E burada okuyabilen biri var.
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
12. Bölüm Kanlı Canlı Dehşet
“Bu harikaydı!” diyen Gary, Jason’ın sırtını sıvazladı.
Jason’sa platformun ucundaki sunaktan destek almak için sendeleyerek ilerledi.
“Güçsüz ve zararsız görünerek seni bir tehdit olarak algılamamalarını sağladın,” dedi Gary, övgüyle. “Çelimsiz ve dermansız, hatta biraz kafadan kontak. Bu kadar aciz görünmen ustacaydı. Kafesten kaçıp durmana rağmen sana bir tehdit gözüyle bakacak kadar bile saygı duymadılar.”
“Bana iltifat etmeyi kes lütfen,” dedi Jason. Paranın gücü sonlanmıştı ve art arda iki kullanımın yan etkileri sinir bozucuydu. Mana ve canlılık barları neredeyse sıfıra inmişti ve Jason’ı ayakta tutan tek şey adrenalindi.
“O duvardan nasıl indiniz siz?” diye sordu Jason.
“Büyüsü de onunla birlikte öldü,” diye yanıtladı, yanlarına gelen Rufus. “Ki bu konuda şanslıydık, çünkü her zaman böyle olmaz.”
“Bizi aşağı indirmekte epey zorlanabilirdin,” dedi Gary.
“Beni kafesten çıkartmaya ne dersiniz artık?” diyen sabırsız bir kadın sesi işitildi. Bu ses, mahzendeyken Jason’ı kötüleyen kişiye ait değildi. Onun yerini Jason almış olmalıydı.
Jason, kafese doğru sendeleyerek üzerindeki taşı envanterine attı, sonra da anahtarları çıkarttı. Kafesteki kadın, kızıl-sarı saçları ve hokka burnuyla oldukça güzeldi. Ama şaşırtıcı bir sevimlilikte olmasına rağmen mutsuzluğu barizdi. Kafesi açıp çıkmasına imkan tanıyan Jason, bir yandan da neden bu insanların hepsi de bu kadar çekici diye düşünüyordu.
Öfkesini bastırarak Jason’a, “Beni kurtardığın için teşekkürler,” diyen kız, hemen sonrasında tüm gücüyle Rufus ve Gary’ye çemkirdi.
“Siz ikiniz ne halt yediğinizi zannediyorsunuz? Rastgele bir evsiz tarafından kurtarılmak zorunda mıydım yani?”
“Yalnızca öyle görünüyor canım,” dedi Gary. “Bunlar hep kurnazca numaralar.”
Jason üçlüyü kendi aralarında konuşmaları için ardında bırakarak platformun kıyısındaki sunağa doğru ilerledi. Sunak, dişleri öne çıkartan grotesk oymalarla süslenmişti. Üzerindeyse yarısından açılmış kalın bir kitap vardı. Şöyle bir göz atan Jason, metni yalnızca parça parça anlayabiliyordu. Landemere’den aldığı ritüel büyüsü yetenek kitabını kullandığı için kitabın aşıladığı bilgilerle kısmi bir anlayış kazanmıştı ama bu yeni kitap, onun seviyesinin üzerindeydi. Yetenek kitabının müsaade ettiğinden daha yüksek bir seviyede işlenmiş, daha spesifik bir büyü alanını içeriyormuş gibi görünüyordu.
“Ne buldun?” diyen kız, sunağa, Jason’ın yanına doğru ilerledi.
“Emin değilim,” diyen Jason’sa kitabı kızın önüne itti. “Anlaşılan bir şeyler yapmaya çalışıyorlarmış ama benim uzmanlığımın çok ötesinde. Ben büyünün var olduğunu bile daha bugün öğrendim. Ben Jason, bu arada.”
Kız Jason’a tuhaf bir bakış attı.
“Farrah. Beni kurtardığın için tekrar teşekkürler.”
“Dert etme. Yalnızca her ne cehennemdeysek buradan kurtulmanın en iyi yolunun sizden yardım almak olduğunu idrak ettim. Peki sen bu kitaptan bir şeyler anlayabilir misin?”
Genç kız, dikkatini önündeki sayfalara verdi.
“Bir şeyler yaptığı konusunda haklıymışsın,” dedi sayfaları çevirerek. “Pek hoş olmayan bir şey.”
“O kadarı belliydi,” diyen Jason, elini içerisinde bulundukları odaya ve aşağıdan kan kırmızı ışıklar yansıtan siyah taşlara doğru salladı.
“Doğru diyorsun,” diyen Farrah da bir kahkaha attı.
Kız kitabı kurcalamaya devam ederken Jason, biraz daha etrafa bakınarak Gary ve Rufus’un ortadan kaybolmuş olduğunu fark etti.
“Diğerleri nereye gitti?” diye sordu.
“Senin peşinden giden müritler geri dönüyor mu diye bakmaya gittiler.” dedi Farrah.
