Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

105. Bölüm Psikopat

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

Chaeeeeeng!

Tekrar tekrar yapılan saldırılar sayesinde Esen Mızrak’ın hızı doruklardaydı. Pon şu anda insan gözüyle takip edilemeyecek kadar hızlı saldırıyordu. Sanki elinde bir değil de, on tane mızrak vardı.

Zirkan sağlam duruyordu, ama nihayetinde sınırına ulaştı. Pon rakibin açık verdiğini görünce anında saldırdı.

“Gerçek İllüzyon!”

Pepepepeok!

Mızrak yağmur gibi yağdı rakibin üstüne. Zirkan’ın giydiği ihtişamlı altın zırh kaşla göz arasında paçavralara dönüştü.

 “Kuu...ock!”

Flop!

İnanılmazdı. Birinci sıradaki kılıç ustası, aynı zamanda Dev Klanı’ndaki beş kaptandan en güçlüsü olarak bilinen Zirkan, diz çöktü.

Pon mızrağını adamın kalbine doğrulttu, “Hoff Hoff… Güçlüsün. Normalde seni yenemezdim.”

Pon da en az Zirkan kadar yaralıydı. Savaşın başında rakip onu domine etmişti. Fakat geçen süreyle Esen Mızrak’ın özelliği devreye girdiği için durumu tersine çevirmeyi başarmıştı.

“O mızrak…” dedi Zirkan, acı acı gülümseyerek mavinin gümüşle birleşerek yarattığı görkemli mızrağı süzdü. “Gerçekten olağanüstü. Gizemli zanaatkarın eseri mi?”

Onu yenen Pon değil, o mızraktı. Pon başını salladı. “Evet. Sayesinde ekipmanların gerçek gücünü keşfettim.”

“Hah…” Pon’un hiç tereddüt etmeden verdiği cevapla Zirkan bütün öfkesini yitirdi. Başını eğdi, “Bitir hadi.”

“Eline sağlık.”

Puok!

Esen Mızrak Zirkan’ın kalbini parçaladı. Pon yavaş yavaş gri ışıklara dönüşen Zirkan’a baktı ve onu uyardı.

“Bir daha klanıma el sürmeye kalkarsa söyle Chris’e, daha fazla adam yollasın.”

Ardından Pon Khan’ın demircisine doğru yola çıktı.

***

Yeteneklerin gücü! Hünerlerin gücü! Ekipmanların gücü!

Grid şu anda mükemmel denebilecek kadar sakindi; saldırı gücü üst düzey oyunculara denkti. Kendi klanındaki oyuncular arasında ilk beşte yer alan Maksevun bile Grid’e dayanamamıştı. Peki ya şimdi hiç olmadığı kadar güçlü olan Grid, saldırı gücünün 1.5 katı kadar hasar veren bir alan yeteneği kullanırsa ne olurdu?

‘Pagma’nın Kılıç Ustalığı.’

Felaket olurdu tabii.

“Dalga.”

[Dalga]

Açıklama: Yüksek dalgalar misali bir kılıç dansı salın. 1 metrelik menzildeki düşmanlara saldırı gücünüzün %155’i kadar hasar verir ve onları yavaşlatır.

Grid harekete geçti! Kılıcından masmavi dalgalar çıktı ve dört bir yana yayıldı.

Syuok! Syu syu syu syu syuk!

Keskin dalgalar düzinelerce kez iç içe geçtiler. Dev Klanı üyeleri tehlikeyi fark edince başladılar koşmaya.

“Dağılın!”

Papapat!

Hepsi farklı yöne kaçtı. Dalgalardan uzak durmak istiyorlardı. Fakat Grid’in saldığı dalgalar peşlerine düştü. Saldırının hızı öyle yüksekti ki kaçmak neredeyse imkansızdı.

“Ne? Takip mi ediyor? Nasıl bir yetenektir bu!”

Sonunda, Dev Klanı üyeleri bir ikilemde kalmıştı. Ya savunma yapacaklar ya da karşı koyacaklardı. Savunma yapmayı seçince…

Ka ka ka kang!

"Kuaaaaak!"

“Hiik!”

Dört bir yana dağılan 10 klan üyesinin hali berbattı.

“İmkansız…”

Grid çok güçlüydü. Maksevun yoldaşlarının çektiği çileleri görünce tir tir titremeye başladı.

‘Alan yeteneği nasıl bu kadar güç…’

Alan yeteneği adından da anlayabileceğiniz üzere belirli bir alana saldırıyordu, ama genelde bu tarz yetenekler hedef odaklı yeteneklerde daha zayıftı. Birinci geliştirme sınıfındaki Alan yetenekleri kullanıcının saldırı gücünün yaklaşık %50-70 oranında hasar verirdi. Öte yandan 200. Seviye’nin üstündeki kullanıcılar için bu oran %70-90 arasındaydı.

