Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

89. Bölüm İskelet General

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

 

  Ertesi günün sabahında, dersleri zor da olsa atlattım ve öğle yemeği için kızların yanına uğradım; ardından yemeği yediğim gibi odaya koşmuş ve oyuna girmiştim. Büyük klanların çoğu bosslara meydan okumaya başlamıştı ve aralarından kimse geride kalmak istemiyordu.

……

Vhoosh!

  Saat öğleden sonra 1’de, Ba Huang’ın orta yerinde gözlerimi açtım.

  Tik!

  General Li’den mesaj geldi: ‘’Xiao Yao, sonunda oyuna girebildin! Çabuk, hazırlan hadi, Ba Huang’ın kuzey avlusunda buluşacağız. Sonunda bossu bulduk!’’

  ‘’Tamamdır!’’

  Kılıcımı aldım ve kuzey avlusuna doğru ilerlemeye koyuldum. Oraya vardığımda Generallerin etrafında birkaç tane oyuncu duruyordu, tam olarak 20 kişilik bir kalabalığa ulaşan oyuncuların çoğu şifacıydı. Toplam şifacı sayısı 9 taneydi ancak zaten bu kadar şifacıya sahip olmasak, bossun saldırıları karşısında çok dayanamazdım.

  ‘’İşte Kaygısız Xiao Yao geldi sonunda!’’

  Wang Jian gülümsedi: ‘’Vay arkadaş, herif çoktan 42 olmuş. Nasıl kasıyor öyle!’’

  Sağ omzuma bir bakış fırlattım ve eskiden de görmeye alışkın olduğum altın renkli kelimelerin yerine oturduğunu gördüm--- Ba Huang’ın 10. Oyuncusu. Yine ilk 10’un en son sırasındaydım… Yere bakıp gülümsedim: ‘’Herkes hazır mı?’’

 “Mm!”

  General Li Mu başıyla onayladı: ‘’Bugün, oyundaki hareketlerimi etkiler diye bira bile içmedim. Herkes 12:20’de toplanmıştı ve bunca zamandır seni bekliyorduk!’’

  ‘’Hadi ya…’’

  İleri atıldım ve takımımıza göz gezdirdim; 4 erkek büyücü, en yüksekleri 40. Seviyede, 1 tane 39. Seviye silahşör, 1 rüzgar elfi süikastçi… Şifacılara gelirsek, aralarındaki en düşük seviye 37’ydi ve geri kalan tayfa da 38-39 arasında değişiyordu. Ne yazık ki aralarında sadece bir kişi 40. seviyeye ulaşabilmişti.

İsim: Kim Bu Mavili SV-40 Gümüş Şifacı

……

  Kadının yaşı muhtemelen 20’den küçüktü ve yanında da 39. Seviyede olan bir kadın şifacı daha vardı; ‘’Henüz Kırmızı Değil’’. Muhtemelen beraber oynuyorlardı ve Ba Huang’da toplasanız ikinci resmileştirmesini gerçekleştirmiş olan 100 şifacı bulabileceğiniz için, bir hayli etkilenmiştim…

  ‘’40. seviye yeteneklerini aldın, değil mi?’’ diye sordum.

  Kim Bu Mavili başıyla onayladı: ‘’Mm, aldım. Bu yetenekleri alacağım diye çok para harcadığım için bu görevi kabul ettim zaten... Bu arada sen O Kaygısız Xiao Yao musun? Sana bakıyorum da… çok da güçlü durmuyorsun… Neden Batılı Diktatör ve Jian Feng Han senden bu kadar korkuyor ve nefret ediyor?’’

  Kılıcımı omzuma koydum ve gülümsedim: ‘’Olayı yanlış anlamışsın. Benden korktukları falan yok; sadece beni öldürmek istiyorlar. Hazırlandığımıza göre yola koyulalım hadi. Bossu öldürürken hepinizin yeteneklerini ayarlaması gerekecek. 6 saniyelik dolma süresini bekletmeden, sürekli canımın dolmasını istiyorum. Sen ve Kırmızı, ikiniz yetenek kontrolü konusunda fena görünmüyorsunuz. Odak şifacılığı yapmaya çalışın, boss bana vurur vurmaz canımı doldurun, böylece canım düşmeden devam edebilirim.’’

