Elinize sağlık
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
14. Bölüm Kader Seçimi
Bütün öğrenciler endişeli görünüyordu, sayısızca tehlike ile yüzleşmiş ‘Sınır Barbarları’nın bile elleri titremeye başlamıştı.
Yeşil Kereste Akademisi imparatorluğun kutsal topraklarıydı. Gelen bütün öğrencilerin hedefi peygamberler gibi yükselmekti. Fakat, Lin Xi hariç herkes aynı zamanda akademinin giriş sınavlarının zorlayıcı ve acımasız olduğunu da öğrenmek zorunda kalmıştı. En iyisinden başkalarının alınmayacağını biliyorlardı. Adayların sadece yüzde 30’u kabul görüyordu.
Lin Xi, Zhang Ping, Li Kaiyun, Xiang Lin, ve halen rengi atmış Meng Bai, beş hödük beraber gözleri sınav sonuçlarını okuyan adama dikilmişti.
Her adını duyan sevinç çığlığı atıp kıskanç bakışlara maruz kalıyordu.
“Xiang Lin, toplam 16 puan ile, akademinin siyaset bölümüne giriş hakkı kazandı...”
Xiang Lin de sevinç çığlıklarına katıldı. Bir anda içinde bastıramadığı bir sevinç olmuştu. Kabul edildi!
“Tebrikler!” Arkadaşları hep bir ağızdan kutladılar.
Her ne kadar siyaset bölümü çabuk parlayan, başları yukarılarda gençlere pek uygun bir bölüm olmasa da akademiye girmek bile büyük bir başarıydı.
“Liu Huajun, toplam 16 puan ile, akademinin tıp bölümüne giriş hakkı kazandı... Qiu Xiaoling, toplam 18 puan ile, akademinin siyaset bölümüne giriş hakkı kazandı...”
Bir anda Li Kaiyun da irkildi. Kendi adı okunuyordu! “Li Kaiyun, toplam 18 puan ile, akademinin savunma sanatları bölümüne giriş hakkı kazandı!”
Akademinin sınavını geçmekle kalmamış, en çok istediği bölüme yerleşmişti!
Siyah elbiseli eğitmen kaş ile göz arasında 50’den fazla isim okumuştu bile. İsimler arttıkça Zhang Ping ve Meng Bai de gerilmeye başladı. Özellikle Meng Bai’nin saçlarının ucundan terler akıyordu. Kendi kendine anlaşılmaz bir şeyler mırıldanıyordu.
“Meng Bai, toplam 20 puan ile, akademinin beden bilimleri bölümüne giriş hakkı kazandı.”
Meng Bai yüzündeki terleri silmekle meşgulken adını duydu.
Korkusundan ne olduğunu anlayamayan genç tekrar sınava gireceğini sanarak ileri adım attı, bir anda etrafına bakındı. Test mi olacaktı yoksa küreye mi dokunacaktı? Herkes ona bakarken sonunda aklı yerine geldi, bir anda çığlığı bastı.
“Ah!” Ayağı kayıp bir güzel düştükten sonra da bütün kafasını toparladı. “Geçtim lan! Cidden girdim! Akademiye girdim!”
Normalde Meng Bai’nin sakarlığını izleyen gençler gülerlerdi, ama şu anda herkes sonuçlarını soğuk terler dökerek beklemekle meşguldü. Kendi kendilerine böyle bir sakar bile giremiyorsa ben nasıl giremem? Diye düşünenler bile vardı.
“Qiu Lu, toplam 20 puan ile, akademinin savunma bölümüne girme hakkı kazandı.”
Lin Xi sakar arkadaşının sevincine eşlik ederken bir anda hınç dolu gözlerin üstlerinde gezindiğini hissetti.
“Yok artık O da mı?” Döndüğünde daha önce kendilerine sorun yaşatan altın kaşığı gördü.
Dalga geçtiği hödük takımının tek tek testi geçtiğini görmesi pek hoşuna gitmemiş gibi bir hali vardı. Bir teste bir de eğitmenlere söyleniyordu.
