Haahhaah yan zhao kadar cakal bieri yok zhan long a yarddim ediyormus gibi gorunup hem zhan longun hemde cang chengin asker sayisini azaltmak istiyor zeki herif dmsnsjsm
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
284. Bölüm [Kahramanın Heybeti]’nin İkilemi
[Toplu Cenaze]’nin Kanlı Balta’sı savaş baltasını kavrayarak kükrüyordu: ‘’Okçular, sersemletmeyi kullanın; şövalyeler ön tarafa geçip, bossun saldırısına karşı koymaya başlasın! İki takım sağlı ve sollu ilerleyerek [Parçalanan Kemikler] ve [Savaş Rüzgarları]’nı durduracak. Tek şansımız bossun saldırmak istediği bölgeyi almaktır!’’
……
‘’Hong!’’
Aniden rüzgar dalgaları toplanmaya başlamış ve Yaşlı K [Rüzgar Kesiği]’yle birlikte [Toplu Cenaze]’nin Okçu-büyücü takımının orta yerine fırlamıştı. O esnada adeta heriflerin başlarından aşağıya kaynar sular dökülmüştü.
‘’Siktir, Zhan Long da gelmiş! Çabuk geri dönün, öldürün şunları!’’
Ne yazık ki artık hamle yapmak için çok geçti, Li Mu, Wang Jian ve benim oluşturduğum üçlü çoktan ileriye atılmıştı. Vücutlarımızı eğerek aynı esnada kaldırdığımız kılıçlarla birlikte ön saflara daldık. İki [Gök Sallayan Kesik] ve benim [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği] ortalığı toza dumana katmıştı. [Toplu Cenaze]’nin arka tarafında başladığımız katliama Alevli Kaplan Tanrısı da katılmakta gecikmemişti. Başımı kaldıran yaratık [Keskin Kükreme]’yi savurduğu gibi önüne çıkan herkesi öldürmeye başladı. Kanlı Balta bile pençelerinin altında kalmıştı!
Binlerce Güneş, Yue Qing Qian ve Matcha’nın önderliğinde Zhan Long’un elit oyuncuları ilerliyordu. Oyuncularımızın her biri yetenekli kimselerdi ve çoğu ÇMB’nin ilk 100’üne bile adım atmıştı. Buna karşılık [Toplu Cenaze]’nin ikinci sınıf oyuncularından bahsetmeye bile gerek yoktu! 5 dakika geçmeden herifleri ayaklarımızın altına almıştık!
…….
Puchi!
Daha önce kaplanım tarafından ezilen Kanlı Balta’nın vücuduna sapladığım kılıcı çektim. Kılıç aniden titremiş ve üstündeki kanı emerek %177’lik bir sayıya fırlamıştı. Bu gidişle göklerde yer alan tanrılara bile karşı çıkabilecektim!
Mesafedeki kalabalığa baktığımda, devasa bir yaratığın kükreyişlerini de duymuştum. Bahsi geçen yaratık ağır-zırhlara bürünmüş, kaplumbağa vari bir yaratıktı. Yalnız işin enteresan yanı yaratığın vücudu bir kaplumbağaya benziyorken, baş kısmı bildiğimiz yılan başıydı. Vücudu yıldırımlarla, rüzgarla ve alevlerle kaplıydı; yaratığın attığı her adım dört bir yanı sallıyordu. Şüphesiz ki bu yaratık efsanelerde geçen Ejder Kaplumbağası’ydı!
‘’Ejder Kaplumbağası’nın hala daha %91 canı var! Ne zorlu bir yaratık ama…’’ Yue Qing Qian hançeriyle mesafeyi işaret etti.
