bu seriyi seviyorum cevirmenin ve duzenliyicinin ellerine saglik seviliyonuz
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
392. Bölüm Lin Qiong’a Doğru!
Ayışığı Ormanı’ndaki savaştan beri [Efsane] harekete geçmemiş ve Fang Ge Que’nin puanları fazla değişmemişti. Öte yandan ben, Vahşi Domuz Ormanı’nda ve Kase Vadisi’nde çok sayıda mücadele yaşadığımdan epeyi puan kazanarak, Fang Ge Que’yi yakalamıştım. Ye Lai’nin 8,000 [Yargı] oyuncusuyla yaptığı mücadeleyse oldukça kanlı geçmişti. Herif Kase Vadisi’ndeki pusudan kaçarken arkasında çok sayıda ceset bırakmıştı. Bai Li Ruofeng ve Simple gibi iki Alan saldırısında usta isim can verdiğinden, sıralamada ciddi bir değişiklik yaşanmıştı. Jian Feng Han’ın puanları General Li Mu’yla yarışıyordu ve Yaşlı K da yükselişteydi. Görünüşe göre ciddi bir sıkıntı olmadığı taktirde [Zhan Long Salonu]’na girecek ikinci isim General Li Mu olacaktı. E ne diyebilirim ki, herif bunu hakediyordu!
……
Düzlükte karmaşık savaştan bol başka bir şey yoktu. Gece sonlandığında, Cehennem’in Merkezi’nde kırmızıya boyanmayan tek bir toprak parçası bile kalmamıştı. Yerde yatan ceset sayısını hesaplamanın mümkünatı yoktu. Zhan Long’un 2000 kişilik elit ordusu sekiz mücadele yaşamış ve düzlükte beliren fırtına misali neredeyse 20,000 oyuncuyu öldürmüştük. Nihayetinde 1500 kişiye düşen ordumuzda, Li Mu ve Wang Jian’ın silahları kırılmanın eşiğindeydi.
İmparator Qin’in Kılıcı tahrip olmayan ve eskimeyen bir silahtı; yani %100’lük dayanıklılığı değişmemişti; ancak öte yandan Soğuk Demir Kılıcı’nın dayanıklılığı %14’e düşmüştü. Eğer yakın bir zamanda kılıcı onarmazsam, elimde tutmamın da bir anlamı kalmayacaktı. Sonuçta, sadece İmparator Qin’in Kılıcı’yla Jiu Li Şehri’ne meydan okumam söz konusu olamazdı.
“Sha Sha…..”
Matcha elindeki kanlı kılıcıyla bana gülümseyerek bakıyordu, ‘’Patron, yoruldun mu? Bütün savaşlarda ön saflarda koşuyorsun…’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet, [Kader]’in oyun başlığı beynini yoruyor. Ayrıca, durmadan savaşıyoruz. Saat gece yarısın ıgeçti bile; muhtemelen on yedi saat oyun oynamak insanın sınırı…’’
Li Mu söylendi, ‘’Yeni haberler var. [Efsane], [Öncü], [Kapıdaki Düşman] ve [Prag] arasında ufak bir mücadele yaşanmış. [Efsane]’nin 3000 oyuncusunu öldüren grubumuz 7000 adam kaybetmiş. Şimdiyse [Efsane]’nin çoğu oyuncusu dinlenmek için oyundan çıkmış durumda, hatta Fang Ge Que bile oyundan çıkmış. Patron, bizim de dinlenmemiz lazım; yoksa yürüyecek halimiz kalmayacak.’’
Başımı öne salladım, ‘’O zaman dinlenelim. Zhan Long oyuncuları şehre dönün, ekipmanlarınızı tamir ettirip, iksirlerinizi yenileyin. Yarın sabah 12:00’da tekrar buluşacağız.’’
Matcha söylendi, ‘’Kardeş Fox’un [Zhan Long: İkici Grup] klanı 3.seviyeye ulaşıp, 900 üye almış durumda. Ba Huang’da toplanarak bize katılacak 900 kişi daha bulabilirim. Böylece 1500 kişiyle savaşmak zorunda kalmayız. Dürüst olmak gerekirse çok az adamımız var. Böyle bir ekiple [Efsane]’yle karşı karşıya gelirsek, bizi anında öldürürler…’’
Gülümsemeden edememiştim, ‘’Haha, Matcha’ya sahip olduğumuz için çok şanslıyız!’’
……
Herkes Ba Huang’a koşmaya başlamıştı. Başımı çevirip, gitmeden önce Zi Feng Kalesi’ndeki karmaşık savaşa bir kez daha baktım. Savaş en kritik raddesine ilerliyordu; ancak bitmesine daha varmış gibi görünüyordu. Yani 6-7 saat uyursam pek de sıkıntı çıkacağını düşünmüyordum.
Şehre dönmeden önce Lin Wan Er’e mesaj attım. Dong Cheng Yue ve Wan Er de 11 sularında yatmayı düşünüyorlardı. Hızlı bir şeyler yedikten sonra savaşa devam edeceklerdi.
