Bruh dndndndnhd karnım ağrıdı gülmekten
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
62. Bölüm Pişmanlık
Erik Çiçeği Yedi’nin bedenini bir soğukluk sardı, tek bir yanlış kelime dahi ederse buzdan bir heykele dönüşeceğini hissetti. Dolayısıyla, çabucak elini kaldırdı ve adamlarına geri çekilmelerini işaret etti. Ardından yalaka sırıtışıyla konuştu, “Chu Hanım, beni yanlış anladınız. Nasıl olabilir de sizi düşman edinmeye cüret edebiliriz? Adamlarımı iyi eğitemediğim için özür dilerim.”
“O zaman neden yolumuzu kapatıyorsun? Ayrıca param nerede?” Tehlikenin şimdilik geçtiğini gören Zu An bir kez daha önce çıktı ve kibirle talep etti.
Zu An’ın küstah tavrı Yedi’yi inanılmaz öfkelendirdi ve neden On Üç’ün delirip kumarhaneye daldığını nihayet anladı. Bu hovarda gerçekten de dibine kadar utanmazın, şerefsizin tekiydi; hiçbir gerçek niteliği olmayan ve sadece bağlantılarına dayanan bir adamdı.
“Gümüşkanca Kumarhanesi’nin ünü sırf şov için değil, tabii ki ödeyeceğiz. Genç Efendi Zu’nun parasını getirin!” Yedi öfkelense de Chu Chuyan varken zoraki bir gülümseme takınmaktan başka çaresi yoktu. Bu meseleyi ne kadar düşünürse o kadar öfkeleniyordu.
Erik Çiçeği Yedi’yi başarıyla trollediniz, +344 Öfke!
Ağırlık açısından elli bin gümüş sikke taşınamazdı, dolayısıyla böyle büyük miktarlarda paralar için banknotlar kullanılırdı.
Yedi adamlarıyla banknotları getirdi ve konuştu, “Genç Efendi Zu, buyurun.”
Elli bin gümüş tael kesinlikle küçük bir miktar değildi ama Gümüşkanca Kumarhanesi bunu karşılayabilirdi. Bu mesele yüzünden şöhretlerinin dibi görmesine izin veremezlerdi.
Zu An parayı aldıktan sonra tek tek saymaya başladı ki bu durum Yedi’nin yüzündeki öfkeyi daha da artırdı.
“Genç Efendi Zu, eksik vereceğiz diye şüphe mi duyuyorsunuz?”
“Belli olmaz. Garanti olsun diye yerde para bulsan bile sayacaksın.” Zu An bu sözleri söylerken rahatlıkla yarısını Chu Chuyan’a uzattı, “Balım, saymama yardım et.”
Chu Chuyan hor gördüğünden yana çekildi, kumarhaneden kazanılan pis paradan tiksindiğini gizlemedi.
Kumarhanenin diğer çalışanları da öfkeden kuduruyordu. Zu An’ın önlerinde kazancını sayması sanki onlara bir hakaret gibi hissettiriyordu ve her şeyi bir kenara bırakıp suratına yumruğu geçirip geçirmemeyi ciddiyetle düşündüler.
Bunun daha fazla öfke puanı kazanmak anlamına geldiğini söylemeye gerek yoktu. Her biri ufak bir miktar verse de toplanınca büyük bir miktar ediyordu. Böylece bin civarı öfke puanı daha kazanıverdi.
“Genç Efendi, bitmedi mi daha?” Erik Çiçeği Yedi öfkesini bastırarak sordu.
“Oof. Ne güzel sayıyordum! Kafamı karıştırdın, kaçta kaldığımı unuttum be.” Zu An abartıyla ellerini sallayıp sıfırdan saymaya başladı.
“…” Erik Çiçeği Yedi.
Kılıcım nerede lan benim?
Erik Çiçeği Yedi’yi başarıyla trollediniz, +800 Öfke!
Zu An her şeyi bir kez daha sayıp rahatça iç geçirdi, “Para saymak gerçekten de şahane hissettiriyor.”