“Ben onları tamamen unutmuşum,” dedi Jason.
Ve sağa sola bakınırken sunağın yanı başındaki ufak, beyaz keseyi fark etti.
Onu eline alıp içine baktı; beyaz, kristalimsi bir tozla doluydu. Bir kısmını parmakladı.
---------------------------------------------------------
Öğe: [Tuz] (normal, yaygın)
Sıradan tuz (üretim materyali).
Etki: Yemek yapımında ya da büyü ritüellerinde yaygın olarak kullanılan bir malzeme.
---------------------------------------------------------
“Tuz mu?” dedi merakla.
“Kolayca ve hızlıca büyü çemberi oluşturmakta faydası dokunuyor,” diye açıkladı Farrah, kafasını kitaptan kaldırmadan. “Çoğu ritüel büyücüsü yanında tuz taşır. Ben de dahil olmak üzere.”
Jason keseyi sunağın yanına bıraktı. İlgi çekici herhangi bir şey kalmamış gibi görünüyordu, derken Farrah’ın da Gary ve Rufus’la aynı demir tasmadan taktığını fark etti.
Ve “Boyun zımbırtınızın anahtarının buralarda olduğunu sanmıyorum,” dedi.
“Cressida’daydı,” dedi Farrah.
Jason, Cressida’nın gözden kaybolmadan önce tosladığı duvara baktı.
“Ah. Onu çukura ittiğim için üzgünüm.”
“Bunu yapmasaydın durum çok daha vahim olabilirdi,” dedi Farrah. Jason ise aşağı doğru uzanan merdivenlere baktı.
“Sana Gary’yle ilgili bir soru sorabilir miyim?” dedi.
“Neymiş o soru?”
“Ortalıkta koşturan bir sürü aslan adam mı var, yoksa o lanetlenmiş falan mı?”
Farrah kafasını kitaptan kaldırarak Jason’a meraklı bir bakış daha attı. “Daha önce hiç aslangil görmedin mi?”
“Buralı değilim,” dedi Jason.
“Belli oluyor,” dedi Farrah. “Aslangil, dünyanın her yerinde rastlayabileceğin normal bir ırk.”
“Öğrendiğim iyi oldu,” dedi Jason.
Farrah merakla kaşlarını çatsa da yeniden kitabına döndü, Jason da etrafa bakınmaya devam etti. Kıyıdan göz ucuyla aşağıdaki kırmızı havuza baktı. Ona öyle geliyor olabilirdi ama oda giderek ısınıyormuş gibiydi. Havuzdan çıkan çalkalanma sesleri de giderek yoğunlaşıyordu. Derken Rufus ve Gary’nin merdivenlerden çıktığını fark etti.
“Diğerleri geri dönüyor,” dedi. Farrah da “Bu iyi olmadı,” diye karşılık verdi.
“Kabalık ediyorsun,” dedi Jason.
“Hayır ya,” dedi Farrah, “Müritlerin neyin peşinde olduğunu çözdüm, onu kastetmiştim.”
“Kötü mü?”
“Hem de çok.”
Farrah, açıklama yapmadan önce Gary ve Rufus’un gelmesini bekledi.
“Diğer müritlerden iz yok,” dedi Gary, “ve araçlardan biri gitmiş. Tahminimce geri dönüp başrahiplerinin yere yapıştığını gördüler ve kaçmaya karar verdiler.”
---------------------------------------------------------
Görev: [Kan Şöleni]
Tamamlanan Amaç: Kurban edilmekten kurtulun. 1/1.
Ödül: [Kan Özü]
Tamamlanan Opsiyonel Amaç: Diğer seçilmiş kurbanları kurtarın. 3/3.
Ödül: [Macera Uyanış Taşı]
Görev tamamlandı.
100 [Bronz Ruh Parası] envanterinize eklendi.
1000 [Demir Ruh Parası] envanterinize eklendi.
---------------------------------------------------------
Yeni bir uyanış taşı görmek Jason’ın gözlerini ışıldatsa da şimdi ganimetleri incelemenin sırası değildi, bu yüzden pencereyi kapattı.
“Neyin peşinde olduklarını öğrendim,” dedi Farrah, Gary ve Rufus’a. “Sanırım bir çeşit çağırma ritüeli,” dedi Rufus.
“Daha ziyade bir şey yaratmaya çalışıyorlarmış,” dedi Farrah. “Ona kanlı canlı dehşet deniyor; simya, kan ve sözü edilmemesi gereken şeylerden oluşan yapay bir yaratık.”
“Kulağa dost canlısı geliyor,” dedi Gary.
“Bir kıyamet canavarı,” dedi Farrah. “Dünyanın sonu getirecek bir şey. Etinizi çürütüp kökünüzü kurutan leşçil sülüklerden oluşan bir kolektif zihin. Çoğalmak için kanla beslenir, onu durduracak güçte hiç kimse kalmayıncaya dek kütlesini ve gücünü arttırır. Sonra da tüketecek hiçbir şey bırakmayarak yayıldıkça yayılır.”
