Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

31. Bölüm Dehanın peşinde #2

Çevirmen: Gecekuşu / Editor: Gecekuşu

Fazlasıyla para harcadıktan sonra, Vince, Theodore’u Büyü Cemiyeti binasından çıkardı. Büyü Cemiyeti bir araştırma merkezi olduğundan her tür ticari eylem yasaktı.

Bu sebeple, ikili, Mana-vil’in kalabalığına yakalanmamak için hızlıca en iyi yöntem olan hava vagonu çağırdı. Arka koltuğa geçen Vince gidecekleri yerin adını söyledi, ‘Pazar meydanına lütfen.  D kısmı, 27-2 bölgesi uygundur.’

Araç hareket edince Vince, Theodore’un oturduğu yere baktı.  ‘Sence, bir an önce yapman gereken şey ne olabilir?’

‘…4.halkaya ulaşmak.’

‘Kesinlikle.’ Diye Theodore’un cevabını doğruladı.

Halkalar, büyücülerin yeteneklerinin en temel ve en önemli belirleyicisiydi.

Halka sayısı yalnızca büyü gücüyle sınırlı değildi. Büyücünün halkası arttıkça hem büyüleri hız kazanır hem de eksikleri tamamlanırdı. Aynı yöntem kullanılsa bile, 5.halkada atılan büyülü ok şüphesiz 3.halkada atılandan daha kuvvetli olurdu.

Sylvia, Mavi Kule’nin dehasıydı ve dahası, iş mükemmel büyü yapmaya gelirse Sylvia’nın artısı daha çok olurdu.

Ancak, Theo da tecrübe noktasında daha iyi sayılmaz mıydı? Bunun anlamı, alakasız boşlukları yerine eksiklerini tamamlaması için kestirme yola ihtiyaç duymasıydı. Obur’un varlığı, gelişimini hızlandırması demekti.

‘Keşke 5.halkaya ulaşabilseydim, ama… Büyü gücünü artırarak 5.halkaya ulaşmak imkânsız.’

O şekilde 5.halkaya ulaşmak mümkün olsa, cebinde parası olan herkes 5.halka büyücüsü olabilirdi.

Her alanda olduğu gibi, tonla para yatırsan bile aşamayacağın duvarlar her zaman çıkar. Bu nam-ı değer ‘duvar’ kişinin kendini bilgiyle ve araştırmalarla aydınlatmasıyla aşılabilirdi.

O yüzden, Theo, Obur’a sahip olsa da, bu temel kuralı es geçemiyordu.

Vince, Mana-vil’e tepeden bakıp emin bir şekilde konuştu. ‘Bu kez, Pazar meydanında pek çok güzel mal olacaktır. Sana faydası dokunacak eşyaların olduğuna eminim.’

***

Çın! Neşeli bir zil sesi duyulmuştu.

Ziyaretçilere özel bir zildi.

Zil sesini duyan tezgâhtar Fred, ayağa kalktı. Turistlerin yoğun olduğu biz zamandı ama yüksek kalite yapay eşya dükkânlarının müşteri sayısında bir değişiklik yoktu. Fiyatlar yüksek olduğundan insan girmek bile istemiyordu.

Bugün pek müşteri gelmediğinden sesi kısık çıkmıştı, ‘Hoşgeldiniz-‘

Ancak, o üşengeç tavrı, Vince’i görünce kayboldu. Fred, Mana-vil’de ilk dükkân açtığında binlerce büyücü ve yapay eşya tanımıştı. Bir büyücünün cüppesi de her daim para kokardı.

Ama Fred’in koku duyusu, yılların ardından ilk kez sarsılmıştı.

‘Kırmızı Kule… üstelik kıdemli…! Endamı, savaş büyücüsü gibi. Hiç yapay eşya kullanmamış, yanında öğrencisi mi var? Belki bir şeyler satarım.’

Temelde, büyük satışlar büyücülerin araştırma fonuyla sağlanıyordu. Simya Kulesi ve para yiyiciler olarak bilinen Sarı Kule, Meltor Krallığı bütçesinin %30’unu materyal alımına harcıyordu.