Diğer taraftan Erik Çiçeği Yedi, Zu An’ın elindeki paraya sadece bakarak bile kalbinin kanadığını hissetti. Bizim paramız ulan o! Sikeyim seni!
Gel gör ki yıllarca Gümüşkanca Kumarhanesi’nin müdürü olmaktan gelen deneyimi, duygularını gizlemesini ve müşterilerin önünde profesyonel gülümsemesini takınmasını sağladı, “Genç Efendi Zu, gitmeyi mi düşünüyorsunuz?”
Zu An alaycı bir gülümsemeyle Yedi’yi süzerken kafasını yana yatırdı, “Bizi durdurmak mı istiyorsun? Balım…”
“Ah hayır hayır hayır, tabii ki hayır!” Zu An’ın her durumda tereddüt etmeden Chuyan’a sığındığını gören Yedi bıyık altından küfredip aceleyle elini salladı, “Genç Efendi Zu, lütfen beni yanlış anlamayın. Sadece şans leydisi bugün yanınızda olduğuna göre birkaç tur daha oynayıp kazancınızı artırmamak büyük israf olur.”
Yedi’nin bu önerisi yüzünden Chu Chuyan kaşlarını çattı. Kazancını elinden almak için besbelli ki Zu An’ı burada tutmayı planlıyorlardı.
Bu o kadar belli bir entrikaydı ki Zu An’ı uyarmanın gereksiz olduğunu hissetti. Azıcık mantığı olan her insan olanları fark eder ve Yedi’nin teklifini reddederdi.
Ne var ki işler beklediği gibi gitmedi.
“Ben de bugün inanılmaz şanslı hissediyorum! Paranızı kazanayım diye bu kadar içten davet ediyorsanız madem, öylece gitmem hayal kırıklığı olur. Pekala, birkaç tur daha oynayacağım!”
“Genç Efendi Zu, önden buyurun lütfen!” Yedi keyiflendi. Zu An’ın öylece gideceğinden gerçekten de korkmuştu.
Kalmayı seçtiğine göre, sırf şans eseri kazandığın tüm parayı geri alıp üzerine borç yığmazsam bana da Erik Çiçeği Yedi demesinler!
Zu An’ın tereddüt etmeden kumar masasına döndüğünü izleyen Chu Chuyan yumruklarını sıktı. Bu hovarda tuzak olduğunu bilmesine rağmen yine de aptal gibi içine atladı. Şehirdekilerin onu bu kadar küçümsemesine şaşırmamak lazım!
Chu Chuyan’ı başarıyla trollediniz, +233 Öfke!
Bu noktada yüzü kapkara kesilmişti. Az önce olanlardan sonra tam hakkındaki izlenimi iyileşmeye başlamıştı ama hâlâ aynı hovarda olduğu açığa çıkmıştı.
Görünüşe göre çok beklentiye girdim.
Şaşırtıcı şekilde bu düşüncenin ortaya çıkışı öfkesini yumuşattı ve sakinleşti. Hiçbir duygu göstermeden sakince Zu An’ın peşinden masaya geldi.
Yedi bu tur için öğrencisinin işleri halletmesinin güvenli olmadığını hissetti, dolayısıyla kendi krupiye oldu.
“Oh ho, bizzat sen mi ilgileneceksin? Kazanmamdan o kadar mı korkuyorsun?” Zu An sataştı.
Yedi’nin alnında bir damar şişti ama çabucak yalaka gülümsemesiyle yanıtladı, “Tabii ki hayır. Bu öğrencim biraz fazla gergin duruyor, ellerinin nasıl titrediğine baksanıza! Korkarım ki deneyimsizliği sizi kötü etkiler. Ancak endişelenmenize gerek yok. Şans leydisi yanınızdayken başarılı olacağınıza inanıyorum.”
Bu sözlerin gerçek düşüncelerini yansıtmadığını belirtmeye gerek dahi yoktu.
Şans mı? Hah! Kumarhanede şansa bel bağlayanların hepsinin karısı kerhanelere satıldı! Şimdi siktim seni!