Kendi kendime söylendim: ‘’Muhtemelen yedinci dalga olduğu için işler değişti. Bossun puanları sağlam bir artış yaşamış olmalı. Ayrıca, [Parçalanan Kemikler], [Savaş Rüzgarları] ve [Toplu Cenaze] boss kesmek konusunda fazla iyi olan klanlar değiller. Baksana, bossa vuracaklarına birbirlerine saldırıyorlar resmen…’’
‘’Ne yapacağız peki?’’ Li Mu mesafedeki Öncü oyuncularına bakıyordu: ‘’[Savaş Rüzgarları], [Parçalanan Kemikler] ve [Karanlık Saray]’ın fazla oyuncusu kalmadı. Toplasan 1500 kişi bile etmiyorlar. Öte yandan büyük klanların hepsi buraya gözcü grubu yollamış. Hazırlanmaya başlayalım diyorum, yoksa boss bizde kalmayacak.’’
Derin bir nefes çekip, söylendim: ‘’Li Mu, oyuncuları mı öldürelim yoksa bossu mu?’’
Li Mu dişlerini sıkarak yumruğunu kaldırdı: ‘’Oyuncuları! Boss zaten yakın bir zamanda bir yere gidecek gibi görünmüyor, onu istediğimiz zaman halledebiliriz; lakin ne kadar düşman öldürürsek, başımıza iş açacak o kadar az insan kalır. Ayrıca, fırsat bu fırsat temizleyelim gitsin!’’
Lian Po söylendi: ‘’Gençliğin hali ne olacak böyle, hayret bir şey bu fikre….ben de katılıyorum! Prag başından beri ortayı koruduğu için onlara saldırmamıza gerek yok. [Öncü] acayip kalabalık gelmiş durumda, onlarla uğraşmaya başlasak kim bilir işimiz ne zaman biter. Duruma bakarsak, kesinkes [Kahramanın Heybeti]’nin İlk Grubu’na saldırmamız gerekiyor; zira Cang Cheng Zhan Long’la iyi geçinen bir herif değil. İlk Grup’un 500 civarı oyuncusu kaldığına göre, şunlara bir el atıp temizleyelim gitsin. Karşımıza kim çıkarsa direkt öteki dünyaya postalarız!’’
Başımı öne salladım: ‘’Tamamdır, herkes dağılsın. 200 oyuncuyu alıp, [Kahramanın Heybeti]’ne saldıralım. Bu şansı kullanıp Wang Ze Cheng’in işini bitireceğiz!’’
‘’Anlaşıldı!’’
Birkaç dakika geçtikten sonra esen rüzgar beraberinde 200 Zhan Long oyuncusunu getirmişti. Çabucak dönüp, [Kahramanın Heybeti]’nin İlk Grubu’na saldırmaya başladık. Bossun daha %87 canı olduğundan, bu meseleyi üsteleyebilirdik!
……….
‘’Klan Başkanı!’’
[Eskilerin Şehri]’nin alt kısmında, Rüzgar Yürüyen baltasını kavradığı gibi kuzeye koşmaya başlamıştı. Herifin titreyen vücuduna öfke dolu kükremesi eşlik ediyordu: ‘’Kuzey tarafında bir grup Zhan Long oyuncusu görüyorum ve inan bana patron, pek de iyi bir amaçları varmış gibi durmuyorlar!’’
Kalabalığın içinde Wang Ze Cheng [Karanlık Saray] oyuncularından birini öldürdükten sonra seslendi: ‘’Yön değiştirip, formasyonu ilerletmeye başlayın. Zhan Long’un 200 oyuncusu olduğu için sayı bakımından onlardan üstünüz! Büyücüler ana gücümüz olarak saldıracaklar! Emirlerimi bekleyin!’’
Sözün bittiği yerdeydik…
……..
‘’İleri!’’
Li Mu kılıcıyla ileriye atıldı. Bileğini büker bükmez [Mutlak Otorite]’yi aktif etmiş ve tek bir vuruşta rakip şövalyelerden birini öteki dünyaya postalamıştı! Ardından vücudu döndükten sonra muazzam bir S çizerek ona doğru gelen [Gök Sallayan Kesik]’i atlattı. Bir kez daha eğildiğinde ikinci [Gök Sallayan Kesik]’i atlatmış ve nihayetinde ona saldıran savaşçıya normal bir saldırı yapmıştı.
‘’Şah Mat, General Li Mu!’’
Wang Ze Cheng kükreyerek mızrağını Li Mu’nun göğsüne sapladı!
1198!
