Elinize sağlık :)
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
355. Bölüm Vosu'ya karşı (2)
Zend, Vosu'nun yavaşça ciddileşmeye başladığını hissetmişti direkt olarak. Yaşlı adam, yüzüğünden bir kılıç çıkardığı gibi farklı bir ruh haline girmişti adeta, etrafındaki enerjinin akışı değişmişti, bunun sebebi de muhtemelen çıkardığı kılıcın kendi üzerindeki etkileriydi...
''Bu kılıcı uzun zaman önce aldım, ancak hala kalitesini yitirmedi, hatta Pounz'daki en değerli kılıçların arasındaki yerini korumaya devam ediyor,'' dedi soğukça, biraz önceki paniğini yavaşça üzerinden atmış gibi görünüyordu, şu an daha ciddi ve cesaretli bir havası vardı Vosu'nun. Kılıcına gerçekten güveniyordu, belliydi bu... ''Ona Son Görünüş diyorum, çünkü rakip, ben bunu kullandığım zaman hayatının en sonunda bu kılıcı görmüş oluyor, güzel bir isim, değil mi? Vankanor'un yaptığı bir kılıçtan bile daha değerli olarak görüldüğü oluyor... Bakalım, ona karşı savaşabilecek misin Zend...'' diyerek devam etti konuşmasına. Son derece tehditkâr bir hava vardı üzerinde, Zend hafifçe ürpermişti. ''Ayrıca, sen de asıl kılıcını kullanmaya ne dersin? Birazdan tüm gücümü ortaya koyacağım, sen hafife alabileceğim birisi değilsin, bunu fark ettim. Sen de aynısını yap, hareketime karşılık ver ve savaşın şerefini sürdür.''
''Elbette hazırım,'' dedi Zend. Kendi kılıcı değiştirmemişti ama. Hatta yüzünde bir gülümseme oluşmuştu bir kere daha, ''Vosu, sen bana düzgün bir şekilde gelseydin eğer bunları söyleme hakkına sahip olacaktın. Ben seni gece vakti, sinsi planlar yaparak yakalayabildim ancak. Bir de benden, bu normal bir savaşmışçasına hareket etmemi mi istiyorsun? Aptallık etme, kızıl kılıcım sana fazlasıyla yeter...'' dedi, yüzündeki aşağılayıcı gülümseme yerini korumaktaydı. ''Eğer sen, bu savaşı zorluk çıkarmadan kabul etmiş olsaydın emin ol, her şey daha farklı olurdu.'' diyerek devam etti, derin bir nefes almış ve kollarını açmıştı iki yana. ''Ama ne yapalım, işler böyle yürüdü... Tabii ki sorun yok, sonuçta eğer bunu resmi bir şekilde yapsaydık ileride başım ağrıyabilirdi, malum, Dustin köpeği öldürülünce sinirlenecektir... Şimdi ise, seni benim öldürdüğüme dair bir kanıt olmayacak. Era'ya bakarak mı konuşacaklar, hah!'' Kılıcını rakibine doğru uzatmış olan genç adamın sesinden, öfke okunabilmeye başlamıştı bir anda. ''Olacak olan şeyi söyleyeyim, sen gebereceksin ve bunun karşılığında hiçbir şey kaybetmeyeceğim!''
''Hayal kurmaya devam edebilirsin, balıklar da her zaman kuşlara bakarak hayal kurar zaten...'' dedi Vosu, bunun biraz alakasız kaçtığını daha geç fark etmişti. Ancak geri de dönememişti tabii, vakit geçirmek kendi yararına olmalıydı, şu an Zend'i yenemese bile dayanması gerekiyordu yalnızca... Böylece, dostlar gelmeye devam edebilirdi buraya, Vosu da rahat bir şekilde kurtulur ve Zend mağlup edilirdi. Yani bu savaşı kazanması için sahip olduğu tek yol, Zend'i öldürmekten geçmiyordu. Bunu Zend'in de bildiğini tahmin ediyordu elbette... Bu yüzden, büyük ihtimalle vakit kaybetmeyi kabul etmeyecekti. Ancak eğer gönüllüyse de, Vosu elbette razı olurdu.
