Teşekkür ederiz güzel bölümdü bakalım şimdi neler olcak
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
38. Bölüm Bölüm Yangını
Lin Xi ve arkadaşlarının vücuduna hafif bir meltem çarptı.
Vadiyi tırmanırken insanın karşısında duran manzara Babil'in Asma Bahçeleri'ni andırıyordu.
Lin Xi derin bir nefes aldı, yolun kenarındaki kır çiçeklerinin doğal kokusunun tadını çıkarırken akademinin ağzından hiç düşmeyen müdürü düşünüyordu.
Zhou Yongxian’ın davetini reddetmesinin üstünden iki gün geçmişti. Atlı Okçuluk ve Hayatta Kalma dersleri de başlamıştı. At sürmek Lin Xi'nin kolay kaptığı bir şey olmuştu, ki zaten okçuluk eğitimini çok daha sağlam bir şekilde alıyordu. Hayatta Kalma dersi ise bölümünün akademiye yaptığı acılı yolculukta öğrendikleri kuralların tekrarı ile başlamıştı. Çadır dikme, farklı arazilerde yolculuk yaparken dikkat edilmesi gereken şeyler... Farklı bitkiler, hayvanlar ve hangilerinin tadının lezzetli olduğu...
Hayatta Kalma sınıfının eğitimcisi Nan Zhongjie idi. Esmer, yaşlı bir adam. Üstündeki eğitimci elbiseleri olmasa bir çiftçi ile karıştırılabilirdi.
Dediklerine göre şimdi yaptıkları dersler daha ısınma olacaktı. Dersin yarısı arazi eğitimi üstünden yapılıyordu.
Bugün ilk seçmeli dersi olacaktı. Tıbbi Müdahale dersi kendi bölümünün pek de ilgisini çeken bir ders olmamıştı. Tanıdığı bir kaç yüz vardı sadece.
Lin Xi ilginç derslerden ziyade yararına olacak dersleri seçmeye odaklanmıştı. Müdür Zhang'in öğütlerini anlayabilen tek kişi olarak geliştiricilerin dahi zayıflıkları olabileceğini anlıyordu. Sonuçta kimse ölümsüz değildi. Savaşacağı insanların da kendisi gibi geliştirici olduğunu unutmaması gerekliydi... Belki şimdi öğreneceği şeyler bir gün hayatını kurtarabilirdi.
Zaten Tıp Bölümü'ne uğramak istemesinin özel bir sebebi de vardı.
Her gördüğünde nefesini kesen Gao Yanan... Her ne kadar başka bir dünya gezgini olsa da Lin Xi ne kendi dünyasında ne de bu dünyada aşk ile ilgili pek bir şey öğrenememişti. Lisede gizli mektuplar yazdığı, sonra sinemaya gittiği tek bir kız olmuştu, ama üniversite yılları geldiği zaman ayrılmak zorunda kalmışlardı. Sevdiği bir insan olmadığı sürece pek aklında yer eden düşünceler değildi. Sadece gençlik hevesi. Ama Gao Yanan'a karşı farklı bir şeyler hissediyordu...
Şimdi bile onu düşünürken ruhunun daha rahatladığını hissetmişti.
Lin Xi'nin hemen yanında Bian Linghan ilerliyordu. Arkadaşının pek konuştuğu yoktu. Fakat sessizliğinin de verdiği farklı bir rahatlık vardı.
Bu dağın tepesine inşa edilmiş çeşitli binaların belli bir düzeni yoktu. Hepsi sessiz ve gözlerden uzak, aralarında bir kaç yol ile bağlanmış haldeydiler. Gri ve soluk. Kaybolması çok kolay bir yerdi. En azından seçmeli derslerin yapılacağı yerler yurtlarına asılmıştı, Lin Xi doğrudan pirinç tarlalarında ilerlemeye devam etti. Başka bir yere sapması gerekmiyordu. Yanındaki dağda yavaş yavaş uzaklaştığı Savunma Sanatları Bölümü'nü görebiliyordu.
Sonunda önüne çıktığı gri bina dört katlı duruyordu. Camları genişti, eski okullarını andırıyordu.
“Meng Bai!”
Binanın girişinde etrafa bakan şişman, sarı elbiseli bir genç vardı. Lin Xi yakınlaştıkça arkadaşını çıkartmaya başlamıştı.
O telaşlı gözler, o çil yanaklar, tabii ki Meng Bai, kim olacaktı?
İsmini duyan genç Lin Xi'yi tanıdığı gibi içeri girmekten vazgeçerek yanına koştu.
“Meng Bai, sen de mi Tıbbi Müdahale dersine geldin? Ayrıca kilo mu aldın sen?" Lin Xi keyifli bir şekilde arkadaşının omzuna yumruk attı.
Meng Bai’nin açık teni biraz kararmıştı. Yüzündeki çilleri önceki halini bilmeyen biri seçemezdi. Ama göbeği kesinlikle daha da irileşmişti.
