Buyuk pakete eklendi mi seri Taicho reis
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
88. Bölüm Wang Klanı!
“Büyük hala!”
Yeni gelen yüze bakan Wang Chong keyiflenmeden edemedi. Gelen kişi Büyük Halası Wang Ru Shuang ve Amcası Li Lin’di.
“Hehe, Chong-er, geldiniz demek. Xiao Yao da buradaymış!” Büyük halası sevgi dolu bir ifadeyle önce ona ve ardından küçük kız kardeşine baktı; onları adeta kendi çocukları gibi görüyordu.
“Hehe, Chun Yuan, çocuklarla laf dalaşına niye giriyorsun ki? Bırak ne istiyorlarsa yapsınlar. Bugün babamın doğum günü, onun hoşuna gidecek şeyleri konuşmamız gerekirken takıldığın şeye bak.” Büyük halası hemen olaya müdahale ederek ortamı düzeltti. Konuşurken başını bir anlığına çevirdi ve Wang Chong’a göz kırptı.
Wang Chong onun ne yapmaya çalıştığını anlayınca gülümsedi ve küçük kız kardeşini yanına çekti.
Eski hayatında Büyük Halası Wang Ru Shuang ile Büyük Halası Xing Yuan Chun’un arası gayet iyiydi. Fakat bu dünyada her şey değişmişti. Amcası Li Lin Wang Chong sayesinde terfi alarak Zhao Fengchen’le çalışmaya başlamış ve böylece Wang Ru Shuang Wang Chong’u kendi oğlundan bile daha çok sevmeye başlamıştı!
Büyük amcasının aracında çıkan olay sona erdi.
“Hehe, Ru Shuang gelmiş.”
Xing Yuan Chun keyifli bir ifadeyle Wang Ru Shuang’a doğru baktı. Ona karşı tavırları diğerlerine gösterdiği yüzünden tamamen farklıydı.
Wang Chong’un büyükbabasının üç oğlu ve bir kızı vardı; Büyük Halası Wang Ru Shuang tek kız çocuktu ve vücudunda Dük Jiu’nun kanı akıyordu. Ayrıca bu kadın başka bir aileye gelin olarak gittiği için miras konusunda ön sıralarda değildi. Bu nedenle Xing Yuan Chun ile arasında bir sorun yoktu.
Yani Wang Chong’un annesinden tamamen farklıydı.
“Hehe, görüşmeyeli epey oldu, Yuan Chun bakıyorum da iyice güzelleşmişsin. Hiç de yaşını göstermiyorsun. Bir de bana bak, saçlarım beyazlamaya başladı bile!”
“Ciddi misin? Ablacım, öyle dememelisin. Hiç de yaşlı görünmüyorsun…”
Xuan Yuan Chun’un suratında sağlıklı bir ışıltı vardı ve geniş geniş gülüyordu. Aniden araçtan bir homurtu yükseldi. Peng! Yeşil aracın kapıları açıldı ve içeriden derin auralı, uzun mu uzun bir figür çıktı.
Bu garip durum herkesi şaşkına çevirmişti.
“Kuzen!” Wang Chong ve küçük kız kardeşi bir anlığına şaşırsalar da durumu hemencecik anladılar. Aracın kapısından çıkan ve sabırsız görünen figür kuzenleri Wang Li’den başkası değildi.
“Çocuğum! Büyük halanın önünde böyle davranmak sana hiç yakışıyor mu?! Çabuk, ona selam ver!” dedi Xing Yuan Chun.
Fakat Wang Li onu görmezden geliyordu ve Büyük Halası Wang Ru Shuang’a bakmaya bile yeltenmemişti. Araçtan çıktığı gibi yürümeye başladı.
Wang Li hem ana ailenin çocuğu hem de kraliyet sarayında önemli bir görevliydi. Yaşlı efendinin özel iznine sahip olduğu için korumaların engeline takılmadan içeri girebiliyordu.
“O olaydan ötürü…”
Wang Chong geçmişi anımsadı. Kuzen Wang Li’nin hırslarını ondan daha iyi kimse bilemezdi.
Wang Klanı’nın üçüncü neslinde Kuzen Wang Li ve Wang Chong’un iki büyük abisi bir rekabet içindeydi. Bilhassa Wang Li, Wang Chong’un en büyük abisini kendine bir rakip olarak görüyordu. Fakat ana ailenin en büyük oğlu olsa da, Wang Chong’un En Büyük Kardeşi Wang Fu’nun dengi değildi.
