Tabi lan xiao yao yu ne sandiniz luo lei yi bile tanklar o dmnskzbskssjns
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
82. Bölüm Taktikler
Vhooshvhooshvhoosh…
Ardı ardına inen üç [Tedavi] ışığının altında, rahibin canı toparlanmıştı. Gözyaşları altında elindeki asayı kaldırıp, bossa nişan aldı ancak bu saldırısı yaratığa 100 hasar bile verememişti.
Ebediyet Rüzgarının Generali’nin etrafında yeşil bir ışık hüzmesi belirdi ve herif bir anda kılıcını kaldırarak havaya doğru savurdu. Kılıcında oluşan 4 tane altın altıgen 6. Seviye komoyu, 4 saldırıyı işaret ediyordu!
“690!”
“674!”
“710!”
“704!”
Şans bu ki rahibin canı 2000’den fazlaydı ve canını dolduran şifacılar sayesinde hayatta kalmayı başardı. Kılıcını kaldırıp, hafifçe geri çekildi ve kükredi: ‘’Çabuk, [İlk Yardım] ve [Teavi]’yi kullanarak canımı doldurun!’’
……
Kıyasıya mücadele devam ediyorken, Generaller ve ben arkadan izliyorduk. Yumruklarımı sıktım ve suratım ekşidi: ‘’Durum hiç iyi görünmüyor. Boss’un saldırı puanı çok yüksek. Rahibin defansı fazla olsa bile, saldırı puanı bir hayli düşük. Yüksek hasar aldıktan sonra bossun dikkatini kendine çekebileceği konusunda şüphelerim var. Boss rahibi bırakıp şifacılara saldırmaya başlayabilir.
Li Mu başını öne doğru salladı: ‘’Evet, durum hiç iyi görünmüyor…’’
……
Vhoooooosh!
Şifa ışıklarının altında rahibin canı tekrar doldu. Ancak aynı sırada General rahibe saldırmayı bırakmıştı. Kılıcını kaldıran herif kollarını açtı ve kükredi: ‘’Geber!’’
Voosh!
[Isırgan Soğuk Kılıç] yeteneği kullanan generalin geniş savurması, 4 şifacıyı hedefliyordu! Alan saldırısını kullanıyordu!
Şifacılar acı dolu çığlıklar atmaya koyuldu. Her biri 1000’in üzerinde hasar almış ve ardı ardına yere yıkılmıştı.
Mücadeleye bir bakış fırlatıp sessizce söylendim: ‘’Generalin kombosu 6. Seviyede olduğundan 3-4 kez vurabiliyor. Şifacıların çok iyi odaklanması lazım; aksi taktirde fazla dayanamam. Ayrıca, [Isırgan Soğuk Kılıç] saldırısı da alana vuruyor, yani oyuncular yan yana durursa yaratığın dikkati hemen onlara kayabilir. Bu noktaya dikkat etmemiz gerekiyor.’’
Wang Jian dişlerini sıkıp sordu: ‘’Xiao Yao, böyle bir bossa dayanabilecek misin?’’
Gülümsedim: ‘’Bana 10 şifacı verirseniz sorun olmaz!’’
‘’Mm, o zaman güzel…’’
……
Mücadelenin gerçekleştiği alanda General çoktan Elveda Gözyaşları’nı görmezden gelmeye başlamış ve kılıcıyla etrafı biçmeye başlamıştı. Her saldırısı geniş bir kesik şeklinde olduğundan etrafa ölüm saçıyordu. Büyücüler, silahşörler ve okçular bu saldırıların altında bir bir can veriyordu. İlk grup neredeyse tamamen katledilmişti.
‘’Hassiktir…’’
Feng Han yumruklarını sıkmış ve bossa derin bakışlar fırlatmaya başlamıştı. Kükredi: ‘’İlk grup daha fazla dayanamayacak! Kaygısız Xiao Yao, Generaller, hazırlanın ve bossa saldırmaya başlayın!’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Feng Han, önden ben gireceğim. Bana 9 şifacı ver ve adamlara sürekli canımı doldurmalarını söyle. Seçeceğin şifacılar en yetenekli adamların olsa iyi olur zira; düzgün bir şekilde canımı dolduramazlarsa fazla dayanabileceğimi sanmıyorum!’’