"Akademinin yemekleri çok lezzetli…” Meng Bai yumruğu yediği omzunu biraz ovuşturdu.
İki arkadaş da istemeden gülmeye başladılar.
“Beden bilimlerinde size ne yapıyorlar öyle… Çok hareket ettirmiyorlar galiba?" Meng Bai ile olan yakınlığından dolayı Lin Xi sözlerini çok da saklamadı. Giydiği sarı elbiseyi çekiştirdi. "Biraz dikkat etsen iyi olur. Bu gidişle kıyafetine sığmayacaksın."
“Lin Xi,” Bölümünün adı geçtiğinde Meng Bai bir neşelendi, “Bölümlerin arasında pek bir kısıtlayıcı fark olmadığını öğrendim! İleride istersem eski yazıtlara falan da bakabileceğimi söylüyorlar, istediğimiz her şeyi yapabiliyormuşuz!"
Lin Xi tekrar güldü, arkadaşının omzuna vurdu.
Beden Bilimleri öğrencilerinin daha çok vücudun sırlarını çözmekle uğraştıklarını gayet iyi biliyordu. En azından arkadaşının daha az can tehlikesi çekeceğine sevinmişti.
Fakat neden bu derste olduğu arada kaynayıp gitti.
“Sizden kaç kişi bu dersi seçti?”
“Sadece ben.”
“Ha?”
“Bizim derslerin yeterince baş ağrıtıcı ve bunaltıcı olduğunu düşündüler, kimse daha fazla sınıfta oturduğun derslerden görmek istemiyordu. Çoğunluk sizin bölümden dersler seçti... Şimdi senin dediklerini düşününce de, biraz yağ yakan dersler seçmediğime ben de pişmanım."
“Neden?”
“İki gün önce hepimizin dövüş vadisine inme zorunluluğu olacağını öğrendik. Ses değiştirici maskeler falan diyorlar ama, bölümde benden şişmanı var mı ki? Herkes tanıyacak."
Pfft!
Lin Xi ve Meng Bai'nin sohbeti akademinin gri binasına canlılık katıyordu. Lin Xi arkadaşının canı sıkkın yuvarlak suratını görünce kendisini tutamadı.
Ama bir anda Lin Xi'nin tebessümü yüzünden silindi, kendini toparladı.
Yanından geçtikleri sınıfta gri giysili öğrenciler sıralar halinde ders işliyordu.
Dersliğin en önünde siyah giysili bir eğitmen vardı. Ama gözü bütün öğrenciler arasından Gao Yanan'ı çoktan köşede seçmişti bile.
Saçı bir şelale gibi arkasına doğru dümdüz düşüyordu. Üstündeki gri kıyafetlerle bile büyüleyici olmuştu.
Sol yanağını sivrisinek sokmuş gibiydi, biraz kızarmıştı. Yüzünün beyazlığına şirinlik katmıştı.
“Rahat ol, sana kim yan bakarsa biz de seni tanıyacağımız için izin vermeyiz." Tang Ke ve Bian Linghan'da kilolu arkadaşını teselli etmeye çalıştılar. Lin Xi'nin garip bakışları dikkatlerini çekmedi.
Fakat Lin Xi Gao Yanan'a bakarken dünyasının renklerinin değiştiğini görebiliyordu. Kızın arkasındaki camdan Lin Xi'yi kendisine çeken büyüleyici bir kırmızı ışık yükseliyordu.
“Lin Xi…” Tang Ke, Bian Linghan, ve Meng Bai sonunda arkadaşlarının ne kadar garip bir şekilde uzağa baktığını gördüler. Kendi yüz ifadeleri de değişti.
“Yangın var!”
Kızın arkasındaki kırmızı ışık kendi hayali değildi, yangın çıkmıştı!
Anında bütün öğrenciler toparlanmaya başladı. Herkesin yüzü bir anda cama döndü.
“Herkes Dışarı!”
Eğitimci ok gibi fırladı. Ardından öğrenciler ilerlemeye başladılar.
Camdan başka bir eğitimcinin yaprak gibi yere doğru süzüldüğü görülebiliyordu.
…
Herkes binanın girişinde toplandığında eğitimciler de çok gecikmeden yanlarına geldiler.
Binalar birbirine bağlıydı, çoğunluğu üç katlı ve tahtadan yapılmışlardı. İçeriden yükselen duman çoktan alevlerin diğer binalara da sıçramaya başladığını gösteriyordu.
“İçeride ders işleniyor muydu?”
Eğitimciler sayım yapmaya çalışsa da dışarıya akın eden öğrencilerin sonunu getirmek pek de mümkün değildi. Sorulan sorular kargaşada kaybolup gidiyordu.
“Bugün seçmeli dersler de mi vardı?”
Sağ ve sol girişlere bakıldığında halen can havli ile koridorda yükselen alevlerden kaçan öğrenciler görülüyordu.
Magnec