Kar Tanesine çok tilt olmaya başladım, yinede paraları Zu An'dan alabilirsen helal olsun ne diyeyim, ben bile Zu An'ın yapacağı şeyleri tahmin edemiyorum kolay gelsin sana.
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
68. Bölüm Nişanlı
Kızıl Pelerin Ordusu askerleri bile birbirine bakmadan edemedi. Genç efendileri gerçekten de biraz utanmazdı.
“Faizin hemen ödendiğini nerede gördün be adam? En azından bir yıl geçmesini beklemelisin!”
Mei Chaofeng’i başarıyla trollediniz, +200 Öfke!
“Ah? Öyle bir şey yok mu?” Zu An kafa karışıklığıyla etrafa baktı, sanki buranın kurallarından bihabermiş gibi davrandı.
Chu Chuyan yer yarılsa da içine girsem diye dua etti. Neden böyle utanmaz birisi kocası olmuştu?
“Normalde faiz gerçekten de bir yıl sonra toplanır. Ancak Tarikat Efendisi Mei borç verdiğinde bildiğim kadarıyla %90 ila %130 arası bir faiz istiyor, yani önceden 750.000 gümüş tael almamızın mantıksız olduğunu hiç düşünmüyorum.”
Bu, 10 gümüş borç verip bir yıl sonra 9 gümüş ya da 13 gümüş istemekti. Erik Çiçeği Tarikatı bu şekilde milleti kandırıp soyuyor ve nihayetinde iflas ettiriyorlardı.
Erik Çiçeği Tarikatı’na kıyasla yılda sadece %10 faiz oranı gerçekten de merhamet göstermekti. Eğer 7.500.000 gümüş tael gerçekten de devasa bir miktar olmasaydı Chu Chuyan da böyle şartları kabul etmezdi.
Tabii Erik Çiçeği Tarikatı’nın ödemekten kaçma niyeti olduğunun farkındaydı. Dolayısıyla, onlar bir şey yapmaya çalışmadan önce ne koparabilirse koparma niyetindeydi.
Mei Chaofeng dişlerini sıktı. En azından bir bacağını kaybetmeden bu durumdan çıkamayacağını anlamıştı. Elini salladı ve emretti, “Yüz bin gümü tael değerinde banknot getirin!”
Ardından Chu Chuyan’a döndü ve konuştu, “Chu Hanım, lütfen kusuruma bakmayın. O kadar paramız yok, bu yüzden samimiyetimizin göstergesi olarak şimdilik 100.000 gümüş tael ödeyeceğiz. Geri kalanı yıl sonu ödeyeceğiz. Ne düşünüyorsunuz?”
Mei Choafeng bu konuda Zu An’a düşüncesini sormakla uğraşmadı, zira herifin yine bir şeyler saçmalayacağından endişeleniyordu. Her halükârda burada asıl karar verenin Chu Chuyan olduğunu görebiliyordu.
Chu Chuyan bir an tereddüt edip onayladı. Tahminlerine göre muhtemelen Erik Çiçeği Tarikatı en fazla yüz bin gümüş tael çıkarabilirdi. Onları fazla zorlamak iyi olmazdı.
Mei Chaofeng’in yardımcılarından birisi hızla parayı getirdi. Mei Chaofeng parayı ilk olarak Chu Chuyan’a vermek istedi ama düşününce Zu An’a vermenin daha mantıklı olduğuna karar verdi, “Genç Efendi Zu, saymak ister misiniz?”
Eğer bunlar Chu Chuyan’ın eline düşerse geri alması zor olurdu. Ancak Zu An’ın eline geçerse… Hehehe, anandan emdiğin süt gibi paramı da burnundan getireceğim!
“Tabii tabii!” Zu An banknotları aldı ve birer birer saymaya başladı. Her banknot yüz gümüş tael ediyordu yani toplamda bin banknot vardı.
Mei Chaofeng neredeyse tükürüğünde boğuluyordu. Sadece laf olsun diye demiştim! Hangi geri zekâlı başkalarının önünde para sayar lan?