Feng Han Simple’a bir bakış fırlattı: ‘’Abla?’’
Simple asasını kaldırıp söylendi: ‘’Duck, 8 şifacı al ve Xiao Yao’nun partisine gir, bütün odağınız onda olsun. Ayrıca iki büyücü ve bir de okçu takımı kurup bossu kontrol altına almaya uğraşacağım. Bu ikinci mücadelemiz olduğundan bossu bu sefer öldürmemiz gerekiyor. Eğer mesele 3. Gruba kalırsa, başarabileceğimizi sanmıyorum!’’
Çok geçmeden 40. Seviyede olan bir şifacı öne atıldı, İsmi: Sevgili Duck. [Öncü]’nün en iyi şifacı olduğuna şüphe yoktu ayrıca güzellik bakımından da 10 üzerinden 7’yi hakediyordu!
Tik!
Sistem Notu: Oyuncu Sevgili Duck partinize katılmak istiyor!
……
Vakit kaybetmeden isteğini kabul ettim ve birbiri ardına partime gelen 8 şifacının artından durum tamamlanmıştı. Bu bahsi geçen şifacıların hepsi üst seviye oyunculardı, aralarından en düşük seviyeli olanı bile 39. Seviyedeydi. Yine de partied 2. Resmileştirmesini alan tek şifacı Duck’tı. Yeni yetenekler olan [Diriltme], [Grup Tedavisi] ve [Geniş Şifa]’ya sahipti. Yanımda o olduğundan, bossu öldürme şansımız da bir hayli tavan yapmıştı.
‘’Duck?’’ diye sordum.
Duck gözlerini açıp cevapladı: ‘’Mm, ne oldu Xiao Yao?’’
Söylendim: ‘’Boss Kombo’yu kullanmaya karar verdiği zaman, birinci saldırıdan sonra [Tedavi]’yi, onun ardından da [İlk Yardım]’I kullan. Eğer ölürsem zaman kaybetmeden beni [Diriltme]’yi kullanarak kaldır yoksa bossun odağı değişir.’’
Duck gülümsedikten sonra başını öne doğru salladı: ‘’Mm, anlaşıldı!’’
Kenarda, başkan yardımcısı Simple asasını kaldırmış ve 20 kişilik bir grup oluşturmuştu. Kükredi: ‘’Birlikte durmayın, herkes başka yere geçsin, yoksa [Isırgan Soğuk Kılıç]’a maruz kalırsınız!
Sağıma baktım ve General Li Mu’nun uzun kılıcını kaldırdığını gördüm. 10 kişilik bir parti kurmuş ve partinin içine de 3 şifacı katmıştı: ‘’Xiao Yao önden girecek. Eğer canı çok düşerse hemen devreye girip bossu oyalayacağız. Şifacılar dikkatiniz üzerinizde olsun, zamanı gelince bossla kafa kafaya girmem gerekebilir. Yeteneklerinizi iyi kullandığınıza emin olun da boşu boşuna ölmeyelim…’’
Şifacılar birbirlerine bakıyordu, durumun asıl baskısını onlar omuzladığından biraz gerilmişlerdi. Odaklı can doldurma. Her ne kadar şifacılar dikkatli olun desek de bu söylendiği kadar kolay bir mesele değildi. İlk olarak [İlk Yardım] yeteneği 0.1 saniyelik bir gecikmeye sahipti ve bu kısa süreyle, bossun saldırı yapacağı anı hesaplamak gerçekten her yiğidin harcı değildi. Hadi bütün bunları geçtim, 0.5 saniyelik gecikmeye sahip olan [Tedavi] yeteneğini doğru dürüst kullanmak başlı başına bir dertti.
……
Hazırlanmayı bitirdiğimizde Elveda Gözyaşları çoktan General’in önünde diz çökmüştü. Feng Han gerilmişe benziyordu: ‘’Kaygısız Xiao Yao, şimdi saldırmayacaksan, ne zaman yapacaksın?!’’
