Aynen deo malının dediği gibi çabucak bitecek ahahah :D nekromansi bölümü yukarı cikiyorrrr:D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
126. Bölüm Savaşmak İstiyorum
Akademide geleneksel olarak her kış bütün bölümler arasında bir yarışma düzenlerdi. Galip gelenler büyük ödüller kazanırdı. Bu yarışma öğrencilerin daha sıkı çalışması için düzenlenirdi.
Akademinin en ateşli olduğu zaman bu zamandı, zira bölümler sadece ödüller için değil, ayrıca gururları ve öğretmenleri için de çarpışırlardı. Hatta öğretmenlerin geleceği bile bu yarışmalarla yakından bağlantılıydı.
Her bölüm en güçlü öğrencilerini yarışmaya gönderirdi. Bu hem öğrencilerin kendi çıkarı hem de öğretmenlerin gururu ve gelecekteki pozisyonları adınaydı.
Kara Büyü ve Işık bölümleri daima ezeli rakip olmuşlardı. Yıllardır iki bölüm arasında açık ve gizli çatışmalar dönüyordu. Kara Büyü ve Işık bölümleri arasındaki savaş kimin en güçlü bölüm unvanını kazanacağını seçmek içindi, zira akademideki en güçlü bölümler bu iki bölümdü.
Devasa bir büyü bariyeri bütün meydanı kaplamıştı ve içeridekiler bu sayede kimseye zarar verme endişesi taşımadan savaşabiliyorlardı. He riki bölümden de beş katılımcı vardı ve güzel bir savaş yaşanıyordu.
Han Shuo’nun bakışları sonunda, öğretmenlerin bulunduğu kısımda oturan Fanny’yi yakalamıştı. Güzel kadın arka taraflarda bir yerde oturuyordu. Durdukları platform yükseltilmişti ve öğretmenler bu kısımda oturuyorlardı. Müdür de oradaydı. Görünüşe göre herkes yarışmaya büyük önem gösteriyordu.
‘’Nekromansi Bölümünden takıma katılan birisi var mı?’’ Han Shuo Lisa durumu açıkladıktan sonra sordu.
Kafasını iki yan sallayan Lisa yanıtladı, ‘’Nekromansi Bölümümüz Kara Büyü Bölümünün alt dalı. Kara büyü bölümü öğretmenleri ve öğrencileri onlara yük olacağımızdan deli gibi korkuyorlar, dolayısıyla bizi aralarına almıyorlar. Savaşanların tamamı Kara Büyü Bölümü öğrencisi.’’
‘’Demek öyle. Kara Büyü ve Işık bölümleri arasındaki çarpışmayı kimin kazanacağını düşünüyorsun?’’ Han Shuo meydandaki iki gruba baktı ve umursamazca sordu.
“Emin değilim. Kara Büyü ve Işık bölümleri her zaman akademinin en güçlü iki bölümü olmuşlardır. En güçlü bölüm unvanı yıllardır iki bölüm arasında gidip geliyor. Geçen yıl yarışmayı Kara Büyü Bölümü kazandı fakat geçen yıl takımı yöneten kaptan mezun oldu, Işık Bölümünün kaptanı ise hâlâ duruyor. Bence bu kez Kara Büyü Bölümünün başı belada.’’ Lisa durumu Han Shuo’ya açıkladı.
‘’Ay, Nekromansi Bölümümüzle alakası olmaması çok kötü. Kara Büyü Bölümü yıllardır bizi görmezden geliyor. Usta Fanny ve Gene’nin akademideki konumları da bu yüzden gittikçe azalıyor. Bak, Usta Fanny ancak en arka sırada oturabiliyor, Usta Gene ise insanların kendisine güleceğinden korktuğu için yüzünü göstermeye dahi cüret edemiyor. Nekromansi Bölümümüz gerçekten başarısızlık abidesi.’’ Amy kafasını iki yana salladı ve hüzünlü bir ifadeyle konuştu.
