saat ders alacaktı. Ayrıca bu Kralığın Anayasası'na da eklenmişti ve herkes buna boyun eğmek zorundaydı. Hiçbir ebeveyn buna karşı koyamaz, bunu durduramaz ya da bunun legal olmadığını ortaya süremezdi.
Chambord'un Sivil ve Askeri Akademisi, eski Başbakan Bazzer'ın köşküne kurulmuştu. Biraz basit tamirattan sonra, çevre ve şartlar çok daha güzel olmuştu. Chambord'daki herkesin neredeyse çıldırmasına neden olan şey ise, akademinin bir numaralı savaşçı Frank Lampard ya da, Askeri Guru Brook gibi insanları da içeriyor olmasıydı. Akademiye onlar da öğretmen olarak katılmışlardı. Kral Alexander da bizzat akademinin yönetim kısmında rol alıyordu...
İnsanlar akademideki öğretmen ve eğitmenleri duyduktan sonra, çocuklarını Chambord'un Sivil ve Askeri Akademisi'ne göndermek için bekleyememeye, bunun için adeta delirmeye başladılar.
Bazı fakir aileler haberleri duyduktan sonra yüksek fiyat olacağını tahmin ettikleri için endişeli bir şekilde bunu akıllarında bitirmişlerdi. Kral Alexander'ın, Askeri Guru Brook'un ve bir numaralı savaşçı Frank Lampard'ın içerisinde bulundukları bir akademiye çocuklarını gönderecek olanlar, yine şüphesiz son derece zengin ve varlıklı asilzadeler ya da tüccarlar olacaktı. Onlar için bir şans olmayacaktı... Böyle düşünseler de, kısa bir süre içerisinde akademinin herhangi bir para ya da ücret talep etmediğini duymalarının ardından tüm korkuları yok olmuştu. İnsanların orman kurallarını takip ettiği Azeroth Kıtası'nda, çocuğunun güçlü bir savaşçı ya da büyücü olmasını istemeyecek tek bir ebeveyn dahi yoktu. Hatta çocuklarının güçlenmesi, onların hayatta isteyebileceği en büyük şeylerden bir tanesiydi. Belki de en yükseğiydi. Bu hayaller onlar için ulaşılamaz olsa da, Kral Alexander'ın emrini duyduktan sonra, ulaşılamaz hayallerinin dahi hayal ettiklerinden çok daha yakına geldiğini fark etmişlerdi; onun kokusunu dahi alabiliyorlardı. Hepsi bu sözlerin bir ''emir''den ziyade bir ''hediye'' olduğunu biliyordu. Bu sözler bir ''hediye'' kalıbına daha çok uyuyorlardı; Kral Alexander onlara cömert ve nezaket dolu bir hediye vermekteydi. Çocuklarının güçlü Yıldız Seviyeli Savaşçılar tarafından eğitim görmesine izin verebiliyor olmak, çocuklarının kader ve hayatlarını değiştirebilmeleri için muazzam bir şanstı.
Büyük ve Merhametli Kral Alexander!
Chambord, son günlerde olmadığı kadar meşgul ve neşe doluydu. Genç Kral Alexander yeni konular getirmeye ve devamlı olarak yeni sürprizler yapmaya devam etmişti. Vatandaşlar iyi görünümlü kıyafetler ve rahat pantolonlar giymeye alışmışlardı. Konuşuyor, içiyor, eğleniyorlardı. Gururlu bir şekilde kız ya da oğullarının Bay Lampard tarafından övüldüğünü birbirlerine anlatıyor, her zaman ''Kralımız çok yaşa!'' diye bağırıyorlardı. Şarap bardaklarını birbirlerine tokuşturduklarında ise genç krallarına en içten ve güzel dileklerini gönderiyorlardı.
***
Elbette, Fei bu günlerden sonra rahatlamak gibi bir şey yapmamıştı. Genç kral, yapması gereken hala çok şey olduğunun fazlasıyla farkındaydı.
Önemsiz ve küçük konuların icabına baktıktan sonra, Kraliyet Kütüphanesi'nde oldukça fazla vakit geçirmeye başlamıştı. Azeroth Kıtası'nda büyüyüşlerinin katlanarak artması için neredeyse tüm kitapları bitirmişti. Aynı zamanda, Diablo Dünyası'nda da pes etmemiş ve seviye yükselmeye, çeşitli yeteneklerle uğraşmaya devam etmişti. Barbar'ı 20. Seviye'ye, Büyücü'yü 10. Seviye'ye, Kutsal Şövalye'si ve Ölüm Büyücüsü 12. Seviye'ye çoktan ulaşmıştı... Bir yandan Chambord'da bir sürü şeyle uğraşırken, bir yandan da Diablo Dünyası'na dikkatini vermeyi asla ihmal etmemişti. Çünkü burada gelişmesinin en iyi yolu buydu.
Ayrıca bu süreç içerisinde, bir düzine [Hulk İksiri] şişesi biriktirmişti. Fei bu araştırma ve deneme günlerinde, bu ''mutasyona uğramış iksir''in etkilerini neredeyse tamamen anlamıştı. Artık Chambord'daki liderlerin gücünü artırmak için bu iksiri kullanmanın zamanının geldiğini de fark etmişti.
Magnec