Bir aylık kazancın yarısı mı ? Batırman lazım kumarhaneyi Zu An , nereye oğlum
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
61. Bölüm Kıskanıyorum
Zu An ellerini salladı ve izleyenlere seslendi, “Hepinizin de gördüğü gibi ben bir şey yapmak istemedim. Ama teke tek kapışalım diye ısrar edince çaresiz kaldım. Bu dingilin sadece çene çalmaktan anladığı ve aslında bu kadar zayıf olduğunu nereden bilebilirdim?”
Etrafındaki kumarbazlar yüzlerindeki çatışmalı ifadelerle Zu An’a baktılar.
O kadar iyi çene çalıyorsun ki muhtemelen bir tartışmada kimse senin dengin değildir, sikik herif.
Bu hovardanın nasıl Chu Hanım’ın ilgisini çektiğini gerçekten anlamıyorlardı. Ne açıdan bakılırsa bakılsın Zu An’a kaybetmezlerdi. Dürüst olunursa kendilerinin seçilmesi gerektiğini hissetmişlerdi.
Gel gör ki nihayet Zu An’ın bir şeyde onlardan çok daha üstün olduğunu anladılar. Herifin derisinden şehir duvarını bırakın dünyayı ikiye ayıracak bir sur bile inşa edilebilirdi.
Etrafındaki kalabalığın için için yandığını gören Zu An onları daha fazla öfkelendirmek için birkaç kelam daha etmeyi düşündü. Gel gör ki bakış açısını değiştirince devamlı kazancın doğru yol olduğunu hissetti. Bu insanların iliğini kemiğini hemen sömürmek mantıklı değildi.
Bu yüzden, “Bugün şanslı günümdeyim. Gelin, hadi başlayalım.” dedi.
“Tabii ki! Genç Efendi Zu, buyurun!” Erik Çiçeği Yedi’nin kalbinde çiçekler açtı.
Kardeş On Üç yüzünden işler boka sardı sanmıştım ama bu hovarda cehenneme balıklama girmeye ısrar ediyor. Eh, bu kadar çaba gösterdiğine göre götündeki donu almazsam ayıp ederim!
Endişelendiği tek şey Chu Hanım’ın karışmasıydı. Onu uzaklaştırmak için bir fırsat bulmalıydı yoksa kesinlikle borcun dağ gibi birikmesine engel olurdu.
Etraftakiler Erik Çiçeği Yedi’nin, Zu An’ı bir kumar masasına götürmesini hevesle izledi. Az önceki olaylardan sonra hepsi merak içindeydi, dolayısıyla şovu izlemek için toplandılar.
Zu An ilgiyle önündeki kumar masasına baktı. Önceki hayatında sadece dramalarda ve filmlerde kumar masalarını görmüştü; kendi gözleriyle ilk defa birini görüyordu.
Hayal ettiğinin aksine oyuncuların para yatırabileceği bir sürü seçenek de vardı. Büyük ve küçük yatırımı sadece seçeneklerden biriydi.
Zu An daha önce hiç böyle bir şey oynamamasına rağmen masanın durumu epey kendini açıklıyordu. Neler döndüğünü anlaması çok sürmedi.
Toplamda üç zar vardı. Eğer sonuç 4 ila 10 arasında çıkarsa küçük olurdu. 11 ila 17 arası ise büyüktü. Oran temel olarak 1:1 idi.
Ayrıca aynı zamanda zarlardaki üç sayıyı da tahmin etmek mümkündü ve oran 1:24 idi.
Daha yüksek risk alan kumarbazlar için daha da derinlere dalmak ve üç zarın da çıkabileceği belli bir sayı söylenebilirdi, mesela bütün zarların bir ya da iki çıkacağına yatırım yapılabilirdi. Ve bunun ödemesi 1:150 gibi müthiş bir orandı!
Alternatif olarak çıkacak numaralara da bahis yatırılabilirdi. Eğer birisi 4 veya 17 seçerse, oran 1:50 olurdu. 5 veya 16 seçerse, 1:18 olurdu. Temel olarak bir numaranın çıkma ihtimali ne kadar çoksa oran o kadar düşük olurdu.
