eline sağlık
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
176. Bölüm Yama Ailesi (7)
'O... Bana fark ettirmeden çoktan bir kalkan oluşturmuş muydu yoksa?' Zend ile karşı karşıya durmuş, Zend'in yolladığı enerji dalgalarıyla acıyı göz kapaklarına kadar hissetmiş olan genç kız, topladığı enerji dalgasını sonuna kadar Zend'e yollamasına rağmen onun hiç tepki vermediğini görünce, inançsızlıkla kendini sorguladı. 'Hayır, kesinlikle bir kalkanı yok. Vücudu tamamen saldırıma maruz kalıyor ama sanki kalmıyormuş gibi... Yoksa sadece ben mi bir şeyleri yanlış yaptım?'
''Süre bitti!'' Emerantaos'un sesi, korku ve endişe ile dolu olan kızının kulaklarına ulaştı.
''Ama o bir büyülü eşya kullanıyor! Haksızlık var baba, bir kalkan bile oluşturmamasına rağmen hiç hasar almadı!'' Emerantaos'a dönerek, panik içinde bağıran kızın konuşması Zend'in iyice gülümsemesine yol açtı.
Bu kadar acı ona bir etki yapabilir miydi ki? O bunların kaç katını çekerken bir yandan savaşmak, kaçmak, stratejisini düşünmek ve daha pek çok şeyi yapmak zorunda bırakılmış biri olarak, şimdi çektiği acıyı acıdan bile saymıyordu. Şu an vücuduna yollanan enerji dalgasının ona verdiği acı onun için, birlikte uyumayı bile rahatça başarabileceği bir şeydi.
''Bir büyülü eşya kullanmıyor çocuğum,'' Emerantaos hafifçe dudağının kenarlarını aşağı doğru indirdi.
''O zaman nasıl hasar almıyor?!'' Kız sesini iyice artırmıştı, Zend onun kötü bir ruh halinde olduğunu şehirlerce uzaktan bile anlayabilirdi.
''Hasar alıyor.'' Emerantaos kızının gözlerine baktı ve kafasını yavaşça bir aşağı, bir yukarı salladı. Bunun anlamını Zend çoktan anlamıştı bile, Emerantaos pes etmesinde bir sakınca olmadığını söylüyordu ona, Zend'in, kızı tarafından enerji savaşında yenilemeyecek biri olduğunu fark etmiş gibi görünüyordu.
Zend kafasını Emerantaos'tan hafifçe çevirerek gözünün ucuyla kıza baktı. O da babasının hareketine karşılık başını yavaş bir şekilde iki yana sallamıştı. Zend içten içe tebrik etti onu, şu anda zihinsel olarak ne yapacağını bilemeyen, çaresiz bir konumda olmalıydı. Çünkü babası bile ona bu savaşı kaybedeceğini ifade ediyorsa, ki onun babası dünyadaki en güçlü insanlardan biriydi, savaşması anlamsızdı. Ama o pes etmemeyi tercih etmişti ve büyük ihtimalle bunun sebebi de gururuydu. Zend bu gibi durumlarda pes etmeyi biliyordu, özellikle Qouen ile görüşmesinden, yaşlı adamın onu boşuna sokakta yetiştirmediğini anladıktan sonra kazanamayacağı yerlerde pes etmeyi kabullenmişti. Sonuçta gururunu ayaklar altına almak Zend için pek de sorun olmazdı, o ilk ayağa kalktığı andan yedi yaşına kadar devamlı olarak dilenmeye zorlanmış biri olarak gururuna pek bağlı değildi. Beyaz Taç'a girdiğinde bu düşüncesi biraz değişse de, şu anda geri adım atmak ve hata yaptıysa bunu kabullenmek onun için zorlayıcı değildi.