“Vay vay, tatlı dilli seni! İyi dileklerini kabul edeceğim. O zaman başlayalım.” Zu An bir gülümsemeyle yanıtladı.
“Bu tur ne kadar yatırmak istiyorsunuz, Genç Efendi Zu?” Yedi sordu.
Zu An elini salladı ve görkemle yanıtladı, “Sormana gerek var mı? Rest çekiyorum! Gerçek bir adam kararlı olmalı ve her şeye kafa atmalıdır!”
Bu sözleri Chu Chuyan’ın kafasını iki yana sallamasına neden oldu ama onu durdurmadı. Diğer kumarbazlar da kafalarını iki yana sallıyordu. Kumarhanede yıllar içinde böyle sayısız insan görmüşlerdi; biraz para kazandıkları gibi coşuyor ve nihayetinde her şeylerini kaybediyorlardı.
Çoğu kumarbaz kendileri kötü durumdayken diğerlerinin iyi durumda olmasını görmeye dayanamazdı. Kenardan sessizce şovu izlemeye ve Zu An’ın tüm parasını kaybetmesini beklemeye karar verdiler.
Yedi bu sözlerle havalara uçtu, “Genç Efendi Zu, harbiden dobra adamsınız!”
Zu An’ın büyük kazancından sonra ihtiyatlı oynayacağından endişeleniyordu. Elli bin gümüşün tamamını kaybetmeden çekilmesi sıkıntı yaratırdı. Gel gör ki her şeyi bu tura yatırdığına göre, üstüne borç yığamasa bile en azından Tarikat Efendisi’nin karşısına çıkabilirdi.
Gel gör ki birdenbire Zu An araya girdi, “Hile yapmayı düşünmüyorsun, değil mi?”
Yedi ani iftirayla az kalsın tükürüğünde boğuluyordu. Çabucak ellerini salladı ve güven verdi, “Burada kaç tane uzman kumarbaz olduğuna bakın; onların önünde asla hile yapmaya cesaret edemem! Üstelik Chu Hanım da yandan izliyor. Bir şey yapmaya çalışıp da onu kandırabilmem imkansız.”
Oranlar kumarhanenin çıkarına göre belirlenmişti. Oranları aşması inanılmaz zordu, öyle ki uzun süreçte herkesin kaybedeceği neredeyse garantiydi. Ara sıra bir iki tur kazanılsa bile kumarhaneden zararda ayrılma şansı daha yüksekti.
Zu An onayladı, “Çok güzel, çabuk zarları salla bakayım.”
Yedi soğukça sırıtırken çevikçe ellerini sallamaya başladı, öyle ki hareketleri zorlukla seçilebiliyordu. Kalabalıktan hayranlık dolu haykırışlar duyuldu.
Yedi diğer kardeşlerine kıyasla güçlü olmasa da şu anki konumuna yüksek kumar yeteneği sayesinde gelmeyi başarmıştı.
İstediği sürece her türlü sayıyı getirebilirdi.
Bir üçlü sallamaya karar verdi, böylece büyük, küçük ya da herhangi bir numara söylemesinin anlamı kalmazdı; kazanan o olurdu. Zu An’ın tek kazanma şansı bir üçlüye bahis yatırmaktı ki oranlar düşünülürse kazanması inanılmaz zor olurdu.
Sallamasının yarısındayken Yedi ansızın tereddüt etti, Ya bu herif bir şekilde kazanırsa ne olur?
Üçlünün 1:150 oranı olduğu bilinmeliydi ki bu da Zu An’a 7.500.000 gümüş tael borçları olacağı anlamına gelirdi. Bütün Erik Çiçeği Tarikatı’nı satsalar bile bu kadar para toplayamazlardı!
Ancak bir an sonra Zu An’ın kazanmasının imkansız olması gerektiğini düşündü. Altı farklı üçlü vardı, yani Zu An üçlüye oynamak istese bile kazanma şansı yine de altıda birdi.
Ne diye korkuyorum?
Yedi kendini rahatlatırken nihayet zar karıştırıcıyı masaya vurdu. Zu An’a baktı ve gülümsedi, “Genç Efendi Zu, lütfen bahsinizi yerleştirin.”
