Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

60. Bölüm Odak Değiştirme!

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

Döndüm ve Cehennem Tazısı’na doğru atıldım. Koştuğum sırada toprağa bir yumruk savurmuş ve [Bağlayan Zincirler]’i aktif etmiştim!

 Voosh!

  Yumruğum toprağa ulaşır ulaşmaz Feng Han birkaç adım yana atılmış ve koca bir ‘ISKA’ yazısıyla yeteneğimden kurtulmuştu. Aynı sırada evcil hayvanı olan Cehennem Tazısı da kuyruğunu sallayıp, geriye çekilmişti. Ne kontrol ama! Hem oyuncu hem de evcil hayvanı aynı anda yeteneğimi savuşturmak adına hamle yapmıştı!

 İlk önce Cehennem Tazısı’nı öldürmem lazımdı; aksi taktirde Bobo fazla dayanamayacaktı!

 Kılıcımı kaldırdım ve Cehennem Tazısı’na bir hamle savurdum. Ancak Feng Han’ın, yaratığı sürekli geriye çekeceğini hesaba katmadığım için bir türlü ona yetişememiştim. Aynı sırada arkamdan garip bir aura hissettim, Feng Han’ın kombosu geliyordu!

 Arkamı dönmeden önce vücudumu eğdim ve kılıcımı kaldırarak sırtımı korudum. Böylesine güçlü bir saldırıyı tam olarak savuşturamadığım için vücudum ileriye doğru atılmıştı. Yine de kılıcı çevirdim ve Feng Han’a ağır bir darbe savurdum!

 341!

 ‘’Eh…’’

 Saldırı puanımı görünce biraz şaşırmış gibi görünüyordu. Kılıcını aldı ve geriye çekildi. Can iksiri içmeyi de unutmamıştı. Bu sırada kombodan 3 darbe yediğim için canım neredeyse 0’a yaklaşmıştı; [Tedavi]’nin dolmasını bekledim ve elimi kaldırdıktan sonra yeteneği kullanarak 600 canımı doldurdum. Ancak o sırada Ufak Bobo acı dolu bir çığlık atıp, Cehennem Tazısı’nın pençeleri altında can verdi.

 Feng Han’I kovalama şansım olmadığı için vücudumu döndürdüm ve Cehennem Tazısı’nın peşine takıldım. Bobo öldüğüne göre Feng Han’ın evcil hayvanını da öldürmem gerekiyordu. Lakin yaratık kuyruğunu kıstırıp, kaçmaya başlayınca olduğum yerde donakalmıştım. Diğer bir tarafta canını tamamen doldurmuş olan Feng Han kılıcını kaldırdı ve bana doğru atıldı!

 Kendi yarattığım kombo henüz dolmadığından, oyunun kombosunu kullanıp, dua etmeye başladım!

 Voosh!

 Bana üç adım mesafede Feng Han durmuştu. Kılıcımda altın bir altıgen belirdikten sonra Kombo’mun başlayacağını fark etmiştim. Bu saldırının boşa gitmesine izin veremeyeceğim için hemen ileri atıldım!

 Kim Feng Han’ın geri çekilip, Cehennem Tazısı’nı peşime yollayacağını düşünebilirdi ki?

 ‘’İşim bitti…’’

 Kalbim dört nala koşmaya başlamış ve Feng Han’ın durumdan yararlanıp, aktif ettiği kombosuna karşı yapacak hiçbir şeyim kalmamıştı. Ardı ardına aldığım 3 darbeden sonra oracıkta can verdim.

…….

Voosh!

 Yakınlardaki mezarlıklardan birinde belirdim ve ekipmanımı kontrol ettim. Bir şey düşürmemiş olsam da modum bir hayli düşmüştü. Olay yeteneklerimde değil, oyun bilgisindeki eksikliğimdeydi…Bu yenilginin tek sebebi, Feng Han’ın uyguladığı mantık dolu taktiklerdi.

 5 dakika boyunca Feng Han’ın yaptığı hamleleri düşündüm; hem kendisini hem de evcil hayvanını kontrol edip, üst üste saldırı yaparak rakibinin canını indiriyordu. [Tedavi] yeteneğim olsa bile kısa sürede can vermiştim. Taktikleri oldukça açıktı lakin; tepki süresi bir hayli hızlı olduğundan duruma ayak uyduramamıştım.

 Neyse, ilk önce geri dönelim!

 10 dakikalık yolculuğun ardından cesedimin olduğu yere geri döndüm. Uzaktan, elinde kılıcını tutmuş ve ağacın altına kurulmuş Feng Han’ı görebiliyordum. Herif benim cesedimi inceleyip, dirilmemi bekliyordu. Bir kez daha mı mücadele etmek istiyordu!?

 Voosh!

 Dirilmek için tereddüt etmedim ve öldüğüm için bir de seviye düşmüştüm. Hemen [Tedavi]’yi kullanarak canımı doldurdum ve kılıcımı çektim. [Kılıç Fırtınası] otomatikman devreye girdi. Aynı zamanda Bobo’yu da çağırdım. Bu sefer karşı saldırıya geçmem lazımdı zira, aksi taktirde yine kaybedecektim.