Li Mu birkaç adım geriye çekildikten sonra ayaklarının altında beliren buz ve ateş parçalarına bakakalmıştı. Görünüşe göre cidden şah matlık bir durumdaydı!
Bang….
Bütün gücümle ileri atılıp, Li Mu’ya omuz attım. Herif birkaç metre geriye savrularak rakip menzilden kaçmayı başarmıştı. Tabii oracıkta meseleyi izlemeye devam edecek halim yoktu; hemen [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni aktif ettim ve gözğme kestirdiğim büyücü grubuna saldırdım!
“Hong!”
[Kahramanın Heybeti]’ndeki oyuncular cidden yetenekliydi, büyücü grubunun yarısı geriye zıplayarak saldırıyı atlatmıştı. Ardından, çabucak formasyona girmek için tekrar [Boyut Zıplaması]’nı aktif eden büyücüler asalarıyla [Ateşin ve Buzun Sütunları] ve [Buz Saçakları]’nı yollamaya başlamıştı. Ayrıca aralarında [Deniz Yosunu Oku]’nu kullanan birkaç kişi de yok değildi. Görünüşe göre beni tek bir hamlede öldürmek istiyorlardı!
Kenardan bir gülümseme savurduktan sonra envanterimden 3 Tanrı’nın Savaş Kartı’nı çıkardım. Kartların kaybolmasıyla gökyüzünden devasa bir pusula yere inmiş ve yerde yedi yıldız pozisyonu belirmişti: Bu yetenek Beş Mohist Parşomeni’nin içinde yer alan [Yedi Yıldız Işınlanması]’ndan başka bir şey değildi!
Geriye adımladıktan sonra çabucak yedi yıldız pozisyonlarından birine atıldım. Shua! Uzay-zamanın değişmesiyle oracıkta kaybolmuş ve büyücülerin saldırılarını kolayca atlatarak heriflerin orta yerinde belirmiştim! [Atik Kılıç]’la üç büyücünün işini bitirdikten sonra Alevli Kaplan Tanrısı’nı yanıma çağırdım. Yaratık yerde beliren altıgenden fırlar fırlamaz başını kaldırıp, [Keskin Kükreme]’yi aktif etmişti!
“Om…..”
[Keskin Kükreme]’nin şok dalgası bile birkaç büyücüyü öldürmeye yetecek kadar güçlüydü. Wang Ze Cheng’in en çok güvendiği ve savaş başından beri 30 adamı öldüren büyücü bile öteki dünyaya göç etmişti. Her ne kadar Zhan Long sayı bakımından karşı taraftan üstün olmasa da, moral bakımından kesinkes avantajlıydı!
……
Tekrar [Yedi Yıldız Işınlanması]’nı kullanarak başka bir grubun orta yerine adımlamış ve İmparator Qin’in Kılıcı’yla katliama devam etmişti. Wang Ze Cheng benimle direkt karşılaşmak yerine geriye çekilerek okçu grubuna talimat vermişti: ‘’[Delen Ok]’u kullanıp, Xiao Yao’yu sersemletin! Herif ikide bir ışınlanıp duruyor, sersemletmeyi başarırsak onu öldürebiliriz! Hayret bir şey, bu nasıl bir yetenek böyle arkadaş? Oyunun bugu falan mı?!’’
Beni öldürmeye çalışan bir grup tarafından çevrilmiştim ve [Kahramanın Heybeti]’nin savunmasıyla mücadele eden Zhan Long oyuncuları gerilmeye başlıyordu. Dong Cheng Lei savaş baltasını kaldırarak ileriye atıldı ve ‘Bang!’ bir düzine insanı yere yığmayı başarıp, öfkeyle kükredi: ‘’Ben buradayım, Büyük Kardeş Xiao Yao! Hey, çekilin lan önümden!’’
Savaş baltası alevler içinde ilerlemiş ve bir grup insanı resmen biçmişti. Bu çocuk gerçekten vahşi bir yaratıktan farksızdı!
‘’Şah Mat, Cang Lei!’’
Wang Ze Cheng mızrağını kaldırıp, bağırdı: ‘’Ateş!’’