Mei Chaofeng’i başarıyla trollediniz, +111 Öfke!
Zu An’ın paragöz gibi banknotları birer birer saymasını izleyen Sang Qian kaşlarını çattı; neden Chu Chuyan gibi güzel bir kadının böyle tiksinç bir herifle evlendiğini anlayamıyordu. Gerçekten de bir kova dolusu tezeğe ekilmiş taze bir çiçek gibiydi. Ondan çok daha iyi olurdum!
Kalabalıkta aynı düşünceleri taşıyan bir sürü kişi vardı ve bunların arasında Kızıl Pelerin Ordusu’nun askerleri de bulunuyordu. Hepsi güzelinden öfke puanları sağladı.
“Hm? Neden bir banknot eksik?” Zu An aniden şaşkınlıkla haykırarak herkesin dikkatini çekti.
“İmkânsız! Burada bir sürü kişi izliyor, nasıl eksik olabilir?” Mei Choafeng kasvetle haykırdı.
Kalabalığın bakışlarını gören Zu An umursamazca omuz silkti ve konuştu, “Sadece yalan söyleyip söylemediğini denemek için söyledim.”
“…” Mei Chaofeng.
Benimle taşak mı geçiyordun lan?
Mei Chaofeng’i başarıyla trollediniz, +211 Öfke!
Yandaki Sang Qian nihayet sabrının sınırlarına ulaştı, “Yeter! Bu mesele çözüldüğüne göre herkes dağılsın!”
Burada kalıp bu hovardanın sanki dünyalara sahipmiş gibi davranmasını izlemek istemiyordu. Onu daha da öfkelendirense bu hovardaya hiçbir şey yapamamasıydı!
Pang Chun da içten bir kahkaha attı ve söze girdi, “Evet. Sorun çözüldüğüne göre herkes kendi işine dönmeli. Hadi gidelim millet.”
Buraya geldiğinden beri kalbi sanki götünde atıyordu. Eğer Erik Çiçeği Tarikatı, Nehir Devriye Takımı’yla çarpışsaydı ya da Erik Çiçeği Tarikatı çaresizliğe kapılıp kumarhaneden kaçmaya girişseydi küçük bir sorun büyük bir olaya dönebilirdi. Nihayetinde sorumluluk da ona kalırdı.
En yüksek kademedeki ikilinin emirlerini duyan kumarbazlar ve izleyenler hızlıca fırladı. Burada dolanıp da olaya karışma riskini almak istemiyorlardı.
Xie Xiu elini salladı ve Zu An’a seslendi, “Kardeş Zu, gerçekten de bugün düşüncelerimi değiştirdiniz. Bir gün sizinle şarap içelim, düşüncelerimizi paylaşmak isterim.”
Zu An bu sözlere yanıt olarak güldü, “Benim de Kardeş Xie’den öğrenmek istediğim bir sürü şey var, özellikle de üzerinize tek bir taçyaprağı düşürmeden çiçekler arasında özgürce dolaşma kabiliyetinizi öğrenmek şahane olur.”
“Başka bir gün konuşalım canım.” Xie Xiu, Chu Chuyan’ın berbat ifadesini fark etti ve kuzu kuzu gülümsedi. İnanılmazsın. Karının önünde bu sözleri söylüyorsun, vay be.
Chu Chuyan’ın gazabından korkarak çabucak veda etti ve kaçtı.
Zu An ise hâlâ kazancından memnun değildi. Öfke puanlarını gönlünce toplayamadan herkesin dağıldığını gördü ve bir eksiklik hissetti. Bu yüzden Mei Chaofeng’e döndü ve sordu, “Tarikat Efendisi Mei, kumarhanenizi açık tutacak mısınız? Bir kere daha oynamaya gelebilir miyim?”
“…” Mei Chaofeng.
Bir daha gelmeye cüret et de derini yüzeyim, orospu çocuğu!
