Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

95. Bölüm Ziyafet

Çevirmen: Violet / Editor: Güz

Sihirli saatin kolları gece vaktini gösteriyordu ve Faust alacakaranlığın tonlarıyla sarılmıştı. Efsaneler şehrinde gece vakti normal bir şekilde siyah ve beyaz değildi, parlak ve renkliydi. Dördüncü ve beşinci ay, gökyüzünün her iki ucunda asılıydı, yumuşak mavi ve menekşe rengi geceyi aydınlatırken birbirlerine karışıyordu.

Biri Faust’un kapılarından çıkıp Ebedi Ovalar'ın karanlık gökyüzüne bakacak olsaydı, iki ay çok daha uzaklarda olurdu. Belki de bu uzaklıktan dolayı ay ışığının rengi, büyük mesafelere ulaşamıyordu ve Norland'da geceyi siyah-beyaz bir halde bırakıyordu.

Işık kemerleri yükseklere asılmış, sonsuz yörüngeleri boyunca yavaşça dönüyorlardı. Yedi ay belirli bir düzeni takip ediyordu, ama insanlar Faust'a yerleştiklerinden beri, Ayların Gökkuşağı'nın ardındaki sırrı asla anlayamamışlardı. Bu gece, soluk mavi ve menekşe ayların gökyüzünü aydınlatma sırasıydı, bu yüzden ikisi de gökkuşağında soluklardı Yine de, ne zaman olursa olsun, altın ay her zaman aralarından en soluk olanıydı. Yıl boyunca birkaç gün hariç, insanlar varlığını bile fark edemiyordu.

Ebedi Ovalar’daki sert soğuktan bağımsız olarak, Faust'un bulut tabakasını çevreleyen ve mevsimler boyunca şehri tropik tutan hayli büyük bir büyü formasyonu vardı. Büyülü ışığın izleri, sislerin arasında bazen görülebiliyordu ve mevcudiyetini belli ederken aynı izlerin sayısız görüntüsü, bulutları görkemli bir gökkuşağı gibi renklendiriyordu. Faust’un gecelerini göz kamaştırıcı yapan şey buydu.

Yüksek adalar yalnız bir sessizlik içinde süzülüyordu, ancak altıncı ve yedinci tabakalar kıpır kıpırdı. Her bina parlak bir şekilde aydınlatılmıştı ve buranın Kutsal İttifak'ın en güçlü ailelerinin bir araya geldiği yer olduğunu belli ediyordu. Her geçen dakika sayısız komplo ve anlaşma kuruluyor ve bu konuşmalar çoğunlukla özel odalarda ya da ziyafetlerde gerçekleştiriliyordu. Bu yüzden her adanın her binasında çok sayıda özel oda vardı ve her gece her çeşitten ziyafet çekilirdi. Archeronlar bile bu konuda bir istisna değildi.

O gecenin ziyafeti ne büyük, ne de küçüktü. Kalenin dışında, adanın kenarlarına yakın bir kulede yapılıyordu.

Bu üç katlı bina büyük partiler veya toplantılar için tasarlanmıştı ve yaygın aristokratik geleneğe göre dışarıya inşa edilmiş bir bahçesi bile vardı. Birinci ve ikinci katların kuzey kanatları, esas olarak, amaçlandıkları aktiviteye göre birkaç küçük alana bölünmüş çok amaçlı odalardı. Öte yandan güney kanadında çeşitli büyüklükte odalar bulunuyordu. Üçüncü katın yarısı adaya bakan bir iç balkondu ve çatı bir gökyüzü güvertesi gibi tasarlanmıştı, böylece katılımcılar diğer uçan adaların yanı sıra Faust'un da manzarasını görebiliyorlardı.

Şu anda, kuzey kanadının alt katlarındaki tüm ayrı alanlar bir holde birleştirilmişti. Yer parlak bir şekilde aydınlatılmıştı ve alanın her iki tarafında dizilmiş uzun masalar yemek tabaklarıyla doluydu. Hizmetçiler ve uşaklar etrafta dolaşıyorlar ve boş bardakları toplamaya başlamadan önce katılımcılara kadeh kadeh kırmızı şarap veriyorlardı.

Performans çok iyi görünmese de, köşede büyük bir heyecanla sahne alan bir müzik grubu vardı. Her halükarda misafirler, müzik veya herhangi bir enfes şaraptan çok, birbirleriyle etkileşim kurma fırsatıyla ilgileniyorlardı.

İkinci katta daha fazla olmak üzere, salonun dışındaki dolambaçlı koridorun ardında değişen boyutlarda sekiz oda bulunuyordu. Bu özel alanlar, özel bir sohbet ya da biriyle samimi bir etkileşim isteyenler için gerekli rahatlığı sağlıyordu. Ne var ki, birçoğu ikincisi için yemyeşil dış bahçeyi tercih ediyordu aslında. Görülme şansı daha yüksek olsa da, çok daha heyecanlıydı. Ayrıca, çoğu insan zaten izlenmeyi umursamıyordu.

