Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

47. Bölüm Kara Mızraklar

Çevirmen: Odysseia / Editor: T4icho

Kara Mızraklar

Çok geçmeden sırtındaki kara boynuz yayı, elindeki sınır ordusu kılıcı ile Lin Xi sarı duvarın girişinde belirdi.

Bu sarı duvar oldukça genişti ve bin metrede bir girişleri vardı.

Lin Xi kapının önünde durduğunda etrafta ona bakan Atmaca sembollü bir öğrenci vardı, ancak Lin Xi'nin zırhındaki beş rozeti ve sırtındaki yayı görünce kaçmayı seçti.

Lin Xi de peşinden gitmedi.

Altın duvarlı bölge özgür savaş bölgesinin dışında olduğu için birine saldırırsa akademi puanı düşerdi. Bu yüzden Lin Xi sakince içeri girdi.

Sarı duvarla kaplı eğitim alanı birkaç kilometrekarelik bir alana yapılmıştı; boyu neredeyse Lin Xi'nin önceki dünyadaki lisesinin boyutu kadardı. İçeride bir orman ve Antik Yunan stili yapılmış sütunlarla desteklenen, üç dört katla ondan fazla bina vardı.

Lin Xi'nin geçtiği duvarın yanında bir dikili taş vardı ve üstünde bir yazı yazıyordu. "Eğitim yapmak isteyenler kurallara uymak zorundadır. İkinci seviyeye, ancak birinci seviyedeki eğitimi bitirdikten sonra geçebilirsiniz ve bu kuralı çiğnerseniz bir puanlık ceza yersiniz. Güney kısmı birinci seviye, kuzey kısmı ise ikinci seviye. Tapınağın önündeki taşta da bilgilendirmeler mevcut."

Lin Xi kafasını kaldırdı. Batan güneşe ve zirvedeki Yeşil Kereste Akademisi'ne bakarak kuzeyi ve güneyi rahatlıkla ayırt edebiliyordu. Taştan yolu takip etti ve ilk tapınağa vardı.

Kalın sütunlarla desteklenen bu büyük, kare şeklindeki taş tapınakla karşı karşıya gelince Lin Xi yapıyı takdir etmeden edemedi. Önceki dünyasında bunun gibi bir bina yıkılmış olsa bile bir sürü turist çekerdi; acaba o dünyadaki insanlar burada olsa ne düşünürdü?

Tapınağa benzeyen büyük binada dekor olarak bir şey yoktu, sadece bir taşta "birinci seviye" yazıyordu.

İçeride neler vardı acaba?

Lin Xi merakla taş tapınağa girdi. İçeride yaklaşık iki yüz adımlık bir salon vardı ve arka kapıda sıkıca kapatılmış bir bronz giriş vardı.

Etrafındaki duvarların bazılarında basit pencereler vardı ve içeriye güneş ışıkları giriyordu.

Zemin eşit olmayan topraktan yapılmıştı ve ve kalın duvarlarda kare şeklinde derin delikler vardı.

Salonun girişinde inek derisinden yapılmış küçük bir parşömen vardı ve üstünde inanılmaz güzel bir el yazısıyla yazılmış bir yazı vardı. "Direkt Mızrak Saldırıları, eğitimi tamamlamak için salondan geçin ve arka kapıya ulaşın. Şu anki rekorlar: Tıp Bölümü, yetmiş üç nefeste bitirdi, üç kere vuruldu. Siyaset Bölümü, yetmiş beş nefeste bitirdi, dört kere vuruldu. Savunma Sanatları Bölümü, altmış bir nefeste bitirdi, iki kere vuruldu. Ruhsal Bilimler Bölümü, yetmiş nefeste bitirdi, üç kere vuruldu. Beden Bilimleri Bölümü, elli dört nefeste bitirdi, bir kere vuruldu. Doğal Sanatlar Bölümü, yetmiş iki nefeste bitirdi, dört kere vuruldu."

"Direkt Mızrak Saldırıları... Acaba şu kare deliklerden mızrak mı fırlıyor?"

Lin Xi hafifçe kaşlarını çattı. Bu dünyada bir nefes dedikleri şey bir saniyeye eşitti. Karşı kapıya olan mesafe tamı tamına yüz altmış metreydi, yani düz koşarsa elli saniyesini bile almazdı.  Ama Beden Bilimleri'nin rekoru elli dört saniye olduğuna göre bu o kadar basit bir şey değildi.

Vuruldu dediği şey acaba uzun mızraklar tarafından vurulmak mıydı?

Savunma Sanatları direkt savaş gücünün peşinden koşardı ve bazı "sınır barbarları" bilerek giriş sınavında kendilerini Savunma Sanatları'na atardı. Fakat Savunma Sanatları'nın rekorunun Beden Bilimleri'nin yanına bile yaklaşamadığı göz önüne alınırsa Beden Bilimleri'nin yeni öğrencisi oldukça güçlü olmalıydı.

Lin Xi kendi kendine mırıldandı. Okçuluk burada faydalı olmayacak gibiydi, o yüzden yayını ve sadağını bıraktı. Ancak kılıçla bazı saldırıları savuşturabileceğini düşündükten sonra kılıcı yanına aldı ve dikkatle salona girdi.

Tıpkı tahmin ettiği gibi olmuştu. Beş altı adım attıktan sonra etrafta tak tak tak sesleri duyuldu. Sanki duvarın içinde hareket eden metal düzenekler vardı.

Şlank!

Sanki gerilip ateşlenmiş gibi solundaki duvardan direkt ona doğru siyah bir mızrak fırladı.