Mei Chaofeng’i başarıyla trollediniz, +267 Öfke!
Chu Chuyan bunu izlemeye daha fazla dayanamadı, “Gidelim.”
Ne kadar umursamaz olursa olsun Zu An’ın ağzından çıkan şok edici sözlere dayanamıyordu.
Bu sırada Yue Shan direkt Chu Chuyan’ın yanına geldi ve bizzat eşlik etti. Chu Klanı’na yıllarca hizmet etmiş birisi olarak soyluların etiğine alışmıştı, dolayısıyla Zu An’ın utanmazlığına dayanması zordu.
Mei Chaofeng, Zu An ve diğerlerinin gidişini soğukça izledi ve öfkeden yumruklarını sıktı.
“Tarikat Efendisi gerçekten o herife 7.500- huh huh-000 ödeyecek miyiz?” salak astlarından birisi Mei Chaofeng’e yaklaştı ve endişeyle sordu.
“Sikime öde!” Mei Chaofeng tereddüt etmeden bir tokatla adamı yere paspas yaptı.
Daha sonra berbat bir ifadeyle kumarhanede dinlenmek için özellikle hazırladığı bir odaya gitti ve içeride çoktan birinin beklediğini gördü.
“Qiao Hanım, borç notunu yazdırdınız. Bu meseleyi nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?” Mei Chaofeng kapıyı kapatırken sordu. Ses tonu önceki gibi yumuşak değildi.
“Az önce içinde bulunduğun durumu anlamış olmalısın. Eğer borç notunu yazmasaydın kurtulur muydun?” Odada bekleyenin Kartanesi olduğunu söylemeye gerek yoktu. Mei Chaofeng’in seğiren yüzüne bakıp rahatlattı, “Endişelenme, borç notu hovarda Zu’nun ellerinde. Kolayca geri alabilirsin.”
Mei Chaofeng kaşlarını çattı, “Sadece borç notunu Chu Klanı’na devredeceğinden endişeleniyorum.”
Kartanesi kafasını iki yana salladı ve yanıtladı, “Endişelenmene gerek yok. Chu Chuyan gururlu birisi, Zu An’ın parasını almayacaktır. Chu Zhongtian’a gelirsek, o da erdemli birisi ve Chu Klanı katiyen kumarı yasaklıyor. Kumardan gelen para uğruna prensiplerinden vazgeçmez. Aslında Chu Klanı Zu An’ın hareketlerini onaylamayacaktır; tam tersine muhtemelen ağır bir ceza alacak. Ne de olsa Chu Klanı’nın katlanamayacağı hareketler yaptı.”
“Bu yüzden Zu An’ı klandan atarlar mı?” Mei Chaofeng sordu.
Kartanesi derin bir iç geçirdi, “Bilmiyorum. 7.500.000 gümüş tael devasa bir miktar ama Zu An’ın klandan atılmasını sağlayabilirsek fena olmaz.”
“…” Mei Chaofeng.
Senin paran değil ya tabii canın yanmaz! O kadar para ne demek onu bile anlıyor musun ha? Say desem yarısında yorulur emekliliğini istersin lan! Bu kadar parayla Chu Klanı’nın patriğini indirecek suikastçılar tutabilirim! Ancak onun yerine bir hovardayı halletmek için mi harcadım? Sikeyim böyle işin anasını avradını!
Neyse ki Kartanesi’nin sonraki sözleri onu biraz rahatlattı. “Rahat ol, bu gece bizzat harekete geçeceğim. Borç notunu çalacağım ve gelecekte bir sorun çıkarmasın diye o veledi de ortadan kaldıracağım.”
Mei Chaofeng keyiflendi, “Teşekkürler Qiao Hanım.”
Dürüst olmak gerekirse gücüyle Zu An’ı karınca gibi ezebilirdi. Ancak Zu An genellikle ya Chu Konağı’nda ya da Ayruşen Akademisi’ndeydi, ona harekete geçme şansı tanımıyordu. Ancak Kartanesi gibi içeriden birisi işi hallederse başarı şansı çok daha yüksekti.
