Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

356. Bölüm Vosu'ya Karşı (3)

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

 

Zend, tüm gücünü kullanacağına Vosu'nun tam olarak ikna olduğunu anlamasının ardından, derin bir nefes aldı. Biraz sonra tüm gücünü kullanmayacaktı aslında, kılıcını Vosu'ya doğru yaklaşmasının hemen ardından yere bırakacak, daha sonra da onunla bir fiziksel temas kuracaktı. Böylece onun üzerinde Gecenin Parıltısı'nı güzelce kullanma imkanı olacaktı, zaten bu da, onu rahat bir şekilde öldürebilmesi demekti... Tabii, Vosu'nun, Zend'in asıl amacının ona dokunmak olduğunu anlamaması gerekiyordu. Çünkü anlarsa eğer buna göre hareket ederdi ve biraz sonra Zend'in onu öldürmek için harcayacağı çabaların boşa gitmesine neden olabilirdi, bu da Zend'in doğal olarak istemediği bir şeydi. Bundan kaçınması gerekiyordu, son ana kadar, Vosu'yu kandırmaya devam etmesi lazımdı. Böylece işini garantiye almış olabilecekti...

 

''Bu saldırında senin gerçek gücünü cidden görebileceğim, ha?'' dedi yaşlı adam, Zend'e bakarken bir nefes almış ve gözlerini birkaç kere kırpıştırmıştı. Vücudunun tam anlamıyla hazır olmasını istiyordu anlaşılan.

 

''Bilmem...'' dedi Zend, kuşkulandırmaya çalışarak aslında ona gerçekten de tüm gücünü göstereceğini kanıtlıyordu. Eğer direkt olarak onaylasaydı Vosu bir şekilde şüphelenebilirdi çünkü, bu şekilde cevap vermesi ise, Vosu'nun daha iyi inanmasını sağlayacaktı kendisine. Yani aslında doğruyu ifade ederken, Vosu'nun, yanlışa inanmasına neden oluyordu kısaca...

 

''Heh, birisinin ne yapacağını onun yüzünden anlayabiliyorum uzun zamandır. Görünüşe göre beni epey küçümsüyorsun, bunun bedelini ödemek zorunda kalabilirsin, haberin olsun.'' demişti Vosu yavaş bir şekilde, gülerek. Zend'in ciddileştiğini görünce işi kendisi de iyice ciddiye bindirmişti anlaşılan.  Aynı zamanda, Zend onun bu huyunu takdir etmişti. Yani Vosu'nun, kendisine saygı duyması, hoşuna gitmişti. Onun deneyimli bir savaşçı olduğunu sadece buradan anlamak bile mümkündü, eğer karşısında Ovaur ya da Ankoa olsa, Zend kesin, hâlâ hemen önünde kendisini küçük görüyor olan bir rakibi görüyor olacaktı. Bunu tahmin etmesi zor değildi... Tabii bu güzel bir şeydi, sonuçta eğer kişi kibirliyse, yenilmesi de bayağı kolaylaşırdı. Örneğin Vosu, şimdi Zend'in gücüne saygı göstermişti ve onun kendisini öldürmesini iyice zorlaştırmıştı. Onun kendisini aşağılamasını daha çok isterdi Zend aslına bakarsanız, o şekilde onu öldürmek konusunda son derece rahatlardı çünkü...  Biraz önce kendisine öfke kusan, ailesinden birilerinin öldürülmüş olmasından dolayı son derece öfkeli olan Vosu'nun bu şekilde sakinleşebileceğini aklından bile geçirmemişti Zend. Görünüşe göre, deneyimin en iyi yaradığı şey buydu... Kişi, bir anda baştan sona değişebilmekteydi.

