Ahahah iyice pislik yapmaya başladı ?
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
85. Bölüm Ben - Hayır Biz!
İttifak ve Yatan Kilisesi’nin arasındaki savaş başlayalı iki hafta oldu. Bu süreçte Dev Klanı büyük başarılara imza attığı için klan üyeleri kutlamaya karar vermişti.
“Başkan, Lord olarak göreve atandığın için tebrikler! Şerefe!”
“Şerefe!”
Dev Klanı Tatmin’in başlangıcından bu yana ismini duyurmuş en iyi klanlardan biriydi. Klan başkanı, Chris, ortak sıralamada 3.sırada yer alan başarılı bir adamdı. Savaş alanındaki katkılarından dolayı Pedro Lordu olarak atanan Chris, 530 klan üyesine seslendi.
“Şimdi dengeyi kurmamız şart! Önümüzdeki iki haftalık süreçte savaştan çekilecek, Pedro’nun savunmasına odaklanarak gücümüze güç katacağız! Ve!”
Chris duraksadı ve deriden bir zırh çıkardı. Bir kez daha zırhın açıklamasını okudu.
[Beklenmedik Şekilde Rahat Olan Fare Derisi Zırhı]
Seviye: Destansı
Dayanıklılık: 24/24 Savunma: 22 Hareket Hızı: +3%
Açıklama: Büyük yeteneğe ve potansiyele sahip, ama tecrübe ve itibar eksikliği çeken bir zanaatkarın eseridir. Tasarımı gereği giyen kişinin hareketlerine engel olmaz. Giyen kişinin hızlı hareket etmesine imkan sağlar. Sıradan malzemelerden yapılmış olması inanılmaz bir gerçektir.
Kullanım Koşulu: Seviye 13. Başlangıç Seviye Zırh Ustalığı.
İlk destansı okları yapan gizemli zanaatkar bir süredir herkesin dilindeydi! Onu nasıl bulacaklardı? Chris’in aramadığı yer kalmamıştı, ama tek bir ipucu bile bulamamıştı; ta ki kısa süre önce forumda rastgele bir konuya denk gelene dek…
‘Lütfen zamanında yetişeyim…!’ Chris bütün samimiyetiyle dua etti.
“Klanın yarısı araştırmaya gidecek! Winston’a yürüyün! Hedefiniz o gizemli zanaatkarı bulmak! Onu bulacak ve klana davet edeceksiniz! Ne isterse istesin vereceğiz! Her koşulu kabul edeceğiz!”
Klanın hızlı güç kazanması için üst düzey oyunculara ihtiyaç vardı. Fakat klanın gerçek bir bütün haline gelip elle tutulur bir kudrete kavuşmasını istiyorsa yetenekli destek tipi sınıflar bulması gerekiyordu.
Chris demirci sıralamasında birinci ve ikinci sırada yer alan Panmir ile Steng ikilisini klana çağırmış, ancak ne yazık ki onları saflarına katamamıştı. Dördüncü ve beşinci sıradaki demircileri klana almayı başarmış olsa da hala eksiklik çekiyordu.
Bu nedenle gizemli zanaatkarı kafaya takmıştı. Onu yanına alarak Dev Klanı’nı bir numara yapmak istiyordu.
….
“Yeterince adamımız yok.”
Tzedakah Klanı son zamanlarda çok meşguldü. Euphemina’yı aramış, Yatan Kilisesi’yle ilgili görevler yaparak klanın itibarını artırmaya çalışmışlardı. Ayrıca hala gizemli zanaatkarın yerini bulmaya çalışıyorlardı.
Öncelikle Tzedakah Klanı 17 kişiden oluşuyordu. Hepsi sıralamadaydı, ama aynı anda çok iş yapamıyorlardı. Bunun bilincinde olan klan üyeleri daha fazla dayanamayınca Jishuka’ya durumu bildirmeye karar verdiler. Böylece bir toplantı ayarlandı.
“Euphemina’yı öldürme işini sonraya bırakalım. Üyelerimizin intikamı ve klanın gururu için peşine düştük, ama onu öldürmenin bize elle tutulur bir yararı dokunmayacak. Öte yandan Yatan Kilisesi’yle alakalı görevler ve şu gizemli zanaatkar klanın gücüne güç katacak şeyler. Bence intikam almaktansa bunlara odaklanmak daha mantıklı.”
“Katılıyorum. Fare gibi saklanan bir kadını bulmak kolay iş değil.”
