adam buglı karakter gibi.. sürekli büyülerini aktif ediyor bekleme süresi yok saçmasapan bir karakter. kesin oyunun kurucu üyelerden biridir bu dingil. şikayet edin kardeşim nasıl senin kılıcını şikayet ettilerse sizde adamı şikayet edin nerflesinler yelpazeli ibineyi.
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
399. Bölüm Acı Gerçekler
İki kılıcımla ileriye atıldım. Kara Büyü Zırhım parlıyor, Hükümdarın Pelerini rüzgar eşliğinde dalgalanıyordu. Sol omzumu hafif büktüğüm gibi [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’yle [Efsane]’den bir grubu öteki dünyaya postaladım. Aynı esnada kükrüyordum, ‘’Benimle saldırın! Eğer ölürsem, ilerlemeye devam edeceksiniz!’’
Tabii 500 büyücüye karşı saldırıya geçerken ölüp ölmeyeceğim konusunda herhangi bir şey bilmiyordum. Şu anda yapabileceğim tek şey büyücülerin [Mana Kalkanları]’nı kırarak, gerisini bizimkilere bırakmaktı.
“Hong hong hong…”
Ateş topları göğsüme çarpıyordu; lakin Kara Büyü Zırhı’nın etkisi gün yüzüne çıkmıştı. ‘ISKA!’lar havaya uçuşuyordu ve üstelik, bütün vücudum büyü direnci veren ekipmanlarla kaplıydı. Büyücülerin çoğu 300-900 arasında vurabiliyordu. Tabii Sevgili Duck ve yedi-sekiz Şifacı da beni takip ettikleri için, 8000 cana sahip olan şahsımı öldürmeleri kolay değildi.
Alevli Kaplan Tanrısı [Ateş Zırhı]’nı aktif ederek saldırıyordu; lakin çok geçmeden hayatını yitirmişti. [Efsane] oyuncuları kaplanımı rahat bırakmıyorlardı ve muhtemelen bunu yapmaları için Xuan Yuan Feng’den talimat almışlardı.
……….
Işık hüzmesine dönen ufak kaplanım evcil hayvan barıma yollandı. Aynı esnada, gökyüzünde [Ruh Ordusu] belirmiş ve [Yedi Yıldız Işınlanması]’nın pozisyonları toprağa oturmuştu. Kaşla göz arasında ışınlandım. İmparator Qin’in Kılıcı ve Soğuk Demir Kılıç’ımla büyücüleri biçiyordum. Hemen ardından bir kez daha ışınlandım. İşte bu şekilde, sürekli ışınlanarak 30 saniyede çok sayıda okçu ve büyücü öldürmeyi başarmıştım.
‘’Siktir, Kaygısız Xiao Yao’yu yakalamanın bir yolu yok. Ne yapacağız?’’ [Efsane]’nin şaşkına dönen Bayrak Taşıyıcıları’ndan biri söylendi.
Xuan Yuan Feng’in gözlerinde soğuk birer ifade vardı. Herif haritadaki kızıl hedefi göstererek söylendi, ‘’Aldığımız bilgilere göre, Beş Mohist Parşomeni’ne ait bu yeteneğin adı [Yedi Yıldız Işınlanması]. Yeteneği kullanarak sadece 7 yere ışınlanabiliyor. Bu 7 yere odaklanıp, yeteneklerinizi sürekli aktif edin. Bakalım bundan da kurtulabilecek mi!?’’
Kaşla göz arasında gökyüzünü bir alev hüzmesi kaplamış ve canım yere düşmüştü. Hemen Sevgili Duck ve diğer Şifacıların yanına çekildim. Xuan Yuan Feng akıllı bir adamdı ve [Yedi Yıldız Işınlanması]’nın zayıf yönünü hemen kavramıştı. Artık yapacak bir şeyim yoktu. Yeteneği bir insanı öldürmek için kullanabilirdim; ancak grupları karşıma almak akıllı bir hareket olmayacaktı.
Ön saflarda, Yaşlı K, Li Mu ve Wang Jian’ın durmadan saldıran figürlerini görebiliyordum. Nazik Dokunuş büyücünün göğsüne yaptığı hamleyle rakibini yere yığdı. Aynı esnada vücudu alevler içinde kalınca bir durumu anlamıştım. Zhan Long üst-seviye oyuncularını kaybetmeye başlamıştı.
Acı dolu çığlıkların arasından formasyonu atıldım. Ölen her klan üyemiz için bir adam öldürüyordum. Rakibin sayısı azalmaya başlayınca, [Efsane]’nin merkez formasyonuna ilerlemeye başladık. Nihayet, verdiğimiz onca kaybın sayesinde Xuan Yuan Feng’in sahip olduğu uzun mesafeli oyuncuları öldürmeyi başarmıştık. Bunun sonucunda…Zhan Long’dan geriye 100 yakın mesafe oyuncusu kalmıştı. Uzun mesafe ve destek tipi sınıfları da sayarsak, sayımız 300’ü geçmiyordu.