Karşılaştırırsak, Beyaz Kule ve Mavi Kule harcamaları en az olup, bir ticaret kafilesi giderleriyle neredeyse aynıydı.

Yine de, bazı istisnalar vardı.

‘Bize en iyi mallarınızı gösterin, parası önemli değil. Büyü yarışmasına davetliyim de.’

‘Tabi! Hemen bakıyorum!’

Fred, beklediği satışı yapacağından mutlulukla depoya bakmaya gitti.

‘Kırmızı Kule büyücülerinden beklendiği gibi, harcama kabiliyetleri bir farklı!’

Kırmızı Kule büyücüleri laboratuvardan ziyade savaşlarda vakit geçirdiklerinden en az harcayan kesim sayılırdı.

Hayatlarını kurtaracak malzemeler dışında, kazandıkları paranın çoğunu saklarlardı. Şayet hoşlarına giden bir şey olursa da fiyatına bakmazlardı. O yüzden Kırmızı Kule’den gelen bir savaş büyücüsü bu tip dükkânlarda VIP muamelesi görürdü.

Fred ışık hızıyla depoya gidip geldi.

‘Beklettiğim için üzgünüm.’

Kuoong!

Birçok yapay eşya barındıran demir bir kutuyu yere bırakmıştı. Sıkıca kapatılmış olsa bile, dışarı sızan büyü gücü inanılmazdı. Theo tahminlerde bulunurken, kapak da sonunda açılmıştı.

İçindekini gören Theo gözlerini kocaman açtı.

‘Ohh…!’

Theo, karaborsacıda fazlasıyla yapay eşyaya dokunduğundan, şuan önünde duranların ‘Nadir’ seviye olduklarını kolaylıkla anlayabilmişti. Bunları tükettiği takdirde 4.shalkaya ulaşmak için gereken büyü gücünün yarısından fazlasına sahip olabilirdi.

Buna rağmen, tezgâhtara bu eşyaların seviyesini soran Vince, başka bir talepte bulundu.

‘Parası önemli değil dememiş miydim?’

‘HA? Ama bunlar en iyi…’

‘Hayır, elinize daha iyi vardır.’

Vince Fred’e gülümseyip tezgâha tıkladı. ‘B seviye, lütfen.’

‘…anladım.’ Diyen Fred’in yüzü gerilmişti.

Kırmızı Kule kıdemlisi, böyle bir eşya için oldukça nitelik sahibiydi. Fred böylesini, dükkânın açılışından beri depodan çıkarmamıştı.  Bu eşyanın dudak uçuklatan fiyatı sebebiyle bir alıcısı çıkmaz zannederdi.

Tik! Tezgâhın altında duran ağzı kapalı kutu meydana açılınca gümüş zırh eldivenleri de meydana çıkmıştı.

‘Ölç bakalım.’

‘Tabi.’

Vince’in fısıldayan sesinden sonra Theo göze çarpan zırh eldivenlerini dikkatlice alıp Obur’a ölçmesi için talimat verdi, ‘Ölç.’

(+8 Batı Rüzgarı Koruması (zırh))

(Cüce işçilerin mitral madeniyle yaptığı zırh eldivenleridir. Tek başına kullanıldığında iyi savunma sağlar ama doğru kullanımı, eldivenlere işlenen büyüyü kullanmaktan geçer. Rüzgar büyüsü ile sahibini havadaki her tür cisimden korur. Önceki sahibinin, yoğun ok yağmurundan eldivenlerle kurtulduğu söylenir.

*Zırh eldivenleri seviyesi ‘Değerli’.

*Tüketildiğinde fark edilir bir büyü gücü artışı olur.

*Tüketildiğinde, sindirim süresi 1 saat 45 dakika.

*Tüketildiğinde Rüzgâr Savunması büyüsü yeteneği artar.

*Giyildiğinde, ‘Esen Rüzgârın lütfu’ büyüsü yapılır.

