:)) biri dağ diyor diğeri insan anlıyor.( Burada çince de ki bir kelimeye gönderme yapıyorum.)
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
13. Bölüm Çelikten İrade
Kurnaz ‘Fare’ işlerin böyle gelişeceğini tahmin edemezdi.
Dışarıdan bakınca ‘Fare’ Ruen sıradan bir bilgi seyyarına benziyordu ama aslında, gölgelerden her şeyi takip eden ve yıllar boyunca taraf değiştirerek güvende kalmayı başarmış bir adamdı.
Nihayetinde, tek bir ses dahi çıkaramadan, bu sıradan kitapçı dükkanında ölüp gitmişti.
Ve ölümünün sebebi, o çok gurur duyduğu keskin hisleri ve duyularıydı.
Ji Zhixiu tezgahın önündeki sandalyeye yeniden kuruldu ama diken üstündeymiş gibi hissediyordu. Çay bardağını tutan elleri titrerken, gergin gergin taştan gargoyla bakıyordu.
Şeytani varlık acımasızca bir insanı yuttuktan sonra eski haline dönmüştü ve hiçbir şey olmamış gibi öylece duruyordu.
Ji Zhixiu doğru görüp görmediğinden emin değildi ama sanki gargoylun gözleri eskisinden de parlaktı…
Bu bir uyarı olmalı!, diye düşündü Lin Jie’nin merdiven basamaklarını indiği anları izlerken. Ruen’in şüpheli ve saygısız hareketlerini görmüş olmalı. Ancak onunla bizzat uğraşmaya yeltenmediği için gargoylu kullandı!
Ondan geriye bir iz, bir kıyafet parçası bile kalsın istemedi!
Dur biraz, aslında bir bahane kullanmış sayılmaz. Demin yapması gereken bir iş olduğunu ve beş dakika içinde döneceğini söylemişti. ‘İşim var’ derken Ruen’i öldürmeyi mi kastediyordu?
Bu… tam da kara büyücülerin yapacağı bir iş! Zarafetle ve kibirle ama aynı zamanda acımadan… Avcılardan çok daha korkunçlar!
Demek Wilde bu yüzden buraya geldi! Son yılların en ünlü Yıkım-seviye kara büyücüsü Wilde, en azından dükkan sahibiyle yakın arkadaş olmalı…
“Bu kadar çekinmene gerek yok, demin konuştuğunuz şeyleri paylaşabilirsin benimle. Elimden geleni yapmaya hazırım,” dedi Lin Jie, otururken o nazik gülümsemesini takındı.
Başını taştan gargoyldan çeviren Ji Zhixiu’nun sırtına bir ürperti yayıldı. “Pek… bir şey değildi aslında. Sadece bir kitap daha alıp alamayacağımı merak ediyordum… Adamım saygısızlık etti, onun adına üzgünüm ama lütfen bana inanın, böyle olsun istemezdim.”
O anda, Ji Zhixiu soğukkanlı bir avcı değil de ufacık bir kız gibi ne diyeceğini bilemiyordu. Demin gördüğü o korkunç sahne yüzünden hala kendine gelememişti.
Vücudunu ele geçiren korkunun tarifi mümkün değildi. Dahası, Ji Zhixiu için asıl korkutucu olan şey Ruen’in öldüğü anları izlerken hiç tepki verememiş olmasıydı.
Diğer bir deyişle, gargoyl onu hedef alsaydı, muhtemelen Ruen’le aynı kaderi paylaşmaktan kurtulamayacaktı.
Eskiden Lin Jie’ye büyük bir saygı duyuyordu ama şimdi, o saygıya ciddi bir korku da eklenmişti.
Lin Jie gülümsedi, “Hiç öyle şey olur mu canım? Sonuçta burası bir kitap dükkanı. İstiyorsan bir kitap seçebilirsin! Raflara bakmak ister misin?
“Ancak herkes sadece üç kitap kiralayabilir. Satın almak istiyorsan fiyat biraz artar ve sadece arkadaki raflardan alabilirsin,” dedi Lin Jie, Ji Zhixiu’nun arkasındaki üç rafı göstererek. O raflardaki kitaplar okuduğu ve kopyalarını çıkardığı kitaplardı.
Ji Zhixiu başını iki yana salladı. Bu gizemli ve engin kitap dünyasına burnunu sokmaya nasıl cüret ederdi? Şimdiye dek daha Kan ve Yaratık’ın bile sadece giriş kısmını okuyabilmişti. Daha derinlere dalarsa aklını yitirmekten korkuyordu. Şu an için, devam edebilmek adına yeteneklerinin güçlenmesini beklemekten başka çaresi yoktu.