Lin Xi arkadaşları ile beraber güzelce gence sırıttı, aldırış etmeden aralarında kutlamaya devam ettiler.
“Zhang Ping, toplam 20 puan ile, akademinin doğal sanatlar bölümüne girme hakkı kazandı.” Zhang Ping de arkadaşlarına katıldı.
Lin Xi kıkırdadıktan sonra arkadaşının sırtına vurduğunda tamamen terlediğini anca fark etti.
Siyah giysili eğitmen ciddi bir ses tonu ile devam etti. Saatler ilerledikçe gerginlik de arttı. Puanların azdan çoka doğru gittiğini fark eden öğrencilerin yüzlerinin rengi atmaya başlamıştı. Hesapların nasıl yapıldığını kimse bilmiyordu, tek bilinenler ne kadar yüksek alırsan o kadar iyi olduğun ve ismin okunursa akademiye girdiğin idi.
“... Mu Shanzi, toplam 23 puan ile, akademinin savunma sanatları bölümüne girme hakkı kazandı.”
“Lin Xi, senin herif de kazanmış.” Li Kaiyun ve Xiang Lin yapılan bahsi hatırlattı.
Zhang Ping’in yüzü bir anda değişmiş gibiydi. “Soy ismi Mu demek, yoksa Xixia ilinin Mu ailesinden mi?”
Lin Xi sessizce sordu, “Mu ailesi iyi bir aile mi?”
“Mu ailesinden Mu Liang Xixia İli’nin bakanı olur.”
“Ee, daha adını bile duyamadık?” Adı geçen Mu Shanzi soğuk bir gülümseme ile Lin Xi’ye yaklaştı. Zhang Ping istemsizce geri adım atmıştı.
Lin Xi rahat bir gülümseme attı. “Daha liste bitmedi.”
“Öyle diyorsun?” Yüzünde öfke vardı. Lin Xi’nin şimdiye çoktan ezilmiş bir halde olacağını düşünüyordu. Tam tersine güvenci tavan yapmış gibiydi.
“Öyle diyorum.” Lin Xi’nin cevabı ise öfkesini nefrete çevirdi. Yüzündeki siniri belli etmekte zorluk çekiyordu.
“Öyle olsun, sonra dediklerine pişman olma da.” Zevkini alamayan altın kaşık sözleri Lin Xi’ye neredeyse tükürdü.
“Kaybetti farkında bile değil...” Lin Xi kafasını arkadaşlarına çevirdi, gülümseyerek kendi kendine konuştu.
Sonuçlar açıklanmaya başladığından beri 160 öğrenci kabul edilmişti. Liste çok daha uzun olamazdı. Mu Shanzi’nin aldığı not da fena sayılmazdı. Listenin en altlarındaydı sonuçta.
Tek hatası yaptığı rakip seçimi olmuştu. Lin Xi’nin kendine olan güveni yüzündeki gülümseme gibi her bir isim okunuşunda artıyordu.
…
“Leng Qiuyu, toplam 27 puan ile akademinin tıp bölümüne kabul edilmiştir... Yuhua Tianki, toplam 27 puan ile, akademinin Ruhsal bilimler bölümüne kabul edilmiştir...”
Bu isimlerin ardından bir grup öğrencinin hüzünlü sesleri de arkalardan gelmeye başlamıştı. Gölün neredeyse ucundan.
Çoğunluk Leng Qiuyu ve altın saçlı Yuhua Tianji’nin yatkınlık testinin sonuçlarını kendi gözleriyle görmüştü. Ne kadar iyi olurlarsa olsun bu iki öğrenciyi geçemeyeceklerini biliyorlardı. Sonuçların sonuna gelinmişti.
“Onun ismini söylemediler, yoksa kız kabul edilmedi mi?”
Lin Xi’nin gözleri hıçkırıklar arasından geçip uzun, yeşil kıyafetli genç kızı buldu.
Kalbini küt küt attıran o kızı bulmuştu yine.