‘’Elimizden gelen bir şey yok. Nekromansi Bölümü öğrencilerinin çağırabildiği gecenin yaratıkları ışık büyüsüne karşı dayanıksızlar. Çağırdığımız yaratıkların yardımı olmadan, ışık büyülerine karşı avantaj elde etmemiz çok zor. Usta Fanny bu yüzden pes ediyor ve Kara Büyü Bölümünün istediğini yapmasına izin veriyor. Eğer katılırsak kendimizi zor duruma sokacağımızı o da biliyor.’’ Athena da konuşurken oldukça kasvetliydi.
Meydandaki savaş alanı düz ve engelsiz değildi, aksine alanda yapay dağlar, ağaçlar ve sayısız derin çukur vardı. Okul yönetimi öğrencilerin çevresel koşullara aşina olmasını istiyordu, dolayısıyla savaş alanı oldukça karışıktı.
O anda, iki bölümün öğrencileri gizlenmek için sahte ağaçları ve yapay kayaları kullanıyordu. Ara sıra ortaya çıkıp birbirlerine saldırıyor ardından bölgeyi geri çekilip takım arkadaşlarıyla yeniden buluşuyorlardı. Meydanı koruyan devasa büyü bariyeri de soluk ve puslu bir ışık yayıyordu. Görünüşe göre bu etki takım çalışmasını arttırmak için bilerek yapılıyordu.
İki taraf birbirini denediği esnada birdenbire Kara Büyü Bölümü öğrencilerinden birisi karnını tuttu ve yere yığıldı. Yüzü solmuştu ve alnından soğuk ter damlacıkları akıyordu.
Durumu gören Kara büyü bölümünün baş büyücüsü Deo’nun ifadesi tamamen değişti ve hemen Müdür Emma’ya seslendi, ‘’Müdür, Phillide galiba kendini iyi hissetmiyor. Savaşı durdurmak ve neler olduğuna bakmak için izni istiyorum.’’
Ulu uzay büyücüsü Emma da şaşkınlıkla, düşen Phillide’ye bakıyordu. Deo’nun sözlerini duyduğunda onaylayarak söylendi, ‘’Durun, Phillide’nin sorunu neymiş bakalım.’’
Ardından Emma elini salladı ve devasa büyü bariyeri birdenbire ışıldamaya başladı. Diğer Kara Büyü Bölümü öğrencileri Phillide’yi Deo’nun yanına taşımak için yardım ettiler. Kara Büyü Bölümünün öğretmenleri Phillide’ni inceledi ve en sonunda Deo karanlık bir ifadeyle Emma’ya seslendi, ‘’Müdür, Phillide midesini bozmuş gibi görünüyor. Savaşa devam edebileceğini sanmıyorum.’’
‘’Oh, aman tanrım! Neler oluyor? Phillide neredeyse usta büyücü seviyesine ulaşıp, akademiden mezun olacak kapasitede biri. Ayrıca şu anki takım lideri ve Kara Büyü Bölümünün en güçlüsü. Eğer o savaşamazsa, Kara Büyü Bölümünün kazanma şansı daha da azalır.’’ Athena solgun Phillide’ye bakarken endişeyle konuştu.
Sara* onayladı ve konuştu, ‘’Gerçekten de. Diğer tarafın kaptanı geçen yıl da yarışan Keelung. Hâlihazırda bir usta büyücü gücüne sahip olduğu ama bu yılki yarışmalara katılabilmek için bilerek mezun olmadığı söyleniliyor. Phillide varken iki bölüm denkti fakat artık Kara Büyü Bölümünün umudu kalmadı.
*Bu karakter hiç geçti mi ben de bilmiyorum, ilk defa gördüm...
// Yok ortak, geçmedi.
Han Shuo hassas kulakları sayesinde Emma ve Deo’nun konuşmasını açıkça duyabiliyordu. Deo Emma’yı Phillide’nin sağlık sorunlarından dolayı, bu yılki karşılaşmayı birkaç gün geciktirmeye ikna etmeye çalışıyordu fakat Emma akademinin kurallarını gerekçe göstererek adamın talebini reddediyordu. Verdiği tek taviz Phillide’nin yerine başka bir öğrencinin geçmesini kabul etmesiydi.
