Keşke bizimki yüzüğü fark ettikten sonra olsaydı bu görev böyle çok npc ye benzedi yapay zekaya ne oldu
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
92. Bölüm Grup Lideri Jishuka...
[Kritik!]
[Sağlam Eldivenler’in özelliği devreye girdiği için hedefe iki kez saldırdınız.]
[Hedefe 77.311 hasar verdiniz.]
“Kuaaaaak! Gerçek gibi değil!”
Birkaç kişinin güçlü saldırılarına dayanmış, nihayetinde karşı saldırı fırsatı bulmuştu. Fakat tam o esnada Grid’in ortaya çıkacağını hiç düşünmemişti! Hayatının sonuyla yüzleşen Malacus dünyada adalet diye bir şeyin olmadığını düşünüyordu.
Ve…
[Dünyaya korku salan Altıncı Hizmetkar Malacus’u yendiniz!]
[Kıta boyunca itibarınız +3.000 artacak.]
[Yatan Kilisesi sonsuza dek size düşman olacak.]
[Rebecca Kilisesi’yle yakınlık +2.800. Rebecca Kiliseleri’ni ziyaret ettiğinizde büyük lütuflar alacaksınız.]
[Hakimiyet Kilisesi’yle yakınlık +1.500. Hakimiyet Kiliseleri’ni ziyaret ettiğinizde büyük lütuflar alacaksınız.]
[Judar Kilisesi’yle yakınlık +800. Judar Kiliseleri’ni ziyaret ettiğinizde büyük lütuflar alacaksınız.]
[Rahibini yitiren Yatan Kilisesi ciddi derecede güç kaybetti. Yeni bir rahip seçilmediği sürece Yatan Kilisesi etkisini artıramayacak.]
[Grup lideri ‘Jishuka’ 382 altın aldı.]
[Grup lideri ‘Jishuka’ 8 kutsanmış silah geliştirme taşı aldı.]
[Grup lideri ‘Jishuka’ 10 kutsanmış zırh geliştirme taşı aldı.]
[Grup lideri ‘Jishuka’ 3 üst düzey büyü taşı aldı.]
[Grup lideri ‘Jishuka’ Malacus’un Pelerini’ni aldı.]
[Grup lideri ‘Jishuka’ Malacus’un Kara Büyü Küresi’ni aldı.]
[Grup lideri ‘Jishuka’ Malacus’un Maskesi’ni aldı.]
[1.531.050 TP kazandınız.]
[Seviye atladınız.]
“…!”
Grid her kiliseyle yakınlık kurmuştu! Sonra bir anda yüzü değişti. Soğuk terler dökmeye başladı. Bir süre geçti ve ağzını açtı.
“E…”
“E?”
Grid görevi tamamladığı için herkes ona bakıyordu. Ne diyeceğini görmek için bekledikleri sırada hepsi çok gergindi. Nihayetinde Grid konuştu.
“E… Ekipmanlar…”
“Ekipmanlar?”
“Hepsi grup liderine gitti…! Nasıl böyle bir hata yaptım ben?” Grid tir tir titreyerke Jishuka’ya döndü. “Hey, Jishuka! Bana yalan mı söyledin? Hani ekipmanları yarı yarıya bölüşecektik! Neler oluyor! Beni kandırdınız mı?! Eh? Sıralamadaki oyuncuların benim gibi düşük seviyeli birine kazık atacağını hiç düşünmezdim!”
“…”
Çıldırmış gibiydi. Buzulışık ork şefini öldürdüğünde ekipmanları paylaşmak yerine hepsini kendisine almıştı, şimdi Jishuka’nın da aynı şeyi yapmasından korkuyordu. Grid’in 95. Seviye olmasına rağmen Malacus’u yendiği gerçeğine hala inanmayan Jishuka iç geçirdi.
‘Çirkin.’
Dürüst olmak gerekirse Jishuka ne zaman Grid’i görse kalbi hızlanıyordu. Tam baskın başarısız olacak diye düşünürken Grid ansızın ortaya çıkmış, filmdeki bir kahraman misali Malacus’u öldürmüştü. Fakat baskının sonunda Grid yeniden asıl kimliğine dönmüştü. Haliyle Jishuka’nın kalbini titreten o adam yoktu artık.
