Oha lan djdbfhxhfnfh konustuklari seye bak arkadas ... Dong cheng dede hic utanma yok :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
416. Bölüm Qi Duvarı
[Dönen Kılıç SV-1] (SS-seviye): Kılıcı havayla kontrol eder. Kılıcı özgürce kontrol ederek hedefe saldırabilirsiniz. Yetenek seviyesi artıkça saldırı hasarı da artacaktır. 70 mana kullanır ve 30 saniyelik dolma süresi vardır. Bu yeteneği öğrenmek 100,000 altın ve 30 karizma gerektirir!
Yeteneğin özellikleri gayet açıktı; lakin yeteneği daha önce kullanmadığım için deneyecektim.
Aktifleş!
‘’Heng!’’
Sistem bana hangi kılıcı kullanmak istediğimi soruyordu. İmparator Qin’in Kılıcı’nı ana saldırı ve defans silahım olarak kullandığım için, yetenek adına seçimimi Soğuk Demir Kılıç’tan yana kullandım. Çok geçmeden önümdeki sekme değişmiş ve benden bir yol çizmem istenmişti. Saldırının menzili 50 metreydi, ve düz ile eğik saldırılar yapabilecektim. Yani kılıcın izleyeceği yol tamamen benim isteğime dayalıydı. Tsk, bu yetenek cidden insanı yoruyordu.
İçten içe keyiften dört köşeydim. Daha önce Matcha’nın söylediği gibi, yeteneği aktif etmek ne kadar zorsa, ortaya çıkaracağı etki de bir o kadar fazlaydı. 1.Seviye [Dönen Kılıç]’ı kontrol etmek yeterince zordu, ve kim bilir bu yetenek 10.seviyeye çıktığında neler olacaktı!
Yörüngeyi belirledikten sonra saldırı başlayacaktı.
‘’Keng!’’
Soğuk Demir Kılıç kınından fırlamış, ve omzumun yanında süzülmeye başlamıştı. Düşüncelerim dahilinde ilerleyen kılıç ‘Shua!’’ havayı delip geçerek beraberinde soğuk rüzgarları götürüyordu. Daha önceden belirlediğim yörüngeyi izleyerek ileriye atıldı. İmparator Qin’in Kılıcı’yla iki hamle yapıp, Soğuk Demir Kılıç’a saldırdım. Sadece bu hamleyle bile rakibin iki ciddi darbe alacağı ve muhtemelen öleceği aklımda kesinleşmişti.
Pa!
Kılıcımı kavrayıp, tekrar kınına soktum. Keyifliydim. Bu yeteneğe dair bir şeyler öğrenmiştim. Bir sonraki adımda bu yeteneği çalışacak ve yeteneğe aşinalık kazanmaya uğraşacaktım. Yetenek SS-seviye olsa dahi diğer SSS-seviye yeteneklerin çoğundan daha kullanışlıydı. Saldırı konusunda kendimi geliştirmeyi başardığımda, rakiplerim bu saldırının altında can verecekti. Üstelik bu taktikte kılıç vücudumu terk ediyordu. Yani rakibi beklenmedik bir şekilde yakalama olasılığım fazlaydı.
Keyifle İmparator Qin’in Kılıcı’nı da kınına soktum. Başımı çevirip baktığımda, bana gülümseyen Frost’un suratını görmüştüm, ‘’Nasıl ama?’’
Gülümseyerek eğildim, ‘’Süper!’’
Frost gülümsemeden edememişti, ‘’Evet, başka ne öğrenmek istiyorsun?’’
Söylendim, ‘’[Qi Zırhı] maceraperestler arasında epeyi yaygın. Usta, daha güçlü bir koruyucu yeteneğin var mı? Ejderha Şehri’ne ait olduğum için diğerleriyle aynı şeyleri öğrenemem.’’
Frost başını öne salladı, ‘’Aslında, 14 yaşımdan beri Kral Luo Lin’i takip ediyordum. Aradan 9 yıl geçti bile. [Qi Zırhı] tekniğine gelirsek…17 yaşındayken Kraliyet Alemi’ne adım atmıştım. Bu yüzden, boş zamanımda [Qi Zırhı]’na benzer farklı bir teknik yarattım. Ejderha Şehri’nin gizli sanatlarıyla normal teknikleri karıştırmıştım. Bu yeteneği öğrenmek istiyor musun?’’
‘’Evet! Adı ne peki?’’
Frost elini uzattığında önümde bir sekme daha belirmişti.
[Qi Duvarı] Sv-1 (SS-Seviye): Savaş Qi’sini duvara dönüştürerek kullanıcının vücudunu korur. Büyüye bile dayanabilen heybetli bir savunma duvarı oluşturur. Her artan yetenek seviyesi büyü ve savunma direncini %20 artıracaktır. Dayanıklılık saldırı puanı ve savunmayla doğru orantılıdır. 70 mana harcar, 60 saniye dolma süresi vardır. Öğrenmek için 1000 altın ödemeniz gerekir.’’
