Güzel bölümdü :)
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
108. Bölüm Çirkin ve Araba
B Şirketi’nin yılın ikinci yarısında çıkardığı 13 serisi araçları, orta çaplı araç bandında en iyi tasarıma sahip araçlardı. Kıvrımları düzgündü, inceydi ve dengeliydi; tamponu basitliğe odaklıydı. Spor ve gücün karışımını temsil ediyordu. Alt kısmı koyu siyahtı. Gümüşi yanları en cezbedici noktalarından biriydi.
Tasarımıyla dergilerin odak noktası haline gelen 800 milyonluk araç, artık benimdi.
“Kuuhh… Havalı.”
Evin önünde…
Gelen aracı görünce etkilendim. Mat siyah rengi buram buram kalite kokuyordu. Bir an önce onu yollara götürmek istiyordum. Böyle bir arabanın dikkat çekeceğine şüphem yoktu. Bir der güzeller güzeli kadın bulsam…
Ona, ‘Hey, atla hadi!’ diyebilirdim.
Her kadının binmek isteyeceği türden bir araç olduğu için kendime güveniyordum.
“Ama o iş sonra. Önce…”
Arabayı çalıştırdım. Ağır ve güçlü motorun kükreyerek çalıştığı an neredeyse kalbim duruyordu. Aslında 13 serisindeki motor 12.8 serisi araçlarından daha düşüktü. Süper sedanların aksine 13 serisi normal sedan olduğu için motordan kısmışlardı.
Yine de 580 beygirlik, 72 kg torkluk gücüyle tam bir canavardı. 0’dan 100’e 3.8 saniyede çıkıyordu.
“Gidelim!”
Hazırdım.
Buwaaaaang!
Dört saniyede 100 kilometreye çıkan canavarın içinde olmanın verdiği hisse hastaydım! Araba sürmekten pek anlamazdım, ama araç çok rahattı.
“Ohhh! Süpersin! Puhahahahat!”
Rüya gibiydi, sürekli gülüp duruyordum. Aylar önce borç batağına saplanmış şahsım, artık 800 milyonluk araba sürüyordu! Bir insanın hayatı ancak bu kadar değişebilirdi!
Keyifliydim. Dileğim yerine gelmişti. Hepsi Tatmin sayesindeydi! Tatmin adını hak eden bir oyundu. Sanal gerçeklik oyununu bana bu fırsatları sunduğu için çok seviyordum.
***
Genç Hanımlar Lisesi sadece kadınlara özgü bir liseydi ve ulusun ilk 10 okulu arasındaydı. 50 yıl önce kurulduğu için mazisi pek eskiye uzanmıyordu, ama verdiği mezunların başarılarıyla kısa sürede ün kazanmıştı.
Bu yıl ise şöhreti bilhassa doruktaydı. Sebebi Shin Sehee ve Park Yerim isimli iki genç öğrenciydi. Ön sınavlarda ülke çapında ilk beşe girmişlerdi ve ünlü modeller kadar güzellerdi.
Öncelikle, Park Yerim.
Onu yüzü asıkken asla göremezdiniz. Kirpikleri gözlerine gölge düşürecek kadar uzundu ve parlıyorlardı. Sol gözünün altında ufak bir beni vardı ve dudakları dolgundu. Yumuşak ve soluk cildiyle insanın hayal gücünü çılgınlara çalıyordu. Resimlerden fırlamış bir güzellikti. Ayrıca öyle cazibeliydi ki insanın ona liseli diyesi gelmiyordu.
Ayrıca kısa etek giyerdi ve gömleğinden birkaç düğmeyi açarak göğüs dekoltesini gözler önüne sererdi. Dolayısıyla genç erkeklerin gözdesiydi. Bazı yetişkinler bile onun yüzünden pedofili olmaktan korkuyordu.
Öte yandan Sehee derli topluydu. Hep sakin ve dengeli görünürdü. Gözleri kocaman ve yuvarlaktı; kapalı dudaklarından inatçı olduğu hemen anlaşılıyordu. Doğal bir güzellikti. Uzun, düz saçlarıyla insanın ilk aşkı olmaya çok uygundu.