 

''...'' Sessiz kalmayı tercih etmişti genç adam. Rakibine cevap vermeye ihtiyacı yoktu, şimdi sessiz bir şekilde beklemesi daha iyi bir cevaptı. Zaten biraz sonra, sürprizini yaparak Vosu'yu öldürmek için büyük bir adım atacaktı bir anda. Onun güçlü olduğunu şimdiye kadar fark etmişti, Vosu zaten güçsüz olsaydı, Zend'in birkaç hamlesiyle birlikte çoktan yeri boylamış olurdu. Ancak o Zend'in saldırılarını güzel bir şekilde karşılamış, hatta onun son derece fazla olan fiziksel gücünün karşısında bile kılıçlarını dayandırmayı başarmıştı. Zend önce birkaç kere saldıracaktı ona, bu şekilde karar kılmıştı şimdi. Böylece onun biraz daha bu şekilde savaşmasına, dolayısıyla Zend'in bir anda saldırısını bırakarak ona dokunmaya çalışma ihtimalini hiç düşünmemesine neden olacaktı. Bu yüzden, gücünün tamamını kullanıyor olmasa da hamlelerini birazcık güçlendirecekti...

 

Bam! Zend, kılıcını Vosu'ya yollamıştı hızlı bir şekilde hızlıca verdiği yeni kararıyla birlikte. Onu biraz daha oyalamalıydı, aksi halde ona değmesi hiç mümkün olmayabilirdi. Bu riski alamazdı.

 

Vosu, Zend'in kılıcı kendisininkine değer değmez kılıcını geriye doğru çekmiş, Zend'in saldırdığı doğrultudan da çekilmişti hemen. Böylece onun karşısında ayakta durması daha kolay olacaktı, onun, gücünü devamlı olarak harcamasına neden olacaktı. Eğer böyle yapmazsa sorun yaşayabilirdi epey, bunu kabul edemezdi, işini garantiye alarak hareket etmek daha mantıklıydı. Bu yüzden, bir süre boyunca onun saldırılarından kaçınması gerekiyordu.

 

'Hızı epey yükseldi bir anda.' dedi Zend içten içe, Vosu'nun onun kılıcının hemen önünden hızlı bir şekilde kaçtığını görmüştü. Ardından o da çekilecekti zaten, bunu tahmin etmesi pek de güç olmamıştı açıkçası... 'Görünüşe göre, rakiplerini yenmek için direkt olarak, normale göre epey fazla olan gücünü kullanmaktan başka yolları da varmış. Hızlı hareket ediyor, en sevmediğim hedef tarzı...' dedi, zaten güç olarak kolay kolay onunla kafa kafaya gelebilecek birisi ile karşılaşmamıştı henüz Zend, bir savaşın içerisinde. Genel olarak rakiplerinin tamamı ondan kaçınmaya çalışmıştı, bazısı başarmıştı, bazısı da başaramamıştı. Zend ile gücünü kullanarak çarpışmaya çalışan, fiziksel gücüne güvenen insanların sonu da Ovaur'unki gibi olmuştu. O da Zend'in saldırısını karşılayabileceğini düşünmüştü zamanında, sonuç olarak kılıçları parçalanmış ve Zend'in tek saldırısıyla ölmüştü. Zend de tam öyle rakiplerden hoşlanıyordu, kendisinden kaçan insanlar, yalnızca onun daha çok zaman kaybetmesine neden oluyordu. 'Bir şekilde benim de hızımı artırmam lazım.' diye geçirdi içinden, Vosu'yu nasıl yakalayabilirdi? Seviyesine bakınca onun hız teknikleri konusunda epey iyi olabileceğini hemen anlardınız, eğer İmparator Seviye'ye ait, güzel hız teknikleri biliyorsa Vosu, Zend'in onu yakalaması epey zor olacaktı.

 

'Neyse, bir kere daha deneyelim bakalım. En iyisi yavaş yavaş hareket edip, ne yapacağını görmek... Sadece enerjimi harcayıp kendimi yormam için uğraşıyorsa, kılıcı hemen bırakıp Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi ile onun üzerine atılacağım. Sonra da kılıcımı alır, onu parçalayıveririm.' dedi, zaten kabataslak planı her zaman belliydi onun.

