Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

42. Bölüm Yalıçapkını Yeşim* Hançer

Çevirmen: Harami / Editor: Harami

Madenin tüneli sessizdi. Sadece birkaç iç çekme sesi devamlı olarak tekrar ediyordu.

Maven’in irade gücü sağlamdı. Her korku kurtarmasından başarıyla geçiyordu.

İşte bu yüzden madene girmeye cüret etmişti.

Bu kocaman garip yüzler bir çeşit vahşi yaratıklardı, Toprak Cinleri.

Toprak cinleri oldukça nadir yaratıklardı. Bir söylentiye göre madenlerde ölen madencilerin kayıp ruhları toprak cinlerine dönüşürlerdi.

Bu yaratıklar yarı ruh, yarı fiziksel bir durumdaydılar. Oldukça garip görünüşleri vardı, en garip taraflarıysa yüzleriydi.

O iç çekme sesleri aslında toprak cinlerinin hareket ettikleri sırada çıkarttıkları bir sesti. Her iç çekme sesi içinde zayıf bir korku becerisi taşıyordu.

Korkak insanlar o sesleri duydukları anda dehşete düşerlerdi.

Ama bu tabi ki Maven için geçerli bir durum değildi.

Sıradan toprak cinleri insanlara saldırmazlardı. İyi kalpli yaratıklardı.

Ama bu toprak cinleri görünüşe göre bir şey tarafından fesatlaştırılmışlardı. Hemen asabi bir hale bürünmüş ve kolayca kızarak Maven’e saldırmışlardı!

Maven bu fesatlık kaynağıyla oldukça ilgileniyordu. Fesatlık kaynakları genellikle büyücülerin büyü güçleri ile yaratılırlardı. Büyü gücü sızıntısı yüzünden, düşük zekaya sahip yaratıklar bu kaos büyüsünün etkisiyle her türden garip davranışı gösterebilirlerdi.

Bu çağda, büyücüler tarafından üretilen her eşya çok değerliydi.

Başka bir bakış açısından, çok sayıda garip davranan toprak cininin bulunduğu bölgede kesinlikle bir hazine vardı.

Maven, iş hazine aramaya geldiğinde elinden geleni hiç bir zaman ardına koymazdı.

…

Boşluk kabuğundan bir şey çıkarttı. Büyük bir havai fişek fıskiyesinden başka bir şey değildi!

Toprak cinleri ateşten korkmuyor olsalar bile, güçlü ışıktan korkuyorlardı!

Maven sessiz bir şekilde çakmak taşı çıkartarak anında o havai fişeği ateşledi!

Her ne kadar kırsal bölgede iş yapan bir demirci tarafından basit ve kaba bir şekilde yapılmış olsa da, havai fişek fıskiyesi direk olarak yanmaya başladı. Ancak ucu ucuna bir Parlama becerisinin yarısı kadar etki yaratabildi!

Güçlü ışık altında, asabi ve öfkeli toprak cinleri birbirleri ardına kanlı ağızlarını sonuna kadar açtılar!

Ama herhangi bir ses çıkartmamışlardı, bu yüzden hala kampta dinlenenler madenlerde olup bitenden haberdar değillerdi.

Maven’in bununla alakalı bir sıkıntısı yoktu.

Elindeki havai fişek fıskiyesini yere koydu ve hançerini kınından çıkarttı.

O güçlü ışık apaçık bir şekilde toprak cinlerinin hareketlerini kısıtlıyordu.

Gözlerini kısmış bir şekilde ilerlemeye çalışıyorlardı, bu da hareketlerinin çok beceriksizce olmasına neden oluyordu.

Maven için, her şeyini ortaya koyma zamanıydı!

İki sıradan eğimli hançeri, sanki ellerinde birer çiçek varmış gibi kullanıyordu, o garip yüzler arasında ileri geri hareket ederken, sanki suyun içindeki balık gibiydi. Eğimli hançerleri kesme hareketlerine durmaksızın devam ettiler ve kısa sürede 20 toprak cini Maven tarafından öldürüldü.

Toprak cinlerinin ortalama seviyesi 3’tü ama savaşma güçleri ortalamanın altındaydı.

O savaşma güçlerine rağmen seviye 3 civarında olabilmelerinin tek nedeni korkutma becerileriydi. Sıradan insanlar sürekli aktif olan korkutma becerisi yüzünden toprak cinleriyle savaşmayı oldukça zor bulurlardı.

Korkutma becerisinin etkisinde kendi kaslarınızı kontrol edemez hale gelirdiniz. Kendini savunamadığınız bir anda o toprak cinlerinden gelecek olan beklenmedik isabette bir saldırı sizi yaralayabilir ya da daha kötüsü, öldürebilirdi.