Gökyüzünü büyü seli kaplamıştı; lakin Dong Cheng Lei zik zak çizerek atlama nedir bilmiyordu; nihayetinde vücudu alevler içinde kalmış ve genç adam yere yığıldığı gibi miğferini düşürüp, öteki dünyayı boylamıştı.
‘’Siktir!’’
Yaşlı K ve Li Mu öfkeyle koşmaya başladı!
[Siyah Kaplumbağa Diyarı]’nı aktif ederek rakip takımın defansif formasyonuna doğru atıldım. Aynı esnada [Ruh Ordusu] da adamların formasyonuna saldırmaya başlamıştı. Üstelik [Yedi Yıldız Işınlanması] 100 kez kullanılabildiği için dünyadaki bütün zamana sahiptim. Tanrı vari saldırı puanım ve yeteneklerimle koca bir grup tek başıma kafa tutabilecek sevideydim!
Nereye gidersem gideyim [Kahramanın Heybeti]’nin oyuncuları birer birer ölüyordu. Öyle ki, çok geçmeden geçtiğim her noktada insanlar benden kaçmaya başlamıştı!
…….
‘’Klan Başkanı…’’
Rüzgar Yürüyen yere tükürdükten sonra söylendi: ‘’Görünüşe göre…kaybetmeye başladık. Kaygısız Xiao Yao’nun saldırı puanına kimse karşı koyamıyor. Herif sürekli yer değiştirdiği için ne okçular, ne de büyücüleri odaklayabiliyoruz. Ne yapacağız?’’
Wang Ze Cheng mızrağını kaldırıp, öfkeyle söylendi: ‘’Bırakalım burayı ve güney kapısına dönelim!’’
‘’Tamamdır!’’
Wang Ze Cheng’in talimatını duyan [Kahramanın Heybeti] oyuncuları dönerek, kaçmaya başlamıştı; lakin o esnada Rüzgar Yürüyen’in şaşkın çığlığı duyuldu: ‘’Hassiktir?!’’
[Kahramanın Heybeti]’nin hemen arkasında, yüz metrelik genişliğe uzanan kalkanlar duruyordu. [Prag] mekanı çevirmişti! Yan Zhao elindeki ağır kılıcı hafife sallayarak karşısında duran [Kahramanın Heybeti] oyuncularına bakıyordu!
‘’Ne yapıyorsun, Savaşçı Yan Zhao?’’ Rüzgar Yürüyen kükredi.
Yan Zhao hafiften gülümsemişti: ‘’Oh, bir şey yapmıyorum canım. Sadece…burası bizim bölgemiz olduğundan kimsenin zorla geçmediğine emin olmak için gelmiştim. Eğer [Kahramanın Heybeti] Güney Kapısı’na gitmek istiyorsa, korkarım şehir surlarını turlamanız gerekecek.’’
Rüzgar Yürüyen öfkeden deliye dönmüştü: ‘’Eğer şehrin altından yürürsek NPC okçularına dayanabilir miyiz sanıyorsun! Bizi ölmeye mi zorlayacaksın!?’’
Yan Zhao kolunu kaldırıp, kükredi: ‘’Ölmüşsün, ölmemişsin, umrumda değil! PRAG! Emirlerime kulak verin! Savunma hattını geçmeye çalışan herkesi vuracaksınız, acımayın!’’
……..
[Kahramanın Heybeti]’nin önünde [Prag], arkasında da [Zhan Long] duruyordu. Hemen sol taraftaysa bossun heybetli vücudunu seçebiliyordunuz ve tabii ki sağ taraf da tehlikeli şehir surlarıyla kaplıydı. O esnada, [Kahramanın Heybeti]’nin İlk Grubu’ndaki 300 oyuncu resmen ikilemde kalmıştı.
“Shasha….”
Wang Ze Cheng mızrağını yere sapladıktan sonra soğuk ses tonuyla kükredi: ‘’Beni takip edin, surların dibinden yürüyeceğiz! NPC okçularını kendime odaklayacağım, şifacılar canıma dikkat edin!!’’
[] [] []
Magnec