……….
‘’Gebertin!!’’
Öteki taraftan Karanlık Bulutlar’ın sesi geldi. Herif [Kapıdaki Düşman]’dan kalan herkesi yanına almış, ilerlemeye koyulmuştu. Çaresizce bir çabaydı. Dört Sembolün Koruyucusu yetenekleriyle rakibi yerle bir etmeye devam ediyordu. Ne yazık ki, her iki tarafta da ölen oyuncu sayısı aynıydı, ve [Kapıdaki Düşman]’ın ilk başlarda sahip olduğu 11,000 kişilik ordudan geriye 1,000 kişi kalmıştı.
[Kan Kontratı]’nın hali daha fenaydı. Muhtemelen heriflerin sadece 100 oyuncusu vardı!
‘’Bakın!’’
Kılıcımı öne uzatıp, kükredim, ‘’Kardeşlerim, [Efsane]’nin merkez formasyonuna ulaştık sayılır. Eğer saldırıya devam edersek onları gebertip, [Efsane]’yi haritadan silebiliriz!’’
Herkes ileriye atıldı. Alevli Kaplan Tanrısı’nı dokuzuncuya çağırıyordum. Durmak nedir bilmeyen figürümdeki iki kılıç savaş alanını kesip biçiyordu. Kılıçlarıma can veren oyuncu sayısı korkunçtu. Benim olduğum çizgide kandan başka hiçbir şey görülemiyordu. Elimi havaya salladığım gibi [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni kullandım. İşte bu yetenekle [Efsane]’nin ana formasyonuna ulaşan ilk isim olmuştum. Kılıçlarım ellerimde, Zhan Long’un diğer oyuncularını almak için geri dönmek istiyordum.
Lakin tam o esnada kulaklarıma tanıdık bir ses geldi. Ses Bai Qi’ye aitti. Herifin iki bacağı da buzlarla kaplanmış, ve göğsüne oklar yapışmıştı. Vücudu yerle bir oldu desek yanılmış olmazdık. Acı dolu bir çığlıkla diz çöktüğünde, elindeki baltasını yere düşürdü, durumu kabullenmek istemiyordu, ‘’Şerefsiz herif, yine sensin, Fang Ge Que…’’
Fang Ge Que’nin [Sarmal Buz Dansı] onu avlamıştı. Üstelik, Fang Ge Que klanından 3000 eliti alarak bize doğru geliyordu. Nihayet onun dikkatini çekmeyi başarmıştık.
‘’Sikeyim!’’
Yaşlı K baltasını kaldırdı, ‘’Fang Ge Que’yi geberteceğim!’’
Hemen uzaktan bağırdım, ‘’Yaşlı K, çabuk buraya gel! Kardeşlerini mezara mı götürmek istiyorsun?!’’
Lafımı bitirdiğim gibi ileriye atıldım ve elimi açarak [Virane Diyar]’ı aktif ettim!
“Shua!”
Üç İmparator Qin’in Kılıcı gökyüzüne atılmıştı ve ‘’Keng!’’. Fang Ge Que birkaç adım geriye çekilerek yeteneği atlattı. Uzaktan bana bakıp, gülüyordu, ‘’Kaygısız Xiao Yao. Hala hayattasın demek. He he, güçlü şerefsiz…’’
Belki de varlığım Fang Ge Que’yi tehdit ediyordu; bu yüzden herif beni kovalamayı tercih etmemişti. Yaşlı K ve Li Mu’nun önderliğindeki 300 Zhan Long oyuncusu [Kapıdaki Düşman] ve [Kan Kontratı]’na desteğe gidiyordu. Bir saate kalmadan 5,000 kişiden 1,500 kişiye düşmüştük. [Efsane] de bizden daha iyi sayılmazdı; zira adamların 4,000 oyuncusunu öldürmeyi bilmiştik.
……
‘’Gidelim!’’
Kılıcımı salladığım gibi, mesafedeki yükseltiye işaret ettim, ‘’Şuraya çekilip, tepeyi alalım. Eğer Fang Ge Que ve adamları bize saldırmaya çalışırsa, onlara karşı avantajlı olacağız. Eğer gelmezlerse, o zaman saldırmak için fırsat kollarız!’’
Karanlık Bulutlar onayladı, ‘’Tamamdır!’’