“7 oya karşı 7 oy. 3 kişi oy vermedi.”
“Bence her zamanki gibi devam edelim. Şimdi intikamdan dönersek hakkımızdaki dedikoduların önünü alamayız. Bana kalırsa Yatan Kilisesi’nin görevlerini bir kenara bırakmak daha doğru olur. Zaten hepimiz yetenekliyiz ve böyle ufak tefek görevler olmadan da klanın itibarını artırabiliriz.”
“Kesinlikle. İntikam bizim için bir gurur meselesi. Geciktirmek olmaz. Tzedakah Klanı’nın gururunu ne çabuk unuttunuz?”
“7 oya karşı 5 oy. 5 kişi oy vermedi.”
Sessizce toplantıyı izleyen Regas nihayet devreye girdi. “Peki ya gizemli zanaatkarı bulma işi ne olacak?”
Jishuka ona baktı. “Sonraya bırakmamız gerektiğini mi düşünüyorsun?”
Regas hemen yanıtladı. “Hayır, tam tersine en büyük önceliğimiz bu olmalı. Değil mi?”
“Katılıyorum,” dedi Jishuka. “Yatan’la ilgili görevleri bir kenara bırakacağız. Gücümüzü Euphemina ve gizemli zanaatkar ikilisini bulmaya odaklayalım.”
“Tamamdır!”
Toplantıdan sonra klan üyeleri dağıldı.
Winston.
Tzedakah Klanı bu şehirde kalıyordu. Türlü türlü olaydan dolayı gizemli zanaatkarın burada olduğunu düşünüyorlardı.
“Hmmm, toplantı çok sıkıcıydı. Ha?”
Toplantıdan sonra…
Regas kaldığı hana giderken yolda Asyalı birini gördü. Ardından keyifle gülümsedi.
“Hey! Çıplak vücuduyla dünyalara meydan okuyan adam!”
“...Eh?”
Başı önde yürüyen Grid, yoluna biri çıkınca sinirle başını kaldırdı. Regas’ı anında tanıdı.
“Regas?”
“Haha! Beni tanıyor musun? Hatırlamazsın sanıyordum.” Regas keyiflendi.
Grid çeşmenin yanına kuruldu ve cevapladı. “Sağlam bir kefil… Pardon, bütün o suçlamalara karşı beni savunan tek kişiydin. Nasıl unutabilirdim ki seni?”
Aylar önce, seviyesi eksilerde gezerken Ormanın Muhafızı grubuna katılmaya çalışmış, ama insanlar ona laf etmeye başlamıştı. O vakitlerde Grid’e inanan ve onu savunan tek kişi Regas’tı. Fakat Grid Regas’a minnet duyacağı yerde sinir oluyordu. Saf ve dürüst kimliği Grid’in kişiliğinin tam tersiydi; ayrıca yakışıklı olması da sinirini bozan unsurlardan biriydi.
Fakat biraz konuştuktan sonra Grid, Regas’ın düşündüğünden de saf olduğunu fark etti. Krediye kefil olmak için bundan daha iyi birini bulamazdı. Dolayısıyla Regas’la konuşmasını olabildiğince kısa ve ‘iyi tutmuştu.
Şimdiyse yeniden karşılaşmışlardı! O vakitlerde ektiği tohumların hasadını toplama zamanıydı.
Regas endişelendi. “İyi görünmüyorsun. Kötü bir şey mi oldu?”
Grid olabildiğince üzgün görünmeye çalışarak cevapladı. “Yaşlı adamın teki ekipmanımı çaldı.”
Regas şoke oldu.
“Alçak…! Dünyada böyle kötü bir insan varmış demek?”
“Hah… öyle sanırım. Başkalarının sırtından geçinen insanlar geberse keşke.”
Grid nefretini belirtti. Regas başını salladı. “Gerçekten yaptıklarının bedelini ödemeleri şart.”
Grid hasadı toplamaya hazırdı. “Hah… keşke bana yardım edecek biri olsaydı… Yok canım… öyle biri yok. Bu karanlık dünyada başkalarına karşılık beklemeden yardım edecek biri olamaz. Değil mi?”
Regas ayağa fırladı. “Karanlık dünya mı… neler söylüyorsun sen? Dünya çok sıcak ve güzel!”
“Öyle mi? Hah… ama benim yaşadığım dünya zehir dolu. Ekipmanımı çaldılar…”
“Ekipman neydi? Çok mu önemliydi?”