Bu sırada Gümüşkanca Kumarhanesi’nden çok uzakta olmayan Zheng Konağı’nda…
Bir kadın önünde oturan adama ilgiyle bakıyordu. Gözleri bir akarsu kadar rahatlatıcıydı ve teni kar gibiydi. Şahane demek onun yanında soluk kalırdı.
“Sorun ne Genç Efendi Sang? Bugün keyfiniz yerinde gibi durmuyor.” Kadın önündeki adama çay koydu. Hareketleri inanılmaz zarifti, öyle ki dans ediyor sanılabilirdi.
Önünde oturan adam az önce Gümüşkanca Kumarhanesi’nden çıkmış Sang Qian’dan başkası değildi.
“Zheng Hanım’ın çay hazırlama yeteneği gerçekten de gözlere bir ziyafet.” Önündeki kadının zarif ve narin tavrı Sang Qian’ı sakinleştirdi.
Kadın nazikçe gülümsedi ve konuştu, “Evliliğimiz gerçekleştiğinde her gün sizin için çay yapmaktan zevk duyarım.”
Bu kadın Zheng Klanı’nın genç hanımı Zheng Dan idi. Zheng Klanı, Sang Klanı’yla anlaşmış, onu Sang Qian’ın nişanlısı ilan etmişti.
İlk defa karşılaşmasalar da Sang Qian’ın gözlerinin derinliklerinden mest olmuş bir bakış geçti. Ayruşen Şehri’ndeki bir iş adamının kızıyla nişanladığını babasından ilk duyduğunda memnun olmamıştı. Hatta bu konuda babasıyla birkaç kez kavga etmişti.
Ancak Zheng Dan ile karşılaştığı gibi tüm direnci kaybolmuştu. Bunun nedeni mi? O iş adamının kızı aşırı güzeldi de ondan. Böyle güzel bir kadınla evlenmenin kötü olmayacağını hissetmişti.
“Teşekkür ederim Zheng Hanım.” Sang Qian çaya uzandığı esnada gizlice bu fırsatı Zheng Dan’ın eline dokunmak için kullandı. Fakat kadın doğal olarak ellerini kaçırdı.
“Genç Efendi Zheng, evlendiğimizde sizin olacağım. O zaman ne isterseniz yaparım ama şimdi…” Zheng Dan’ın sözlerinin ardındaki anlam çok netti. Evlenmeden yakınlaşmak istemiyordu.
Sang Qian’ın gözlerinden bir öfke parıltısı geçti ama hızlıca gizledi. Zheng Dan böyle davrandıkça kadına daha da kapılıyordu. Sanki birisi kalbini gıdıklıyor, ona duyduğu arzuya yükleniyordu. Hatta erkeklerin ulaşamayacağı şeyleri arzulayan utanmaz yaratıklar olup olmadığını bile merak etti.
“Gümüşkanca Kumarhanesi’nde bir şey oldu…” Sang Qian garip havayı dağıtmak için çabucak olanları anlattı.
Zheng Dan’ın ifadesinde bir şaşkınlık belirdi, “Hm? Gümüşkanca Kumarhanesi o kadar parayla Zu An’ın ayrılmasına gerçekten izin verdi mi? Chu Klanı’nın Genç Efendi’nin bir hovarda olduğunu duyalı çok olmuştu ama görünüşe göre söylentilere güvenilmezmiş.”
Başka bir adamı öven ses tonu Sang Qian’ı içten içe rahatsız etti, “Hmph, sadece şanslıydı. Körü körüne iki tur bahis kazanmayı başardı.”
Zheng Dan yumuşakça kıkırdarken kırmızı dudakları kıvrıldı. Sang Qian’ın düşüncelerini anlayabildiğinden bilerek onu kızdıracak bir şey söylemekten kaçındı.
Sang Qian konuşmaya devam etti, “Konusu açılmışken, bir konuda yardımına ihtiyacım var.”
Magnec