Elinize sağlık güzel bölümdü devamını merakla bekliyorum
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
35. Bölüm Dövüş Sanatları Ne Demek
Yayı çek, oku yerleştir, atışını yap.
Günün ilk ışıkları duvardaki tahta pencereye yansıdı. Lin Xi bıkmadan hareketini çalışıyordu.
Bu sefer oku sağ elinde tutuyordu. Hareketi 50 kere yaptıktan sonra altın renkli eldivenini tekrar çıkardı, ağrıyan ellerini ovuşturdu.
Yarım saat sonra yurdun tanıdık zili kulaklarına gelmeye başladı. Lin Xi ekipmanını masasına koydu, eldivenini siyah torbasına yerleştirip sıkıca bağladı. Kapısını aralayarak Tang Ke ve Li Kaiyun’u koridorda beklemeye koyuldu. Arkadaşları ile beraber hızlıca kafeteryaya yöneldiler, Bian Linghan ve diğerlerinin eşliğinde kahvaltı ettikten sonra yurttan ayrıldılar.
Özel Yelokuyucu eğitiminin üçüncü günüydü. Asıl dersleri de yavaş yavaş başlamıştı. Akşama doğru çoğu topluluğun kendine yeni öğrencileri çekmeye başladığını fark etmişti bile.
Lin Xi ve akademinin müdürünün kafa yapısı aynıydı: Madem nasıl geldiklerini çözmek mümkün değildi, yaşamlarını en iyi ve başarılı doruklara ulaştırmaya çalışıyorlardı.
Zaten akademiye girdiği günden beri başını yere yakın tutup dikkat çekmemenin yararını müdürü öğütlemişti. Böyle bir sırrı paylaşmanın verdiği ayrı bir değer vardı içinde.
Eğitimci Tong yay pratiğinde iki elini de kullanmasını şiddetle tavsiye etmesine rağmen kendi yatkınlığının aslında dört olduğunu bildiği için Lin Xi çok daha fazlasını yapmaya başlamıştı bile.
Sol elinin yeterince sağlamlaştığını hissettikten sonra sağ elini alıştırmaya geçmişti. Elindeki direnç aşağı yukarı 50 kez yayı çektirebiliyordu.
Dahası, şu anda kullandığı ok basit bir tahtadan yapılmaydı. Eğitimci Tong Yelokuyucuların her zaman kusursuz saldırılar yapabilmek için güçlerini geliştirdiklerini söylemişti. İleride kullanacağı silahlar için kendini hazırlıyordu.
Tahtadan yapılmış bir oku bile çekememesinin asıl sebebi ruh gücünün düşüklüğüydü.
Bu dünyada bütün gelişimin kaynağı ruh gücüydü. Öğrenciler akademiye giriş hakkı kazandığı andan beri ruh gücünü sınamaya ve geliştirmeye başlıyordu. Kendi grubu da bu eğitimin faydasından beslenmeye başlamışlardı bile. Güçleri geliştikçe yeni seviyelerine layık dersler alacaklardı. Sırada Dövüş Sanatları, ondan sonra Atlı Okçuluk ve Hayatta Kalma dersleri olarak devam ediyordu.
Müfredatları gayet sıkışıktı. Dinlenmek için pek zaman yoktu. Genelde her ders yarım gün sürüyor, geri kalan zamanı ise öğrencilerin kendileri değerlendirilmesi isteniyordu.
Bugün Dövüş Sanatları dersi vardı.
…
Tıpkı ilk ruh gücü geliştirme derslerinde olduğu gibi bu ders de huzurlu bir vadiye serilmiş çarşafların üstünde geçti.
Gölün yanında duran eğik ağacın gölgesinde bütün öğrenciler eğitimcilerini dinliyordu. Daha önce hiç görmedikleri biri derse girmişti; Orta yaşlı, donuk suratlı, yüzünde bir tek tüy olmayan bir adam. Ruhsuz tavırları ile bakışlarında bütün his ve anlam yitiyordu. Onun da kıyafetinin üstünde Tong gibi iki amblem vardı.
