Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

160. Bölüm Di İmparatoru Li Xiong

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

“Yaşlı adam?”

  Sağ dizimin üstüne çöküp, yardım etmek için elimi uzattım. Yaşlı adam tir tir titrerken yavaşça başını kaldırdı. Soluk suratına biraz da olsa renk gelmiş ve bana şaşkınlıkla bakmaya başlamıştı: ‘’Genç adam… sen… neden böyle kötülüğün hüküm sürdüğü bir yere geldin?’’

  Omzumdaki amblemi gösterdim: ‘’Ben Ba Huang Şehri’nden buraya bir görevi tamamlamak için gelmiş bulunmaktayım. Peki ya sen yaşlı adam, sen neden buradasın?’’

  Kendine gelen yaşlı adam ağlamaya başlamış ve titreyen sesiyle cevaplamaya koyulmuştu: ‘’Jiu Li Şehri’nin demircilerinden biriydim; nadir metalleri bulabilmek adına bu bölgeye gelmiştim; lakin dağ yamacından düşüp, bu lanet yere sürükleneceğim kimin aklına gelirdi ki? Kaç yıldır burada olduğumu hatırlamıyorum bile. İlk başlarda açlıktan öleceğim şanmıştım; ancak bir anda vücudumdan bitkiler yeşermeye başladı. Bitkiler sayesinde temel ihtiyaçlarımı karşılayabildim; yani bir bakıma bu canavar halimden sebep hayattayım. Ben… böyle yaşamaya devam edeceğime, ölmeyi yeğlerim! Evlat, keskin bir kılıcın var mı? Bana bir iyilik yapıp, yolculuğuma uğurlayabilir misin?’’

  Yumruklarımı sıkıp cevapladım: ‘’Hayır. Şu yaratıkları temizlememiz için bize biraz zaman ver, ardından seni beraberimde götürecek ve sana bir kez daha gün ışığını göstereceğim. Yaşlı adam, burada beni bekle.’’

  Yaşlı adam gözlerini sonuna kadar açmıştı: ‘’Dur! Evlat, daha fazla gidemezsin. Bu lanet yerin derinliklerinde korkunç bir şeyin varlığını hissedebiliyorum. Şeytani… Gitmemelisiniz; aksi taktirde hayatta kalacağınızı pek sanmıyorum.’’

  Başımı iki yana doğru salladım: ‘’Merak etme. Buraya geniş bir grupla geldiğimiz için bu pislikleri temizleyebileceğimize olan güvenim tam. Yaşlı adam, tek yapman gereken burada bizi beklemek.’’

 Yaşlı demirci başıyla onaylamış ve bana bakmıştı: ‘’Elimden pek bir şey gelmiyor; lakin silahlarınızı ve zırhlarınızı tamir edebilirim. Yıllardır burada kapana kısılmış bir vaziyette bekliyor olsam da, yeteneklerimin paslandığını düşünmüyorum.’’

  ‘’Tamam o zaman!’’

  Kalbim dört nala koşmaya başlamıştı; [Beş Barbar’ın Çorak Mezarı]’nın girişi mühürlendiği için dışarı çıkamayacaktık. Durum böyle olunca, dayanıklılığı azalan ekipmanlarımızı da tamir ettirmemiz münkü değildi; lakin artık yanımızda yaşlı adam olacağı için bu endişemden kurtulacaktım.

 “Shasha…”

  Bir çift kar beyazı bacak yanımda belirmiş ve Lin Wan Er’in güzeller güzeli figürü demir şemsiyesini kavrayarak yaşlı adama bakmaya başlamıştı. Yaşlı adamın ayaklarından fırlayna mor bitkilere bakarak söylendi: ‘’Yaşlı adam, canın acıyor mu?’’

  Zar zor da olsa kendine gelmeyi başaran adam cevapladı: ‘’Acıyor; ancak bu acıya uzun zamandır alışığım.’’

  ‘’Acını azaltmak için ne yapabiliriz?’’ Diye söylendi Lin Wan Er, durumdan etkilenmişti.