''Burada balık olan Ovaur ya da Ankoa oluyor, değil mi? Tabii o Chibui'de öldürdüğüm çocukların da olabilir, onların tamamı beni yenebilecekmiş gibi hareket etmişti de, o yüzden söylüyorum.'' dedi Zend alaycı bir şekilde. Vosu'yu hata yapmaya itmeye devam etmek istiyordu bu şekilde. Ama boş vakit geçirmemesi gerektiğini de biliyordu, bu yüzden de biraz sonra savaşı başlatacaktı.
''Bunlara dayanabilecek kadar irade sahibiyim.'' dedi Vosu, Zend'in kışkırtmalarına gelmemek için zihnini boşaltmıştı o anda. Gerçekten de tecrübeli olduğu her halinden belli olmaktaydı.
''Peki o zaman,'' dedi Zend, onun irade sahibi olmadığını düşünmüştü aslında, biraz önceki kışkırtmasında kendisine kanmış olduğu için. Ancak ciddileştiği zaman farklı biri oluyordu görünüşe göre... ''şimdi vakit, senin öldüğün vakittir...'' dedi son olarak, kılıcını kaldırdı ve Vosu'ya doğru ilerlemeye başladı.
Aynı zamanda, Vosu da içten içe düşünmekteydi. 'Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi'ni bir şekilde Ağır Kılıç ile uyumlu bir hale getirmiş gibi görünüyor, ardışık saldırıları can sıkıcı olabilir. Enerjimi düzgün kullanmalı ve saldırılarını savuşturarak, vücudumun zarar gören yerlerini iyileştirmeliyim. Açık görünce de saldıracağım, başka bir yol yok...'
Bam!
Kılıçlar havada çarpışmıştı. Vosu'nun elindeki gri, sert bir metalden yapılmış gibi görünüyor olan ortalama büyüklükteki kılıç, Zend'in kılıcının daha güçlü olmasından dolayı geriye doğru itilmişti yavaşça. Vosu gücünü epeyce kullanmaktaydı, Zend'in saldırıları son derece güçlü olduğu için, hayatta kalmaya devam etmek amaçlı olarak bu şekilde savaşması gerekiyordu. Aksi halde öldürülebilirdi zaten, biraz bile yanlış bir hesap yaparsa, kılıç kendi başını eziverirdi hızlıca. Bir Ağır Kılıç'ın ne kadar güçlü olduğunun farkındaydı o da...
Ancak farklı bir adım da atmıştı...
Zend bir saldırı yapmasının hemen ardından, o kılıcın da enerji ile güçlendirilmiş olduğunu fark etmişti. Aynı zamanda Vosu ona enerjisini yolluyor olmalıydı devamlı olarak, bu şekilde dayanıyordu yani hamlelerine... Bunları hesaplayarak saldırması gerekiyordu, Ağır Kılıç ile düzgün bir şekilde kullanabileceği uyumlu bir tekniğe henüz sahip değildi, bu kendisine bir dezavantaj yaratıyordu. Tam saldırısını bir kere daha yapmışken, Vosu'nun, Zend'i savuşturmasının hemen ardından kılıcı yan tarafa doğru çekerek, onun koluna saldırdığını görmüştü...
Elbette o da, direkt olarak kılıcı kendi koluna doğru çekmişti. Ancak birazcık geç kalmıştı, Vosu'nun bu kılıçla birlikte epey hızlı olacağını tahmin etmişti, bu onun gizli silahı olmalıydı sonuçta. Ancak bu hıza, Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi ile kılıcını yönlendirerek karşılık vermeyi düşünüyordu biraz önce. Ne yazık ki bu şekilde olmamıştı, Vosu'nun bir saldırıyı atlattığı anda diğer bir saldırıyı gerçekleştireceğini hiç düşünmemişti çünkü... Bunun bedeli olarak da, kılıç, sol koluna doğru birazcık girmişti...
Tabii, sadece biraz girmiş de olsa kılıcın keskinliği oldukça yüksek olduğu için, geri çekilmesiyle birlikte Zend'in kolunda derin bir kesik ortaya çıkmıştı...
Genç adam, kesilmiş olan koluna baktı yavaş bir şekilde. Onunla ilgilenecek vakti yoktu, çünkü Vosu, Zend yarası için bir şey yapmaya çalışacak olursa kesin direkt olarak saldırırdı. Buna bir çare bulması gerekiyordu...