‘Gördüğüm kadarıyla korkunç bir insan. Hoşlanmadım.’
Grid müthiş demirci yeteneklerine ve savaş gücüne sahip bir gizli sınıf olmalıydı. Aradıkları Özel Yafa Oku’nu yapan adamdan çok daha fazlasıydı; dolayısıyla Jishuka onu klana almak için can atıyordu. Fakat kişiliği öyle kötüydü ki bazı sıkıntılar vardı.
‘İyi de kişiliğinden bana ne? Tek ihtiyacım olan şey yeteneği.’
Grid’in kim olduğu önemli değildi. Korkunç bir kişiliğe sahip olsa bile Jishuka onu klana davet etmek istiyordu. Kararını verdi ve Grid’e baktı. “Sözümü tutacağım tabii. Merak etme. Bu arada süperdin. Malacus’un işini bitirdin.”
Diğer klan üyeleri de araya girdiler.
“Acayipti! Düşük seviyene rağmen nasıl o kadar vurdun? Toban ve Vantner’in toplam gücünden de fazlaydı. Hahaha! G-Güzel!”
“Grid olmasaydı hepimiz ölecektik. Etkilendim.”
“Olağanüstü…”
Klan üyeleri Grid’i övmekle meşguldü. Aralarında dünyaca ünlü yıldız, Laella da vardı. Hala gençti ve Grid’in filmlerden fırlamış bir ana karaktere benzediğini düşündüğü için kalbi güm güm atıyordu. Kıpkırmızı yanaklarıyla çok tatlıydı.
Fakat Grid onlara bakmadı bile. Dikkatli olmazsa ekipmanlarının çalınacağından korkuyordu. “Beni rahatlatacak, o sırada ekipmanları yürüteceksiniz, değil mi? Değil mi? Kahretsin! Oltaya gelir miyim sanıyorsunuz? Alçaklar! Tutmayın beni! Önce ekipmanları dağıtın.”
‘Çirkin.’
Nihayetinde ortam sakinleşti. Jishuka ekipman özelliklerini bütün grupla paylaştı.
[Malacus’un Pelerini]
Seviye: Özel
Dayanıklılık: 35/81 Savunma: 15
*Zeka +200
*Kan kokusu.
Açıklama: Malacus’un çok sevdiği büyülü pelerin. Eskiden mavi kumaştan yapılmış bir pelerindi, ama onca bakirenin kanından sonra rengi değişti.
Kullanım Koşulları: Seviye 200.
Ağırlık: 10
[Kan Kokusu]
Açıklama: Pelerinden yoğun bir kan kokusu yayılır. Dolayısıyla onu giyen kişinin çevredeki yaratıklara hedef olması, bir başkasıyla konuşurken onu rahatsız etmesi kuvvetle muhtemeldir.
[Malacus’un Maskesi]
Seviye: Özel
Dayanıklılık: 11/20 Bütün Dirençler: +%5
*Büyü yapma süresini %20 oranında azaltır.
Açıklama: Malacus tarafından kullanılmış siyah bir maske. Görünüşüyle ilgili özel bir yanı yoktur, ama Malacus onu hazine gibi saklar.
Kullanım Koşulları: Seviye 200.
Ağırlık: 1
[Kara Büyü Küresi]
Seviye: Özel
Dayanıklılık: 90/130 Büyü Hasarı: +%14
*Kara büyü saldırı gücü +%20
*Depolanabilecek büyü sayısı: 4
Açıklama: Malacus’un Yatan’ın hizmetkar olmadığı zamanlardan beri kullandığı güçlü bir küre.
Kullanım Koşulları: Seviye 200. 500 Zeka.
Ağırlık: 80
Tzedakah Klanı maske ve küreyle ilgileniyordu.
“Maskenin özellikleri güzelmiş.”
“Evet. Sadece bütün özelliklere %5 direnç vermesi ve büyü yapma süresini azaltması bile inanılmaz. Böyle özellikleri her ekipmanda görmezsin.”
“Hoşuma gitti. Genelde maskelerde özellik olmaz. Bu yüzden millet onlara sıradan aksesuar muamelesi yapıyor.”