 Feng Han uzaktan bana bir bakış fırlattı: ‘’Kaygısız Xiao Yao. Hiç fena değilsin, biraz da olsa beni zorladın. Cidden senin gibi rakipler bulmak hiç kolay değil, Ba Huang’ı göz önünde bulundurursak, muhtemelen o şehirde senin kadar güçlü en fazla 10 adam vardır!’’

 Cevapladım: ‘’Eee?’’

 ‘’Eesi gözüme girdin, [Öncü]’ye katılmaya ne diyorsun?’’

 Kılıcımı göğsüne doğrultup, cevap verdim: ‘’Gözüne girdim demek, öyle mi? Dur bekle de önce seni öldüreyim, sonra meseleyi üsteleriz!’’

……

 İleri atılıp, Feng Han’a doğru saldırıya geçtim.

 Feng Han bir kahkaha patlatmış ve yavaş yavaş kılıcını kaldırmıştı. Çoktan nereye hamle yapacağımı çözmüş gibi görünüyordu.

 Clang!

 Kılıcını kaldırdı ve zıplayarak oturduğu yerden doğruldu. Yapraklar ayaklarının altında ezilirken bir anda ayağını uzatmış ve havaya bir tekme savurmuştu!

 Vücudum havada serbest düşüyordu, yine de Feng Han’ın giydiği zırhın omuz kısmındaki zincirlere tutunduğum gibi pozisyonumu değiştirmeyi başarmıştım. Feng Han’ın etrafında döndükten sonra havaya koca bir ‘’ISKA!’’ yazısı fırlamış ve tekmesinden kurtulmuştum. Bu esnada yere yuvarlandım ve sol elimde toprağa bir yumruk savurdum.

 Clang!

 Ne yazık ki Feng Han’ın tepkisi yine hızlı olmuş ve [Bağlayan Zincirler] başarılı olamamıştı. Birkaç adım geriye çekildikten sonra koca bir ‘’ISKA!’’ yazısıyla hamlemi atlattı. Kılıcından parıltılar yayılmaya başlamıştı ve herif zaman kaybetmeden Bobo’ya doğru atıldı; Bobo da boş durmamış ve kombosunu kullanmaya koyulmuştu!

 BangBang!!

 Ardı ardına gerçekleşen saldırıların sonucunda Feng Han’ın canı 500’e düşmüştü! Her ne kadar Bobo iki saldırıda herifin canını bu kadar düşürebilmiş olsa da, kendi canı da 100’e kadar inmişti. Cehennem Tazısı kükredi ve Bobo’yu öldürmek için ileri atıldı!

 Voosh!

“+600!”

 [Tedavi]’yi kullanarak Bobo’nun canını doldurdum zira, Bobo’nun ölmesine izin verirsem, Feng Han’a karşı kazanma şansım kalmazdı!

…….

 Bobo’ya geri çekilmesi için talimat verdim. Arı Lordu’nun çevikliği bir hayli yüksek olduğundan yaratık hemen yanıma gelmişti. Cehennem Tazısı ve Feng Han’ın saldırıları havayı kesmiş ve ‘’ISKA!’’ yazılarıyla hamleleri başarısız olmuştu. Bu esnada zaman kaybetmeden ileri atıldım ve Kombo’mu kullanmaya başladım! Hedefim Cehennem Tazısı’ydı!

“397!”

“422!”

“447!”

 Ne yazık ki 3 saldırı yapmış olsam da Cehennem Tazısı’nın yarı canını indirebilmiştim.

 Cehennem Tazısı kükredi ve göğsüme doğru bir pençe savurdu. Vücudumu döndürerek kılıcımla yaratığın pençesini kestim. 200’ün üstünde vurmuş olsam da, hamleyi atlatamadığım için canım yarıya inmişti. Anında geri çekildim ve Bobo’ya Cehennem Tazısı’na saldırması için talimat verdim!

“Ah?”

 Feng Han garip garip gülüyordu. Muhtemelen kendi taktiğini ona karşı kullanacağımı düşünmemişti.

 Bang!

 Feng Han Cehennem Tazısı’na bir tekme atmış ve yaratığı geriye uçurmuştu. Bu esnada kılıç ustalarının [Hız] yeteneğini kullanıp, kendi saldırı atağını %8 ve hareket hızını da %4 artırmıştı. Yaratığa tekmeyi savurduktan sonra kılıcını kaldırıp, Bobo’ya doğru atıldı!

Boom!

“389!”

 Göz açıp kapayıncaya kadar Bobo’nun canı kırmızı bölgeye düşmüştü. Feng Han’ın toparlanması ve tepki vermesi akılalmaz derecede hızlıydı. Bunların yanında herifin durumu kavrama yeteneği de üst seviyeydi. Gerçekten korkutucu bir rakipti; zaten öyle olmasaydı, Yan Zhao’yu üst üste yenmesi de söz konusu olamazdı!