Çoktan hazırlığını yapmış Lin Xi öne doğru atılarak mızraktan kaçındı. Mızrak toprağa saplanarak olduğu yerde sarsıldı.

Lin Xi mızrağa doğru dürüst bakamadan sağ tarafından bir mızrak daha ateşlendi.

Lin Xi bundan da kaçındı. Ancak onu şaşırtan asıl şey tavandan gelen seslerle birlikte yukarıdan inen mızraktı. 

Giydiği kara zırh kafasını korusa da eğer böyle bir darbe yerse pek hoş olmazdı.

Lin Xi anında kızmıştı. İleri doğru çapraz şekilde on adım attıktan sonra sırtında bir acı hissetti ve bağırdı, ardından omzuna da bir mızrak yedi ve ileri doğru uçtu.

Bu iki darbe Lin Xi'nin bedeninin soğuk soğuk terlemesine neden olmuştu. Bu iki kara mızrak, Gül Çiçeği sembollü öğrencinin Kara Çiçek Kargısı'ndan bile daha güçlüydü ve keskin uçları adeta kemiklerine işliyordu.

İstemsizce yerden kalkmaya çalışsa da bedenini hareket ettirdiği anda sırtına bir mızrak daha isabet etti ve onu geri yere yığarak ciğerlerindeki tüm nefesi boşalttı.

Yerdeyken mızraklar ateşlenmiyor gibiydi, sadece duvarlardan gelen takırtı sesleri duyuluyordu.

Lin Xi o kadar acı çekiyordu ki orada öylece durmayı bile düşündü.

Bu mekanizmaların bir hoca tarafından mı yönetildiğini yoksa otomatik mi olduğunu bilmese bile deliklerden çıkan mızrakların yönünün değişebildiğine emindi. Attığı her adımla her yönden en az beş ya da altı mızrak fırlıyordu.

Bu kara mızrakların gücü, yerel ordudaki askerin tam kapsamlı bir saldırısına eş değerdi.

Bu yüzden bu simülasyon, bir savaş alanında yürürken düşman mızraklarından kaçınma egzersizi gibiydi.

Yüzlerce, hatta binlerce kişiden oluşan savaş alanlarında aynı anda yaklaşık beş ya da altı kişiyle ilgilenmen gerekebilirdi.

Buradan anladığı şey, bir gelişimci olsa bile savaş alanının kaosu altında gelişimci olmayanlar mızraklarıyla onu rahatça indirebilirdi.

Yediğin mızraklar girişte kayıt altına alınıyordu. Bir yandan mızraklardan kaçınıp bir yandan yediğin mızrakların acısına dayanıp bir yandan da hızlı olmaya çalışmak imkansızdı.

Attığı bir düzine adımda Lin Xi birden bazı mızrakların farklı noktalardan aynı anda fırladığını fark etti. Yani bu da demekti ki kaçınma konusunda harika olsa bile takipçi mızraklardan kaçınamazdı.

Ancak bu mızrakların hızı çok fazla değildi...

Birden Lin Xi bir aydınlanma yaşadı. Sonunda çözmüştü!

Bu, düşman saflarını kırarak ilerleme simülasyonuydu! Nereye doğru koşarsa koşsun beş ya da altı mızraklı askerle karşılaşacaktı! Bir ordunun içlerine doğru girerken nereye gidersen git karşına asker çıkardı, o yüzden ilerlemesinin tek yolu önündekileri katletmekti!

Bu yüzden elindeki kılıçla gelen mızraklardan bazılarını engelleyip bir yandan da hiç durmaması gerekiyordu.

Bu, gelişimcileri, etrafları sarıldığında yapabileceklerine karşı eğiten bir şey olmalıydı!

Bu yüzden akademi puanı vermese bile bu savaş gücünü artırma konusunda oldukça faydalı bir şeydi.

Ancak bu denemesinde rekoru kırmasının imkansız olduğunu biliyordu. O yüzden de Lin Xi sessizce yerde yattı ve acının dinmesini bekleyip kılıcı kavradı. Ardından vahşice kalkarak ileri atıldı.

Şlank!

Anında duvarlardan ona doğru mızraklar fırladı.

Güm!

Odada metalik bir ses duyuldu ve kıvılcımlar saçıldı.

İlerleyen Lin Xi ona doğru gelen mızraklardan birini parçaladı, ama hareketleri yavaşladığı anda bir gümleme duyuldu. Arkasından gelen bir mızrak vahşice sırtının sağına çarptı.

Lin Xi sendeledi ve ardından gelen mızraklarla beraber yere düştü.

...

Büyük, boş odada Lin Xi defalarca kez düşüp durdu, ama her defasında tekrardan kalktı ve odayı silahların çarpışma sesi doldurdu.

Uzun bir süre sonra Lin Xi eğitimi bitirmeye karar verdi. Yere yatarak nefes nefese bekledi.

Kara zırhın içinde bedeni terden sırılsıklam olmuştu.

İçindeki enerji akıntısı da tamamen yok olmuştu ve vücudunun her bir karışı ağrıyordu.

Ne zaman mızraklara baksa vücudunda psikolojik olarak bir mızrak darbesi acısı hissediyordu.

Ancak gerçek bir savaş alanına bu kadar benzeyen bir eğitim, üstüne düşünebileceği birçok şey öğretmişti. Sürekli olarak donup kalmaması ve kaçınmak için en iyi yönün hangisi olduğuna karar vermesi gerekiyordu. Elindeki kılıçla mükemmel hamleler yapsa bile mızraklarla başa baş kapışamıyor, onların yalnızca yönünü değiştirebiliyordu. Üstüne kılıcını savururken hareketlerine de dikkat etmesi gerekiyordu...