Ba Huang’a ulaştığım gibi hazırlıklarımı bitirdim ve oyundan çıktım.
Oyun başlığını çıkarınca alnımda garip bir hissiyat belirmiş ve vücudumdaki enerji dışarıya akın etmeye başlamıştı. Yumruklarımı sıkarak vücudumdan sızan enerjiyi bir kar tanesine çevirdim. Şaşırmadan edememiştim; zira gücümün yalnızca %40’ını kullanmama rağmen enerjimi şekillendirebiliyordum. Acaba bu durum, Qi konusunda geliştiğimi mi gösteriyordu?
Neyse, ilk önce uyuyayım.
Bir şeyler yedikten sonra suyumu içtim ve yatağa uzandım.
………
Sabaha kadar aralıksız uyumuştum ve telefon alarmım sağ olsun, 11:00’da kalktım. Hemen suratımı yıkadım, kıyafetlerimi değiştirdim ve aşağıya indim.
Wan Er ve Dong Cheng çoktan aşağıya inmiş, kadınlar yurdunun önünde beklemeye başlamıştı; ancak Tang Qi ortalıkta görünmüyordu. Sordum, ‘’Tang Qi nerede?’’
Dong Cheng cevapladı, ‘’Q-Kılıcı ona kirli işleri sattı. Bir grup oyuncuyla şehre saldırmaya devam ediyor. Biz önden gidelim canım, ne olacak? Onu kafamıza takmamıza gerek yok. Xiao Yao, Ba Huang’la Jiu Li arasındaki savaş nasıl gidiyor?’’
‘’Pek iyi değil…’’ İç çektim, ‘’Jiu Li çok güçlü. Ba Huang hala karşı koymaya çalışıyor; özellikle de [Efsane]’yle başımız belada. Heriflerin 20,000 kişilik ordusu var ve Zhan Long bile 1500 kişiye düşmüş durumda. Sadece bahsetmek bile gözlerimi yaşartıyor…’’
Wan Er gülümsemeden edememişti, ‘’Tamam tamam, bu kadarı yeter. Jiu Li Şehri’nin ve Ba Huang Şehri’nin arasındaki mücadeleye bakmıştım. Zhan Long’un üyeleri sıralamanın üst sıralarında. Zhan Long’un puanları [Efsane]’yi bile %11 geçmiş durumda..’’
Ne diyeceğimi bilemiyordum, ‘’E bu duruma şaşmamak lazım. Çaresizce mücadele ettik; ancak bu sebepten 1500 adamımız kaldı.’’
Wan Er düşen yapraklara bakarak gülümsedi, ‘’Olsun canım. [Efsane] dediğin klanın 100,000 kayıtlı oyuncusu var ve 50,000’i oyunda. Üstelik çok sayıda yan oluşumları da mevcut. Öte yandan, Zhan Long’un sadece 5,000 oyuncusu var. Onlara karşı çıkabiliyor oluşunuz bile mucize. O kadar adam öldürdüğünüze göre, kazandığınız TP de yüksektir ve Zhan Long’un ana klanındaki üyeler gelecekte kesinkes parlayacaktır. 5.seviyeye yaklaşmadınız mı zaten?’’
Sırıttım, ‘’Evet, klan şu anda 4.seviyenin %77’sinde. Muhtemelen savaş bitişin 5.seviyeye ulaşacağız…’’
‘’Ne güzel…’’
Wan Er koluma yapışıp yürümeye başladı. Gülümseyerek söylendi, ‘’5.seviye klanlara 10,000 oyuncu girebiliyor, Zhan Long’un o kadar adamı bulabileceğini düşünüyorum. Böylece 10,000 üye bariyerini kolayca halledebilirsiniz. Ayrıca, yan oluşumlarınızı da geliştirmeniz lazım. Oyunun sonuna doğru, ister klan savaşları, ister şehir savaşları, ister de ülke savaşları, en fazla oyuncusu olan klanlara yarayacak!’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet, biliyorum zaten. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz. Oh, doğru ya, ne zaman klana geliyorsunuz? Az kaldı gibi…’’
‘’Biliyorum-‘’
Wan Er bana bakarak gülümsedi. Gözlerindeki muzip ifadeyi görebilmek mümkündü, ‘’Sabırsız olma, Dong Cheng’le bugünlerde epeyi meşgulüz.’’
‘’Oh? Nedenmiş o?’’
Wan Er arkasını döndü. Tatlı tatlı bana baktığında, hafif meltem saçlarını birkaç santim oynatmıştı. Sadece suratına baktığımda bile kalbim dört nala koşmaya başlıyordu. Ardından başını kaldıran güzellik sırıttı, ‘’Çünkü, sana gizli bir hediye hazırlamak istiyorum…’’
‘’Huh? Neymiş o?’’
‘’Eğer sana söylersem hediyenin gizliliği falan kalmaz, sorma o yüzden!’’
