Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

76. Bölüm Öncü’den Gelen Davet

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

 Vahşi Kaplan’ın şok olmuş ifadesine baktıktan sonra kılıcımı kınına soktum ve cevapladım: ‘’Ben senden 100 altın alacak olan adamım!’’

  Elimi uzattıktan sonra beklemeye başladım: ‘’Kendin söylemiştin, seni yenene 100 altın verecektim. Sakın bana tükürdüğünü yalayacağını söyleme, hadi bakalım…’’

   Vahşi Kaplan’ın suratı mosmor kesilmişti. Muhtemelen düelloda kaybedip, birilerine 100 altın vermek zorunda kalacağını hesaba katmamıştı.
……

  5 saniye geçtikten sonra Vahşi Kaplan envanterinden 100 altın çıkarmış ve bana uzatmıştı.

  Cling!

  Altınların ağırlığını elimde hissettikten sonra keyiflenmiş ve mekanı terk etmek için arkamı dönmüştüm.

  Lakin bu sırada kalabalığın içinden elinde kılıç tutan bir adam çıkıp, önüme geçti. Suratındaki gülümsemeyle söylendi: ‘’Kaygısız Xiao Yao, buraya seninle bir konuyu konuşmak için geldim!’’

  Herife baktım. Bu karşımdaki kim olsa beğenirsini? Jian Feng Han! Fushen de yanında duruyordu. Görünüşe göre kaybettikten sonra klan liderini bulmaya gitmiş ve Öncü’nün gururunu geri kazanmaya uğraşmıştı. Yine de herifin beklemediği bir şekilde Vahşi Kaplan’I yenmiş ve 100 altını kazanmıştım.

  Gülümsedim: ‘’Klan lideri Jian Feng Han’ın benimle ne gibi bir işi olabilir?’’

  Jian Feng Han ellerini göğsünde birleştirdikten sonra konuşmaya başladı: ‘’Meseleyi burada konuşamayız, gel benimle…’’

  ‘’Tamamdır!’’

  Ba Huang Şehri’nde girmekten çekineceğim tek bir yer bile yoktu. Jian Feng Han’ın arkasında yürürken, arkamda şok olmuş bir kalabalık bırakmıştım. Mücadele o kadar hızlı gelişmişti ki millet daha şok dalgasını atlatamamıştı!

……

  Beş dakika geçtikten sonra Ba Huang’ın 3 kilometre ilerisinde olan, Armut Ağaçlarının yetiştiği ufak bir ormana gelmiştik. Etrafta gezen kuşlar ve çiçeklerin yaydığı aromatik kokular bu ufak ormanı bir hayli güzel kılıyordu. Ormanın asıl kaynakları bitkiler ve Katil Arılardı. Şu sıralarda Katil Arılar düşük seviyeli yaratıklar olsa da, saldırı bakımından bir hayli güçlüydü. Bu yüzden ki millet Katil Arıların doğmasını bekliyor ve içlerinden 1. Seviye Katil Arılardan birini bulmak için dua ediyorlardı. %50’den fazla saflık derecesine sahip olan bir Katil Arı, en azından 10 altın ediyordu!

  Yerdeki armutların arasından geçerek Feng Han’ı takip etmeye devam ediyordum. İlerlediğim sırada Öncü’den birçok insan ortaya çıkmaya başlamıştı. Hepsinin isminde ‘Öncü’ yazısı vardı. Elinde kılıç taşıyan Jian Feng Han bir kahkaha patlatıp, seslendi: ‘’Kardeşlerim, bahsi geçen adamı getirdim!’’

  Etrafa baktıktan sonra en azından 200 oyuncunun olduğunu görmüştüm. Acaba benim etrafımı sarıp, beni öldürmek mi istiyorlardı? Yok canım, aslında böyle bir şey istiyor olsalardı, Jian Feng Han ve Fushen ikilisi yeter de artardı…

  Elimi kaldırıp, kılıcımı çektim.

  ‘’Ne oluyor?’’

  Jian Feng Han bana döndü ve gülmeden edemedi: ‘’Xiao Yao, sakinleş. Seni öldürmek istiyor falan değiliz… Burası Öncü’nün geçici toplantı yerlerinden birisidir.’’

  Başımı öne doğru salladıktan sonra kılıcımı kınına geri soktum. Haritaya baktıktan sonra gülümsedim: ‘’Birkaç gün önce bu ufak orman Ba Huang’ın popüler mekanlarından biriydi. Gerçekleşen PK vakalarından bahsetmiyorum bile. Millet buraya 1. Seviye Katil Arıları yakalamak için geliyor. Bakıyorum da, çoktan Öncü burayı ele geçirmiş, değil mi?’’

  Jian Feng gülümsedi: ‘’Katil Arıları oyunun bu kısmında en iyi evcil hayvanlardan birisi, bu yüzden de bu alanı kontrolümüz altına aldık. Tabii ki oyuncuları zorla başka alanlara gönderiyor değiliz.’’

