Sharonu nasil aldatirsin seni nankor 2 laf etsen kizin zayif noktasina birakir pesini... Beni hayal kırıklığına ugratiyorsun richard
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
70. Bölüm Çarpışma (2)
Sharon bir şey söylemek üzereydi, ama sonra kız başını salladığı sırada Dağdeniz'in örgüsünde birkaç siyah kristal gördü. Gözleri anında fal taşı gibi açıldı, bunlar en değerli uzay kristallerinden biri olan isla pırlantalarıydı! Bu madde nadirin ötesindeydi, parayla kazanılabilecek bir şey değildi. Biri sihirli kristallerle bunları değiş tokuş etse bile, en fazla şansını denemiş olurdu. Bunun gibi materyaller genellikle sadece aynı derecedeki materyallerle değiş tokuş edilebilirdi. Sharon'da bile bu elmaslardan sadece bir düzine kadar varken, Dağdeniz'in örgüsünde yedi tane birden bulunuyordu!
Efsanevi büyücü, kızın diğer örgülerine göz gezdirmeye devam etti, ciddiyken görüş yeteneği emsalsizdi. Ve beklendiği gibi -kristal ejderha dişi, bin yıllık tek boynuzlu at boynuzu, anka kuşu tüyü… Bunlar, isla elmaslarına benzer nadir şeylerdi. Onu asıl şaşırtan şey, ejderha dişleri ve tek boynuzlu at boynuzları gibi materyalleri, aksesuarlar yapmak için orijinallerinin onda birine küçültmek için gerekli olan ustalıktı!
Hayrete düşen Sharon aniden başının döndüğünü hissetti. Eğer Dağdeniz’in saçlarındaki tüm aksesuarlar götürülüp satılsa, yüz milyondan fazla altın sikke ederdi. Ancak o kadar fazla paraya sahip olunsa bile, normalde bu tür ürünleri satan bir yer yoktu. Kızın kafasında bu kadar çok para taşıdığı düşüncesine bile katlanamıyordu Sharon.
Sadece bu kadarından gözü korkmuş değildi; nadir eşyalardan oluşan kendi koleksiyonuna sahipti zaten. Ancak bütün bunların sadece Dağdeniz'in örgüsünde olduğu gerçeği, bunun buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu ima ediyordu. Belki de, onun serveti gerçekten sadece dağlar ve denizler tarafından tarif edilebilirdi.
Sharon söyleyeceklerini yutarken yüz ifadesindeki tuhaflığın gizlenmesi iyice imkansızlaşıyordu. Mağlubiyet duygusu, baskın aurası soluklaşırken metrelerce öteden hissedilebilirdi. Sonunda elini uzatıp sallayınca meyvelerle dolu altın çanak, anında Dağdeniz'in önüne uçarak geldi.
"Al bakalım! Dağdeniz, bunlar senin için. İstediğin kadar kalabilirsin, bir şeye ihtiyacın olursa da Karaaltın'a söyle. İşte oradaki gri cüce. Şu an ilgilenmem gereken acil konular var ve ne zaman geri döneceğimden emin değilim. Beni bekleme.” Herhangi bir cevap beklemeden, Sharon bir ışınlanma portalı açıp oradan kayboldu.
“Masraflarımı ödeyeceğim!” diye bağırdı Dağdeniz, Sharon’ın ardından. O anda, uzaklaşmakta olan Sharon'a bakan herkes, efsanevi büyücünün ruh halinin düzeldiğini hissetti.
Büyük büyücüler birbiri ardına oradan ayrıldı, ama hepsi Dağdeniz'e açıklanamaz bakışlar atmışlardı. Yalnız kalan Karaaltın'ın gözleri kıza karşı yalvarışlarla dolup taşıyordu. Söz konusu kız ayrılmak için acele etmeyip, Sharon’ın şimşek hızında ona bıraktığı meyve çanağını temizledi. Bir dakika içinde çanak tertemiz olmuştu ve kız da dudaklarını yalarken boş kaba tatminsizlikle bakıyordu. Besbelli ki onu tatmin edecek kadar yeterli değildi bu.
Gri cüce hemen şöyle dedi, “Daha fazla meyve var! Okul ücretlerini ödediğiniz sürece… ”
Bir örümcek kristali uçup gri cüceye çarparak söylemek üzere olduklarını yutturdu ona. Dağdeniz elini sallayarak, “Odama 50 çanak getir!” dedi. Ardından dönüp Çelikkaya ve yaşlı adama baktıktan sonra, “Onlar için de 50 daha, onları kumsaldaki kampımıza gönder. Her gün!” dedi.