‘’Ama söylemezsen gözüme uyku girmez.’’
‘’Hadi hadi, boşverelim bunu şimdi, yemek zamanı!’’
Çabucak kafeye gidip, 20 dakika içinde yemekleri bitirdik. Kızları yurtlarına bıraktıktan sonra odama geçtim ve oyuna girdim!
……
Shua!
Ba Huang’da gözlerimi açtığımda öğlen vakitlerindeydik. Li Mu’nun mesajı geldi, ‘’Xiao Yao, nihayet oyuna girebildin! Herkes hazır. Şehrin kuzeyindeki ormanda bekliyoruz. Çabuk gel!’’
‘’Tamamdır!’’
Kılıç elimde, koşmaya başladım. Çok geçmeden Zhan Long oyuncularını görmeye başlamıştım. Ekip hazır ve nazırdı. Görünüşe göre İkinci Grup epeyi oyuncu almıştı; zira 900 kişiye ihtiyacımız vardı. Ayrıca, Qing Qian da geçici olarak savaşa katılmamış bir grup oyuncu toplamıştı. Yaklaşık 1600 kişilik bu oyuncular, Zhan Long ekibini 4000 kişilik bir orduya çeviriyordu.
Ba Huang’ı ve Kase Vadisi’ni geçen ordumuz Zi Feng Kalesi’nin yolunu tuttu. Düzlükleri geçtiğimiz esnada karşımıza çıkan 500 Jiu Li oyuncusunu katletmiştik. Güney alanı normalde Ba Huang’a aitti; ancak artık bu bölgede Ba Huang oyuncularından pek fazla yoktu. Nereye bakarsam bakayım, Ba Huang oyuncularını TP için öldüren ufak Jiu Li ekiplerini görüyordum.
Zhan Long mekana geldiğinde, ufak takımlar da geri çekilmişti. Ufacık takımları kovalayarak zaman harcayacak değildik.
Arkamızdan gelen sesleri duyunca başımı çevirdim. [Öncü], [Prag], [Kapıdaki Düşman], [Kan Kontratı] gibi klanlar dinlenmeyi bitirmiş ve vahşi bir savaşa hazırlanmıştı.
………
Savaş Menüsü’ne baktığımda, sayıların dünküler kadar farklı olmadığını görmüştüm.
Jiu Li Şehri: 127829 insan
Ba Huang Şehri: 91727 insan
Sayı bakımından aramızda pek fark yoktu; ancak beni asıl endişelendiren durum, rakip şehrin 130,000 insanı arasında bulunan 20,000 kişilik [Efsane] ordusuydu. Bu adamları öldürmek kolay olmayacaktı. Fang Ge Que akıllı bir adamdı ve bunca zaman asıl gücünü korumayı bilmişti. Şehir Koruma Fermanı muhtemelen Fang Ge Que’nin ellerine düşecekti ve o fermanı alan her kim olursa, şüphesiz ki bu savaşın en iyi oyuncusu sayılacaktı.
‘’Bakın!’’
Dans Eden Orman surlara işaret ederek söylendi, ‘’Zi Feng Kalesi’ndeki NPC ordusu Ba Huang’a ait! Yoksa kaleyi ele geçirdik mi?’’
‘’Hayır!’’ General Li Mu doğuya işaret ederek söylendi, ‘’Şuraya bakın. Düzlüklerde ne kadar NPC var öyle! Vay arkadaş, savaş bitecek gibi!’’
Mesafeye baktım. Düzlüklerde savaşan 100,000 adam vardı. Ba Huang’ın üç büyük ordusu, Jiu Li Şehri’nin Gökyüzü Ordusu’yla mücadele ediyordu!
…….
‘’Ne yapacağız?’’ Kurt hafiften gergindi.
Soğuk Demir Kılıcı’nı sımsıkı kavradığım gibi gülümsedim, ‘’Yalnız Bulut Ordusu’nun yanına gidelim. NPCler’e yardım etmemiz lazım. Şu an için oyuncuları öldüremeyeceğimize göre, puan kasmak için NPC keselim. Klanı 5.seviyeye kasmamız lazım. Bu savaşın sonunda 5.seviyeye ulaşamazsak sıkıntı!’’
‘’Tamam!’’
Herkes heyecanla kalenin kuzeyine koşmaya başladı. Yalnız Bulut Ordusu’nun yanına kurulduk ve kalkanlarımızla formasyonumuzu oluşturduk. Mesafedeki Jiu Li Şehri’nin Gökyüzü Ordusu ilk saldırıyı yapmaya başlamıştı. Ba Huang’ın üç büyük ordusundan korkuyor değillerdi.
……
“Hum!”
İmparatorluk Savunma kumandanı, Luo Ge, Buz Şeytanı Baltası’nı kaldırarak etrafa salladı, ‘’Ba Huang’ın askerleri, hadi, saldırın! Jiu Li Şehri’nin Lin Qiong’unu, Dük için geberteceğiz!’’
Savaş başlamıştı.
……….
Magnec