  ‘’Mm, anlaşıldı.’’

  ‘’Hadi gidelim! Li Mu, yolu göster!’’

  ‘’Tamam, hadi bakalım!’’

……

  Grubumuz olağanüstü bir şekilde Ba Huang’dan çıkıp, yola koyuldu. General Li Mu saldırı odaklı oyuncuları yönlendirirken, ben şifacılardan sorumluydum. 9 şifacı da partimdeydi. Asıl tank olacağımdan, şifacıları kendi partime almam gayet normaldi zira; benden başka birinin canını doldurmaya kalkarlarsa, grubun hepsi ölümle yüzleşecekti.

  Yürümeye devam ettiğimiz sırada Li Mu etrafı inceledi ve gülümsedi: ‘’Bizi takip eden süikastçi yok değil mi?’’

  Gözlerimi kırptım: ‘’Kendini fazla abartıyorsun. [Öncü], [Prag], [Uçan Ejderhalar] ve [Kahramanın Öfkesi] boss peşinde koşuşturuyor; bizi takip edecek zamanı nereden bulacaklar? Ayrıca burada yalnızca 20 kişilik ufak bir grubuz; bizi ne sanıyorsun…’’

  ‘’Dost cidden acı söylüyor…’’

  ‘’Oh doğru ya, bu grubu kurmak için kaç para harcadınız?’’

  Li Mu öksürdü ve bana yaklaştı: ‘’En çok parayı o iki şifacıya, Kırmızı ve Mavili’ye verdik. Sırf onlar için 50 altın vermek durumunda kaldım. Diğer 7 şifacılara 5’er altın ve büyücülere de günlük 10 altın ödeyeceğim. Aslına bakarsan çok da pahalı sayılmaz, zaten diğerlerini tanıdığım için onlar bedavaya geldi.’’

  Şok olmuştum: ‘’Peki başka şart konuşuldu mu?’’

  ‘’Mm, kumaş tipi zırhlar ya da büyü odaklı ekipmanlar büyücülere, şifa odaklı ekipmanlar da Mavili’ye verilecek. Geri kalana biz karar vereceğiz. Durum böyle…’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Güzel, tartışma çıkmaması için kuralları önceden belirlemek gayet mantıklı. Bu sefer… Mor ekipman düşse bile, onlara vermemiz gerekiyor. Tek bir şansımız var ve bu dünyada güven dediğin kolay kazanılmıyor…’’

  Li Mu her şeyi anlamışcasına gülümsedi: ‘’Mm, aynen öyle!’’

  ‘’Peki söyle bakalım, hangi bossla kapışacağız?’’

  ‘’52. Seviye altın boss, [İskelet General]. Kendisi Ba Huang Ormanlarındaki gizli bir noktada takılıyor, yani henüz onu başkasının bulduğunu düşünmüyorum. Ba Huang Şehri’nin boss sözleşmelerine göre, bossu ilk gören alır. Eğer bossa saldıran ilk grup başarısız olursa, o zaman başka bir grup bossu devralabilir. Yani… oraya bir an önce gitmemiz gerekiyor.’’

  ‘’Mm, ancak bu konuda pek olumlu düşünmüyorum. 52.seviye altın bosstan Klan Kurma Tableti düşme olasılığı %1 bile değil. Bizdeki şansı düşünürsek, korkarım ki…. Öhöm, öhöm!’’

  ‘’Hemen hevesimizi kırmasaydın keşke…’’

……

  Ba Huang Ormanı, Ba Huang Şehri’ni çevreleyen en geniş orman olmakla birlikte, oyuncuların kastığı en büyük yaratık alanı da sayılabilirdi. Ba Huang Ormanı’nın içinde sayısız farklı harita vardı ve oyuna giren oyuncular genelde bu alanlarda takılıyordu.