Bakışları adeta ‘gel de babacığına paranı ver’ diyordu.
Ancak Zu An acele etmedi. İlk önce Chu Chuyan’a döndü ve kadın da konuştu, “Rahat ol, hile yapmadı.”
Gelişimleri arasındaki fark düşünülürse ki Chu Chuyan beşinci kademedeyken bu herif ancak ikinci kademede falandı, Yedi’nin ondan gizli bir şey yapabilmesi mümkün değildi.
Gel gör ki Zu An kafasını iki yana salladı, “Onu sormuyorum. Yanında bakır sikke var mı?”
“Bakır sikke mi? Ne diye?” Chu Chuyan’ın kafası karıştı.
Chu Klanı’nın işleriyle sorumlu olduğundan acil bir durum olur diye genellikle yanında biraz para taşırdı. Zu An’ın sorusuyla kesesinden bir bakır sikke çıkardı.
“Bir saniye ödünç ver.” Zu An sikkeyi alıp kulağına fısıldadı, “Üstüne üfle.”
Chu Chuyan’ın ifadesi anında buz kesti, “Saçmalamayı bırak.”
Zu An kıkırdayarak ısrar etti, “Sadece bu seferlik yardım et. Eğer ilahi havandan bir tutam verirsen bu bahsi kazanabileceğime söz veriyorum.”
“Üfle! Üfle! Üfle!”
Odadaki kumarbazlar olay çıkarmaya bayılırdı, dolayısıyla hep bir ağızdan bağırmaya başladılar.
Bütün gözlerin üstüne dönmesiyle Chu Chuyan ne yapacağını bilemedi. Bu yüzden yumuşakça sikkeye üfledi. Yanaklarında hafif bir kızarıklık belirdi. Daha sonra bunun bedelini Zu An’a ödeteceğini kafasına kazıdı.
Parmaklarını gıdıklayan ufak rüzgar Zu An’ın dudaklarında kendinden memnun bir gülümseme yerleştirdi, “Pekala, karımın ilahi havası yanımdayken bu bahsi kazanabileceğime eminim. Bu bakır sikke nereye düşerse oraya yatıracağım!”
Bu sözleri söyledikten sonra sikkeyi havaya attı. Herkes nefesini tutarak kumar masasına düşüp yuvarlanan sikkeyi izledi. Chu Chuyan bile bakışlarını kaçıramadı.
Asıl niyeti şovu kenardan izlemekti ama Zu An’ın sikkeye üflemesini istemesi onu da şova çekmiş, bir katılımcıya dönüştürmüştü.
Yıllardır sakinliğini koruyan kalbi aslında bir kere daha hızlanmaya başladı. Bahsin sonucunun ne olacağını inanılmaz merak etti.
Bakir sikke yuvarlandı da yuvarlandı ve nihayetinde masanın kenarına çarpıp biraz geriye sekti ve ‘1-1-1’ yazan kutuya düştü.
Zu An bomba gibi bir kahkahayla tüm parasını yerleştirdi, “Kader böyle dediğine göre, bütün paramı yatırayım!”
“Aç! Aç! Aç! Aç!”
Bütün kumarbazlar sonucu öğrenmeyi arzuladı. Hepsinin Zu An’ın kaybetmesi için dua ettiği şüphe götürmez bir gerçekti. Bu herif kumar oynarken herkesin önünde karısıyla flört etmeye cüret ediyor. Affedilemez orospu çocuğu!
Diğer taraftan Yedi dehşete kapıldı. Bu nasıl mümkün olabilir?
O anda zihni tamamen boşa düştü. Etraftaki gürültüyü duyamıyordu; tek gördüğü önünde açılıp kapanan, bir şey bağırıyor gibi duran ağızlardı.
“Hm?”
Krupiyenin zarları açmadığını gören kumarbazlar bir terslik sezdi. Bu velet gerçekten de o kadar şanslı olamaz, olabilir mi?
“Erik Çiçeği Yedi, neden açmıyorsun?”
“Çabuk ol da aç be adam!”
Magnec