Tatmin’de Yura ve Jishuka varsa değer, Güney Kore okullarında da Shin Sehee ve Park Yerim ikilisi vardı. İkisi de çok özeldi. Bu nedenle Genç Hanımlar Lisesi her gün dolup taşardı.
“Çıktı işte! Sehee!”
“Ohh! Yerim de yanında!”
Okulun önü…
Burası cidden kız lisesi miydi? Ön kapıda toplanan erkek öğrencileri görünce insan merak ediyordu. Kalabalığın ilgisi tamamen iki güzelliğin üstündeydi. Buraya Sehee ve Yerim’i görmeye gelmişlerdi. Aslında her gün geliyorlardı. Lisedek ikızlar ise buna takılmıyordu. Tek sıkıntı çeken Sehee’ydi.
“Korkunç”
Sehee hep korkuyordu. Neyse ki okulun çok sayıda güvenlik görevlisi vardı, bu yüzden öndeki erkek öğrenciler içeri giremiyordu. Sehee’nin tek isteği normal bir hayat yaşamaktı; ünlü bir şarkıcı ya da model değilken niye bu kadar ilgi gördüğünü bilmiyordu.
Fakat Yerim farklıydı. İlgiye açtı.
“Yakışıklı kimse yok mu--?” Yerim heyecanla orada bekleyen çocuklara bakarken Sehee’ye fısıldadı.
“Sakin ol. Her gün bu insanları görmekten yorulmuyor musun?”
Sehee’nin sözlerine takılmadı Yerim. Hatta hemen güldü ve beline sarıldı. “İyi de çok komik! Baksana hallerine. Maymunlara benziyorlar. Hayvanat bahçesine gelmiş gibiyiz.”
“… Bence maymun olan biziz.”
İki kız iyi notları dışında birbirine hiç benzemiyordu! Ama ortaokuldan beri arkadaşlardı. Kişilikleri ve karakterleri öyle farklıydı ki her seferinde aralarında tartışıyorlardı.
Sehee Yerim’i iyi tanırdı. Yerim’in neleri sevdiğini, aile geçmişini ve özel zevklerini bilirdi. Bunları istediği için öğrenmemişti. Yerim ona yaklaşmak istiyordu ve hep böyle şeyler anlatırdı.
Öte yandan Yerim, Sehee hakkında çok şey bilmiyordu. Sehee kendinden bahsetmeyi pek sevmezdi. Ayrıca tek derdi çalışmaktı. Sadece ilgi duyduğu bir insan vardı. Ağabeyi.
‘Ne zaman ağabeyinden bahsetse yüzünde adeta çiçekler açıyor.’
Sehee karşı cinsiyete kayıtsızdı. İdollerin ismini bilmez etmezdi. Acaba Sehee’nin ağabeyi nasıl biriydi? Yerim her zamanki gibi Sehee’nin kafasını ütülemeye başladı.
“Sehee- bugün size geleceğim. Hah? Olur mu?”
Gözleri kıvrıldı ve göğüslerini salladı. Kadınları bile etkileyebilecek hareketlerdi, ama Sehee kıpırdamadı bile.
“İstemiyorum.”
“Hınnn… Neden?”
“İstemiyorum işte.”
“Arkadaşımın evini görmek istiyorum ama! Lütfen!”
Başladı ötmeye. Ama etkisi yoktu.
“İstemiyorum dedim.”
“…”
Aniden soğuk rüzgarlar esti. Sehee öne çıktı, Yerim peşinden koştu. O esnada okulun giriş kısmına gelmişlerdi.
“Se~hee~”
Okulun girişinde toplanan yüzlerce insanın içinden biri çıktı…
“Eh? Şu adam?”
Yerim’in yüzü kaskatı kesildi. Çünkü önlerinde duran adam göze hiç hoş gelmiyordu.