Sonuçlar bitmek üzereydi, fakat kızın ismi okunmamıştı. Ama yüzünde bir damla korku bile yoktu. Sanki sınavların sonucunu dinlemek yerine etrafı seyrediyordu.
Baktığında gördüğü rahatlığı izlerken çok daha huzura ermiş gibiydi. Lin Xi zamanı olsa bütün gününü mükemmel yüzüne bakarak geçirebilirdi.
“Daha senin ismine gelmedik mi yoksa?” Agresif bir ses Lin Xi’nin düşüncelerini böldü. Mu Shanzi sabırsızlanmıştı. Dik dik bakıyordu.
“Herkes okundu diyorum. Daha da ileride olmayı beklemiyorsun galiba değil mi?” Gözlerinin içine baktığını görünce altın kaşık tekrar etti. Kalabalığın içinden tekrar bağırdı.
Lin Xi’nin kaşları da çattı, yüzünde siniri bozulmuş bir ifade vardı. Meng Bai, Zhang Ping, yanındaki bütün hödükler ona bakıyordu fakat diyecek bir şey bulamıyorlardı.
Siyah elbiseli adam da konuşmasını bitirmiş gibiydi. Görünüşe bakılırsa gerçekten herkes okunmuştu.
Lin Xi’nin siniri bozulmuş yüzünü izlemek Mu Shanzi’ye haz veriyor gibiydi. Yüzündeki öfke tebessüme dönüşmeye başladı. Sertçe tekrar Lin Xi’ye bağırdı. “Anlaşmamızı unutmadın değil mi? Hiçbir yere kaçamazsın.”
“Senin ben var ya…” Meng Bai öfkelenmişti, tam arkadaşının yerine konuşacakken siyah giysili eğitmen devam etti. “Gao Yanan, toplam 30 puan ile, kader seçimi hakkı kazandı...”
“Kader Seçimi?” Herkes bir anda şaşkınlık içinde kaldı. Lin Xi boş boş bakınıyordu, kullanılan terimin ne demek olduğunu kestirmesine izin vermeden eğitmen onun ismini de okuyuverdi. “Lin Xi, toplam 31 puan ile, kader seçimi hakkı kazandı.”
“Neee? Lin Xi! Sen de mi!?”
Öğrenci grubundan anlaşılmaz konuşmalar patlak verdi. Meng Bai sorusunu avazı çıktığı kadar bağırmıştı zaten.
Mu Shanzi’nin soğuk gülümsemesi bir anda sertleşti. Tadı kaçtı. “31 puan... Kader seçimi... nasıl olur?!”
“Lin Xi, nasıl becerdin lan?”
Zhang Ping, Xiang Lin ve Li Kaiyun da şaşkına dönmüşlerdi. Hepsi Lin Xi’nin geçeceğini düşünseler bile bu kadar yüksek alacağını sanmıyorlardı.
“Kader seçimi… Nasıl olur?!”
Mu Shanzi’nin yüzü tamamen solmuştu. Sanki ruhu vücudunu terk etmişti.
Onun gibi altın bir kaşığın, beşini toplasalar onun kadar edemeyecek bir avuç hödüğün içinden birine yenilmesi...
Toplam puanın yatkınlık testi ile yetenek sınavının ortalaması ile alındığını biliyordu. Ve Lin Xi’nin yatkınlığı iki idi. Demek oluyor ki ikinci sınavı Gao Yanan ve Wen Xuanyu’dan çok daha iyiydi!
Normalde altı profesörden birinin ya da ikisinin gözüne girersen akademiyi kazanman garanti oluyordu. Fakat kader seçimi yapmak demek çoğu profesörün gözüne girip aralarında seni paylaşamamaları demek oluyordu!
İki yatkınlığı olan bir hödük, ne özelliği olabilirdi ki, bu hödüğü kaç profesör kendi bölümüne isteyebilirdi ki kendisine kader seçimi yaptırsınlar?
“Hey… bu kader seçimi dediğiniz zımbırtı ne ki?” Mu Shanzi neredeyse Lin Xi’nin üstüne öfke kusacaktı.
Magnec