“İnsan niye böyle bir şey yaratmak ister ki?” diye sordu Jason.
“Muhtemelen onu kontrol etmenin bir yoluna sahiplerdi,” dedi Rufus. “Onu bir silah olarak kullanacaklardı.”
“Bir kıyamet canavarı söz konusuyken büyük bir kumar,” dedi Farrah. “Belki fazla güçlenmemişken mümkün olabilir. Güçlenmesini sağlayacak kadar besleninceye dek savunmasız olabilir.”
“Yine de bir şeylerin ters gitme ihtimali fazlasıyla yüksek bence,” dedi Jason. “Bu arada,” dedi Rufus, “buranın daha da ısındığını fark ettiniz mi?”
“Hayır,” dedi Farrah.
Jason’sa aynı anda, “Evet,” yanıtını verdi.
“Havuza yaklaşınca daha da belirgin hale geliyor,” dedi Rufus. “Koku da aşağıda daha güçlü,” dedi Gary.
“Muhtemelen şimdiye bizi kan havuzuna atmış olurlardı,” dedi Rufus. “İşlerine çomak soktuğumuz için bir terslik mi çıktı acaba?”
“Bana kalırsa bir şeyi gözden kaçırıyoruz,” dedi Jason. “Neyi?” diye sordu Farrah.
“İşlerine çomak soktuğumuza emin miyiz? Dördümüzü havuza atacaklardı, değil mi?”
“Evet,” dedi Rufus.
“Peki,” dedi Jason, “biz kaç kişiyi havuza attık?” O anda Farrah’ın güzelim kahverengi gözleri büyüdü.
“Ah hayıır,” deyip sunağa dönerek çılgınca sayfaları karıştırmaya başladı.
Diğerleri onu beklerken Jason’ın önünde bir ekran belirdi.
---------------------------------------------------------
Yeni Görev: [Kanlı Canlı Dehşet]
Çok ciddi bir tehlikeye dönüşmeden önce kanlı canlı dehşeti yok edin.
Amaç: [Kanlı Canlı Dehşet]’i yok edin. 0/1.
Ödül: Öz.
---------------------------------------------------------
“Has*ktir,” dedi Jason.
Farrah da kitabı sertçe kapattı. Ve o ağır cildi kolunun altına sıkıştırdı.
“Onların yerine süreci tamamladığımızdan oldukça eminim,” dedi Farrah. “Bizi takdir edeceklerini sanmam,” dedi Rufus da.
“Ee, şimdi de biz mi kan tarikatı olduk?” diye sordu Gary.
“Aşağı inmeli ve henüz güçsüzken o şeyi durdurmalıyız,” dedi Farrah.
“Kitabın bir yardımı dokunacak mı?” diye sordu Gary. “Zerre kadar dokunmayacak,” dedi Farrah.
“Mecbursak başka şansımız yok demektir,” dedi Rufus. “Başaramazsak üstesinden gelebilecek daha güçlü birini buluruz. Çok daha güçlü birini.”
“Sizce Emir gelmiş midir?” diye sordu Gary. “Hayır,” dedi Rufus. “En iyi ihtimalle birkaç haftası var.”
“Öyleyse bunu kendi başımıza halletmek zorundayız,” dedi Farrah. “Yerlilerin altından kalkabilecek düzeyde olduğunu düşünmüyorum.”
“Bu herif iyi ama,” diyen Gary’nin bir elini omzuna bırakışıyla Jason’ı yere sermesine ramak kaldı.
“Ben yerli değilim,” dedi Jason.
“Benim endişem, bu tasmalar yüzünden yeteneklerimizi kullanamıyor oluşumuz,” dedi Rufus. “Kitapta o şeyle nasıl savaşacağımıza dair hiçbir bilgi olmadığından emin misin?”
“Hayır, değilim,” diye çıkıştı Farrah. “Onunla yaklaşık sekiz dakika geçirdim ve de sizin ismini bile duymadığınız bir dilde yazılı. Yani belki içinde bir şeyler vardır ama rastgele birkaç sayfayı çevirerek bulacak değilim.”
“İçindekiler kısmı var mı diye baktın mı?” diye sordu Gary. Farrah ise dövüş köpeklerini andıran gözlerini Gary’ye dikti.
“Araştıracak vaktimiz yok herhalde,” diyen Gary merdivenlere yöneldi. Rufus da “Hadi gidelim,” diyerek Gary’nin peşine takıldı.
Farrah ise onlar dik merdivenlerde gözden kayboluncaya dek bekledi ve sonra da kitabın arkasını çevirdi. Ve Jason, kısık gözlerle onu izledi.
“İçindekiler kısmına mı bakıyorsun?”
Magnec