Deo Emma’yla tartışırken öfke içindeydi. Adam bunun bir entrika olduğunu ve Emma’dan karşılaşma gününü değiştirmesini istiyordu.
Ne yazık ki, baş büyücü Deo sadece bir Kara Büyü Bölümü öğretmeniydi ve Akademi’nin kurallarından daha üstün değildi.
Emma’yı ikna edemeyen Deo öfkeyle söylendi, ‘’Durum böyleyse, o zaman karşılaşmaya katılmıyoruz. Bu sefer bırakalım başkaları konuşsun!’’
‘’Usta Deo, lütfen konumunuzu unutmayın. Bir sorun olsa da, umarım Akademi’nin geleneklerini değiştirmeyi düşünmezsiniz. Lütfen bu yılın karşılaşması için bir yedek öğrenci bulun ve yarışmaya devam edelim.’’ Normalde nazik ve yardımsever olan Emma, Deo’ya yanıt verirken oldukça sinirli görünüyordu.
Bir ulu uzay büyücüsü olmanın yanı sıra, akademide müdür olduğu için Emma’nın otoritesi sorgulanamazdı. Ağzından bu ciddi uyarı çıktığında, Deo anında sersemledi.
Kasvetli bir ifadeyle bir süre düşünen Deo, köşede oturan Fanny’ye bakmak için döndü, ‘’Usta Fanny, Nekromansi Bölümü yıllardır karşılaşmalara katılmıyor. Nekromansi Bölümünün yükselme zamanının geldiğini düşünüyorum. Lütfen Phillide’nin yerini dolduracak birisini bulun ki, karşılaşma devam edebilsin.’’
Arka tarafta ifadesizce durumu izleyen Fanny, Deo’nun sözlerini duyduğunda aniden afalladı. Yüzü öfkeyle kaplanırken hemen konuştu, ‘’Usta Deo, bunun anlamı nedir?’’
Herkes Phillide çekildikten sonra kazanmanın mümkün olmadığını anlayan Deo’nun bilerek Fanny’yi öne sürdüğünü görebilirdi.
Sonuçta, Nekromansi Bölümü zayıflığıyla tanınıyordu. Deo boşluğu doldurmak için Nekromansi Bölümü dışında herkese sorabilirdi. Ne var ki, Deo fark edilebilir şekilde Nekromansi Bölümünü hedef alıyor ve hatta aşağılıyordu.
‘’Usta Fanny, Kara Büyü Bölümünün bir üyesi olarak, bazen sizin de çaba göstermeniz gerektiğini düşünüyorum, yanlış mıyım?’’ Deo’nun niyetini anlayan başka bir kara büyü öğretmeni aniden lafa girdi.
Çevredeki öğretmenlerin bazıları kadının halinden keyif alırken, bazıları da kadına acıyordu. Ne var ki, hiç kimse fikrini öne sürmedi, zira hepsi de iyi bir şovu kaçırmak istemiyordu.
‘’Ne zaman Nekromansi Bölümünü düşünmeye başladınız? Günah keçisi olacak birisi lazım olunca mı aklınıza geliyoruz? Bize böyle davranmanıza izin vermeyeceğim!’’ Başta hiçbir nekromansi öğrencisinin katılmasına izin verilmediğinden dolayı Fanny’nin gururu zaten kırılmıştı ve karşılaşmanın mümkün olduğunca çabucak bitmesini istiyordu. Böylece başkalarının aşağılama ve acıma dolu bakışlarıyla uğraşmazdı. Kim sonunda Deo tarafından aşağılanacağını düşünürdü ki? Bu durum anında öfkesini kabarttı.
Fanny dıştan yumuşak görünen ama içten içe sert birisiydi ve Han Shuo bunun epey farkındaydı. Normal koşullar altında, Fanny her zaman başkalarını gülümseyen bir yüzle selamlar ve tartışma çıkarmazdı, lakin birisi sınırını aştığında, Fanny tüm gücüyle o kişiye karşı koyardı. Belli ki Deo sınırı aşmıştı.