Bu geceki ziyafet, Archeronlar'ın genç nesli içindi ama Gaton ve on üç çocuğu ortalarda yoklardı. Gençler ikişer ve üçer bir araya toplanmışlar, yemek ve şarabın tadını çıkarırken birbirleriyle hoşbeş ediyorlardı. Gerçek müzakereler ve anlaşmalar sunulan özel odalarda gerçekleşirken, burada sadece gündelik veya kısmen açık konular üzerinde görüştüklerini söylemek gereksiz olurdu.

Ana şehre yerleşmiş veya temas noktaları oluşturmuş Faust'daki on dört aileden başka birçok aile vardı. Ancak bu on dört aile, uçan adaların tek sakinleriydi, diğerlerinin üstünde ayrıcalıklara erişimi olan gerçek aristokratlardı. Archeronlar sonradan görme olarak nitelendirilse de, Archeron Ailesi'nin partisine davet edebilmek hâlâ yüksek statünün simgesiydi. Faust'daki tüm aileler, Archeronlar'ın askeri kabiliyetini açıkça tanımıştı; özellikle de Gaton, en alt katmandaki yedinci ve üçüncü adaları ele geçirdikten sonra.

Tüm paralarını, Archeronlar’dan yararlanıp Faust'a katılacak sonradan görmeleri engelleme planlarına harcayan kadim aileler bölünmüştü. Birçoğu Gaton'a sırt dönmüş, bu canavarı İttifak'ın dışındaki hedeflere saldırtmaya çalışıp bozguna uğramasını sağlamayı denemişlerdi.

Yalnız Gaton, Faust'da kendini kabul ettirdikten sonra Archeronlar bir aile klanına daha çok benzemişti. Sefere çıkan birçok Archeron, gençlerini Faust'a yollamıştı. Bu onların ufuklarını genişletmelerini sağlayıp onları güvende tutacak ve ayrıca onlara daha fazla fırsat sunacaktı. Sonuçta, bu da partner seçmek için daha fazla fırsat anlamına geliyordu. Ancak, gençlerini buraya göndermek isteyenler anakarada pek iyi durumda değillerdi. Kendi şöhretlerinin sefasını sürenler, Gaton'a dikkat bile etmezlerdi. Aksine, bu başarılı Archeronlar'ın bir kısmı, genişleme planlarının hızını artırıp onun yerine geçmeyi amaçlıyorlardı.

Salonda birkaç düzine kadar genç Archeron vardı, ama Richard onların arasında değildi. En üst katta, gerçek partinin yapıldığı daha küçük bir salondaydı.

Bu ziyafet salonu, küçük boyutunu mobilyalarının eşsiz tarzıyla telafi ediyordu. Buradaki katlar ve duvarlar volkanik lavlarla süslenmişken, odadaki ışık duvarlarda yanan meşalelerden geliyordu. Her dekorasyon parçası, metalden veya taştan yapılmış olup aristokratların tipik duvar süsleri ve perdeleri dekorda yer almıyordu. Oda çok sıcaktı ve havada hafif bir kükürt kokusu vardı. Klanın mezarlığındaki volkanik ortama benziyordu, ama sıcaklık ve sert koşulları açısından aşırı değildi.

Richard'ın dışında ziyafet salonunda, on üç ve on sekiz yaşları arasında dört genç erkek ve dokuz genç kız vardı. Doğal olarak birbirlerini tanıdık görünen üç ayrı grup oluşturmuşlardı. Richard'ın iki erkek kardeşi ve üç üvey kız kardeşi de buradaydı, ötekiler ise ailenin diğer kollarından gelen gençlerdi. Aralarındaki ortak nokta, hiçbirinin henüz bir partneri olmamasıydı.

Gençler rahatça konuşuyorlardı, sohbet konuları ise savaş ve cinsellikten başka bir şey değildi. Bu ziyafet, onları bir araya gelip partnerlerini seçebilsinler diyeydi. Gaton’un diğer iki oğlu Warren ve Wennington ve iki yetişkin kızı Venica ve Demi'nin de kendi partnerlerini seçme hakkına sahip olmalarına rağmen, bunun belirli kısıtlamaları vardı. Beğendikleri birini görürlerse, önce ailenin ileri gelenlerini bilgilendirmek zorundaydılar, sonuçta eşleşmeye izin verilip verilmeyeceğine dair son sözü onlar söyleyecekti.

Öte yandan, köşede duran Richard, istediği partneri seçebilirdi. Bu yüzden, hepsi onun burada ana karakter olduğunu biliyordu. Onu, kalabalığa uymayan iki kişiden biri yapan şey de buydu.

Diğerine gelince mi? O ise odanın bir köşesindeki koltuğa sessizce oturmuş, oldukça narin ve zayıf görünen bir kızdı.