“Evet… çok önemliydi… Hayatımdı… Ama kaybettim… Sanırım intihar edeceğim…”
Regas’ın yüzü bembeyaz kesildi. “İ-intihar mı?! Öyle bir günaha giremezsin! Aileni hiç mi düşünmüyorsun? Vefalı çocuk olman lazım! Taekwondo ruhunu ne çabuk unuttun?”
“Hah, üzgünüm. Fiziksel ve zihinsel olarak öyle yorgunum ki saçma sapan şeyler söyledim.”
Nihayetinde Regas oltaya geldi. “Böyle devam edemezsin! Sana yardım edeceğim! Başkasına böyle zarar veren insanlara karşı tahammülüm yok!”
‘Güzel! Yakaladım seni!’
Grid keyifle mırıldanırken…
Peeok!
Jishuka tesadüf eseri ikilinin konuşmasına kulak misafiri oldu ve Regas’ın kafasına şaplağı geçirdi. Ardından kulağını çekti. “Birine yardım mı edecektin? Yapman gereken onca şey varken hem de?”
Grid kadını görünce titremeye başladı. Bronzlaşmış cilt! Kırmızı ve dolgun dudaklar. Uzun ve kıvrımlı gözler! Devasa göğüsler! Jishuka hayalini kurduğu ideal kadındı.
“B-bu?”
Kulağı çekilmesine rağmen Regas ona soran gözlerle bakan Grid’e durumu açıkladı. “Klan başkanım. Ah! Ahh! C-canım yanıyor!”
“Acıyor değil mi, alçak şerefsiz seni?”
"Aaaah!”
Jishuka kulağa asıldı ve Grid’e döndü. Grid’i tepeden tırnağa süzdükten sonra iç geçirdi. Erkeklerden ilgi görmeye alışıktı, ama yine de bundan çok hoşlanmıyordu.
“Hey sen.”
“Ha? Evet!”
Jishuka’nın ona seslendiğini duyan Grid dikkat kesildi. Genelde kadınlara karşı duygularını belli etmezdi, ama hayallerindeki ideal kadınla karşılaşınca tamamen dağılmıştı.
Jishuka ona baktı ve burnunu çekti. “Yeni yetme. Regas’ın şu anda çok işi var, yani demem o ki kendi işini kendin yapacaksın. Biz gidiyoruz.”
Jishuka Regas’ın kulağına asılarak onu sürükledi.
Yeni yetme. Yeni yetme. Yeni yetme.
Grid kadının uzaklaşan figürüne bakarken zihninde tekrar tekrar bu sözcük yankılanıyordu. Sonra…
“Köpek miyim ben, o nasıl bakıştı öyle?”
İdeal tip meselesini büyütmeye gerek yoktu. Grid kendine geldi ve Jishuka’ya doğru koştu.
“Hey.”
“…”?
Daha demin gözlerine bile bakmaya cüret edemeyen Grid önünü kesince Jishuka şaşırmıştı. Fakat şaşkınlığı çok sürmedi. Rahatça güldü ve kollarını çaprazlayarak göğüslerine ‘vurgu’ yaptı.
“Bir şey mi vardı?”
“Keok!”
Grid’in gözleri Jishuka’nın göğüslerine takıldı, ama çabucak kendini toparladı.
“Regas’ı bana verebilir misin? Yardım edeceğini söyledi. Niye araya giriyorsun?”
“Buna hakkım var çünkü! Ben klan başkanıyım. Ne diyorsam onu yapmak zorunda. Anladın mı? Çekil git hadi, çok takılma böyle şeylere.”
“Sırf klan başkanısın diye ona her istediğini yaptıramazsın.”
“Öyle mi? Sen kimsin de beni sorguluyorsun?”
Jishuka doğal olarak avantaj sahibiydi. Grid onunla savaşmaktansa boyun eğmeyi seçti.
“… Lütfen. Çok çaresizim.”
“Biz de çaresiz durumdayız. Başkasına verecek adamımız yok.”
“Ben daha çaresizim!”
“Asıl biz daha çaresiziz!”
“Asıl ben!”
“Hayır biz!”
“Ben!”
Fısıltılar…
Yetişkin bir adamın ve kadının çocuksu kavgasından çıkan sesleri duyunca bölgeye bir kalabalık toplandı. Bu durum bilhassa büyük etki yaratmıştı, zira taraflardan biri ünlü Jishuka’ydı.
……
Magnec