 

Kılıcını, biraz önce çarptığı topraktan çıkardı. Zaten o pek keskin değildi, genel olarak rakibi ezip parçalamaya yaradığı için keskinliğe gerek olmuyordu, Zend eliyle rahat bir şekilde tutabiliyordu onu bu yüzden. Bu tip büyülü aletlerde de yarıyordu aslında işine o manyak adamın ona bir şekilde verdiği o Yarı Tanrı Tekniği, ama Zend için bu önemli değildi, bu Ağır Kılıç'ın bir seviyesi yoktu çünkü. Direkt olarak işleyecekti yani, keskinlik ve güç olarak. Emerantaos Zend'in seviyesinin yüksek olmadığını bildiği için ona bu kılıcı hediye etmişti daha önceden, zaten bir Ağır Kılıç için önemli olan seviye değildi. Önemli olan sağlamlık ve ağırlıktı, gerisi çok da önemli değildi, Zend Emerantaos'un bile belki de İmparator Seviye'den aşağıdaki bir kılıcı kullanıyor olabileceğini düşünmüştü. Kısaca söylemek gerekirse, Zend'in , zarar görmesini engelleyen tekniği bu Ağır Kılıç'a karşı etkisizdi. Elbette bir Ağır Kılıç'ın sana yaptığı darbeyi engellemek de pek kolay bir şey olmasa gerekti...

 

Vosu'nun geriye doğru çekileceğini tahmin etmiş olan Zend, kılıcını bu sefer ileriye doğru yollamıştı biraz daha. Bu sırada enerjisinden de bir kısmı harcamıştı, farkındaydı bunun. Savaş uzamamalıydı, yoksa her halükarda kendisi dezavantajlı olacaktı.

 

Kılıcı Vosu'ya doğru ilerlerken, onun hızlı bir takla atarak kenara kaçtığını gördü Zend. 'Bu yaşta bu çeviklik...' diye düşünmeden edememişti, daha sonra kılıcını hızlı bir şekilde sağa doğru ilerleterek onu takip etti, Vosu, kendini bir kere daha geriye itmiş ve bir ağaca ayaklarını yapıştırarak kendisini ileri itmiş, Zend'e doğru bir saldırıya geçmişti.

 

Zend, Vosu'nun kendisine geldiğini fark ettiği an kılıcını bırakmış ve Rüzgar Tanrısı'nın Nefesi'yle yukarıya doğru ilerlemişti, daha sonra da aşağı inerken, Vosu'ya bir yumruk atmak için elini hazırlamıştı. Kılıcına bir şey olmasını istemiyordu kendisi havadayken, bu en basit taktikti; eğer düşman silahından uzaklaşırsa, bu silahı onun ulaşamayacağı bir şekle sokmak gerekirdi hemen. Yani Vosu, ona hızlı bir büyü atabilirdi şu anda. Onun eskiden yaptırdığı, dokunanın acı çekmesini sağlayacak bir büyüyü taşıyor olması Zend'e çok da şaşırtıcı gelmezdi.

 

Ancak böyle bir şey olmamıştı. Aşağı iner inmez, Vosu'nun kılıçtan çoktan uzaklaştığını görmüştü genç adam. Onun çevikliği gerçekten de fazlaydı, bu yönde de kesin bir teknik kullanıyordu Vosu... Yoksa bu kadar seri hareket edemezdi.

 

Bir kere daha... Zend, kılıcını hızlı bir şekilde kaldırmış ve Vosu'ya tekrar saldırmıştı. Vosu da yine kaçmaya çalışmış, başarılı olmuştu. Bu şekilde savaşmaya devam edecekmiş gibi görünüyordu yaşlı adam, amacı Zend'i yenmek değil de birilerinin gelmesini ya da onun enerjisinin bitmesini beklemekmiş gibi görünüyordu. Zend de bunu biliyordu ama şimdilik bir şey yapmıyordu. Bir planı vardı çünkü.

 

Tekrar... Tekrar bir saldırı daha gerçekleştirdi Zend. Sürekli olarak enerjisinden yiyordu ama yapacağı şey, en azından belliydi. Vosu'nun, biraz sonra Zend'in yapacağı saldırı hakkında herhangi bir kuşkuya sahip olmaması gerekiyordu, burada şüpheye yer yoktu!

 

Bu yüzden, Vosu'nun ondan her seferinde hızlıca kaçınmasına aldanmadan, saldırılarının devamını getirmişti.