Fakat Grid’in yeteneği %100’ün üstündeydi.

Maksevun merak ediyordu. ‘Belki de nadir bir yetenektir?’

Nadir yetenek! Nadir yetenekleri ancak özel görevleri tamamlayarak ya da spesifik başarılar kazanarak elde edebiliyordunuz. Örneğin Yura, Sekizinci Hizmetkar olduğunda İlahi Ceza adlı bir yetenek kazanmıştı.

Dolayısıyla nadir yetenekler, kullanıcının saldırı gücüyle orantılı değildi; genelde kendilerine has belirli hasar oranlarına sahip oluyorlardı. Tipik yeteneklerden daha güçlü olduklarını söylemeye gerek bile yoktu. Fakat belirli hasar oranına sahip yeteneklerin sınırı vardı. Kullanıcıların seviyesi arttıkça sabit hasar veren yeteneklerin değeri azalıyordu.

Bununla birlikte Pagma’nın Kılıç Ustalığı çok başkaydı. Nadir bir yetenek miydi? Hayır. Efsanevi bir yetenekti. Grid güçlendikçe bu yetenek de güçlenecekti. Evrim geçirecek gelişmeye devam edecekti.

Şu anda Maksevun ve adamları, Tatmin’in en iyi yeteneklerinden birini izleme şerefine nail oluyordu. Ibellin de aralarındaydı.

‘Grid’ın sınıfı ne ki?’

Tzedakah Klanı üyeleri Grid’in gizli bir sınıfa sahip olduğunu biliyordu. Grid’in üç destansı sınıftan biri olduğunu düşünüyorlardı. Üç destansı sınıftan ikisi Agnus ve Katz ikilisine aitti. Sonuncunun kimliği bilinmediği için Tzedakah üyeleri Grid’in bu tanıma uyduğunu düşünmüşlerdi.

Fakat şu anda Ibellin’in fikri yavaş yavaş değişiyordu.

“Grid… Belki de özel bir sınıfa sahiptir?”

Ibellin kendi kendine mırıldanırken Dev Klanı üyeleri alan yeteneğinin verdiği hasarlarla paramparça olmaktaydı.

‘Beş kaptana denk neredeyse… Hayır, belki de daha güçlü. Tzedakah bu yaratığı nereden bulmuş böyle?’

Garip kafatası miğferi takan adamın sonraları Dev Klanı’na büyük bela olacağı açıktı. Klana yardım etmek için bu adamı çözmeleri gerekiyordu.

Kararını veren Boz Ayı, grubun mesaj kutusuna girdi.

<Farkındasınız, değil mi? Burada öleceğiz. Madem öyle, doğru düzgün savaşalım. Böylece adam hakkında bilgi toplayarak bizimkilere haber verebiliriz. Ne diyorsunuz?>

<Olur… Zaten elimiz boş dönersek bize azar kayarlar.>

<Uslu uslu ölmek istemiyorum. En azından özel hamlelerini falan görelim.>

<Ölümcül hamleleri! Hemen kullandıracağım! Hadi! Alt tarafı TP kaybedeceğiz.>

<Belki Boz Ayı bütün ekipmanlarını düşürür.>

<Açma şu şom ağzını.>

Dev Klanı üyeleri yavaş yavaş ayağa kalktılar. Ardından savaşa hazırlandılar. Sokaktaki seyirciler heyecanlıydı.

“Ohh! Dev Klanı sonunda harekete geçiyor!”

“Hadi! Ibellin’i yenerken kullandığınız şeyleri gösterin!”

Tatmin’de video kaydetme özelliği vardı. Dev Klanı VS Tzedakah Klanı! İzleyenler güçlü klanların mücadelesini kaydediyor, kimisi canlı yayın yapıyordu. Farklı farklı medya organlarından da çalışanlar gönderilmişti.

Şu anda dünya çapında yüz milyonlarca insan Grid ve Dev Klanı’nın mücadelesini izliyordu. Fakat Grid bunun farkında değildi. İlk defa televizyona çıktığını bilseydi…

Hayalini kurduğu filmlerin ana karakterleri gibi havalı pozlar verirdi.

“Hay ben sizin… Ne diye dağıldınız ki? Komik miyim ben? Ah, doğru ya. Zaten sizin gibi şerefsizleri hiç sevmem. Beni kızdırmayacaktınız… Kuk kuk! Tamam! Kollarınızı bacaklarınızı koparacağım!”

“Öfke Taarruzu!”

“Ruh Kontrolü!”

“Zincir Bağı!”