“Genç Efendi Zu, büyüğe mi küçüğe mi oynayacaksınız?” Erik Çiçeği Yedi ışıltı saçan bir gülümsemeyle sordu. Gel gör ki içinden Zu An’a ağır bir borç takmak için mükemmel senaryoyu tasarlıyordu.
Zu An, Yedi’ye bir bakış attı ve sordu, “Korkmayayım diye ilk birkaç turu satmayı mı planlıyorsun?”
Nasıl bildi lan?
Erik Çiçeği Yedi sersemledi. Gel gör ki gözlerindeki şaşkınlık öyle hızlı kayboldu ki illüzyon sanılabilirdi, “Genç Efendi Zu, şaka yapıyorsunuz. Burada sonuçlara nasıl öyle karar verebiliriz? Bu kumar masasında sonucu yalnızca şans etkiler.”
“Öyle mi? Balımın beşinci kademe bir gelişimci olduğunu şimdiden hatırlatayım. Eğer bir numara yaptığınızı yakalarsa, eliniz kesildi diye şikâyet etmemelisiniz.” Hâlâ biraz huzursuz hisseden Zu An, Chu Chuyan’ı yanına çekerken Yedi’yi tehdit etti.
Chu Chuyan, Zu An’a sert bir bakış attı, ona hitap şeklinden hiç memnun değildi. Ancak bu kadar insanın önünde sahte evliliklerini de açığa çıkartamazdı.
Diğer taraftan Yedi’nin gülümsemesi dondu, “Genç Efendi Zu, lütfen rahat olun. Gümüşkanca Kumarhanesi’nin şöhreti nedeniyle böyle numaralar yapmamızın mümkün olmadığını biliyor olmalısınız. Zar karıştırıcılardaki yazıları görüyor musunuz? Bunlar başkentteki bir rünefendisinin elinden çıkma yadigarlar. Bir gelişimcinin ki’sini engelleyerek içindeki sonuçları okumasına izin vermiyor.”
Diğer kumarbazlar sinirle dillerini şaklattılar, el altından numara yapmayan kumarhane olmadığını çok iyi biliyorlardı. Zar karıştırıcılardaki rünlerin gelişimcilerin sonuçları okumasını ya da değiştirmesini engellediği doğruydu ama bu rünler fiziksel etkileri engellemiyordu. Büyük ihtimalle masanın altında sayıları son anda değiştiren mekanizmalar vardı.
Gel gör ki küstah Zu An’ın her şeyi kaybetmesini herkes istediğinden hiç kimse uyarmadan şovu izlemeyi seçti.
Erik Çiçeği Yedi beşinci kademe bir gelişimcinin keskin görüşünü küçümsememesi gerektiğini biliyordu. Hiçbir numara yapamayacağının farkındaydı ki bu biraz canını sıkıyordu. Kesinlikle planlarında bir aksama olacaktı ama daha her şey bitmiş değildi.
En azından bir numara yapmadan bile Zu An’a tüm servetini kaybettirebileceğini hissetti.
“Genç Efendi Zu, ne kadar yatıracaksınız?” Yedi sordu.
Zu An gizlice Talih Hapı’nı çıkardı ve yutup yanıtladı, “İşleri uzatmayı hiç sevmem, yani tabii ki de rest çekiyorum!”
“Rest mi?” Yedi bir anlığına afalladı.
“Kumarhane işletiyorsun ama rest çekmek ne bilmiyor musun” Zu An aşağılamayla göz devirdi, “Rest çekmek her şeyi yatırıyorum demektir!”
Nasıl bilmem anasını siktiğim! Erik Çiçeği Yedi bir anlığına gülümsemesi silinirken düşündü. Öfkesini bastırdı ve karşılık verdi, “Genç Efendi Zu, gerçekten de dobrasınız.”
Bu sözleri söylerken krupiyeye gözleriyle işaret verdi. Zu An ilk turda rest çektiğine göre onun kaybetmesine izin vermemeliydiler yoksa muhtemelen anında korkudan eli götüne kaçardı.
Kurpiyer Yedi’nin işaretini anladı. Zar karıştırıcıyı kaldırdı ve bir süre sallayıp nihayet masaya vurdu, “Bahisler gelsin!”