“Bana uygun bir kitap önerebilir misiniz? İrademin yeterince güçlü olmadığını düşünüyorum,” dedi Ji Zhixiu, ellerini dizlerine attı ve dikkatlice sordu.
Ji Zhixiu yirmili yaşlarda, olgun ve soğuk bir kadındı ama dükkan sahibine yaranmak için acınası bir kedi yavrusu gibi davranıyordu.
Lin Jie buna şaşırmıştı.
Alt tarafı beş dakika kaldım yukarıda. Ben gidince bir kaplanla karşılaşmış gibi resmen. Sesi neredeyse hiç çıkmıyor.
Psikolojik anlamda bir travma yaşamış olmalı.
Lin Jie düşüncelere daldı. Bu kısa sürede yaşanan tek değişim yanında getirdiği adam. Acil bir işinin çıktığını söylemişti.
Lin Jie yukarıdayken, tartışmaya benzer belli belirsiz sesler duymuştu. Eğer durum düşündüğü gibiyse o halde o adam, genç hanımının bu dükkana gelmesini uygunsuz buluyordu. Dolayısıyla, genç hanımına bu ‘dolandırıcıdan’ uzak durmasını söylemiş olsa gerekti ama Ji Zhixiu, Lin Jie’ye güvendiği için muhtemelen onu dışarı yollamıştı.
Aralarındaki bu kötü ayrılığın ardından o adamın burada yaşanan durumu bildirmek için genç hanımın ailesine koştuğunu varsaymak yanlış olmazdı.
Haa… Mantıklı. Genç hanım bu davranışları yüzünden sürekli saçma sapan tiplerle alakadar oluyor sanırım.
“Madem öyle, sana önerebileceğim bir kitap var.”
Lin Jie doğruldu, rafı karıştırdıktan sonra bir kitap çıkardı. Üstündeki tozları silerken döndü ve nazik bir gülümseme takındı. “Oh, bu arada, sanırım şu arkadaşın yanılıyor.”
“Mutlak sadakat gibi olguları göstermenin en iyi yolu sözler değil, insanın kendi davranışlarıdır.”
Demin yaşananları anımsayınca Ji Zhixiu’yu bir titreme aldı.
Beyaz büyücüler arasında antik zamanlardan bu yana nesilden nesle aktarılan mühürler, bilhassa ‘Sadakat’ mührü gibi şeyler, üst sınıf aileler arasında oldukça yaygındı.
Elbette her büyücünün mührü farklıydı ve ancak o mührü yaratan kişi, onu nasıl bozacağını bilirdi.
Ruen’in mührü etkisini yitirdiyse o halde—
Babası için çalışan beyaz büyücü, Haywood, muhtemelen mührü bozmanın yolunu izin almadan başkalarına satmış demekti.
Lin Jie kitabı tezgaha koydu ve, “İnsan kendi zihninde cehennemi tecrübe ederken kimi zaman bizler, bunu hiç göremeyiz, değil mi?”
“Bir insanın kalbini olduğu haliyle görmenin mümkünatı yoktur. Dolayısıyla kişi, ancak kendine inanmalı ve kendine bel bağlamalıdır.”
“İşte bu yüzden dayanmalısın! Çelik kadar güçlü olursan eğer, kimse seni alt edemez.”
Ji Zhixiu iki eliyle kitabı alırken kapağına baktı, “Çelik…”
Lin Jie gülümsedi ve başını salladı.
Evet, kitabın ismi Ve Çeliğe Su Verildi idi.
“Dikkatli oku. Bundan bir şeyler öğrenebilirsen çok işine yarayacaktır.”
“Böylece, günün birinde, geçmişi anımsadığında, kendi vasatlığına yahut başkalarının sana olan davranışlarına bakarak pişmanlık duymayacaksın.”
“Kendi görevini asla unutmayacaksın.”
Ji Zhixiu dükkandan çıktığında ve yağmurun altında öylece durduğunda, dükkan sahibinin sözleri hala zihninde yankılanıyordu.
Elindeki kitaba, Çelikten İrade’ye baktı ve yavaş yavaş kapağını açtı.
Bir anda, hiç bilmediği bir güç sayesinde etrafındaki her şey netlik kazandı.
…..
Magnec