Dudağımı ısırdım, kılıcımı aldım ve koşmaya başladım. Anında bossun odağını kendime çekmek zorundaydım!
Kılıcımdan keskin bir ışık parası yayılmış ve 3 altın altıgen de ışık parçasına eşlik etmişti. Tereddüt etmeden General’e saldırdım. Kılıcım havayı delip, General’in beline saplandı. Ardı ardına çıkan 3 tane ‘bang!’ sesiyle, havaya üç tane de Numara fırlamıştı!
“311!”
“287!”
“325!”
Tabii bossun seviyesi bizlerden çok daha fazlaydı. Öyle ki, [Kılıç Fırtınası], [Cesaret] ve diğer ekstralara sahip olsam bile herifin defansını tam anlamıyla kırabilmiş değildim. Lakin yine de tek bir komboyla 900’ün üstünde vurmak gerçek bir başarıydı.
Tırırıırırım….
General başını kaldırıp, uzaktaki 3 büyücüye bakmaya başladı. Odağını fazla çekemediğim için büyücülere saldırmayı düşünüyordu!
Ufak Bobo hemen ileri atılmış ve bossa 3 kez saldırmıştı. Boss biraz tereddüt ediyormuş gibi görünüyordu. E ben de bu tereddüt anını fırsata çevirmek için hemen ileri atılmıştım tabii!!
Vhoosh!
Ayaklarımın altından garip bir aura yayılmaya başlamış ve [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif etmiştim!
“147!”
“172!”
“155!”
“74!”
Bu saldırılarımın verdiği hasarları düşünürsek, durumun pek de iyi olmadığını anlayabilirdik. Ayrıca herife vücut darbesi attığımdan başım mosmor kesilmişti. Yine de kılıcım rüzgarla buluştu ve 0.2 saniyelik bir hazırlıktan sonra en güçlü saldırımı, [Rüzgar Kılıcı]’mı kullandım!
Bang!
Kılıcımın ucundan mavi bir kıvılcım fırlamış ve bossun ağır zırhına güçlü bir darbe geçirmiştim---
“1544!”
Kritik darbe! Güzel!!
Ancak içimi acıtan asıl olay bossun dikkatini hale çekememiş olmamdı. Benim arkamdan bossa saldıran uzak mesafeli oyuncuların saldırıları gerçekten çok güçlüydü ve bu yüzden de boss arka taraftaki büyücülere doğru koşmaya başlamıştı. Tabii ben de hemen peşinden gitmeye koyuldum. Yeteneklerimin ne zaman dolacağını kontrol ettikten sonra kılıcımdan etrafa bir ışık hüzmesi yayılmaya başladı. Silahın üzerinde buz parçaları oluşmaya başladığı gibi General’in sırtına bir darbe geçirdim--- [Keskin Buz Kılıcı]!
“679!”
Düşündüğüm gibi, ikinci resmileştirmeden alınan yetenekler gerçekten diğerlerine kıyasla daha güçlüydü. Yeteneğime maruz kalan bossun zırhında buz parçaları belirmeye başlamış ve adam bir hayli yavaşlamıştı. Yeteneğimin yavaşlatma etkisi buz büyüsü kullanan büyücülerden bile daha fazlaydı!
…….
Tırırırım…
General sonunda arkasına dönmüş ve kan çanağına dönmüş gözleriyle bana bakmaya başlamıştı. Dudakları bükülerek bir gülümsemeye dönüştü ve herif söylendi: ‘’Velet, ölmek mi istiyorsun? Gel de sana cehennem nasıl bir yermiş göstereyim!’’
Kılıcını kaldırdı ve kılıcından etrafa kızıl bir ışık hüzmesi yayılmaya başladı!
İç güdüsel olarak hemen geriye çekilmiş olsam da vücudum garip bir etkinin altındaydı, hareket edemiyordum! Omuzlarımdan vücuduma doğru bir acı hissi yayıldı ve o an bossun saldırısına maruz kaldığımı anladım!
“987!”
E doğaol olarak bir rahip olmadığımdan puanlarımı dayanıklılığa vermiyordum. Yani defansım biraz zayıftı!