Ama Maven o korkutma becerisinden birazcık bile etkilenmiyordu.

Bu tamamen toprak cinlerine karşı yapılan bir zorbalıktı.

Yirmi dört toprak cini Maven’e totalde 609 savaş TP verdiler. Oldukça cömertlerdi, Mezar Hırsızı Heiss’in çağırdığı zombilerden çok çok daha cömert.

Ama Maven bu yolla TP toplama işinin uzun vadede işe yaramayacağını biliyordu, toprak cinleri oldukça nadir yaratıklardı.

Bu kadar temiz ve zahmetsiz bir şekilde seviye 3 yaratıkları halletmek, her zaman insanın karşısına çıkan bir durum değildi.

Maven şimdiden oldukça tatmin olmuş vaziyetteydi.

…

Toprak cinleriyle işini bitirdikten sonra Maven ilerlemeye devam etti.

Madenin tünelini takip etmeye devam ediyordu.

Yolda birkaç gnol cesediyle karşılaştı.

Görünüşe göre o toprak cinleri oldukça hiddetliydiler. Gerçekten de gnolleri öldürmeye başlamışlardı.

O gnoller biraz acı çekmiş olmalıydılar. Düşük zekaya sahiptiler ve bu yüzden o korkutma becerisine sahip olan toprak cinleri için kolay av olmuş olmalıydılar.

Madenin karanlığında o toprak cinlerinin icabına bakılmasının neredeyse hiç bir yolu yoktu. Bu yüzden de gnoller kamplarını madenin dışına kurmuşlardı.

Madenin tüneli çok derine kadar ilerlemiyordu ama bir çok yan yolu vardı. Maden terk edilmeden önce bir sürü madenci çalışıyordu bu tünellerde.

O sıralarda muhtemelen bu toprak cinleri tamamen fesatlaşmamışlardı ve madencilere saldırmadan sadece biraz korkutarak taciz etmişlerdi.

Birkaç ay önceye göre işler tamamen değişmişti.

O zamanlarda madeni körlemesine arasaydı bile madenin kompleks yapısı yüzünden hiçbir şey bulamayabilirdi.

Şu anda ise yetenekliydi.

Toprak cinleri genellikle kayalık duvarların içinde bulunurlardı. Yeraltı toprağının içinden geçen toprak cinleri, toprakta bazı değişimlere yol açarlardı.

Aslında sağlam yapısı olması gereken kayalar bir şekilde yumuşamış olmalıydılar.

Maven çömelerek ilerlemeye devam etti, en yumuşak toprağı takip etmeye çalışıyordu.

Yolda ilerlerken fesatlığın kaynağına ulaşmadan önce iki grup toprak ciniyle daha karşılaştı ve onları da öldürerek 337 savaş TP kazandı.

…

Madenin derinliklerinde büyük bir mağara vardı.

Mağarada sarmaşık halinde büyüyen bir bitki vardı, her asması uzun dikenlere sahipti.

‘Zehirli bir bitki mi?’

Maven o sarmaşığa odaklandı.

‘Bu şeyler nasıl ortaya çıkmış olabilir?’

Bu [Çok Zehirli Bitki] türüne dahil olan sarmaşığın ürettiği zehir oldukça toksikti, yine de bu bitki toprak cinlerini etkileyemezdi.

‘Yanlış yola mı saptım?’ Maven düşünmeye başladı.

Ama Maven buraya kadar gelmişken sadece oturup bitkiyi izleyecek değildi, sonuçta burası onun bölgesiydi.

Çok Zehirli Bitkiler bir dayanakları olmadığı taktirde büyüyemezlerdi. Eğer bu sarmaşık yeterince büyüyecek kaynağı ve zamanı bulabilirse, çok korkunç bir bitki tipi canavar olabilirdi.

Bitki tipi canavarlar hareket kabiliyetleri olmadan doğsalar bile, inanılmaz bir dayanıklılığa sahiplerdi. Özellikle de ileri seviyeye ulaştıktan sonra, ateşe karşı direnç bile geliştirebiliyorlardı.

‘Bildiğim kadarıyla sadece az sayıda büyücü bu tür çok zehirli bitkiye sahip. Bazı deneyleri için kullanıyorlar.’

‘Ayrıca, Refakatçiler…’

‘O berbat gruptan birileri gözlerini Beyaz Nehir Vadisi’ne dikmiş olabilir mi?’

Maven olaya şüpheyle yaklaşıyordu ama tereddüt bile etmeden bir ateş yaktı.

Çok Zehirli Bitkiler çok tehlikeli olsalar bile, esas tehlike büyüdükten sonra oluyordu.

Bu karşısındaki gibi küçük bir bitki ciddi bir problem yaratacak kadar büyümemişti.

Yayılan ateş bitkiyi tamamen temizledi.