  Herif sessizce cevap verdi: ‘’Sıradaki seviye Di Kabilesi’nin bölgesidir. Di kabilesine ait olan askerlerin neredeyse hepsi [Panzehir] taşıyor. Aslına bakarsanız bu bahsettiğim [Panzehir], heriflerin bundan binlerce yıl önce yılanlara karşı kullanmak için düşündüğü bir yöntemdir. Eğer bana 100 adet [Panzehir] getirebilirseniz, vücudumda yetişen bu zehirli bitkilerden kurtulma şansını yakalayabilirim. Belki böylece, yeni bir hayatın kapılarını da aralayabilirim…’’

  Lin Wan Er başıyla onayladı: ‘’Tamamdır, o panzehirleri getireceğimize emin olabilirsin!’’

  Ding!

  Böylece A-seviye yan görevi almıştık: Di kabilesine ait askerleri öldürün ve 100 adet panzehri ele geçirin. Panzehirleri yaşlı adama verdiğiniz taktirde güzel bir ödül alacaksınız.

……

  Yolculuğumuza kaldığımız yerden devam ettik. Bu sefer ön sırayı Lin Wan Er almış ve hançeriyle gördüğü her askere saldırmaya koyulmuştu. Rastgele karşılaştığımız Di kabilesi askeri bize doğru seslendi: ‘’Sizi aşağılık insanlar, geberin!’’

  Hançerini kaldıran güzel kadın hemen [Delme]’yi aktif etmiş ve rakibini sersemletmişti. Lin Wan Er fırsatı geri tepmeyerek yaratığın arkasına doğru adımları ve [Kanama] + [Arkadan Bıçaklama] kombosunu aktif etti!

1478!
1741 !

Hançer çifti havada adeta dans ediyordu. Göz açıp kapayıncaya dek yaratığa 4 saldırı yapmış ve her saldırısı da 600 civarı bir hasar vermişti. Asker başını kaldırarak Lin Wan Er’e bir bakış attı ve kılıcını havaya savurdu. Lakin Lin Wan Er’in elindeki hançer bir anda rakibin beline doğru hamle yapmış ve genç kadın vakit kaybetmeden yaratığın bacağına bir tekme savurmuştu. Yaratık geri çekilmek zorunda kaldığında Lin Wan Er ona bu fırsatı tanımaya yeltenmemişti. Birbiri ardına yaptığı saldırıların sonunda, meseleye son noktayı koymayı başarmıştı!

 “Pa cha……”

  Di kabilesi askerinin işi bittikten sonra yaratıktan geriye ufak, mavi bir şişe kalmıştı. Tabii bu şişe ihtiyacımız olan görev eşyasının ta kendisiydi. Elimi uzatıp, [Panzehir]’i aldım ve Wan Er’e bir bakış attım: ‘’Wan Er, çok iyiydi, güzel savaştın…’’

  Lin Wan Er gülümsedi: ‘’Teşekkürler, kendi oluşturduğum taktiği kullandım…’’

  Cevapladım: ‘’Ah, göze hitap eden bir stildi, böyle devam et!’’

 “Hehee!”

  Arkamızda duran Dong Cheng Yue çaresizce söylenmişti: ‘’Biraz dikkat etseniz diyorum, sonuçta Matcha’yla hala size izliyoruz. Hadi çabuk yaratıkları öldürün, güzel zaman geçirmek için gelmediniz ya buraya…’’

  Lin Wan Er kıpkırmızı kesilen suratını indirmiş ve hançerlerini kaldırıp, bir diğer Di kabilesi askerine doğru atılmıştı. Tabii ben de oracıkta boş boş izleyecek değildim; vakit kaybetmeden başka bir hedefe yöneldim. Yaratıkların bize karşı yapabileceği pek de bir şey olduğu söylenemezdi; zira partymiz aşırı dercede güçlüydü. Aynı esnada 3-5 askere kafa tutmak bile bizim için ciddi bir problem sayılmazdı…

 “Rawr roar…….”

  Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue Kaplanadamlar’ını çağırmıştı. Yaratıkların defansları fazla olduğundan, genelde seviye kasarken tank olarak kullanılıyorlardı.

 “Clang!”

  Kılıcımla attığım kesik Di kabilesi askerini geri yollamış ve ben de hafifte geri çekilmeye koyulmuştum. Diğer iki asker de bana odaklanmıştı. Başımı çevirip, Matcha’ya bir bakış attım: ‘’Matcha, İlüzyon Vari Kelebek’in nerede? [Muazzam Dansın Sarmaşıkları]’nı kullanarak birini bağla şunların.’’

  ‘’Anlaşıldı!’’