‘Değerli seviye!’

Seviyeden emin olan Theo, gözlerine inanamıyordu.

Bu eldivenler, Carter ailesinden özür mahiyetinde verilen ‘Kükreyen Alevler’ ile aynı seviyedeydi.

Theo piyasayı pek bilmese de, 100 altından aşağı satılmadığını düşünüyordu. Bu fiyat, Miller’ların bütçesini birkaç kez katlardı. Doğal olarak şaşkına dönmüştü.

‘F-fiyatı?’

‘180 altın. Ama davetiyesi olanlara indirimimiz var. 144 altına bırakırım.’

‘144 altın…!’

Theodore’un nefesi kesilse de Vince öne gelip cüzdanını çıkarmıştı.

Altın bozukluklar yerine, Krallık sembolü damgalı altın bir külçe çıkardı. Bu külçe 100 altın değerindeydi. Tezgaha iki külçe bırakıp boş bakan Fred’e döndü, ‘Buradakiler, hesabı kaptır. Başka yapmamız gereken bir şey?’

‘Oh, yok.’

‘Alıyoruz o halde.’

200 altınlık yapay eşyalar Vince tarafından bir anda alınıvermişti. Eldivenler, bir hayal gibi dipsiz keseye girip kaybolmuşlardı. Turnayı vuran Fred ise kapının sesiyle arkalarından boş bakışlarla bakakaldı.

‘…bugünlük çalışmasam da olur.’

Kapıya (KAPALI) yazısını astıktan sonra, pahalı bir içki içmenin hayalini kurdu.

***

Vince ve Theodore yalnızca, az müşterisi olan Fred ile yetinmedi.

Mana-vil’de lüks dükkânlar olsa bile, 1 ya da 2 tane B seviye parça bulunabilirdi. ‘Batı Rüzgarı Koruması’nı aldıktan sonra Vince diğer dükkanlardan bulduklarını da getirdi. Toplamda harcadıkları para, Mana-vil’de köşk almaya yeterdi.

Kalacakları yere ulaşan Theodore, sonunda satın aldıklarını inceleme fırsatı bulmuştu.

‘Wow, tüm bunlar ne kadar tutmuştur…?’

Hayatında böyle bir manzarayla hiç karşılaşmamıştı. Ürünlerin çoğu ‘hazine’ sınıfındaydı ama daha alacakları başka eşyalar da vardı. Uyumakta olan Obur, sanki bir şey sezmiş gibi dilini dışarı çıkarmıştı. Bunun sebebi, yapay eşyalardan gelen büyüleyici kokuydu.

Vince ‘Nadir’ olanları öne itti.

‘Önce nadir eşyalarla besle. Obur, bir insan olsa bunlarla başlardı.’

‘Anladım.’

Birkaç derin nefesten sonra, Theodore sol elini yapay eşyalara uzattı. Aynı anda birden fazla eşyayla beslerse sorun olmayacağını biliyordu. Ancak birkaç yüz altın değerindeki eşyaları yutmak onu tedirgin ediyordu.

Bu ülkede yaşayan biri ne göre, deli para harcamışlardı.

‘Şimdi, ye.’

O sırada…

Obur’un dili, şatafatlı yemeğine uzandı.  Kolyeler, bilezikler, çizmeler, hançerler, ve zırhlar birbiri ardına yutuluyordu. Dil hepsini yutunca, tanıdık bir ses kafasında yankılanmaya başladı.

(‘Arınma kolyesi’ tüketildi. Büyü gücü normal.)

(2.halka büyüsü ‘Arınma yeterliliği artırıldı.)

(‘Taş yumruk büyülü bilezik’ tüketildi. Büyü gücü normal.)

(3.halka büyüsü ‘Taş ten’ yeterliliği artırıldı.)

(‘Yapışkan çizmeler’ tüketildi. Büyü gücü normal)

(1.halka büyüsü…)

(…)

(Tamamen sindirme süresi 1 saat 58 dakika.)