“Berbat…”
Ortalamanın biraz altında tipe sahip olan insanlar tarz kıyafetlerle bu açığı kapatabilirlerdi. Fakat önlerindeki adamın tarzı marzı yoktu.
Kahverengi kapüşonlu, altında yeşil pantolon, beyaz çorak ve kahverengi ayakkabılar… Kıvrımlı yüzüne hiç uymuyordu; Yerim daha önce bu kadar kötü görünen bir adamla hiç karşılaşmamıştı.
“K-Kusasım geldi…”
“İnsan evden böyle çıkar mı?”
Yüzleri bembeyaz kesilen okul öğrencileri adamdan uzaklaştılar.
“Lütfen ön kapıya destek gönderin. Şüpheli bir adam var.”
Akıl hastanesinden mi kaçmıştı? Güvenlik görevlileri hemen destek çağırdılar. Ardından erkek öğrenciler öfkeyle kükredi.
“Bu çöp parçası ne cüretle Sehee’nin yolunu kesiyor!”
“Ne yapıyorsunuz siz? İndirin şu şerefsizi! Sehee’yi onunla aynı havaya maruz bırakmayın!”
10 güvenlik koruması 100 erkek öğrenciden gelen öfke dolu seslere dayanamadılar. Gençler bariyerleri yıktı ve adama doğru fırladı. Resmen adamı oracıkta öldüreceklerdi!
“N-Ne? Ne oluyor?”
Adam tam ölecek gibiyken Sehee’nin sözleri herkesi şaşkına çevirdi.
“Oppa, okulda ne işin var?”
“Heok? O-Oppa*?” Yerim yanlış anladı ve Sehee’ye sarıldı. “Olmaz Sehee! Bu çirkin adam senin erkek arkadaşın mı? Kabul etmem!”
“E-Erkek arkadaş?”
Sehee gibi güzeller güzeli bir kadın bu adamla mı çıkıyordu? Herkesin aklı karıştı. Sonra Sehee kıpkırmızı kesildi ve Yerim’e döndü, “N-Ne diyorsun sen? Gerçekten benim oppam. Ağabeyim.”
“Heok…”
Gerçek gibi değildi. Sehee’nin ağabeyi neden bu kadar çirkindi? Sehee’ye benzemesi gerekmez miydi? Kimse Yerim kadar şaşırmamıştı.
“A-Ağabeyin mi?”
Sehee ne zaman ağabeyinden bahsetse gülümserdi. Dolayısıyla Yerim onun iyi biri olduğunu düşünüyordu. Bir süredir onunla tanışmak istiyordu. Sehee buna izin vermediği için merakı katlanarak artmıştı. Sonraları Sehee’nın ağabeyini beyaz atlı prenslere benzettiği fanteziler kurmaya bile başlamıştı.
Peki bu neydi böyle? Adam resmen evsizlere benziyordu!
“…”
Yerim büyük hayal kırıklığı yaşadı. Sonra Sehee’yi kıskanan kızlar kendi aralarında dedikodu yapmaya başladılar.
“Duydunuz mu? Şu adam ağabeyiymiş.”
“Birbirlerine hiç benzemiyorlar. Sehee estetik yaptırmış olmalı. Zaten gerçek olamayacak kadar güzeldi.”
“Estetik yaptırdı tabii. İnsan dışarıdan hiç yardım almadan o kadar güzel olabilir mi sence? Aynı şey Yerim ve ünlü Yura için de geçerli—“
Adam ilgi odağı oldu! Sehee’nin ağabeyi ve Tatmin’in bir numaralı demircisi, Shin Youngwoo elindeki anahtarın düğmesine bastı. Sonra…
Buaaaaaang!
Uzaktan kumandalı 13 serisi araç mesajı alınca hemen gürleyerek öne çıktı ve Shin Youngwoo’nun önünde durdu.
“V-Vov!”
