Kiz isimize yariyor tamam eyw iyi arkadas olur tamam ne sende surekli kendini kiza bırakıyon hergun öpüyor senu sharob varken de kiza acik acij sert şekilde bur dah dokunma bana diye sanmiyorum dokuncagi sonucta boyle kişilerin gururu vardir puu sanada
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
73. Bölüm Birlikte Geçirilen Günler (3)
Adil olmak gerekirse, Koyumavi özellikle ana kulenin etrafında nispeten güvenliydi. Steven gibi erkekler azınlıktaydılar; bunun az bir kısmı kendi hayatını tehlikeye atabilecek riskler alacak kadar güçlüydü. Ancak, Steven hala Koyumavi'de iyi bir yaşam sürüyordu ve astlarının gücü her geçen gün artmaktaydı. Yarışmadaki zaferini garantilemek için Dük Solam yardımcı olarak bir başka ordu daha göndermişti, bunun üzerine gri cüce, efsuncunun kalmasını savunduğuna pişman olmaya başlamıştı artık. Dağdeniz ve Richard her gün birlikteydi ve Steven'ın Richard'a suikast yapmaya veya Dağdeniz'e zarar vermeye cüret etmesi o kadar da şaşırtıcı olmazdı. Sonuçta tüm mantığını yitirmiş biri, eylemlerinin sonuçlarını düşünmezdi.
Gri cüce, Dağdeniz'in yenilmez olduğuna tüm benliğiyle inanıyordu. Irk, yaş ya da zenginlik biriktirme yöntemi ne olursa olsun, Dağdeniz kadar varlıklı biri hiç şüphesiz oldukça şanslıydı ve tanrılar tarafından büyük ölçüde kutsanmıştı. Ancak Steven, bunun tam zıttı bir örnekti. Bu yüzden Karaaltın, Dağdeniz'in hayatının tehlike altında olacağından değil; sadece onun rahatsız edileceğinden endişe duyuyordu.
İki arada bir derede kalan gri cüce sonunda zor bir seçim yaptı. Steven, her gün ikametinden ayrıldığı an onu "korumak" için etrafını çevreleyen dört büyücü ve iki şövalye görmeye başladı. Derslerde bile onun yanından hiç ayrılmıyorlardı.
Haberler Koyumavi'de nispeten hızlı duyulurdu. Herkes, Richard'ı sınıfına kadar takip ettiği iki gün içinde, Dağdeniz'in statüsünü ve “çevresini” öğrenmişti. Kimse, kızın adıyla ilgili ulu orta şaka yapmaya cüret edemiyordu ve boş sohbetlerin konusu olmaktan çıkmıştı neredeyse.
Zaman su gibi akıp geçiyor, yarışma günü gittikçe yaklaşıyordu. Gri cüce bu arada şahsen Richard'la görüşüp uzun bir süre onunla konuştu. Sharon'ın atlatmak zorunda kaldığı tüm zorlukları anlatarak, şu an sahip olduğu zenginliği elde etmesinin onun için hiç kolay olmadığını açıkladı. Daha sonra, Sharon'ın Richard'a olan beğenisinin daha önce görülmemiş ölçüde olduğunu, ardından da Koyumavi'nin içinde bulunduğu mali sıkıntının büyüklüğünü net bir şekilde belirtti. Gri cücenin dediklerine göre, ağır borçları ödemek için Koyumavi’nin bölünüp ucuza satılması gerekiyordu yarın. Richard, içinden gelmeyerek efsanevi büyücü için yapabileceği bir şey olup olmadığını sordu. Tam o zaman gri cüce konuyu değiştirerek, yüksek bir tonda şarkı söylemeye başladı ve Richard'a, Koyumavi'nin kurtarıcısının ortaya çıktığını, onun da Dağdeniz'den başkası olmadığını söyledi.
Sonunda, gri cüce Richard'ın önündeki sehpanın üstüne atlayıp gözlerinin içine bakarak en samimi ve ciddi ses tonuyla Richard'ı yalvardı -Sharon'a borcunu geri ödeme zamanı gelmişti. Richard'ın onun için yapabileceği en iyi şey, Dağdeniz'e iyi bir arkadaş olmaktı ve onu mümkün olduğunca uzun süre Koyumavi'de tutmaktı. Kız sadece bir aylık ders ayırtmıştı ve bir sonraki rezervasyon turu yaklaşıyordu. Buna ek olarak, gri cüce Richard'ın aynı zamanda tüm yeteneklerini kullanarak kızın isteklerini en iyi şekilde yerine getirmesi gerektiğini çıtlattı, mesela kıza daha fazla “hediye” vermek gibi, sonuçta Richard'a bir zararı dokunmazdı bunun.
Gri cücenin sözleri karşısında afallayan Richard, evinin etrafına sihirli gözler yerleştirdiğinden şüphelenmeye başladı. Desteğini vermeye razı olduğu sürece, gri cüce Richard'a sonsuza dek borçlu olacağına ve rekabeti kazanmasına yardım edeceğine söz veriyordu.
Morali bozulan Richard Karaaltın'ın ofisinden ayrılırken, o anki duygularını tam olarak tanımlayamasa da, Dağdeniz'le paylaştığı saf ve masum ilişki kirlenmiş gibi hissediyordu, bu yüzden kapıdan çıktığı anda sözü tamamen unutmaya karar verdi.