Aslında bu sarmaşığın zehri başa çıkması zor bir türdeydi, hançerlerini zehirlemek için kullanabilirdi.

Ama Maven eczacılık konusunda eğitim görmemişti ya da yanında bir eczacı yoktu. Bu işi yapayım derken yanlışlıkla zehirlenirse işi biterdi.

Madenin içini yanan bitkiden yükselen duman kapladı. Maven ağzını ve burnunu örttükten sonra etrafı aramaya başladı.

Onun yapısı, hiçbir şeyin gözden kaçmaması üzerineydi, bu yüzden her tarafı didik didik ediyordu.

Kesinlikle beklemediği bir şey vardı ki, o zehirli bitkinin köklerinin olduğu yerde bir hazine sandığı bulmak ama bu gerçekleşmişti.

Ve daha da önemlisi, o sandığın kilidi yoktu!

‘Fesatlığın kaynağı gerçekten buradaymış demek ki!’ Maven bir anda farkına vardı.

O hazine sandığının içinde toprak cinlerinin değişmesine neden olan şeyin yanında ayrıca bir sürü şey daha vardı.

O şey içinde garip kokuya sahip sıvı olan devrilmiş bir şişeydi.

Maven hafifçe koklamasıyla birlikte direk olarak boğulmaya başladı!

‘Çok güçlü bir asidik koku!’

‘Bu büyülü bir asit!’

[Büyüleştirilmiş Asit]’te [Çok Zehirli Bitki] gibiydi, iki şey de bu tarz şeyleri kullanarak kötülükleri Faenin Kıtası’na yaymaya çalışan Refakatçiler’e aitti.

Büyüleştirilmiş Asit oldukça uçucu bir maddeydi. Buharlaşarak havaya karışmış ve o düşük zekaya sahip toprak cinlerini etkilemiş olmalıydı.

Şişenin duruş şekline bakılırsa kendi kendine devrilmiş gibi duruyordu, bu kasti bir şey değil gibiydi.

Maven küllerin üzerinde gözlerini gezdirirken kendi kendine mırıldanıyordu, kısa süre sonra aradığı şeyi buldu, küller arasında kemik parçaları.

O parçalanmış kemikler, birde üstüne yandıkları için birleştirilemez ve tanınamaz hale gelmişlerdi ama görünüşe göre bir çeşit uzun boylu insanımsı bir yaşam formuna aitlerdi.

‘Refakatçiler!’

‘Gerçekten de bir Refakatçi Beyaz Nehir Vadisi’ne mi gelmiş? Neden burada ölmüş olabilir?’

Maven aklındaki sorulara birer birer cevap buldu.

‘Bu Refakatçi bu çok zehirli bitki ve büyüleştirilmiş asit ile uğraşırken dikkatli davranmadığı için ölmüş olmalı.’

‘Görünüşe göre bu herif bu şeyleri hazine sandığının içine koyup buraya gömmek istemiş… Ama bunu başaramadan önce ölmüş.’

Bu Refakatçi’nin rütbesi çok yüksek olmamalıydı. Buraya kadar takip edilmiş, sahip olduğu ciddi bir yara yüzünden de ölmüş olabilirdi.

Esas soru işareti olan konu ise, bu madene neden gelmiş olabileceğiydi!? 

Çok fazla tecrübeye sahip olmasına rağmen Maven bile bu soruya şimdilik bir cevap bulamıyordu.

Refakatçi’nin kemiklerini bir kenara koyduktan sonra sandığın içindeki şişenin ağzını, madenin yaratıklarını fesatlaştırmasını durdurmak için kapattı.

Böylelikle madende hala canlı bir şekilde dolaşan toprak cinleri normale döneceklerdi.

…

Sandığın içinde iki adet eşya daha vardı. Yeşim hançer ve kalın bir zarf.

Maven hançere göz attıktan sonra direk olarak ondan etkilendi.

Bu hançerin orijinal sahibi görünüşe göre [Karart] becerisini hançerin üzerinde kullanmamış gibi görünüyordu, Maven’in hançerin özelliklerini görebilmesi için basit bir şekilde [İncele] kullanması yeterliydi.

[Yalıçapkını Yeşim Hançer +1]

Kalite : Az Bulunur

 

Çevirmen notu
*Yalıçapkını Yeşim : Yeşimler aslında ikiye ayrılıyorlar, Nefrit ve Jadeit. Nefrit genellikle biraz daha az transparan oluyor ve Jadeit te inanılmaz güzel yeşillikte bir renge sahip oluyor bunun da iki çeşidi var imparator yeşim ve yalıçapkını yeşim. İmparator yeşim zümrüte daha yakın bir şey, yalıçapkını yeşim ise sadece biraz daha az transparan.