Resmi rütbesi bile ondan düşüktü!
Bu kez Yao Klanı yüzünden terfi alamamıştı. Wang Li’nin aklında bu meselenin olduğuna şüphe yoktu.
“Bu çocuk…” Xing Yuan Chun ormana doğru ilerleyen oğlunu izliyordu.
“Tamam! Artık araçlardan inebiliriz!”
Ses Wang Gen’e aitti. Bu sözleri söyledikten sonra araçtan indi ve çıkmadan önce Wang Chong’a bakarak başını salladı. Ardından o endişeli ifadesini takınarak yürümeye koyuldu.
Wang Klanı’nın en büyük erkek çocuğu ve kraliyet sarayının önemli bir görevlisi olan Wang Gen, sık sık buraya gelerek Yaşlı Efendi’ye danışırdı.
Dolayısıyla o da askerlerin durdurmadığı bir istisnaydı.
Çok geçmeden korumaları aştı ve bambu ormanına doğru kayboldu.
“Ru Shuang, biz de girelim mi?”
“Ben es geçeceğim! Tianzhu Dağı’ndaki dördüncü kardeşim nadiren şehre geliyor ve fırsat bu fırsat onunla görüşmek istiyorum. O gelince beraber geçeriz.” Wang Ru Shuang başını iki yana salladı ve bilerek Wang Chong’a baktı.
Araçtan son inen kişi Wang Chong’un bir diğer kuzeni, Wang Zhu Yan’dı. Xing Yuan Chun’un figürü bambu ormanına doğru kaybolurken genç kadın araçtan indi. Annesi gittiği için artık ortam daha rahattı.
“Hala!” Wang Zhu Yan Wang Chong’un annesine bakarak özür diledi. “Annemin sözleri iğneleyici olabilir ama kendisi kötü bir insan değildir. Onun yerine ben özür diliyorum, lütfen sözlerini ciddiye almayın.”
“Hehe, şapşal çocuk. Özür dilemene gerek yok, ben iyiyim.” Madam Wang gülümseyerek başını salladı.
“Evet Shu Hua, Yuan Chun’un nasıl biri olduğunu biliyorsun. Onun söylediği sözleri duymazdan geleceksin.” Büyük Hala Wang Ru Shuang başını salladı.
Hala ve yeğeni bir süre sohbet ettikten sonra aynı anda Wang Chong’a döndüler. Çatang! Wang Chong’un kalbi tekledi. Büyük halasının bakışlarına aldırmıyordu ama Kuzeni Wang Zhu Yan’ın gözlerinde kötü niyetli ifadeler vardı; adeta yağlı ve kalın bir et parçasına bakıyor gibiydi.
“Tsk tsk, ailemizin küçük Tao Zhu Gong’u da buradaymış! Ne oldu, biraz para kazandın diye İkinci Kardeşi’ni unuttun mu?”
“Olur mu öyle şey!” diye gülümsedi Wang Chong. Bunu gören Wang Ru Shuang ve Madam Wang ikilisi gülmeden edemedi. Wang Chong Wang Klanı’nı bir krizden kurtarmış ve büyük para kazanmıştı ama hala Kuzeni Wang Zhu Yan’ın önünde zavallı birine dönüşüyordu. Adeta bu kuzeni onun baş düşmanıydı.
“Benim payım nerede? O kadar parayı kazandıktan sonra beni bir kenara atmayacaksın ya?” Wang Zhu Yan elini uzattı.
“Olur mu hiç? Senin için kenara bir makyaj fonu ayırdım. Ne zaman ihtiyacın olursa bana haber ver, sana getireyim.” dedi Wang Chong.
“Heh şöyle!” Wang Zhu Yan ciddi bir ifade takındı ama kahkahasını daha fazla tutamıyordu. O gülünce diğerleri de gülmeye başladı. Suratında garip bir ifade olan tek kişi zavallı Wang Chong’du.
“Doğru ya, sana bir şey söylemem gerekiyor. Doğum günü kutlamasından sonra hemen gitme, beni bekle.” Wang Zhu Yan aniden ona fısıldadı.
Wang Chong şaşırmıştı. Kuzeni nadiren onunla bir şeyler konuşurdu ve böyle önemli bir ortamda fısıldadığına göre mesele önemliydi.
“Tamam.” Şaşırsa da başını salladı.
Kuzeni dışarıdan gülümsüyor gibi görünse de, içten içe onun çok ciddi olduğunu biliyordu. Normalde, ne zaman böyle bir ifade takınsa hep önemli şeylerden bahsederdi.