  ‘’İleride, henüz kimse bulmamış!’’ General Wang Jian kükredi: ‘’Süikastçi arkadaşım orada olduğunu söyledi, hehe…’’

  Bütün grup ileri atılmış ve çalıları yararak ilerlemeye koyulmuştu. Söylendiği gibi, karanlık ve ıslak ormanın derinlerinde, ismi kızıl renge bürünmüş, elinde savaş baltası tutan bir boss duruyordu. Vücudu kan rengi zırhlarla çevrilmiş ve zırhın arkasında da beyaz kemikler yer etmişti. Ayrıca bossun miğferinden bembeyaz renkli uzun bir saç silsilesi de dalgalanıyordu. Muhtemelen önceki hayatında, oldukça yakışıklı görünen bir herifti…

【İskelet General – Wang Lin】(Altın Seviye)

Seviye: 52

Saldırı: ???

Defans: ???

Can: ???

Yetenek: ???

Açıklama: Ormanın derinliklerinde gizlenen ölüm kralı. Elindeki balta binlerce kemiği ezmiş ve parçalamıştır.

…….

“İskelet General…” diye söylendim.

  General Li Mu kılıcını kaldırıp, yanıma geldi: ‘’Xiao Yao, ne yapıyoruz? Bize talimat verebilirsin; bosslar konusunda sen daha tecrübelisin.’’

  Başımı öne doğru salladım ve gülümsedim: ‘’Hm. 1683 canım olduğu için bosstan tek yemem imkansız. Ancak bossun yüksek dolma süresine sahip yetenekleri varsa durum değişir; güçlü bir saldırı altına can verebilirim. Eğer böyle bir durumla karşılaşırsak, Mavili hemen [Diriltme]’yi kullanacak. Öldüğüm taktirde beni 2 saniye içerisinde kaldırman lazım zira; bossun odağının hedef değiştirmeyip, benim üzerimde kalması gerekiyor. Yoksa şifacılara ve büyücülere saldırıp, grubu dağıtabilir. Unutma, öldüğüm taktirde beni hemen dirilteceksin.’’

  Mavili başıyla onayladı: ‘’Mm, Xiao Yao merak etme!’’

  ‘’O zaman güzel…’’ Kılıcımı kavrayıp, söylendim: ‘’O zaman hazır sayılırız. Canım %40’a düştüğünde doldurun. İlk [Tedavi]’yi ben kullanacağım ve böylece bossun odağını da üzerime çekmiş olacağım. Eğer odak konusunu halledersek, fazla zorluk çekmeyiz…’’

  Li Mu omzuma dokundu: ‘’Mm, dikkatli ol! Hadi bakalım, düşürelim şu tableti!’’

  ‘’Tamamdır!’’

……

  Ufak Bobo’yu çağırdım, kılıcımı çektim ve karanlık çalılıklara adım attım. Kılıcımdan etrafa bir ışık hüzmesi yayılmış ve [Keskin Buz Kılıcı]’nı kullanarak İskelet General’e saldırmıştım. İskelet General bir boss olsa da, sahip olduğu yapay zeka fazla iyi sayılmazdı. Elindeki savaş baltasını sallamaya başladı ancak çoktan [Keskin Buz Kılıcı]’na maruz kaldığı için vücudunda buz parçaları oluşmaya başlamıştı!

 “651!”

  Çok iyi, saldırı puanım bir hayli yüksek olduğundan yaratığın defansını aşmayı başarmıştım. Bir önceki saldırımı bitirir bitirmez vücudumu eğdim ve yere bir yumruk savurdum.

  Clang!

  Gümüş zincirler topraktan fırlamış ve General’in ayak bileklerine dolanmıştı. Bu sırada ayaklarımın altından yayılan garip aurada tek bir şeyi işaret ediyordu; S-seviye kombomu, [Tek Kişilik Ordu]’yu!