Dağdeniz, iştah açısından Sharon'a çarpıcı bir şekilde benziyordu. Efsanevi büyücüye ait, iştahın gücü belirtisi olduğuna dair teoriye bakılırsa, bu genç kız kesinlikle efsanevi bir varlık olurdu, belki de bu seviyeyi aşabilirdi bile. Ve böylece Richard bir köşede unutulmuştu, kendi geleceği hala bir gizem halinde.
“Bu hiç sorun değil!” Gri cüce yüksek sesle cevap verdi. Örümcek kristalini tutuyordu her iki eliyle, hareketleri tekrar sertleşiyordu. Neyse ki hala aklı başındaydı, “Ama Majesteleri, henüz Koyumavi'de bir konutunuz yok. Sizin için bir tane alayım mı?”
“Dert değil. Koyumavi'de geçirdiğim süre boyunca onunla kalacağım!” Dağdeniz, parmağını Richard'a yöneltmişti.
Richard hayrete düşerken gri cüce de bir tuhaflık sezebilirdi, ama örümcek kristali o kadar parlaktı ki, kızın önerisine karşı herhangi bir itirazda bulunmadı. Richard’ın kendi fikri mi? Ona soran olmamıştı ki.
Kız ayağa kalkıp yaşlı adama şöyle dedi:
“Bu çok tuhaf. İhtiyarlar, itibarlı insanlarla ilgilenirken profilimizi ve çevremizi öne çıkarmamız gerektiğini ve paranın sadece ikinci sınıf insanlara rüşvet vermek için kullanıldığını söylememiş miydi? Akıl hocam neden çevremden değil de, zenginliğimden korktu ki?”
Kız gri cücenin tereddüdünü hissedince onu yönlendirdi, “Aklından geçeni söyle!”
Gri cüce mümkün olduğunca yumuşak konuştu, “Şey… Aslında Ekselansları kendinden daha güçlü olan insanlara tahammül edebildiği halde daha zengin insanlara edemiyor. O yüzden tahminlerime göre, şimdi daha fazlasını kazanmaya gitmiştir…”
Dağdeniz küçük dilini yuttu, "Para kazanmak için çaba mı harcamak gerekiyor? Gidip, dağları kazmak yeter! Sen bu konuda ne düşünüyorsun, Şaman?"
Urazadzu çıplak çenesine dokunup gülümsedi, “Büyükannen sana sevimli bir akıl hocası bulmuş.”
Dağdeniz hemfikir bir şekilde başını salladı “Evet! Hem de çok güzel kokuyor, ondan bir ısırık almak istedim! Sadece onu yenebileceğim güne dek bekle!”
“Uzun bir bekleyiş olmayacak… Sadece yarım…” gri cüce alçak sesle mırıldandı, ama genç kız her şeyi duymuştu. Richard, Dağdeniz kokudan bahsettiği an durumu şüpheli bulmuş, hızlıca uzaklaşıp bu tuhaf yeri terk edesi gelmişti.
Steven'a karşı yarışmaya az bir süre kalmıştı ve yoğun programı arasında Richard'ın ekstra bir duş almak için yeterli zamanı olmuyordu. Tüm bunların üstüne Dağdeniz'in de eklenmesini istemiyordu. Dahası, Richard artık bir erkekti ve doğal olarak Dağdeniz'in evinde kalmasının Sharon'ı üzeceğini biliyordu. Sadece büyücünün parlak, göz kamaştırıcı gözlerini düşünmek bile tüylerini diken diken diyordu. Ancak, Sharon'ın gidişiyle kız aniden Koyumavi'nin en etkili gücü olup çıkmıştı. Şu an kız muhtemelen istediği her şeyi yapabilirdi ve gri cüce, onun tarafına geçip Richard'ın gözlerinin dibinde Sharon'a ihanet etmişti.
Bu gerçek “arkadaşla” uğraşmak Richard'a bayağı zor geliyordu.
‘Saklansam iyi olacak…' diye düşünürken, daha iki adım atamadan Dağdeniz karşısında beliriverdi. Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle, gözlerini Richard'ın dudaklarına dikmişti. Bu durumla alakası olmayan tüm kadro, o anda hiçbir şey görmemiş gibi davranıp başka tarafa baktılar, ancak kulak kesilmişlerdi.
“Ugh!” Richard boğucu bir ses çıkarttıktan sonra çınlayan tokadı, öfke dolu bir kükreme takip etti, “NE YAPTIĞINI SANIYORSUN?”
Karşılığında aldığı şey kızın sesindeki memnun çınlamaydı, “Neden kızdın? Sadece bir öpücüktü. Bir şey kaybetmezsin ki. Richard, bu gece bana yine bir hediye verebilir misin - Hey! Neden kaçıyorsun? Hediyemle kaçabileceğini mi sanıyorsun?”
O gece Dağdeniz, Richard'ın yanına taşındı.
Magnec