Zu An banknotları çıkartıp Yedi’nin önünde salladı, “Şimdi düşündüm de bütün bu para On Üç’ün hediyesiydi. Acaba bu sefer ne kadar hediye edecek merak ediyorum.”
Bu sözleri duyan Yedi’nin yüzü seğirdi. On Üç’e olanları halihazırda unutmuştu. Kardeş On Üç’ü kandırdın ve akademinin öğrenmeninden yararlandın. Buna hediye mi diyorsun, daha ne kadar utanmaz olabilirsin lan?
Erik Çiçeği Yedi’yi başarıyla trollediniz, +155 Öfke!
Ancak bu benim için iyi bir fırsat. On Üç ayıdan bozma bir herif; sırf gelişimi yüksek diye dünya etrafında dönüyor sanıyor. Son birkaç yılda bu yüzden Tarikat Efendisi de ondan büyük beklentiye girdi. Nihayet bugün beynin kastan daha önemli olduğunu göstereceğim!
Böyle düşüneb Yedi’nin gülümsemesi genişledi, “Genç Efendi Zu, büyük mü yoksa küçük mü?”
Zu An sakince masayı taradı. Yedi’nin ne düşündüğünü anlayabiliyordu. Muhtemelen ilk turda onu korkutmamak için basit bir şey yapacaklardı. Yani ister büyük ister küçük seçsin kazanma şansı yüksekti.
Ama Zu An nasıl olabilir de boktan 1:1 oranıyla ilgilenebilirdi?
Tereddüt etmeden bin gümüş taeli 17’ye yerleştirdi, “Dibini görmeyen anasının öhö öhö, büyük oyna ya da evine git derler. Ben böyle severim!”
Zu An’ın gözünü bile kırpmadan bin gümüşü yerleştirdiğini gören Chu Chuyan’ın kaşları hafifçe çatıldı. Kumardan anlamasa da tek bir numaraya bahis oynamanın büyük ya da küçüğü seçmekten çok daha riskli olduğunu iyi biliyordu, özellikle de 17 seçtiyse, zira 1:50 oranı vardı!
Böyle yüksek bir oran ne demekti? Eğer bir gümüş oynadıysan, o gümüşü kesin kaybettin demekti!
Chu Chuyan, Zu An’ı vazgeçirmek istedi ama böylesinin de fena olmadığını fark etti. En azından bundan sonra pes etmeliydi ve buradan çıkabilirlerdi. Buradaki koku hoşuna gitmiyordu.
“Aç! Aç! Aç!”
İzleyen kumarbazlar heyecanla krupiyeye zarları açması için bağırmaya başladı. Onlar da Chu Chuyan’la aynı düşünceleri taşıyordu ve bir anda bin gümüş kaybettikten sonra bu küstah veledin vereceği tepkiyi görmek istiyorlardı.
Chu Hanım, kocasının gerçek yüzünü görüp de değişmeyecek bir hovarda olduğunu fark ederse en iyisi olurdu. Belki de o hayal kırıklığı anında bir şansları olabilirdi.
Onun gibi güzel bir kadının daha önce evlenmiş olmasını umursamazlardı.
Erik Çiçeği Yedi de kahkahayı patlattı, “Genç Efendi Zu, çok toysunuz. Çok kazanmak için yavaş ve ihtiyatlı ilerlemelisiniz. Kumarhanemizden biraz borç almak ister misiniz, böylece kaybınızı kapatabilirsiniz? Endişelenmeyin, Chu Klanı’nı düşünerekten size faiz yüklemeyeceğiz!”
Zu An’a geçen sefer bu şekilde bin gümüş kaybettirmişti. O zaman dikkatli davranıyor, bir gümüş bir gümüş yatırıyordu. Ancak sadece birkaç günde öyle kibirlenmişti ki gözünü bile kırpmadan bin gümüşü çöpe atabiliyordu ha?
Tanrım, gerçekten de ankaya dönüşmüş bir tavuk. Kadınlardan beleşçilik yapmak gerçekten de bu kadar iyi mi?
Belki de şimdiye kadar yanlış yolda yürümüşümdür.