'Neyse,' diye geçirdi içinden. 'en iyisi, Vosu'nun bir saldırı daha yapmasını bekleyeyim ve o saldırı gerçekleştiği anda, Ağır Kılıç'ı bırakayım. Demek gizlediği kozu, tek eliyle kullanarak, diğer elinde bir şey tutmadığı, hızlı olmasını sağlayan bir kılıçmış... Sadece güç üzerinde uğraşmadığından emindim zaten...' diyerek devam etti, Ağır Kılıç ile birlikte hareket etmek hiç kolay değildi, onu bırakıp saldırıdan kaçınmasının ardından Vosu'nun herhangi bir uzvuna ya da direkt olarak kendisine dokunabilirse, ciddi anlamda bir avantaj kazanmış bir konuma gelecekti... Gecenin Parıltısı'nı kullanabilecekti çünkü.
Kolu kesilmiş olmasına rağmen, küstah bir şekilde gülümsemeye devam etmişti Zend. Vosu'nun psikolojik olarak yenilmesi şarttı bir kere. Bunu da her hareketiyle sağlıyordu zaten... ''Gerçekten, bu kılıç sadece bu kadarcık bir yara mı bırakabiliyor üzerimde?'' diye sordu alay ederek. Vosu'nun yüzündeki tatmin olmuş ifade de bunu duyunca bir anda kaybolmuştu. Zend hala neden bu şekilde gülüyordu ki? Yoksa bilerek mi almıştı bu darbeyi? Bunları sormamıştı elbette, yalnızca dişlerini sıkmakla yetinmişti adam. Hızlı bir şekilde, bir darbe daha vermek istiyordu karşısındaki gence. Onun küstahlığı, bu gece için fazlaydı! ''Doymadıysan bunu da al!'' diye bağırdı, hızlıca saldırıya geçmişti. Zend'e ciddi bir zarar vermekte kararlı gibi görünüyordu.
Zend kendisine doğru gelen saldırının yönünü basitçe fark etmişti. Kendisi de deneyimli sayılabilirdi birazcık, bu çeşit açık saldırıların nereye gideceğini rahat bir şekilde anlaması mümkün oluyordu bu yüzden. Bu saldırı ise, net bir şekilde sol omzuna gitmekteydi. Vosu tek bir yere odaklanmak istiyordu anlaşılan, güzel bir taktikti ancak Zend'e karşı işe yaramayacaktı...
Zend, sağ eliyle tuttuğu kılıcı hızlı bir şekilde sol omzunun üstüne doğru kapattı. Vosu'nun yavaşladığını görünce planının başarılı olduğunu fark etmişti, o, Zend'e yeteri kadar yaklaşmalıydı önce. Daha sonra da saldırıyı başlatmalıydı, o şekilde Zend ona dokunabilir, daha sonra da kılıcını yerden alıp, Vosu'nun kaçabileceğini sandığı bir hamleden kaçmasını engelleyerek ölmesini sağlayacaktı. Teoride çok zor değildi, yaparken de o kadar zor olmamalıydı.
Vosu'nun gözleri, Zend'in sol omzundan göğsüne doğru kaymıştı. Sol omzunu kapatmış olan genç de bunu fark etmişti elbette, kendi gözleri de hemen onunkilerin üstündeydi çünkü... Bu şekilde, onun göğsüne doğru saldırıya geçtiğini görebiliyordu. Zend şu an saldırıları engelliyordu, çünkü Vosu'nun yapacağı saldırılar direkt olarak Zend'in vücuduna doğru ilerleyecekti. Yani kılıç etrafa doğru savrulmayacaktı, Zend'e bir açık vermeyecekti. Zend dokunma işini garantiye almalıydı, eğer alamazsa, Vosu onun yapması gereken şeyin bu olduğunu anlar, sürekli olarak uzak dururdu ona. Buna engel olması gerekiyordu. Bu yüzden de, kılıcın uzağa doğru savrulabileceği bir hamlenin gerçekleşmesini bekliyordu. Örneğin, Vosu'nun kılıcı Zend'in göğsünden sağ omzuna doğru ilerletmesi gibi...