  Birbiri ardına hasar numaraları fırlamış ve ilk üç saldırım bossun baltasını havaya savurmuştu, bunun yanında [Rüzgar Kılıcı]’m da 800’ün üstünde vurmuştu!

  ‘’Geber…’’

  İskelet General kükredi ve baltasını kaldırdı. Baltasından yayılan ateşler bana bir yeteneği çağrıştırmıştı: [Alev Baltası]!

  Clang!

  Omzumdan bütün vücuduma yayılan bir acı dalgası hissettim. Vücudum çökmüştü!

 “474!”

  Güzel, altın seviye bir bossla karşılaştığımdan aldığım hasar, Ebediyet Rüzgarının Generali’nden aldığım hasara kıyasla bir hayli azdı. Tabii bunun yanında defansım da artmış ve 872’ye ulaşmıştı; oyunun bu süreçlerinde üst seviye rahiplerin ve şövalyelerin defansları da benden çok fazla değildi.

  Bir balta saldırısı daha yedim ve canım %50’ye düştü. Hemen elimi kaldırmış ve 5. Seviye [Tedavi] yeteneğimi kullanmıştım!

Vhoosh!

“+750!”

 [Tedavi] yeteneğinin ışık hüzmeleri vücudumu kapladığı gibi, İskelet General’den de kızıl ışık parçaları yayılmaya başlamıştı. Yaratık kızgın bir moda girmiş ve elindeki balta bana odaklanmıştı, canımı doldurduğum için odağının %90’ı benim üzerimdeydi!

…….

  Işık hüzmelerinin altında 9 şifacı canımı doldurmaya koyulmuştu. Li Mu da uzun kılıcını çekmiş ve kükremişti: ‘’Uzun mesafeli saldırılara başlayın!’’

  Büyücüler büyülerini hazırlamaya başlamıştı. Kükredim: ‘’Büyücüler mananıza dikkat edin!’’

  İnsanlar başlarıyla onayladı.

  Aynı zamanda ben de Manama dikkat ediyordum. [Tedavi]’yi sürekli kullanabilecek bir seviyede kalmalıydım. Bu yüzden saldırı yeteneklerimin içinde sadece Kombonun 5. Seviyesini kullanıyordum; diğerlerinin 1.seviyede olanlarını kullanmak durumundaydım. Toplamda 656 manam olduğunu düşünürsek; yalnızca 4 kez 5. seviye [Keskin Buz Kılıcı] kullanabiliyordum. Yani bu yüzden de, her ne kadar yavaşlatma etkisi az olsa da [Keskin Buz Kılıcı]’nı kullanmaya karar vermiştim.

……

 Beş dakika geçmeden İskelet Generali’nin %70 canı gitmiş ve yaratık acı dolu çığlıklar atmaya başlamıştı. Canım daha %30’un altına bir kez bile olsun inmediğinden sorun yaşamıyordum. General bütün yeteneklerini kullansa da yerimi rahatça koruyabilmiştim.

  Yedi dakika geçtikten sonra bossun %5 canı kalmıştı ve biz de hemen saldırıya odaklandık!

……

  Mavili gülümsedi: ‘’0 odak değişikliği, 0 gereksiz şifa yeteneği, 27 saldırı savuşturma… Kaygısız Xiao Yao gerçekten söylentilerdeki kadar güçlüymüş, altın seviye boss bile ne yapacağını bilmiyor…’’

  General Wang Jian elinde kılıcıyla bir kahkaha patlattı: ‘’Öyle tabii, yoksa nasıl mor seviye bossu ölmeden kesebilirdi ki?’’

  Bossun canına baktım ve tek bir kelime bile etmedim. İçimden yalnızca Klan Kurma Tableti’nin düşmesi için dua ediyordum. Böylece onlara ‘Kaybedenler’ olmadığımızı kanıtlayacaktık!