Erik Çiçeği Yedi bunları düşünürken aniden bir terslik olduğunu fark etti. Kumarhaneye ölüm sessizliği çökmüştü. Çevredeki kumarbazlar gözlerinde bir duygu karmaşasıyla ona dönmüştü, sanki… acıyorlardı?
Yedi’nin kalbini korkunç bir düşünce sararken aceleyle masaya döndü. Zar karıştırıcıda üç zarın sayıları görülüyordu; ‘6’, ‘6’, ve ‘5’. Tüm zarlar bir araya gelip şahane bir 17 oluşturuvermişti!
O an Yedi’nin kafasında bir patlama meydana geldi. Zihni aniden bayır yukarı boşta takılı kalmış bir arabaya dönüşürken neler olduğunu idrak etmeye çalıştı.
1:50 oran, kumarhaneleri az önce 50.000 gümüş tael kaybetmişti!
Elli bin gümüş tael lan, boru değil!
Bu devasa miktarı düşünmesi bile Yedi’nin görüşünü kararttı. Kumarhanenin bir aylık kazancının yarısıydı bu!
Öğrencisine vahşi bir bakış atarak Zu An’dan rüşvet alıp almadığını merak etti. Ancak çok geçmeden bu ihtimali kafasından çıkardı. Öğrencilerini seçmeden önce dikkatle arka planlarını araştırmıştı ve güvenilebilir kişiler olduklarına emindi.
Zu An gerçekten şanslı olabilir miydi?
Zu An bir gülümsemeyle ellerini salladı, “Hahaha, siz kardeşler gerçekten de çok naziksiniz. Daha bugün On Üç hiç gocunmadan sekiz yüz gümüş hediye etmişti ve siz de geldiniz elli bin veriyorsunuz. Hahahaha! Ödeme zamanı.”
Yedi az kalsın kan kusuyordu Sana para vereni siksinler!
Erik Çiçeği Yedi’yi başarıyla trollediniz, +543 Öfke!
Daha bir an önce öyle kolay tuzağa düştü diye On Üç’ü küçümsüyordu ama kim onun kaderinin daha kötü olabileceğini düşünürdü ki?
Hayır, bekle. Ses tonu… bu…
“Genç Efendi Zu, şimdi mi gidiyorsunuz?” Yedi endişeyle sordu.
“Başka ne yapacağım?” Zu An bir gülümsemeyle yanıtladı, “Halihazırda elli bin kazandım. Devam etmeme gerek var mı?”
Gerçekten de Talih Hapı etkileyiciydi. Dürüst olmak gerekirse o kadar emin değildi ama işler hakikaten istediği gibi gitmişti, aynen hapın dediği gibi.
Erik Çiçeği Yedi hemen telaşlandı. Eğer gerçekten de Zu An’ın elli bin gümüş taelle öylece ayrılmasına izin verirse Tarikat Efendisi kesinlikle canlı canlı derisini yüzerdi!
“Genç Efendi Zu, lütfen bir dakika bekleyin!” Yedi hızlıca Zu An’ın yolunu kapatmaya çalıştı ve adamları da ellerinde silahlarla etrafını sardı.
Bu Zu An’ın ifadesini kararttı, “Sorun ne? Kazandığım parayla gitmeme izin yok mu? Kumarhaneniz böyle mi çalışıyor?”
“Bu sözleri söylerken kurnazca Chu Chuyan’ın arkasına geçti ve hafifçe onu ileri itti. “Balım, bu insanlar bize serserilik yapıyor!”
Chu Chuyan gerçekten de başka bir adamla fiziksel temasa alışkın değildi ama şu anda onu azarlama sırası hiç değildi. Dolayısıyla, bir kere daha öfkesini ancak Yedi ve diğerlerine doğrultabilirdi, “Harekete geçmek istiyor musunuz?”
Diğer kumarbazlar da öfkeyle kükredi.
Zu An gibi bir kurbağanın Chu Chuyan gibi bir kuğuyu elde etmesine katlanamadıkları gerçeği doğruydu ama aynı yolda yürüyen kumarbazlar olarak kumarhanenin kaybedince ödemekten kaçınmaya çalışmasına dayanamadılar. Eğer Zu An’ın başına gelebiliyorsa bir gün onların da başına gelebilirdi.
Magnec