Bam!
Tesadüfen, Zend'in göğsündeki Ağır Kılıç'a çarptıktan sonra hemen geri çekilmiş, sonra da onun sağ omzuna doğru yol almaya başlamıştı kılıç. Bu, Vosu'nun Zend'in sağ omzunun iç kısmına saldırmaya çalıştığını gösteriyordu. Zaten Zend'in de beklediği buydu, o yüzden hiç sorun yaşamamıştı!
Kılıcını, herhangi bir dikkat çekmemek amacıyla sağa doğru yaklaştırmıştı önce, ancak bu sefer bunu daha yavaş yapıyordu. Böylece Vosu heyecanlanacak, vuracağını düşünecek ve diğer şeyleri düşünmeyi bir adım geride bırakarak, genç adamın omzuna bir saldırı yapmak isteyecekti! Tabii başarısız da olacaktı, bundan haberi yoktu onun.
Bir sürtünme sesi yayılmıştı her yere, ince bir sesti bu... Kılıç Zend'in kılıcının üst kısmına sürtünmüş, daha sonra da ilerlemişti hızlı bir şekilde. Genç adam kılıcın bu şekilde ilerlemesini istemişti zaten, bu, tam onun beklediği fırsattı! Sağ eliyle kılıcını tutuyor olan Vosu, dik bir şekilde yolladığı kılıcı Zend'inkine sürterek ilerlediği zaman biraz şaşırmıştı. Ancak, kılıcı hemen geri de çekememişti...
Zend, fırsatı gördüğü anda kılıcını elinden bıraktı ve ileriye doğru atılarak, sağ eliyle Vosu'nun sağ bileğini yakaladı. Zaten o sırada da, kılıcı Zend'e doğru yaklaştırmaya çalışıyordu yaşlı adam. Ancak yeterince hızlı değildi, Zend, Ağır Kılıç tutuyor olsa da kısa mesafelerde bayağı hızlıydı çünkü kılıcı hareket ettirmesine gerek olmuyordu, durduğu yerde kalmasını sağlayarak bir anda hareket edebiliyordu, Vosu'nun hamlesini de bu şekilde kesmişti. Aslında sadece geri çekilmişti ve onun kılıcı da kendisini takip etmişti, böylece karşısında bir Ağır Kılıç bulmuştu. Ama muhtemelen Vosu, bunu fark edememişti bile...
''Dokundum...'' dedi yavaşça Zend, bir eli, Vosu'nun bileğinin üzerindeydi. Ancak konuşmasını kimsenin duyamayacağı bir şekilde yapmıştı elbette, Vosu onun bir koz yakaladığını düşünmemeliydi...
Zaten panikle kılıcı geriye doğru çekmiş ve Zend'in geride kalarak, kılıcına yem olmasını sağlamak istemişti. Ancak Zend de geri çekilmişti hemen, düşmesiyle birlikte bir toz kaldırmış olan kılıcını yerden kaldırmış, Vosu'ya doğru gülümseyerek bakmıştı.
''Saldırıya geçmek için kılıcını bırakıyorsan, yanında bir kılıç daha taşıyor olmalısın, oh, bu gerçekten yakındı, hehehehe...'' demişti Vosu. Zend'in ona ek bir kılıçla saldırmadığını görünce rahatlamıştı gerçekten de, o pozisyonda zarar görebilirdi çünkü, Zend, gerçekten de kılıcı bıraktığı zaman acayip hızlanıyordu. bunu beklemiyordu yaşlı adam...
''Tabii, tabii.'' dedi Zend, yavaş bir şekilde. Kılıcını kaldırmıştı yukarıya doğru... ''Öyleyse tüm gücümü kullanarak savaşacağım artık, saldırıda geride kalmak yok.'' diyerek, gücünü kılıcında topladığını belli edecek şekilde bir aura yaydı etrafa. Aurası gerçekten de korkutucu olmalıydı şu an... Zaten Vosu, Zend'in bu enerjisini hisseder hissetmez geriye bir adım atmıştı. Onun tüm gücünü kullanacağı doğruydu açıkça... Zend, onun bu saldırıdan kaçınmaya çalışacağından emin olmak istiyordu.
Acaba olacak mıydı?
***
1720
Magnec