Bossun saldırdığını gördüğüm anda çoktan yeteneğimi kullanmaya başlamıştım. [Tedavi]’yi kullanarak 600 canımı doldurdum.
“Ding!”
Seviye+1.
Mücadelenin orta yerinde [Tedavi] 5. Seviyeye ulaşmıştı! Dün gece bu yeteneği sürekli kullansam da, seviye ilerlemesini kontrol etmek aklıma gelmemişti!
[Tedavi]’yi kullandığım için bossun bütün odağı benim üzerimdeydi. Herif kılıcıyla havaya geniş bir kesik attı ve 6. Seviye kombosunu kullanmaya başladı! Ardı ardına 4 saldırı!
Herifin ilk saldırısını hemen fark ettiğimden yana zıplamıştım!
‘’ISKA!’’
İlk saldırıyı atlatmış olsam da diğer üç saldırıdan kurtulabilecekmişim gibi durmuyordu!
“847!”
“+870!”
“821!”
“+614!”
“+434!”
“811!”
……
Havaya fırlayan numaraların ardı arkası kesilmiyordu. Duck’un can doldurma odağı gerçekten fena değildi, temel anlamda [Tedavi] yeteneği 750 can dolduruyor olsa da, ekstra ekipmanlarla bu sayıyı 870’e çıkarmıştı. Ayrıca tam hasar aldığım an canımı doldurmuştu. Oyunda bu tarz yetenekli insanlarla karşılaşmak hiç de kolay bir şey sayılmazdı. Yetenek bakımından Ba Huang şifacıları arasında ilk 5’e girebileceğinden şüphem yoktu!
Yeteneklerimin dolma süreleri geçtiğinden, hemen [Rüzgar Kılıcı]’nı ve [Keskin Buz Kılıcı]’nı kullandım. İki yetenek de ortaya akılalmaz hasar numaraları fırlatmış ve [Keskin Buz Kılıcı]’nın yavaşlatma etkisi de General’in sinirini bozmuştu. Herif beni öldürmek istese de bunu başaramıyordu. 6. Seviye kombosu olsa da konu çevikliğe geldiğinde, durumu hemen kendi avantajıma çeviriyordum. Böylece kombonun ilk saldırısını genelde atlatabildiğimden, üzerimdeki baskı da bir hayli azalıyordu.
Havada, Simple ve diğer büyücülerin kullandığı yetenekleri görmek mümkündü. Kadının asasında garip bir ateş-buz birleşimi görülebiliyordu. Ardından bu birleşim garip bir şekilde havaya doğru ilerledi ve ortaya 40. Seviye yetenek olan [Ateşin ve Buzun Sütunu] çıktı!
“774!”
[Ateşin ve Buzun Sütunu] 5x5’lik bir alan saldırısıydı. Akılalmaz derecede fazla olan hasarı düşünülürse bu yetenek cidden gerçek gibi değildi!
‘’Dikkat et, çok yaklaşma!’’ diye uyardı Feng Han uzaktan.
Ne yazık ki uyardığı büyücüler biraz yavaş kaldığından, bossun tek bir savurmasıyla iki büyücü de öteki dünyayı boylamıştı!
‘’Hass..:’’
Kalbim dört nala koşmaya başlamış olsa da bossa saldırmaya devam ettim. Birkaç saniye geçmiş ve [Tek Kişilik Ordu]’yu tekrar kullanmıştım. Boss da aynı şekilde bana saldırmaya devam ediyordu ancak, heriften farklı olarak benim arkamda 9 tane şifacı vardı! 1558 canım oldğundan ölmek istesem bile bunu kolay kolay yapabilecek bir durumda değildim!
……
‘’Hehe, görünüşe göre Xiao Yao herhangi bir canavarı tanklayabilir…’’ Li Mu gülümsedi.
Wang Jian’ın suratı ekşimişti: ‘’Patron, dikkatli olmamız lazım. Xiao Yao hata yaparsa hemen onu kurtarmak için ileri atılmamız gerekiyor…’’
Li Mu başıyla onayladı ve başka bir şey söylemedi.
Magnec