Wang Chong dikkat kesildi.
“Burada beklersin beni.” Wang Zhu Yan başını salladı. Ardından onlara veda ederek bambu ormanına doğru yürüdü.
O gittikten sonra Wang Ru Shuang genç adamın yanına geldi. Çok nazik ve sevecendi; ayrıca minnettardı.
“Çocuğum, teşekkür ederim!” dedi minnet dolu bir sesle. Abisi ve eşi gittiği için artık bir şey saklamasına gerek yoktu. Eşi Li Lin’in sorunlarını sık sık Yaşlı Efendi’ye bildiriyordu ama Yaşlı Efendi çok inatçıydı. Verdiği bir kararı değiştirmek neredeyse imkansızdı ve Wang Ru Shuang da artık çaresizliğe kapılmıştı. Eşinin sonsuza kadar Kuzey Kapısı’ndan çıkamayacağını düşünüyordu.
Fakat aniden her şey değişmişti!
Wang Ru Shuang bu ikilemi çözen kişinin her zaman isyankar ve işe yaramaz olarak gördüğü Wang Chong olacağını düşünmemişti.
Kısacık sürede kocası sadece Kuzey Kapısı’ndan kurtulmakla kalmamış, aynı zamanda terfi bile almıştı. Wang Ru Shuang bugün bile yaşananların bir rüya olmasından korkuyordu.
“Büyük hala, bana teşekkür etmene gerek yok. Biz bir aileyiz. Ayrıca amcam da bana çok yardım etti” Wang Chong arkada duran Amcası Li Lin’e baktı. Doğruyu söylüyordu ama bu sözler Wang Ru Shuang’ın kulaklarına ulaşmıyordu; adeta genç adam fazla alçakgönüllü davranmaya çalışıyordu. Böyle bir gencin geleceği çok parlak olacaktı.
“Çocuğum… Chong-er, büyük halanı daha sık ziyaret etmelisin. Ayrıca kuzeninle de görüşmeyi ihmal etme. Wang Liang, gel bakalım, kuzenin burada! İn aşağı!” Nihayetinde araca dönerek bağırmak zorunda kaldı.
“Biraz bekle! Şu ahşap kuşu bir bitireyim, geliyorum! Başkentte su gibi satılıyor ve tanesi beş gümüş! Eğer uçmasını sağlayabilirsem on gümüşe satabilirim! Para kazanacağım para!” Araçtaki şahıs yaptığı işe kendini çok kaptırmış gibiydi.
“Wang Liang!” Wang Ru Shuang sinirlenmeye başlıyordu.
Wang Chong gülmeden edemedi. Bu sözler Kuzeni Wang Liang’dan başkasına ait olamazdı. Wang Liang akademik konulara ya da savaş sanatları gibi şeylere ilgisizdi, aklında sadece iş yapmak ve para kazanmak vardı.
Marketin nasıl bir durumda olduğunu iyi bildiği için her zaman bir iş fırsatı buluyor ve biraz para kazanabiliyordu. Fakat ortada bir sıkıntı vardı; her seferinde sadece beş ya da on gümüş kazanabiliyordu. Bu kadarcık parayla zengin olamazdı!
Ahşap işlemenin sesi hala kesilmemişti, Wang Liang’ın durmak gibi bir niyeti yoktu.
“Bu çocuk…” Wang Ru Shuang ne diyeceğini bilemiyordu.
“Unut gitsin, neyse zaman geldi sayılır. Dördüncü kardeşim birazdan burada olacak, biz önden geçelim.” İmparatorluk Ordusu askerleri onlara bir yol açtı.
Yaşlı Efendi girmeleri için onlara izin vermişti.
…….
Grup Dört Elçilik Makamı’nın derinliklerine ilerliyordu.
Yaşlı Efendi’nin kaldığı yere ‘Alim Köşkü’ deniyordu ve etrafında sayısız üstat vardı. Wang Chong ve annesi içeri girdiğinde, büyük amcası ve büyük halası ile birlikte Wang Zhu Yan ve Wang Li dörtlüsü çoktan gelmişti. Sıra halinde duruyorlardı ve ortam gergindi.
Kuzeni Wang Liang bile böyle bir ortamda uslu davranmak zorundaydı; başını eğdi ve çenesini kapattı.
……
Xing Yuan Chun ise Wang Ailesi'nin en büyük erkek çocuğu olan Wang Gen'in eşi. Bu yüzden ona Büyük Hala diyoruz.
Magnec