“Şu küre de acayipmiş.”
“Özel seviye olmasına rağmen büyü hasarı çok değil, ama kara büyüdeki artış efsane. Ayrıca dört büyü depolayabiliyorsun…”
“Küreler normalde bir ya da iki büyü depolar.”
“Üç tane depolasa bile inanılmazdı, ama dört…”
“İkisini de satmak olmaz. Klan üyelerimize versek daha iyi.”
Tzedakah Klanı’nda sadece iki büyücü vardı. İkinci sıradaki melez büyücü Laella ve birinci sıradaki rüzgar büyücüsü Zednos. Klan maskeyi ve küreyi bu ikiliye vermek istiyordu, ama Grid’e ekipmanları yarı yarıya paylaşmak için söz vermişlerdi. Yani ikisinden birini bırakmaları şarttı.
Fakat Grid beklenmedik bir şey söyledi.
“Pelerini istiyorum.
“Eh?”
Şaşırdılar. Çünkü üç ekipmandan en değersiz olanı pelerindi. Zekayı 200 artırması güzeldi, ana Kan Kokusu büyük sıkıntıydı.
Genelde pelerinler maskelerin aksine iyi özelliklere sahip eşyalardı. Malacus’un Pelerini’nden daha iyi bir pelerin bulmak zor olmazdı. Peki o zaman… Grid neden pelerini istiyordu?
‘Ne? Bilerek diğer iki ekipmanı bize mi bırakıyor? Öyle birine benzemiyordu ama.’
Grid klan üyelerine baktı; aklından geçenleri bilmedikleri için etrafındaki insanlar ne diyeceklerini bilemez haldeydi.
“Ne? Olmaz mı? Pelerini istiyorum. Evet siz de onunla savaştınız, ama işini bitiren bendim. Dürüst olmak gerekirse son anda hamle yapmasaydım ölecektiniz. Buna rağmen seçme hakkı vermiyor musunuz bana?”
“Grid…”
Regas yüzü ekşiyerek ona baktı. Grid’e başka bir şey seç demek istiyordu, zira pelerin ekipmanların en değersiz olanıydı. Fakat ağzını açamadı, çünkü klana zarar vermek istemiyordu. Vicdan azabından kırılıyordu.
‘Doğruyu söylemem lazım.’
Birkaç dakika cebelleştikten sonra Regas vicdanını yok sayamadı ve Grid’e açıklamaya çalıştı.
“Üçünden en ucuzu pelerin. Buna rağmen pelerini seçeceksin, öyle mi?”
Konuşan kişi Jishuka’ydı. Regas’tan önce davranmıştı. Regas başkanıyla gurur duyduğu için keyifle güldü.
Öte yandan Grid anlam veremedi.
‘Niye pelerin en ucuzu?’
Grid onlardan farklı düşünüyordu. Klan üyeleri pelerini sevmiş, ama Kan Kokusu’ndan hoşlanmamıştı. Öte yandan Grid, Kan Kokusu’nun müthiş bir avantaj olduğu kanısındaydı.
‘Kan Kokusu sayesinde yaratık avında büyük avantaj sağlamak mümkün. Peki o zaman neden diğerleri kadar değerli değiL?’
Haklıydı. Grid’in aklına nadir ve inanılmaz bir fikir gelmişti. Geliştiğini gösteren bir işaretti.
Peki o zaman klan üyeleri niye onunla aynı düşünmüyordu? Aslında burada mesele farklıydı. Klan üyeleri avlanma meselesine çok önem vermiyordu.
Grid’in aksine seviyeleri öyle yüksekti ki artık sıradan yaratıkları avlamak onlara bir şey kazandırmıyordu. Savaş yeteneklerini ve iş birliğini geliştirmek için grup halinde güçlü yaratıklar avlamayı seviyorlardı.
Fakat Grid hayatını demirciliğin etrafına kurmuştu; savaş yeteneklerini geliştirmekten ziyade bir an önce seviye atlamak istiyordu. Dahası, avlanma konusunda epey başarılıydı.