Platformdaki öğretmenlerin konuşmaları Lisa ve diğerlerinin kulağına ulaşmıyordu, dolayısıyla Fanny’nin neden birden kalktığını bilmediklerinden şaşkın şaşkın bakışıyorlardı. Han Shuo karanlık bir ifadeyle olanları anlattığında, hepsi öfkeli bir şekilde Deo’nun utanmazlığına küfürler yağdırmaya başladılar.
Böyle anlarda güçlü bir beden işe yarardı. Genç adam yolunu engelleyen herkesi kenara savurdu ve öğrencilerinin küfürleri arasında platformun önüne ulaştı, ‘’Usta Fanny, Phillide’nin yerine karşılaşmaya katılmak istiyorum. Umarım onaylarsınız.’’
Han Shuo Fanny’nin aşağılandığını gördüğü için öfkesini daha fazla içinde tutamadı. Ciddi bir ifadeyle kükremişti ve sesi meydanın her yerine ulaşmıştı.
Meydan anında sessizleşti ama peşi sıra büyük bir gürültü koptu. Herkesin heyecan ve merak dolu bakışları Han Shuo’ya odaklandı, hepsi neler döndüğünü bilmek istiyordu.
‘’Bu velet de kim? Yürekliymiş!’’
‘’Huh, ne kibir ama. Phillide bile bize denk olmadığını bildiği için hasta numarası yaparak sıvışmaya çalışıyor. Kendisini aşağılamak isteyenlerin olduğunu düşünmezdim!’’
‘’Eh, bu bizim bölümden Bryan değil mi? Ne zaman döndü?’’
Bütün öğrenciler ve öğretmenler meraklı bakışlarla Han Shuo’yu süzerken meydanda bir kargaşa kopuyordu. Hatta Han Shuo’nun arka planı hakkında konuşmaya bile başlanmıştı.
Fanny Han Shuo’nun belirdiğini görünce afalladı. Öfkeli yüzünde tatlı bir gülümseme belirirken berrak gözleri parıldadı. Hassasça Han Shuo’ya karşılık verdi, ‘’Unut gitsin...bilerek bizi günah keçisi yerine koymak istediklerini göremiyor musun?’’
Kafasını sallayan Han Shuo, sıra dışı bir şey yokmuş gibi davranmaya çalışan Deo’ya baktı ardından Fanny’ye seslendi, ‘’Biliyorum ama yine de denemek istiyorum. Nekromansi Bölümümüz çok uzun bir süredir sessiz kaldı ve ben artık tekrardan ışıldamanın zamanının geldiğini düşünüyorum.’’
Bu yarışma öğretmenlerin de geleceğini etkileyecekti. Nekromansi öğretmeni olan Fanny Deo gibi birisi tarafından eziliyordu. Han Shuo doğal olarak böyle bir durumun yaşanmasına izin veremezdi.
Han Shuo’nun kararlı bakışları Fanny’ye adeta bir mesaj göndermişti. Fanny birkaç saniye şapşal şapşal baktıktan sonra sonunda onayladı ardından Deo’ya doğru söylendi, ‘’Pekâlâ, isteğini onaylıyorum. Phillide’nin yerine Bryan geçecek.’’
Herkes Han Shuo’nun kimliği hızlıca öğrenmişti. Kölelikten yükselişi ve Karanlık Orman’daki hareketlerine kadar hayatı hızlıca öğretmenler ve öğrencilerin kulaklarına ulaşmıştı.
Cadı Camilla’nın Fanny ve Han Shuo’nun birlikte yakaladığı ve Han Shuo’nun Fanny’nin yatağından çıktığını söylentisi hâla akıllardaydı. Han Shuo’nun böyle öne atılması herkesin hayal gücünü anında devreye soktu. İnsanların bakışları keskinleşirken, tartışmaların dozu gittikçe yükselmeye başladı.
‘’O zaman sorun çözüldü. Bryan Phillide’nin yerine geçecek ve Işık Bölümüne karşı savaşacak. Mm, sadece şov için sahneye çıkıyor. Çabucak bitecek ve çok boşa zaman harcamayacaktır.’’ Deo onayladı ve Fanny’ye karşılık verdi.
Magnec