Şu anda kız geri adım atmayı bilseydi, onun için her şey daha kolay olabilirdi. Şu anda tek yaptığı boşa inattı, kaybedeceğini bilerek hiçbir kazancının olmayacağı bir savaşa dahil olmaya devam etmek nasıl bir mantıktı? Ona daha fazla acı çektirmemek için, bir iki saldırıda fazlasıyla enerji kullanıp işi bitirmeyi düşünüyordu Zend. Boş yere birinin canını yakmak onun istediği bir şey değildi.
''Öyleyse sıra bende, değil mi?'' diyerek Emerantaos'da doğru baktı. Heybetli adam ona kafa sallayınca tekrar dikkatini enerjisinde toplayarak bu küçük enerji savaşında daha önce hiç kullanmadığı kadar enerji toplayarak bir dalga oluşturdu. Bu savaş burada bitmeliydi, çünkü Zend de daha fazla enerji harcamak istemiyordu.
Elinde topladığı dalgayı serbest bıraktı ve vücudunu Zend saldırırken toplayabildiği kadar enerjiyle kalkan oluşturarak çaresizce korumaya çalışan kızın yaptığı kalkanı anında yok etti. Devamında hala vakti varken, enerji dalgası kızın savunmasız vücuduna sertçe çarptı.
''Ah!'' Kız acıyla inledi. Dizleri fazlasıyla titremeye başladı ve acının her tarafına girdiği belli oluyordu. Zend ona acımasız davrandığı için biraz hüzün hissetti, ama o bunu hak etmişti. Zend'in hem zamanını çalmıştı, hem de eğer Zend'i eğer kararlı olmasa planlarından vazgeçeceği bir duruma sokmuştu. Bunları hak ediyordu!
'Pes edecek bu sefer,' diye geçirdi içinden Zend. Onun görünüşünden, daha fazla dayanacak gücünün kalmadığını fark etmişti. Dalgayı geri çekmeden süresi bitene kadar devam etti.
Emerantaos sürenin bittiğini bildirdikten sonra kızına doğru bir baktı, daha sonra herhangi bir şey söylemeyerek eliyle sıranın onda olduğunu belli etti.
'Hm, pes etmedi mi?' Hızlı hızlı nefes alarak hala düşmemiş ya da pes etmemiş, bilincini kaybetmemiş olan kıza küçük bir şaşkınlık kendisine eşlik ederken baktı genç adam. ''Pes etmelisin. Yama Ailesi'nin prensesinin canını yakmak beni mutlu etmiyor. Her ne kadar bunu kendisi istemiş olsa da...'' diyerek karşısında zar zor ayakta duran kıza seslendi.
''Hah, enerjinin çoğunu kullanmış olmalısın ki böyle konuşarak beni pes ettirmeye çalışıyorsun, yer miyim ben bunu?'' dedi genç kız ve hafifçe eğildiği konumunu bozarak tam olarak doğruldu.
''Enerjimin çoğunu kullanmış mı olmalıyım?'' Zend soğukça güldü içinden. ''Oluşturduğum enerji dalgalarını hiç mola vermeden bir gün boyunca tekrar tekrar oluşturabilecek kadar enerjiye sahibim. Eğer enerjim azalmış olsaydı bunu hissedemez miydin ki? Ya da dediğin gibi enerjimin çoğunu kullanmış olsam bunu sadece görünüşümden anlayamaz mıydın?''
''Bir şekilde gizliyorsundur...'' Kız dudaklarını emerek ne yapacağını düşünüyordu. Karşısındaki gencin gerçekten de enerjisinin hemen hiç azalmadığının farkındaydı, ama bunun bir aldatmaca olduğuna karar vermişti. Kendine bir çıkış yolu yaratarak sadece yedinci seviye birine enerji mücadelesinde kaybetmesinin tek nedeni olarak bunu görebiliyordu çünkü, bu, enerji savaşının amacının az enerji kaybı olması mantığına aykırı olsa bile...
''Heh, kendini kandırmak için her şeyi yapıyorsun.'' Zend usulca konuştu. ''Neyse, saldır o zaman.''