……

 Bobo’ya kaçması için talimat vermiş ve kılıcımı aldığım gibi Feng Han’dan uzaklaşmaya başlamıştım. Sakin sakin bir can iksiri içip, canını fulledi. Karşıma ikisini de aynı anda alırsam, öteki dünyayı boylayacağıma şüphe yoktu!

“Hey!”

 Feng Han kılıcını indirip, yakınındaki çimleri doğramaya başladı. Suratına korkunç bir gülümseme oturmuştu: ‘’Kaygısız Xiao Yao! Düşünüyordum da, gerçekten özel birisin. Yine de seni öldürmek istediğim zaman kaçabileceğini mi düşünüyorsun? Hayal kurmaya devam et!’’

“……”

 Koşmaya devam ettim. Saldırılarım ve taktiklerim Feng Han tarafından okunduğu için şansım kalmamıştı. Dürüst olmak gerekirse oyun becerilerim bu kadar kötü olmasaydı, [Fetih]’de 3 milyon küsürüncü sırada yer almazdım.

……

 Feng Han gitgide yaklaşıyordu. Kılıcını neredeyse sırtımda hissedebiliyordum. Her ne kadar bu iğrenç bir his olsa da elimden bir şey gelmiyordu. Evcil hayvanımı çok iyi kullanamıyordum ve açıkçası Ufak Bobo’nun saldırı düzenleri bana hiç yakın gelmiyordu. Kazanmak için bir yol olup olmadığını bilmiyordum. [Kombo] ve kendi yarattığım kombom kolayca savuşturulduğundan, saldırı yapabileceğimi bile düşünmüyordum!

 Etrafa bir göz gezdirdim ve ormanın içinde 3 tane 39. Seviye Kar Tavşanı gördüm. Bir anda aklımda bir fikir belirmişti. Neden olmasın?

 Kılıç elimde, Ufak Bobo arkamdaydı. Birkaç saniye sonunda ufak bir tepeye ulaşmış ve tepeden atladığımız gibi ormana dalmıştık!

 Voosh!

 Ayağım kaydığı için çalılara yuvarlandım. 3 Kar Tavşanı da anında sinirlenmiş ve bana doğru saldırmaya koyulmuştu!

 Arkamda duran Feng Han gülümsedi: ‘’Boşa uğraşıyorsun…’’

 Başımı çevirdim ve Kar Tavşanlarının fırlattığı kozalakları görünce Ufak Bobo’ya bir yumruk savurdu! Aynı zamanda Bobo da da bana iğnesiyle saldırmıştı. Aramızda hamle değiş-tokuşu yapmıştık!

……

‘’Hassiktir!’’ Feng Han’ın suratı ekşidi: ‘’Hay böyle işe, nasıl aklıma gelmedi…’’

 Aynen öyle, odak değiştirme!

 Odak değiştirme vahşi yaratıklara işleyen bir taktikti. Aslında 3 tavşanın da odağı benim üstümdeydi ancak ben başkasına saldırdığım için odakları hemen değişmişti. Bobo da bana saldırmış ve bu meseleyi tekrar etmişti. Bu yüzden odak bizden ayrılarak, Feng Han’ın üstüne yerleşmişti!

 Tırırırırımm…

Kozalaklar havada ıslık çalarak uçmaya devam etti ve---

“276!”

“298!”

“304!”

……

 Feng Han’ın canı neredeyse sıfırlanmıştı ve kar odaklı yaratıklardan aldığı saldırı sonucunda vücudu karla kaplanmış, hareket hızı yavaşlamıştı. Aynı zamanda Cehennem Tazısı da bana doğru atılmıştı. Muhtemelen ölümünde beni de yanında götürmek istiyordu!

 Voosh!

 Kılıcımı kaldırdım ve Feng Han’a bir hamle savurdum. Kükredikten sonra 0.2 saniye boyunca hazırlanmış ve [Rüzgar Kılıcı]’nı herifin boynuna doğru savurmuştum!

“OLAMAZ!…”

Feng Han’ın ağzından yalnızca bir kelime dökülmüş ve herif yere yığılmıştı.

“579!”

……

Cehennem Tazısı da onunla birlikte ortadan kaybolmuş ve kılıcımı kınına geri sokmuştum. Feng Han arkasında yalnızca birkaç tane can iksiri bırakmıştı. Hemen Kar Tavşanları’nda kaçınmak adına birkaç yüz metre koştum.

 Derin bir nefes almadan edememiştim. En azından intikamımı almıştım. Kasmak için başka bir yer bulmam lazımdı zira; daha fazla burada kalamazdım.

 Gece boyunca ormanın diğer tarafında sayısız Kar Tavşanı kesmiş ve 32. Seviyeye geri dönmüştüm. Feng Han ortalıklarda görünmemişti. Kendisi 37. Seviyede olduğundan 1 seviye düşmesi gerçekten büyük bir kayıptı. Muhtemelen bu kaybını kapatmak adına yaratık kesiyordu.

---