“Adım Xu Shengmo. Bu dönem Dövüş Sanatları dersinizi benimle işleyeceksiniz.”
Adam yanındaki ağaçtan bir dal kopardı ve bütün öğrencilere yanına gelmeleri için işaret etti.
İşaret ederken de konuşmaya başladığı kadar ruhsuzdu.
Lin Xi eğitimci ile göz göze geldiğinde içi ürperdi. Adamın sarıya çalan gözleri sanki kendisine takılmış gibiydi. Aralarında geçen bir saniyelik bakışmada yaşadığı gerginlik açıklanamazdı.
Bir öğretmenin öğrencilerine böyle davranmaması gerekirdi... Sanki geçirdiği yıllar içindeki insanlığı çekip kurutmuştu. Hiçbir canlıya karşı sevgisi kalmamış gibiydi.
“Dövüş Sanatları tam olarak nedir?”
Eğitimci hafiften çatılmış kaşları ile öğrenci grubuna bir soru gönderdi.
“Lin Xi?” Fakat hiçbir öğrenciye cevap hakkı vermeden gözleri tekrar Lin Xi’ye döndü.
Lin Xi boş bulundu, ne diyeceğini pek düşünememişti. “Dövüş Sanatları... Başka birini dövebilmektir efendim?”
“Bir Savunma Sanatları Bölümü öğrencisi olarak böyle bir soruya cevap vermek için bu kadar düşünmen bile utanç verici.” Lin Xi’nin yüzüne daha fazla bakmadı. Sınıfa döndü. “Dövüş Sanatları öldürme kabiliyetinizdir.”
Sesindeki soğukluk öğrencilerin zihinlerine işlemiş gibiydi. Tang Ke bir saniyeliğine aklında Lin Xi’yi canlandırdı. Öğretmeninin sözleri rakibinin bir ölüm makinesine dönüştüğünü, kendini kolayca iki parçaya böldüğünü istemese de düşündürtmüştü. Yüzünde biriken teri sildi.
Bütün sınıf ağacın altında sessizliğe büründü.
“Lin Xi, sınıfa ne demek istediğimi anlatmamda bana yardımcı olmak canını sıkmaz sanırım.” Soğuk öğretmen tekrar Lin Xi’ye odaklandı.
Lin Xi’nin kaşları hafiften gerildi. Fakat öğretmeni kendine seçim hakkı sunmuyordu. “Öne çık. Bana tüm gücünle saldır.”
…
Lin Xi kendinden istenileni yaptı. Hızlıca ilerledi, eğitimcinin karnın altına bir yumruk salladı.
Saldırsı öğretmenine değse bile canını yakamayacağını kendi de biliyordu. Çekinmeden tüm gücü ile devam etti.
Fakat kolu yerinden oynadığı anda ağacın dalı ile çarpıştı.
Dal ince olmasına rağmen koluna çarptığı etki Lin Xi’ye acı içinde çığlık attırmaya yetti. Bir anda kemiklerinden bütün vücuduna yayılan acı bir sızıntı ile olduğu yerde kaldı.
“...”
Lin Xi’nin olduğu yerde acı ile kıvranışlarını izleyen öğrenciler korku içinde nefeslerini tuttular. Koluna çarpan dalın keskin sesi kafalarına yer etmişti. Aralarından kendi kolunu ovuşturanlar bile vardı. Eğitimcileri ise alaycı bir tavırdaydı. “Tüm gücünle saldır demiştim. Elinde halen o kuvvet var, sadece biraz canını yaktım o kadar. Acının seni durdurmasına izin mi vereceksin? Savaş anında bir yerim ağrıyor diye durursan bir daha hareket edemezsin. Kalk ayağa!”
Lin Xi dişini sıktı, kolundan vücuduna yayılan acı başına vuruyordu. Sağ eli biraz titredikten sonra tekrar yumruğa dönüştü. Öfke içinde Xu Shengmo’nun göğsüne saplandı.