Göz bebeklerinin birkaç kere titremesine engel olamayan genç kız mırıldanıyordu: ''Ben yıllardır bunun için eğitim alıp kendimi sonuna kadar zorlayarak Dünya Seviyesi'ne henüz yirmi yaşındayken gelmişim, senin gibi yedinci seviyedeki biri beni yenemez. Ben senin seviyene on yaşıma bile girmeden ulaşmıştım!''
''Seviye mi? Enerji mücadelelerinde seviyenin pek bir önemi olmaz ki, önemli olan enerjini ne kadar eğitebildiğin ve onun kararlılığını ne kadar artırabildiğindir. Belli ki yeterince meditasyona yer vermemişsin hayatında, tez canlı birisin herhalde. Sabretmeyi biliyor olsaydın şu an bu karşılaşma çok farklı bir şekilde yaşanıyor olabilirdi.''
''Tch! Yeter bu kadar, bu sefer acıyı iliklerine kadar hissedeceksin!'' diyerek elinde enerjisini toplayan kız, onu Zend'e fırlattı. Henüz enerjisi oldukça fazlaydı, ama belirli bir süre içerisinde toplayabildiği kadar enerji toplaması gerekiyordu ve saldırması için kendine tanınan süre sadece beş saniyeydi, dolayısıyla bunun bir kısmını enerji toplama, bir kısmını saldırıya ayırdığı zaman elinde neredeyse toplayabildiği hiç enerji kalmamış oluyordu, tüm enerjisine oranla.
Zend tekrar herhangi bir savunma yapmadı. Bu saldırılar onun canını yaksa da ciddiye alması gereken şeyler değildi.
''Senin derin taştan falan mı yapılma böyle?!'' Kız siniri Zend'in yine herhangi bir şekilde acı çektiğini belli edecek bir şey yapmadığını görünce iyice bozulmuştu. ''Neden hiçbir şey yapmıyorsun?!''
''Bu tip acılar tepki vermeme bile değmez.'' Zend gülümsedi. ''Hazırsan, bu sefer acıdan bayılmanı sağlayacak şekilde saldıracağım. Pes edeceksen tam sırası.''
''...'' Kızın gözlerinde kararsızlık okunsa da hala olduğu yerde duruyordu. Ne yapacağını bilemediği apaçık ortadaydı.
''Öyleyse tamam,'' Zend elinde şu ana kadar oluşturduğu dalgaların enerjisinden çok daha fazla bir enerji toplamaya başladı. Tamamen buna odaklanmıştı ve başka herhangi bir şeye dikkat etmiyordu şu an. Kral Modu'nun etkisiyle simsiyah gözlerinin parladığını, kendini ürkülmesi gereken bir şeye çevirdiğini fark etmemişti bile.
Elinde enerjisini biriktirerek etraftaki hakim auranın değişmesini sağlayan genç adamı gören kızın dizleri tutmayacak seviyeye gelmişti. Karşısındaki kişi eline enerjisini toplamaya başlarken belki istemsiz, belki istemli bir şekilde etrafa bir aura salınımı yapmıştı ve bu, genç kızın ayaklarından başlayarak tüm vücudunun ürpertiyle dolmasına neden olmuştu. ''O...'' Kız mırıldandı sessizce, karşısında, saçları elinde topladığı enerjiyle uçuşan, gözleri karanlık bir gece gibi olmasına rağmen parlayan, etrafa tamamen sert ve korkunç bir enerji göndermek üzere olan genç, enerjisini tuttuğu eli, bir şeyi kaldırmakta zorlanıyormuş gibi sürekli titrerken korkutucu bir şekilde ona bakıyordu.