1500 oyuncu tepeye ilerliyordu. Tepedeki oyuncuların çoğu [Kapıdaki Düşman]’a aitti. Savaş alanına baktığımda, Jiu Li Şehri’nin rozet ışıkları gökyüzünü kaplıyordu. Buna karşılık Ba Huang rozetlerinden iz yoktu. Son durum gerçekten de hiç iyi değildi---
Jiu Li Şehri : 52,737 insan
Ba Huang Şehri: 17,639 insan
……
Hafiften yorulmuş gibi görünen Karanlık Bulutlar büyük kayalardan birine kuruldu. Elindeki uzun kılıca bakarken söyleniyordu, ‘’Yenebileceğimizi düşünmüştüm; ancak [Zhan Long] ve [Efsane] arasında bu kadar fark olacağını hayal bile etmemiştim. Xiao Yao, sen de [Efsane]’ye karşı koyarken korkuyor musun? Şu anki halimizle [Efsane]’yi yenemeyiz…’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet, [Efsane]’nin hala daha 10,000 adamı var; ve buna karşılık bizim halimiz içler acısı…’’
Han Bei Song yumruklarını sıkarak söylendi, ‘’Hey! Pes mi edeceğiz yani? Fang Ge Que’nin kibirli kibirli Şehir Koruma Fermanı’nı almasını mı izleyeceğiz? Ba Huang’lı kardeşlerimiz bunun için mi savaştı!’’
General Li Mu söylendi, ‘’Belki bir fırsat çıkar. Şimdilik sabretmemiz lazım.’’
Wang Jian başını öne salladı, ‘’Evet, daha savaş bitimine 17 saat var. Zi Feng Kalesi’ni kimse almayı başaramadı, yani Ba Huang’la Jiu Li Şehri arasındaki NPC savaşının kazananı belli değil. Bu yüzden, şansımız yok değil…’’
Karanlık Bulutlar söylendi, ‘’Aslında, asıl sorun [Efsane]’nin 10,000 oyuncusu. Eğer onları yok edebilirsek, o zaman…Jiu Li Şehri’nin diğer 40,000 oyuncusunu da alt edebiliriz gibi.’’
Derin bir nefes çekip söylendim, ‘’Şimdilik dinlenelim. Alt tarafta bekleyen 3,000 Jiu Li oyuncusu var. Fazla yıpranmamak lazım.’’
Qing Qian kolumu çekti, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, bak. Sanırım birliklerini geri çekiyorlar?’’
‘’Oh?’’
Aşağıya baktığımda [Efsane]’nin 3000 oyuncusuyla geri çekildiğini gördüm. Lakin, çok geçmeden 3,000 kişilik farklı bir klan mekana gelmişti. Bunu görünce gülümsemeden edememiştim, ‘’Birliklerini çekmiyorlar, birliklerini boşa alıyorlar!’’
Kut söylendi, ‘’Sadece 3,000 insanla bizi buraya kıstırmaya mı çalışacaklar?’’
Başımı iki yana salladım ve cevapladım, ‘’Sanmıyorum. Fang Ge Que 3,000 oyuncuyla bizi kıstıramayacağını iyi biliyor. Muhtemelen zaman kazanmak istiyordur. Şimdilik, Fang Ge Que’nin [Öncü], [Prag] ve [Uçan Ejderhalar]’a saldıracağını düşünüyorum. Bu üç klan yok olursa, Ba Huang’ın umudu da kaybolacaktır.’’
Karanlık Bulutlar gülümsedi, ‘’Katliam kokusu alıyorum.’’
Geniş bir kahkaha attım, ‘’Adamları hazırlayın, beş dakika sonra şu aşağıdaki 3000 oyuncuyu halledeceğiz. Ardından direkt [Efsane]’ye saldıracağız!’’
‘’Tamam!’’
……
Beş dakika sonra 1500 oyuncu tepeden inerek 3000 kişilik rakip ekibi adeta bir kaplan edasıyla yerle bir etmişti. Bu katliam bize yalnızca 100 adama mal olmuştu. Aramızdaki seviye ve yetenek farkı çok fazlaydı.
Tam keyiflenmişken, yeni haberleri aldık---
[Prag] yenildi!
Savaşı Yan Zhao öldü!
[Prag]’ın kalan 50 kişilik ekibi Ba Huang’ın NPC ordusuna karıştı!
[Uçan Ejderhalar] yenildi!
Yükselen Ejderha ve Sarhoş Mızrak, hepsi öldü!
[Kahramanın Heybeti: İlk Grup] yenildi!
Cang Cheng öldü!
[Binlerce Cenaze] yenildi!
Sıradan Değil, Youyi ve Beyaz Mürekkep öldü!
[Efsane]’nin büyük gücü karşısında 200 kişi kalan [Öncü] klanı da kalenin güneyine çekilmiş durumda!
Acı gerçek bir kez daha gözlerimizin önündeydi. Ba Huang’ın 10,000 kişilik elit gücü [Efsane]’ye can vermişti. Gücümüzün büyük bir kısmı
……
Dişlerimi sıkarak, titreyen ellerime baktım, ‘’Bu nasıl oldu…adamlarımız, nasıl bu kadar zayıf olabilir…’’
Li Mu omzuma dokunarak söylendi, ‘’Biz zayıf değiliz, Fang Ge Que çok güçlüydü…’’
……
Magnec