Hayran kalmıştım. [Qi Duvarı]’nın etkisi barizdi. Qi’yi hasarı azaltmak için değil, direkt vücudu korumak için kullanıyordu. Ve etkisi de muazzamdı, etki orantılı bir şekilde dağıldığından kullanıcının defansı da artıyordu. 1.seviyede defans ve büyü direnci %20 artacaktı. Yani bu mantıkla, 10.seviye [Qi Duvarı] kullanıcının defansını ve zırhını %200 artıracaktı. Evet, belki yetenekler kıyaslandığında ilk başlarda [Qi Zırhı] daha iyi görünse de, seviye arttıkça [Qi Duvarı] heybetini sergileyecekti. Düşünecek bir şey kalmamıştı!
Özellikle de saldırı ve defansım diğerlerinden yüksek olduğu için, üçüncü seviye [Qi Duvarı], 10.seviye [Qi Zırhı]’nı solda sıfır bırakacaktı. Sonuçta 4200 defansım vardı ve %60’lık artışla kimse defansımı delemeyecekti. Tabii Wan Er gibi rakibin defansını görmezden gelebilen istisnalar da mevcuttu….
[Qi Duvarı]’nın etkisinde baktığımda sormadan edememiştim, ‘’Frost, bu…[Dönen Kılıç] için o kadar para istemiştin; ancak [Qi Duvarı] için niye bu kadar az istiyorsun? Mantıksız sanki…’’
Frost sırıttı, ardından etrafa bakıp kimsenin olmadığını görünce suratıma yanaşarak kulağıma fısıldamıştı, ‘’Çünkü bu yeteneği ben yarattım, yani sana vermekle herangi bir sıkıntıya girmeyeceğim. Ejderha Şehri de durumu fark etmeyecektir, yani sadece yeteneği oluşturduğum için ufak bir miktar talep ediyorum…’’
‘’Telif hakları…’’ dudaklarımı büktüm, ‘’Telif haklarını bile biliyor musun yani?!’’
Frost gözlerini kıstı, ‘’Kadim kitaplarda bazı şeyler görmüştüm, ve kullanayım dedim. Sorun olmaz değil mi?’’
‘’Yok canım, ne problemi hahaha…’’
Elimi havaya sallayarak yeteneği öğrendim. [Qi Duvarı] hayatta kalma şansımı artıracak, ve [Dönen Kılıç] da bana sağlam bir ölümcül etki katacaktı.
‘’ARGH!’’
Hafiften kükreyerek yeteneği aktif ettiğimde, Qi’den oluşan kızıl yılanlar vücudumu kaplamaya başlamış, ve magmaya benzeyen bir Qi duvarı oluşmaya koyulmuştu.
“Eh…..”
Daha ağzımı bile açamadan buz enerjisiyle kaplı Frost’un yumruğuyla karşı karşıya kalmıştım!
Peng!
[Qi Duvar] titremiş ve geriye uçan vücudum 4427 hasar almışt. ‘’Peng!’’ Köşedeki taş sütuna çarptığımda ancak durabilmiştim. Frost yanıma gelerek kalkmama yardım etti, ‘’Vuu, üzgünüm. Savunmanın o kadar zayıf olacağını düşünmemiştim. Biraz fazla güç kullandım sanki…’’
Birkaç kez öksürdükten sonra [Qi Duvarı]’Na baktım. Duvarın sadece %7 dayanıklılığı kalmıştı. Kim bilir Frost’un ne kadar gücü vardı, sordum, ‘’Tam olarak ne kadar güç kullandın?’’
‘’%10…’’ Frost’un sözleri adeta kalbime saplanan bıçaklar gibiydi. Suratımdaki hüzün dolu ifadeyi gören genç kadın durumun farkına varmış, ve aniden koluma yapışmıştı, ‘’Üzülme sakın. Aslında güçlüsün, en azından diğer maceraperestlerle aranda büyük bir güç farkı var. Artık Ejderha Şehri’ne olduğum için, ejderha gücünü emebiliyorum. O kadar yıl çalışmasaydım bu kadar güçlü olamazdım. Bir gün sen de benim gibi olacaksın…’’
Başımı öne salladım, ‘’Tamam…’’
Ayağa kalktıktan sonra omuzlarımdaki karları silkeledim, ‘’O zaman ben çalışmaya gidiyorum. Frost, bu gözcü kulesinde durmaya devam mı edeceksin?’’