  ‘’Neyse, ne yaptığınız beni ilgilendirmiyor, asıl meseleye gelelim. Benimle ne konuşacaksınız?’’

  Jian Feng Han başını öne doğru salladı: ‘’Aslında, seninle iş yapmak istiyorum!’’

  ‘’Oh, ne tür bir iş?’’ Biraz şaşırmıştım.

  Hehe, Jian Feng Han gülümsedi, ellerini açtıktan sonra söylendi: ‘’Aslında fazla abartılacak bir şey değil. Seni geçici olarak klanımıza davet etmek istiyorum. İlk kurulacak olan Klan olmamız adına bize yardım et!’’

 “Hm?”

 Gülmeden edememiştim, yakınlardaki bir ağaca yaslanıp cevapladım: ‘’Neden ki? [Öncü] Çin’in en büyük 10 klanından birisi, böyle bir şey için, sırf bossları öldürmek için benim gibi bir kılıç ustası ne işe yarar ki?’’

  Jian Feng Han’ın arkasından güzeller güzeli bir büyücü öne atıldı. Devasa dağ parçalarıyla etkileyici bir figure sahipti. Öyle ki, dağ parçaları yakın bir zamanda daha fazla kontrol altında tutulamayacak da cübbeden fırlayacak gibi duruyordu. Elinde altın seviye bir asa tutuyordu.

İsim: Simple Seviye-38 Büyücü

  (ÇN: Simple diye bırakıyorum, gidip ‘Basit’ diye çevirdiğim taktirde kafama taş atarsınız diye korktum.)

……

  Bu kadını tanıyordum. Daha önce [Öncü]’nün kayıtlarına bakmıştım ve her seferinde, klanın başkan yardımcısının adı Simple’dı, ancak Simple’ın kadın olacağını düşünmemiştim. Hele hele bu kadının 10 üzerinden 8’lik bir güzellik olacağı hiç aklıma gelmemişti!

  Kadının asıl ismi Murong Yun’du ve kendisi aslen Jian Feng Han’ın gerçek hayatta ablasıydı, bilgilerim bunlarla sınırlıydı.

  Birkaç saniye sonra Simple gülümsedi: ‘’Kaygısız Xiao Yao, seni tanıyorum. Birkaç kez savaş videolarını izlemiş olsam da tam olarak yeteneklerini kavrayabilmiş değilim. Dediğin, [Öncü] klanımızda bir sürü yetenekli oyuncu bulunuyor ve gerek saldırı, gerekse savunma konusunda bir sıkıntımız yok. Ancak Jian Fen Hang yine de seni klanımıza almak istiyor, nedenini biliyor musun?’’

  Gülümsedim: ‘’Nedenmiş?’’

  ‘’Çünkü…’’ Lafına devam etmeden önce biraz düşündü: ‘’Çünküsü basit. Sen Ba Huang’daki en iyi şifacı da değilsin, en iyi tank da değilsin. Hatta en iyi saldırı puanına sahip olan adam bile sayılmazsın. Ancak bütün bunlara rağmen sen, en iyi şifacı, saldırı sınıfı ve tank sınıfının kombinasyonuna sahipsin. Hesaplamalarım yanlış değilse, sınıfını değiştirdikten sonra şifacı yeteneklerinden birini korumayı başarmışsın ve bu yetenek de [Tedavi] yeteneği!’’

  Gülümsedikten sonra konuşmaya devam etti: ‘’Bizler 50. Seviye ve üstü bosslarını avlamayı hedefliyoruz ancak, asıl problemimiz ana tankımızın saldırı puanındaki eksiklik. Ana tankımız bossa ne kadar saldırırsa saldırsın, bossun dikkati başka oyunculara kayıyor. Şifacılar ve büyücülerin bossun saldırıları altında kolayca can vereceğini düşünürsek, bu tür bosslarla başa çıkmamıza imkan yok. İşte bu yüzden de alternatif tank olarak seni düşündük. Hem iyi saldırı puanına sahipsin, hem de kendi canını doldurabiliyorsun. Yani tek başına bossun dikkatinin yarısını üzerine odaklayabilirsin. Bu sayede şifacılar ve büyücüler de büyük oranda rahatlamış olur. Üstelik bütün bunların yanında, akılalmaz derecede defansif yeteneklerin var. Bütün Ba Huang Şehri’nde, tank olmaya senden daha uygun başka biri yok!’’

  Rahatlamış ve gülümsemiştim: ‘’Demek mesele buydu. Sen söyleyince kendimi daha önemli biriymiş gibi hissetmeye başladım.’’

  Biraz düşündüm: ‘’Ancak…’’

  ‘’Ancak?’’ Jian Feng Han gergin görünüyordu, teklifi geri çevireceğimden korkuyor gibiydi.

  Biraz daha düşündükten sonra cevapladım: ‘’Ben özgürce dolaşmayı seven biriyim ve diğerlerinin emirlerine de uyma gibi bir huyum hiç olmadı. Yani başkaları tarafından kullanılmayı sevmiyorum.’’