13 serisi piyasa çıktığından beri dillerden düşmüyordu; haliyle en cahil öğrenciler bile ondan haberdardı. Üstelik bu gelen araç 199 sınırlı modeldi! Öğrenciler ve korumalar arabaya hayran hayran bakarken Shin Youngwoo sürücü kapısını açtı ve Sehee’ye baktı.
“Atla hadi.”
Sonra Yerim elini kaldırdı, “Tamam – Oppa!”
Yerim’in gözleri parlıyordu.
‘Beyaz atlı değil, siyah atlı prens!’
Sehee iç geçirdi.
‘Yoruldum.’
Bugün, sadece güzelliği ve çalışkanlığıyla tanınan Sehee’nin diğer kızları kıskandıran bir ağabeyi olduğu ortaya çıktı. Artık kimsenin aşamayacağı bir sınır duvarıydı, böylece huzur dolu bir hayat yaşayabilecekti.
Ve Youngwoo Sehee ile Yerim ikilisini şehirde gezdiriyordu.
“Kiyoooooh~!”
"Kyaaaaak!"
Rahat bir yolculuk değildi. Diğer araçlar 13 serisini ne zaman görseler ona yol veriyorlardı; denizleri ikiye ayıran Musa’nın yaşattığı mucizenin bir ufak versiyonuydu. Youngwoo ve Yerim çığlık atıp dururken Sehee keyfini çıkarıyordu.
Sonra.
Youngwoo güzeller güzeli iki kızdan ona bir tarz yaratmalarını istedi. Saçını kısa kestirdi ve sivri çizgili suratına uygun olacak şekilde düzelttirdi, daha maskülen görünüyordu. Uzun favorileriyle suratı ortaya çıkmıştı. Kas çalışmadığı için vücudu açığa çıkaracak sıkı kıyafetler yerine uzun bir trençkot tercih edildi.
“Oppa Sehee gibi sen de uzunsun, trençkot hem kollarını hem de bacaklarını iyi gösterir. Cildin biraz koyu, o yüzden…”
Youngwoo Yerim’i izlerken tatminkar bir edayla güldü. “Sehee’nin seni gibi güzel ve iyi bir arkadaşa sahip olması beni mutlu etti. Rahatladım. Gelecekte Sehee sana emanet.”
“Hah? Ah, evet…”
İlk izlenimi berbattı, ama şimdi ilk halinden tamamen farklıydı. Aslında Yerim ilk defa ‘başarılı, yetişkin bir adam’’la tanıştığı için kızarmadan edemedi.
Sehee hiç iyi görünmüyordu.
‘Bu yüzden seni eve çağırmadım hiç.’
Saatler ilerlerken Youngwoo kızlarla alışveriş yaptı, bir şeyler yediler; etraftaki bütün erkekler onu kıskanıyordu.
Ertesi gün.
Grid sabah vakti Tatmin’e bağlanarak birkaç ekipman üzerinde çalıştı, sonra Sehee ve Yerim’le aldığı kıyafetleri giyerek araca bindi. Mezunlar toplantısına 30 dakika kalmıştı.
İki yıldır katılmıyordu. Gergindi, ama çok heyecanlıydı.
“Değiştim.”
Artık eski aciz halinden eser yoktu. Son günlerde yaşanan olaylar sayesinde kendine olan güveni gelmişti
…….
Oppa: Korece kelime anlamıyla Ağabey demek. Fakat her nasıl Japonya'da 'Senpai' gibi terimler varsa, Kore'de de böyle terimler var. Oppa bunlardan biri. Yani birine Oppa demeniz için illa gerçek ağabeyiniz olmasına gerek yok. Bunu genelde kadınlar kullanıyor ve sevgili oldukları erkekler yaşça büyükse onlara da 'Oppa' diyorlar. Buradaki yanlış anlaşılmanın kaynağı o.
Ameliyat: Ülkemizin aksine Güney Kore'de estetik ameliyatlar çok yaygın. Hatta o kadar yaygın ki liseden mezun olan genç kızlar, aileleri tarafından 'Üniversite Hediyesi' olarak estetik operasyon alıyorlar. Bunlar gerçek efendim.
Magnec