  Matchanın omzunda çoktan 36.seviyeye ulaşan İlüzyon Vari Kelebek Kraliçesi belirmişti. Kanatlarını çırptıktan sonra vücudundan etrafa yeşil bir ışık hüzmesi yayılmaya koyulmuştu. Çok geçmeden sarmaşıklar belirmiş ve Di kabilesi askerlerinden birini bağlamıştı. Yüksek başarı oranıyla, 36.seviyede bir evcil hayvan, 57.seviye yaratığı bağlamayı başarmıştı. Vay arkadaş, cidden mor evcil hayvan olmanın hakkını veriyordu!!

  ‘’Oh, oh…’’ Lin Wan Er ufak ağzını açıp, İlüzyon Vari Kelebek’e bir akış attı. İster istemez gülümsemişti: ‘’Büyük Kardeş Matcha, bu normal bir yaratığa benzemiyor. Görünüşü çok fiyakalı…’’

 Matcha hafifçe gülümsedi: ‘’Patronla birlikte bu yaratığı bosstan düşürdüğümüz bir yumurtadan çıkarmıştık, kendisi mor bir evcil hauvandır…’’

 Lin Wan Er dudaklarını büzüştürüp, sitem etmişti: ‘’Kıskandım…’’

  Ne diyeceğimi bilemiyordum: ‘’Hey, sanki senin evcil hayvanın yok. Çabuk buraya gelip, bana yardım et!’’

  ‘’Peki.’’

 Lin Wan Er yanımdan geçip gitmiş ve Di kabilesi askerini sersemletmişti. Güzel olmanın yanında, bu kadar iyi taktiklere ve dövüş yeteneklerine sahip bir kadınla çalışmak gerçekten keyifliydi.

……

 Bir saate kalmadan yakınlarımızdaki bütün Di kabilesi askerlerini öldürmüştük. Envanterimde 99 panzehir birikmişti.

 “Sha sha sha……”

  Hançerlerini yana çeken Lin Wan Er hafifçe zıplayıp, di kabilesi askerine kombosuyla saldırmaya koyuldu.

  Pa cha!

  Baskın elinde olan hançeri adeta yıldırım hızında hareket etmiş ve rakibine iki saldırı yapmıştı. Sinirlenen yaratık Lin Wan Er’e doğru koşmaya başladı. O esnada, Lin Wan Er sol bacağıyla bir tekme savurmuş ve baldırına bir tekme alan yaratık yere yığılmıştı. Hafifçe vücudunu kaldıran genç kadın hançerlerini kullanarak ardı ardına yaptığı 3 saldırının arkasından, [Kanama]’yı kullanarak meseleyi sonlandırmıştı!

 “Pang!”

1937!

Süikastçilerin saldırı yetenekleri gerçekten hafife alınacak gibi değildi. Wan Er’in durumunu göz önünde bulundurursak, kadın resmen yaratığın defansını görmezden gelerek, kafasına göre saldırı yapabilecek bir seviyedeydi!

 “Pa cha ……”

  Yüzüncü panzehrin düştüğünü görünce elimi uzatıp, şişeyi aldım. Lin Wan Er’e şaşkın bir ifadeyle bakıyordum: ‘’Wan Er, özel kombonu mu yaratmaya çalışıyorsun?’’

  Lin Wan Er başıyla onayladıktan sonra hafif sinirli bir ses tonuyla cevaplamıştı: ‘’Cidden sıkıldım ama, on beş gündür uğraşıyorum ve hala başarabilmiş değilim. Hız, güç ve pratik konusunda yeterli olduğumu düşünüyorum…’’

 Gülümsedim: ‘’Evet, gerçekten akıcı bir kombo; lakin dördüncü saldırında attığın adımı biraz daha hızlandırabilirsin. Vücut kontrolüne dikkat et. Sürekliliği sağlayamıyorsun gibi hissediyorum; aksi taktirde çoktan yaratmayı başarırdın…’’
 

  Lin Wan Er başıyla onayladı: ‘’Heheh, daha sıkı çalışacağım. Kendi kombomu yaratmam lazım; zira bildiğin gibi, kendi kombosunu yaratmayan oyuncuya oyuncu demiyorlar!’’

  Dong Cheng Yue hemen araya girmişti: ‘’Biraz acı bize… kombolar, ben neden büyü odaklı bir kombo yapamıyorum?’’