O gece, Dağdeniz akşam yemeğinden sonra nispeten başarılı bir şekilde uzun zamandır beklenen “hediyeyi” aldı. Tabii eğer Richard direnmemiş olsaydı, süreç tamamen başarılı olarak adlandırılabilirdi.
Her ne kadar memnun olsa da Dağdeniz, Richard'ın moralinin bozuk olduğunu anlayacak kadar iyi bir gözlemciydi. Endişeyle, “Seni rahatsız eden bir şey mi var?” diye sordu.
Richard başını aşağı yukarı salladı.
“Paylaşmak ister misin?” diye devam etti kız, elleri yanaklarında.
Richard başını iki yana salladı bu sefer. O yeni bir büyü rünü tasarlarken, yanında sessizce dikilen kız da iç geçirdi.
Ve böylece zaman sessizce geçerken, yarışma günü de gittikçe yaklaşıyordu. Dağdeniz, Koyumavi'de kalması gereken bir aylık süreyi çoktan aşmıştı, ama gidecek gibi de gözükmüyordu. Kaldığı her fazladan gün, Karaaltın'ın Richard'a daha olumlu bakmasını sağlıyordu çünkü her bir gün, Dağdeniz’in harç ve geçim giderleriyle Koyumavi'nin ağır borçlarının bir kısmını hafifletecek bol paraya dönüşüyordu.
Hayat her zaman tesadüflerle doluydu. Her ne kadar Richard, yarışmanın gelişini sessizce bekleyebilmiş gibi görünse de, bir gün sınıfta Steven'a rastladı tesadüfen. Bu nadir bir olaydı; yarışma konusu açıklandığından beri ikisi de aynı dersi seçmemiş, Karaaltın da genel derslerde onları ayrı tutmaya özellikle dikkat etmişti.
Richard'ı tekrar görmek, ejderha efsuncusunun tepesini attırmıştı. Yüzü derhal karardı, ama kendini hemen toparlayarak Minnie'yi yanına çeki, Richard'a doğru yürüdü hemen.
Ejderha efsuncusunun öz güveni adamlarından gelmiyordu, aksine arkasındaki dört büyücü ve iki şövalye tarafından tam anlamıyla destekleniyordu. Her ne kadar bunların ona göz kulak olmaları için Karaaltın tarafından gönderilen adamlar olduğunu bilse de, diğer herkes bunu yanlış anlayıp ejderha efsuncusunun Koyumavi'deki pozisyonunun yükseldiğini sandı. Sonuçta, büyük büyücüler bile bu kadar yüksek seviyeli bir korumaya sahip değillerdi! Bu nedenle Steven, bu geçici sindirme olayı büyük resimde önemli olmasa bile, Richard'ı pes etmeye zorlamak için bu yanlış anlaşılmadan en iyi şekilde yararlanmaya karar vermişti.
Yolun ortasına doğru ilerlediği sırada, Steven tam konuşmak üzereyken arkasında bir boşluk hissetti. Aceleyle geriye bakınca, muhafızların onu yakından takip etmeye niyetleri olmadan, ondan uzakta durduklarını gördü. Hepsinin gözleri Richard'ın yanındaki kıza odaklanmıştı. Şaşkın ejderha efsuncusu hemen kıza doğru dönünce, Dağdeniz'in gerçek kimliğini ve kolayca ayaklarını yerden kestiği geceyi hatırladı.
Aynı anda, Richard yukarı bakıp efsuncuyu görünce tepki olarak kaşlarını çattı. Steven'dan korkmuyordu, ama gencin beti benzi atmış yüzü şaşırtmıştı onu.
Richard bir tepki veremeden, Steven yanında Minnie ile yolun diğer tarafına doğru ilerledi hemen. Başından beri karşı geçmeye niyetliymiş gibi davranarak bozuntuya vermemişti.
Yolun öbür tarafına geldiğinde, Steven dönüp Richard'a şiddetli bir bakış attı. Dağdeniz'den kaçınmak için özellikle dikkat ediyordu; Dük Solam'ın Richard'ı kızdırması ayrı bir şeydi -Gaton henüz herkesi şoke edecek genişleme planına başlamamıştı ama Milenyum İmparatorluğu'nun prensesinin öfkesini uyandırmak tamamen farklı bir olaydı! Böyle bir durumda, ne yapabileceği konusunda Steven'ın hiçbir fikri yoktu.
Diğer yandan Richard, Steven'ın şaşırtıcı eylemleri karşısında söyleyecek bir şey bulamamıştı. Bir dakikalık derin düşünmeden sonra Steven'ın, yanında duran Dağdeniz'e baktığını fark edince, efsuncunun tuhaf davranışlarının sebebini anladı sonunda. Ancak o zamana kadar, Steven sokağın köşesini dönüp güvenli bir şekilde ortadan kaybolmuştu çoktan.
Richard bu duruma içerlememiş, aksine kahkahalarını tutamamıştı. Ejderha efsuncusu, Dağdeniz'in görüş alanında hiç bulunmadığından, ona göre kendi başına uçabilen nesneler arasındaydı.
Magnec