Aradaki bu farklılıklar yüzünden iki taraf da başka düşünceler içerisindeydi. Böylece her iki tarafı da mutlu edecek bir anlaşmaya vardılar.
“Pelerini istiyorum.”
“O zaman biz maskeyi alacağız. Küre ne olacak? Mümkünse onu da almak isteriz.”
“Para verirseniz olur.”
“Tamam. Sana kürenin ederinin yarısını vereceğiz.”
Malacus belirli zamanlarda yeniden doğan boss yaratıklarından farklıydı; öldükten sonra bir daha hiç doğmayacak özel bir bosstu. Dolayısıyla ondan düşen ekipmanların bir eşi daha olmayacaktı.
“O zaman müzayede salonunu kullanalım. 48 saat boyunca satışa koyarız, sonra 47 saat 59 dakika olunca satıştan çekeriz.”
Jishuka’nın açıklamasını duyduğunda Grid’in yüzü ekşidi, “Satıştan hemen önce iptal edersen komisyon ödemiyor musun? Komisyonu… kim ödeyecek?”
“Biz öderiz.”
“Şey… Kutsanmış taşlar ve büyü taşları…”
Kutsanmış geliştirme taşlarının ederi 1.200 altındı. Üst düzey büyü taşları ise 4.000 altın ediyordu.
“Toplamda 18 kutsanmış taş ve 3 büyü taşı düştü. 33.600 altın desek, ikiye bölünce…”
Grid hesapla meşgulken Jishuka onu şaşkına çeviren bir şey yaptı. Bütün taşları Grid’e verdi.
“… Eh?”
Afallamış halde ona bakan Grid’i görünce Jishuka sırıttı. “Sen olmasaydın başaramazdık. Bu kadarını da hak ettin.”
Jishuka gülerken öyle güzeldi ki Grid bir süre kendine gelemedi. Sonra Jishuka ona veda etti, “Üç gün sonra görüşürüz, o vakit sana altını veririm.”
“T-Tamam… Tamam, anlaştık.”
“Grid, bugün yapacak çok işim var, biraz ara verelim. Çalınan ekipmanı yarın ararız.”
“Regas, yardım edecek misin cidden?”
“Edeceğim tabii! Erkek adam sözünden dönmez! Sonra görüşürüz!”
Jishuka, Regas ve diğer klan üyeleri Grid’i yalnız bıraktılar.
“Hmmm.”
Snra Grid Malacus’un bulunduğu mağaranın önüne geçti.
‘Burada ne halt ediyordu?’
İçeride gizli hazine var mıydı?
“Heh… Mağarayı görünce hazine avcılığı yaptığım zamanlar geldi aklıma.”
Grid Pagma’nın Nadir Kitabı’nı bulmak için girdiği Kuzey Mağarası’nı dün gibi hatırlıyordu. İçinden bir his ona mağarayı keşfetmesini söylüyordu.
‘Malacus öldü, herhalde içeride tehlikeli bir şey kalmamıştır.’
Gizlice mağaraya girdi. Epey küçüktü. Yanan meşaleler etrafı aydınlatıyordu.
“Eh?”
10 adım attıktan sonra gördü onu. Gümüşi saçlı güzeller güzeli bir kadın; duvara bağlanmıştı. Bu kadın Winston’un hanımı, Irene’nin ta kendisiydi.
“Demek olay buymuş.”
İlahi Kalkan’ı yaptıktan sonra Malacus’un adamı onu çalmıştı. O vakit Winston Kalesi’nde çok sayıda askerin öldürüldüğü biliniyordu. Demek ki karmaşa sırasında Irene de kaçırılmıştı.
“Mmmmm…”
Yoksa Grid’i mi duymuştu? Irene yavaş yavaş gözlerini açtı ve kendine geldi. Grid’i görür görmez gülümsedi, sonra başladı ağlamaya.
“Sen… Doran’a yardım eden ve beni kurtaran sendin… Şimdi yine yardımıma koştun…”
‘Doran mı? Doran o zaman Irene’yi mi kurtarmaya çalışıyordu?’
Grid Irene’nin kim olduğunu öğrenince tanıdık bir görev ekranı çıktı karşısına.
[Görev oluşturuldu.]
…..
Magnec