Dev Klanı üyeleri Grid’le kafa kafaya dövüşebileceklerini sanmıyorlardı. Bu yüzden anormal durumlar ve kontrol yetenekleri üstüne yoğunlaştılar. Plan Grid’i anormal duruma düşürmekti.

İyi de neler oluyordu burada?

<Ne? Niye hiç etkilenmedi?>

<Aradaki seviye farkı yüzünden herhalde. Belki de anormal durumlara karşı dayanıklıdır.>

<Ne? Hassiktir oradan!>

Kwajak! Puchak! Peok!

Tek taraflı katliam diye buna diyorlardı. Kara kılıç kırmızıya döndü.

Son yıllarda…

Grid zayıf olduğu dönemde onu görmezden gelen ya da ona gülen çok güçlü insanla karşılaşmıştı. Şimdi, Dev Klanı üyelerinin karşısında dururken kendini aynı o güçlü insanlar gibi hissediyordu. Zayıfların üstüne basarken aldığı hazzın haddi hesabı yoktu.

“Kuhahahaha!”

Kafatasından miğfer giyen adam çılgınlar gibi katliam yaparken bir yandan da gülüyordu. Korku filmlerinden fırlamış şeytani karakterlerden biriydi adeta. Ekran kanla kaplıydı ve Dev Klanı üyelerinin dehşet içindeki çığlıkları yükseliyordu; haliyle Televizyon’daki yayınların çoğu durduruldu. Böylece internet üzerindeki yayınların reytingi tavan yaptı.

O gün.

‘İnsan Kasabı’ manşeti farklı farklı medya organlarında ortaya çıktı. Ayrıca Grid’in Kesan Kanyonu’nda biraz işkence ettiği sınıf arkadaşları, televizyonun önünde tir tir titriyordu.

“O şerefsiz… Psikopatın teki olduğu belliydi…”

“Vov, cidden manyak. Şehrin ortasında yaptıklarına bak… Korkunç…”

Takip eden günlerde medyada ‘Tatmin’in Psikopatları, onları görmezden gelebilir miyiz?’ adı altında araştırmalar ve tartışmalar yapıldı. Ayrıca Tzedakah Klanı’nın itibarı arşa değmek üzereydi. 20 kişi bile olmayan bu klan, Dev Klanı’nın 300 adamlık ordusuna karşı koymayı başarmıştı.

“Kuaaah!”

Chris bütün öfkesini avlanarak attı. Şu anda bulunduğu avlanma bölgesinde tek bir yaratık bile kalmadı.

“Kahretsin! Sikeyim! Sikeyim!!”

Gizemli zanaatkarın Tzedakah Klanı tarafından alınması ve herkesin gözünde küçük düşmek… Chris öfkeden köpürüyordu. Hemen intikam almak istiyordu, ama gizemli zanaatkar Tzedakah’a katılmıştı…

Ayrıca o kafatası miğfer hala aklındaydı.

‘Yayında gördüğüm alan yeteneğine bakılırsa destansı sınıf değil; daha güçlü. Kim bu adam? Sakın… Agnus olmasın?’

Agnus ikinci destansı sınıfın sahibiydi ve ortak sıralamada yedinciydi. Farklı kılıklara girerek kıta boyunca kaos yaratmayı çok severdi. Chris Agnus’un bu olaya dahil olmuş olabileceğini düşünüyordu.

‘Jishuka başımı ağrıtıyor.’

Chris birkaç gün düşündükten sonra klana bir duyuru yaptı.

“Bütün dış aktiviteler yasaklandı! Seviye kasmaya odaklanın! Kalbinizdeki öfkeyi avlanarak atın. Güçlenin! Güçlenin ve böylece gün gelecek, bu utancı sileceğiz!”

Dev Klanı kendini güçlenmeye adamışken, Tzedakah Klanı’nda yer yerinden oynuyordu. Yaşanan hadise nedeniyle sıralamadaki üst düzey figürler Tzedakah’ın farkına varmış ve onu ziyaret etmeye başlamışlardı.

Tatmin L.T.S’ye benzemiyordu. 18 kişiyle yapabileceklerinin bir sınırı vardı. Son zamanlarda adam almayı düşünen Tzedakah Klanı, farklı farklı testler yaparak birkaç yeni klan üyesi aldı.

Fakat bir sorun vardı. Testleri geçenlerin çoğu normal değildi.

“Ah… Manyak manyağı çekiyor tabii.”

Vantner böyle düşünüyordu. İnsanlar Grid’in manyak ve çılgın tavırlarını görünce klanın kapısına dayanmıştı. Alınan yedi üyeye sevinmeyi bırakın, herkes oldukça endişeliydi.

Ve Grid mezunlar toplantısına katılmaya hazırdı.

…….