  Söylendim: ‘’Tabii ki büyü odaklı bir kombo yapabilirsin. Fang Ge Que’ye baksana, herifin kendi kombosu var…’’

  ‘’Öyle büyük usta seviyesindeki bir oyuncuyla beni kıyaslanamazsan sevinirim…’’

 “……”

……

 Geri döndükten sonra görevi tamamlamaya koyulduk!

  Herif 100 panzehri görünce heyecanlanmıştı. Panzehirleri direkt olarak ayaklarına dökmüş ve bir anda mor bitkiler çürümeye başlayıp, herifin bacaklarında kızıl izler bırakmaya koyulmuştu. Artık yere bağlı değildi.

  Kılıcımı çekip, bitkileri kesmeye başladım; nihayetinde herifi bir kayaya oturtmuş ve söylenmiştim: ‘’Daha iyi misin?’’

  ‘’Evet, sadece acıktım…’’ Yaşlı adamın ruhu olsa da enerjisi yoktu.

  Lin Wan Er anında bir kuzu bacağı getirmiş ve gülümsemişti: ‘’Bunu bizzat ben ve Dong Cheng kızarttı. Birkaç gün olmuştu tabii…’

  Bakış attım: ‘’Wan Er, tam pişmemş…’’

 ‘’Sorun olacağını sanmıyorum…’’

  Yaşlı adam için cidden kuzunun tam olarak pişip pişmemesi bir sorun teşkil etmiyordu. Elini anında uzatıp kuzu bacağını almış ve suyla birlikte yemeye başlamıştı. Birkaç dakika içinde kuzudan geriye hiçbir şey kalmamıştı. Yemeğin verdiği enerjiyle kendine gelen yaşlı adam bize bakmaya başladı: ‘’Gençler, eğer siz olmasaydınız, bu yaşlı adam çoktan öteki dünyayı boylamış olacaktı. Çok teşekkür ederim, ödülünüzü alın bakalım…’’

 Ding!

 Sistem Mesajı: Tebrikler, A-seviye görevi [Panzehir]’I tamamladınız ve ödül olarak 35.000TP, 15 altın kazandınız. Ayrıca Fan Shu Şehri’ndeki ününüz de artmaya başladı!
 

  ……

“Swoosh!”

 Altın bir ışık hüzmesinin altında 54.seviyeye fırladım. Bir kez daha yüksek seviyeli oyuncular arasına adımı yazdırmıştım.

  Yaşlı adamın toparlanmasına yardım ettikten sonra derinlere ilerlemeye başladık.

  Haritadan görebildiğim kadarıyla ileride bizi bir sürü Di kabilesi askeri bekliyordu. Şans bu ki yaratıkları öldürmek pek zor değildi; lakin bunu dememe rağmen 2 grubun da bütün yaratıkları öldürmesi 4 saat gibi bir zaman gerektirmişti. Nihayetinde haritanın sonuna ulaşmayı başardık. Önümüzde üçgen şeklinde bir taht salonu yer alıyordu. Salonun içindeyse, uzakta olduğumuzdan sebep tam olarak göremediğimiz bir yaratık vardı.

  Pang…

  Mor Şafak Botlarım taş zeminde adımladığı gibi salona yaklaşmış ve başımı uzatıp, yaratığıa bakmıştım. Aslına bakarsanız tek bir yaratık değil, birkaç tane yaratık görmüştüm. İçlerinden biri tahta kurulan bir imparatorken, diğeriyse ona hizmet eden bir generaldi. Tahtta oturan yaratığın vücudu geniş kaslara sahipti ve ellerinde de bir savaş baltası tutuyordu. Başının üstünde bir isim yazıyordu---

【Di İmparatoru – Li Xiong】(Mor Boss)
Seviye: 57
Saldırı: 1550-1900
Defans: 1100
Can: 250 000
Yetenekler:【Kombo】【Alev Kılıcı】【Rüzgar Kesiği】

Açıklama: Di İmparatoru Li Xiong. 5 barbar kabilesi Çin topraklarını işgal ettiğinde, Li Xiong tarafından yönetilen Di kabilesi rakip topraklara ilk girenler olmuştur. Kendisini kral ilan eden bu herif vahşi ve acımasız bir kişiliğe sahiptir. Buyruğu altındaki birliklere istedikleri gibi öldürme izni vermiştir. Han Hanedanlığı’na ait olan insanların onurlarını ve gururlarını çiğneyerek, akılalmaz kötülükler yapmıştır. Öldüğü günden beri kendisi burada, Ran Min’in ruhunu korumaya başlamıştır.