  Simple bir kahkaha patlattı: ‘’Aslında bu büyük bir sorun değil. Sana görev atayacak ya da emir verecek değiliz. Hatta bundan ziyade sana [Öncü]’nün önde gelen oyuncularından biriymiş gibi davranacağız. Ayrıca bossun düşürdüğü eşyalardan kullanabileceğin bir şeyler olursa, sana vermekten çekinmeyeceğiz. Tek amacımız klanımızı kurabilmek.’’

   Daha direkt konuştum: ‘’İlk olarak [Öncü]’ye katılmayacağım, ikinci olarak karşılıksız yapılacak iyilikler istemiyorum, aynı zamanda boş laflara da kapım açık değil. Yani ilişkimizi çalışan ve iş veren bazında tutmayacaksak, mücadelelerinize katılmayı kabul etmeyeceğim.’’

Clang!

  Fushen asasını kaldırdı ve öfkeyle söylendi: ‘’Kimsin lan sen? Liderimiz seninle bu kadar düzgün konuşuyor ancak senin tavırlarına bak, ne sanıyorsun kendini? [Öncü]’ye katılmayakmış, hadi ya? Bu senin kararına kalmış bir şey mi sanıyorsun?’’

  Fushen’e bir bakış fırlatıp, güldüm: ‘’Silahını indir, ezik herif. Seninle tartışacak değilim. Her neyse, isteklerimi ve koşullarımı söyledim, karar Jian Feng Han’a kalmış.’’

  Simple bir şey söylemek istermiş gibi ağzını açtı ancak ağzından herhangi bir kelime dökülmedi. Güzel kadın ardından Jian Feng Han’a bakmaya başladı. Sonuçta klanın asıl lideri küçük kardeşiydi, kendisi değil.

  Jian Feng Han yumruklarını sıktı ve biraz düşündükten sonra söylendi: ‘’Öyle yapalım o zaman, isteklerini kabul edip, seni işe alacağız. Bize yardım edeceğin her boss savaşı için belirli bir ücret alacaksın. İksirler ve diğer malzemeleri biz karşılayacağız. Bossu öldürdükten sonra hangi ekipmanı alacağını sana bırakacağız. Şimdi… Her boss savaşı için kaç para istediğini söyle bakalım?’’

  Gülümsedim ve tek parmağımı kaldırdım.

  ‘’1000 altın mı?’’

  ‘’Hayır, 1000 RMB… O kadar da kötü biri değilim…’’

  Jian Feng Han ellerini birleştirip, gülümsedi: ‘’Tamam o zaman, dövüş başı 1000 RMB, anlaştık. Ancak henüz hazırlığımızı bitirmiş değiliz ve şu sıralar bosslarla ilgili bigli topluyoruz. Hazırlanmamız için 24 saatlik bir süre olduğuna göre şöyle yapalım Kaygısız: Sana 40. Seviyeye ulaşman için 24 saat vereceğim, 2. Resmileştirmeni aldıktan sonra %10’luk bir puan artışın olacak ve [Ateş Kılıcı]’nı öğrenebileceksin.’’

    Başımı öne doğru salladım: ‘’Tamamdır, anlaşıldı.’’

……

  Döndüğüm gibi ufak ormanı terk ettim.

  Ba Huang sınırlarında dururken biraz düşüncelere dalmıştım. Her savaş için 1000 RMB kazanmak iyi güzel de, neden içimde garip bir his vardı? Neyse boşver, muhtemelen 100 altından dolayıdır. Eğer Vahşi Kaplan’a meydan okumasaydım, Jian Feng Han da defansif ve ofansif yeteneklerimi fark etmeyecekti. Yine de olan oldu, elden bir şey gelmez. Bosslara yardım edeceğim, bir şey olacak değil ya?

Ding!

  Lin Wan Er’den mesaj geldi: ‘’Li Xiao Yao, [Öncü]’ye mi katılıyorsun?’’

  Şok olmuştum: ‘’Neden? Wan Er, bunu nereden öğrendin, kim söyledi?’’

  ‘’Hehe, demin Jian Feng Han, Çin Sunucu platformundaki Kahraman Notu kısmına yazmış: [Öncü] şu sıralar 50. Seviye ve üstü bosslarına meydan okumaya hazırlanıyor ve güçlü şifacıyı, Kaygısız Xiao Yao’yu saflarımıza katmış bulunmaktayız…’’

  ‘’Oh…’’ Açıklamaya çalıştım: ‘’Sadece boss savaşlarında yardım edeceğim, [Öncü]’ye katılmayı kabul etmedim.’’

  Lin Wan Er gülümsedi: ‘’Tamamdır, zaten senin [Öncü]’ye katılıp katılmaman konusunda endişelenmiyorum, beni şu an için endişelendiren tek şey, karnımın aç olması. Gel de bize bir şeyler ısmarla.’’

  ‘’Tamamdır, hemen geliyorum.’’

  ‘’Tamam.’’