Frost dudaklarını yaladı, ‘’Ejderha Şehri insanları, ay elflerini ve rüzgar elflerini koruyan bir bariyerdir. Kuzeydeki şeytani güç gitgide artıyor. İçimde kötü bir his olduğu için buradan ayrılmayacağım. Bu meseleyi başkasına devredemem. Merak etme, gerçek bir tehlikeye uğradığımızda, Yedi Krallığa haber yayacağız!’’
Başımı öne salladım, ‘’Tamamdır, ben gidiyorum!’’
‘’Tamam. Sıkı çalış!’’
Işınlanma kağıdını çıkardığım gibi gökyüzünden vücuduma bir ışık hüzmesi indi. O esnada Frost’un dudaklarından dökülen sözleri de duyabilmiştim, ‘’Geri dönmeyi unutma…’’
Shua!
Ba Huang’a dönüp, ekipmanları takip ettirdim ve şehirden çıkarak Wan Er’e mesaj attım, ‘’Hanımefendi, göreviniz nasıl? Şimdi yola çıktım!’’
Wan Er cevapladı, ‘’Tamam. Direkt hedefimin olduğu yere gel. Görevim seninkinden farklı. 3000 tane 85.seviye Hayalet yaratık öldürmem lazım. Hızlı gel, Dong Cheng yardıma geldi bile. Sen de katılırsan sorun kalmayacak.’’
‘’Tamamdır, geliyorum!’’
Ba Huang’dan çıktığım gibi Fan Shu Şehri’ne yöneldim. Yol boyunca karşıma çıkan bütün yaratıklara karşı [Dönen Kılıç]’ı kullanıyordum. Soğuk Demir Kılıç omzunda süzülüyordu. Yeteneği üst üste kullandığım için Fan Shu’ya vardığımda yetenek 2.seviyeye fırlamıştı.
Aynı esnada yeteneğin detayları da değişiyordu. Artık havada iki kez dönebiliyordu!
Tam önümde, 77.seviye sırtlan benzeri bir yaratık duruyordu. Yaratığı hedef olarak aldım ve Soğuk Demir Kılıç öne frırladığı gibi yaratığın vücuduna saplandı, ve hemen ardından dönerek geri geldi. Elimi havaya salladığım gibi kılıç ikinci saldırısına geçti. Sırtlana tekrar saplandı ve yaratık sıradan bir hayvan olduğu için acı dolu çığlığıyla can verdi.
‘’Keng!’’
Soğuk Demir Kılıç direkt kınına dönmüştü. İmparator Qin’in Kılıcı elimde, koşmaya devam ettim. Frost’un tekniği cidden muazzamdı!
Fan Shu’ya doğru koşmaya devam ederken manzaranın değiştiğini görüyordum. Vadiye girdiğimde mesafede sırtlan katleden iki güzellik görmüştüm. 1000 tane daha öldürmeleri gerekecekti, ardından 1000 kaplan ve 1000 leopar öldürerek görevi bitireceklerdi.
Güzeller güzeli hanımefendi hançeriyle sırtlanları avlıyordu. [Buz Saçağı Hortumu]’nu kullanınca yaratıklar acı dolu birer çığlık atmıştı.
Çalılıklardan çıktığım gibi yaratıkları öldürmeye başladım. Sol elimi kaldırdıktan sonra Soğuk Demir Kılıç kınından fırlamıştı. ‘’Shua!’’ Havada derin bir ay çizen kılıç Wan Er’in etrafındaki sırtlanlara saldırdı. Ardından tekrar geri dönerek sırtlanlara bir kez daha saldırmıştı. Bir saniyelik sürede 20 tane sırtlan öldürmüştüm!
Wan Er bana bakarak gülümsedi, ‘’Nihayet gelebildin!’’
Başımı öne sallayarak gülümsedim, ‘’Evet, biraz geciktim, o yüzden sinirlenmeyin bakayım. Ba Huang’la Fan Shu arası çok uzak…’’
Wan Er gülümsedi, ‘’Evet, ana şehirler arasındaki ışınlanma meselesini yapmayacaklarmış. Yani böyle devam edecek durum!’’
‘’Diyorsun…’’ Dong Cheng Yue’ye baktığımda, genç kadının bana yaşlı gözlerle baktığını görmüştüm. Bunu görünce şaşırmıştım, ‘’Ne oldu? Dong Cheng?’’
Dong Cheng Yue dudaklarını bükerek tatlı ve hüzün dolu sesiyle söylendi, ‘’Xiao Yao, seni özledim…’’
Gözlerimi kısarak sordum, ‘’Ne oldu? Periyodun mu geldi…’’
Dong Cheng Yue çığlık attı, ‘’Nereden bildin…’’
Dudaklarımı büktüm, ‘’Boşver…Hadi yaratıkları öldürelim…’’
[] [] []
Magnec