''P-'' Dili tutulmuş gibiydi sanki o enerji parçasını görünce, biraz önceki mavi dalgalardan farklı olarak karşıdakini boğacakmışçasına siyah bir renge bürünmüş enerji onun konuşmasını engelliyormuş gibiydi. O bir süre konuşmaya çabalasa da ancak kekelemeyi başarabilmişti. ''P-Pes!'' diye bağırarak kendini, tam o an üzerine yollanmış olan siyah dalganın geliş yönünden çıkaracak şekilde yana attı. Şeytanca gülümseyen o çocuğun kendine yolladığı o enerji dalgası eğer hedefini bulacak olsaydı, o kesinlikle dünyanın en uzun saniyelerini yaşar, ardından bayılıp uzun bir süre de kendine gelemezdi. Pes etmekten başka bir çaresi kalmamıştı, onun enerjisi hiç azalmamıştı ve zaten kendisine gelen saldırılara da herhangi bir savunma yapmamasına rağmen rahat bir şekilde karşı koyabiliyordu. Objektif bir açıdan baktığı zaman fark etmişti ki; bu maçı kazanmasına dair herhangi bir umut yoktu. Boşa kürek çekiyordu ve sonuçta sadece kendisine zarar veriyordu, direkt pes etmeyi tercih etmişti.
''Güzel!'' Zend elinde topladığı enerji dalgasına odaklanmayı keserek parçalanmasına izin verdi ve kendini kenara atınca düşmüş olan kızın yanına doğru hızlı bir şekilde ilerleyip onu kaldırmak için elini uzattı, o da biraz bekledikten sonra Zend'in elini tuttu. ''Güzel mücadele ettik, son ana kadar pes etmedin, tebrik ediyorum.'' diyerek mırıldanan genç adama, muhtemelen maçtan önce söylediği aşağılayıcı şeylerden ve kendine fazlasıyla olan özgüv eninden dolayı gözlerini ondan kaçırarak, ''Evet, tebrikler.'' dedi sessizce. Zend şu an fazlasıyla nazikti, çünkü Yama Ailesi'nin liderinin kızına kaba davranması Emerantaos'un pek hoşuna gitmeyebilirdi. Burada kötü bir ilişki kurmak Zend'in amaçları arasında yoktu ve buna denk gelmek istemezdi de.
''O halde kazandım.'' Zend Emerantaos'un karşısına doğru ilerledi. Aynı zamanda Era bir süredir bulunduğu bariyerin kenar taraflarındaki bir yerden geri gelerek Zend'in omzuna atladı. ''İyi kazandın, tebrik ediyorum.'' Bariyerin etrafındaki Yama Ailesi'ne ait, Zend'in yenileceğinden emin olan savaşçı ve büyücülerin ağzı bir karış açılmış gibi görünüyordu. Çünkü Zend Emerantaos gibi birinin uzun zamandır eğitim alan kızının pes etmesini sağlayarak kazanabilmişti! Üstüne üstlük, o kızın pes etmesini sağlayan, Zend'in gerçekleştirmemiş olduğu son enerji dalgasından etrafa yayılan aurayı hepsi hissetmişti. Onunla aralarında enerjiyi engelleyen bir bariyer olmasına rağmen!
''Evet, kazandın. Tebrikler, iyi savaştın.'' Emerantaos konuştu, daha sonra etrafındaki birkaç kişiye bakarak devam etti: ''Kaldırın şu bariyeri. En fazla iki üç dakika sürer herhalde...''
''Artık sizinle savaşmaya değer olduğumu düşünüyorsunuz değil mi?'' Zend tatmin olmuş bir şekilde Yama Ailesi'nin liderine bakıyordu.
''Evet, enerjini yenilemen için sana bir gün verebilirim. Daha sonra da, istiyor olduğun gibi benimle bir deneyim paylaşımı yapabilirsin.'' Emerantaos da gülümseyerek Zend'e bir bakış attı.
Zend gözlerini kapayarak iç enerjisini ölçtü. En fazla yüzde beşini harcamıştı tüm enerjisinin, bir sorun yoktu. ''Gerek yok gerek yok, şimdi hızlıca yapıp bitirebiliriz.'' diyerek Emerantaos'a baktı ve yüzüğüne bir kere tıklatarak içerisinden Ağır Kılıç'ını çıkardı.
***
1602
Magnec