 

Tekrar ve tekrar, enerjisi artık son derece azalmıştı ve Vosu, Zend'in çaresiz kaldığını düşünüyordu. Bakışından bile belliydi, ancak haberinin olmadığı bir şey vardı ki, Zend aslında son saldırısı için hazırlanıyordu dakikalardır. Biraz sonra ona dokunacaktı, daha sonra da tek saldırısında işi bitirecekti. Vosu'nun işin iyice kolaylaştığını düşünmesi kendisi için önemli bir ayrıntıydı, rakibin düşüncelerini de ona karşı kullanmak gerekiyordu her zaman.

 

'Artık yenilgiyi kabulleniyor mu?' diye düşünmüştü Vosu. Zend'in hareketlerinin yavaşladığını görmüştü. Bunun Zend tarafından bilinçli bir şekilde yapılıyor olması ihtimali aklının ucundan bile geçmemişti, çünkü onun kaybetmeye yaklaştığından adı gibi emindi. Enerjisi gitgide azalıyor olmalıydı ve Zend de bunun farkındaydı, o, bunu bilebilecek kadar deneyimli biri olmalıydı. Sonuçta Siyahlar'ın içerisinde on beşinci olmuştu ve eğer kafa kafaya savaşırlarsa, büyük ihtimalle Vosu'yu da yenebilirdi. Ancak şöyle bir ayrıntı vardı ki; Vosu genellikle güç kullanan birisi olarak, güç açısından kendisine göre daha yüksekte olan birisi ile kafa kafaya savaşmasının intiharı olduğunu biliyordu. bunu yapması aptallık olurdu baştan sona. Bu yüzden kaçarak hareket etmişti, rakibinin saldırılarından kaçınmak ve onun enerji harcamaya devam etmesini sağlamak birincil planı olmuştu ve işe yaramıştı anlaşıldığı üzere, Zend'in dakikalarca çaresiz bir şekilde kılıç sallamasının başka nasıl bir anlamı olabilirdi ki? Dustin'in söylediğine göre, Zend fazla enerjiye sahip değildi normalde. Bu yüzden savaşlarını uzun tutmamaya çalışıyordu, sadece yedinci seviyeyle elde ettiği enerji ona bu kılıcı kullanması için ne kadar süre boyunca yetebilirdi? Pek uzun olmamalıydı... Bu yüzden, Vosu, savaşın sonuna doğru yaklaştığını devamlı olarak hissediyordu. Anlaşıldığı kadarıyla, birilerinin ona yardım etmesine bile gerek kalmayacaktı...

 

''Gel bakalım...'' dedi Vosu, Zend'in son ve güçlü bir saldırı yapmaya hazırlandığını görmüştü. Biraz önceden beri çok güçlü saldırılar yolluyordu o kendisine, ancak Vosu onlardan kaçındığı için bir sorun oluşmuyordu. Eğer bu saldırı değerse vücuduna ölme ihtimali vardı, bu yüzden, anında geri çekilecekti, biraz ona yaklaştıktan sonra. bu, Zend'in saldırıyı sonlandırıp enerjisinin bir kısmını daha saklamaya çalışmasını engelleyecekti...

 

Zend, enerjisini kılıcında topladığını belli etmişti güzel bir şekilde... Daha sonra da kılıcını kaldırmış, bir savaş narası atmış ve Vosu'ya doğru koşmaya başlamıştı. Tekniği çalıştırmak için onun tenine dokunmak zorundaydı, yoksa olmazdı hiçbir şey...

İki savaşçı, birbirlerine doğru yaklaşmışlardı. Vosu bir süre bekleyerek, tam son anda kılıcını Zend'in kılıcının üzerinden yollamıştı, bu, Zend'in geri çekilmesine ve enerjisini boşa harcamış olmasına yol açacaktı, sadece geri çekilmese de olurdu... Tabii böyle düşünmesi, yaptığı en büyük hatalardan birisi olmuştu...

 

Zend'in, rakibinin kılıcının kendi ellerine ulaşmaması için kılıcı bırakıp, hızını alamayarak kendisine doğru ilerlediğini görmüştü Vosu. Daha sonra da tatmin olmuş bir şekilde, onun kendisine çarpmasına izin vermeden kenara çekilmişti. Elbette, Zend'in bir parmağıyla onun sağ eline dokunduğunu fark etmemişti daha...

 

***

 

1690