Pa!
Elindeki dal bu sefer sol koluna çarpmıştı. Lin Xi’nin sol omzu acı içinde düştü.
Lin Xi kendini tekrar acı içinde kıvranırken bulsa bile tüm gücü ile eğitimcisine kalkıp bir tekme attı.
Sınıf arkadaşlarını acı içinde çabalarken gören bütün öğrencilerin içi acımaya başlamıştı. Çok geçmeden aynı dal sesini bir kez daha işittiler. Eğitimci dalı Lin Xi’nin bacağına yapıştırmıştı.
Lin Xi çektiği acıya dayanamıyordu. Yerde diz çökmüş bir halde bütün vücudu kıvranmaya başladı. Mu Shazi ve Qiu Lu bile öğrencinin durumuna memnun olmayı bırakmışlardı. Sadece onun yerinde olmadıkları için şükretmeye başladılar. Lin Xi acı içinde kıvranırken gözüne yerdeki büyükçe bir taş çarptı. Ellerini ayağına doğru yöneltip acısını dindirme numarası yaparak taşı eğitimcisine fırlattı, aynı anda üstüne çılgın bir tekme savurdu.
Bilgi açlığının yerini öfke, eğitimciye saygısının yerini ise yavaş yavaş acının kamçıladığı nefret doldurmaya başlamıştı. Yapılan saldırıyı hiçbir öğrenci beklemiyordu, fakat eğitimcinin yüzünde halen bir tepki olmadı. Elindeki dal üstüne fırlatılan taşa korkutucu bir isabet ile çarpıp parçaladı.
Pa! Korkunç bir patlama sesi ile taş tuz buz oldu.
Adamın elindeki dal parçalara ayrıldı. Taşın tozu ise Lin Xi’nin göğsüne serpildi.
Lin Xi’nin yüzünün rengi bir anda beyaza döndü. Taşın ardından attığı tekme eğitimcisini sıyırıp kendisini tepe taklak yere düşürdü. Vücudu ağır bir ses ile yere yığıldı.
…
“Lin Xi, iyi misin sen?!”
Hua Jiyue elini uzattı, öğrencilerin bakışlarına aldırış etmeden kalkmasına yardım etti. Lin Xi konuşmak için ağzını açsa dahi nefes bile alamıyordu. Vücudu kaskatı kesilmiş, rengi bembeyaz olmuştu. Hua Jiyue endişeli bir şekilde elini geri çekti. Konuşturmaya çalışmak durumunu daha da kötü yapabilirdi.
Eğitimcileri gerçekten kalpsizin tekiydi. Öğrencisine yaptıklarına baktıkça ister istemez Hua Jiyue içinde bir nefret besliyordu.
“Ruh gücünüz size karşı koyamayacağınız bazı acılara tahammül etmenizi sağlayabilir.” Eğitimci baygın öğrencisini umursamadı bile. Elindeki kırılmış dalı bir kenara fırlattı. “Hepinizi yere serebilirim, hatta öldürebilirim. Çünkü hepinizden çok daha güçlü ve çeviğim. İçinizdeki saf güç ve hızı geliştirdiğinizde diğer akademilerde öğreneceğiniz numaralara ihtiyacınız kalmayacak bile. Size ucuz stiller ya da numaralardan ziyada rakibinize karşı dokunulamaz olmayı öğreteceğim. Teknik olarak sadece hangi zayıf noktalara vurmanız gerektiği gibi şeyleri çalışacağız.”
Eğitimci halen Lin Xi’ye aldırış etmedi. “İşte bu yüzden akademimiz imparatorluğun eğitim alanları arasında önderdir. Biz size gerçek deneyim ve gücü öğretmeyi planlıyoruz.”
“Yani… Dövüş Sanatları, aslında... Ne kadar dayak yesen bile tekrar kalkmasını bilmek mi?”
Lin Xi sonunda kafasını toparladı. Yerden kalkamasa bile yapılan konuşmayı dinliyordu.
Magnec